Hasan Ruhani’nin İran’da hayata geçirmeye çalıştığı politikalar hakkında görüşleriniz nelerdir?

 

Hasan Ruhani’nin şu anda hayata geçirmeye çalıştığı dış politikadaki siyaset, aslında İran’ın Dini lideri Ayetullah Hamaney tarafından da desteklenmektedir. Hamaney’in Ruhani’nin siyasetini desteklenmesindeki asıl sebep ise,  İran’ın hem ekonomik, politik, siyasal ve toplumsal olarak dış politikada önemli bir sorunla karşı karşıya olmasından kaynaklanmaktadır. Bunun sonucu olarak, Hasan Ruhani’nin izlediği politika doğrultusunda bu sorunları aşılabileceğine inanılmaktadır.

 

İranlı yetkililer, ambargoların İran ekonomisine çok fazla zarar vermeyeceğini düşünmekteydiler. Ancak ambargolar İran ekonomisine ciddi anlamda zarar verdi ve bu nedenden dolayı İranlılar artık şunu çok iyi anladılar; eğer nükleer faaliyetler konusunda bir uzlaşma yapılmazsa İran ekonomisi düzelmeyecektir. Bu o kadar nettir ki, Hasan Ruhani dış politikadaki söyleminde de bunu ifade etmektedir. Bu yüzden de Hasan Ruhani, birinci önceliğini İran’ın ekonomik durumunu iyileştirmek olarak belirtmektedir. Dış politikada dünya ile aralarının iyi olması gerektiğini ifade etmektedir. İran’ın  nükleer sorunlar dâhil birçok sorunları aşması gerekmektedir.  Bu bağlamda dünya ile ilişkilerinde iyi bir noktaya gelmezse İran ekonomide hiçbir şey başaramayacaktır. O yüzden Hasan Ruhani, İran’ın öncelikle ekonomik çerçevede dünya ile ilişkilerini düzeltmesi gerektiğini belirtmektedir. Ruhani’nin nükleer görüşmeler ve batı ile yeni bir ilişki kurması, bu ekonomik iyileştirmenin bir göstergesi olarak tanımlanabilmektedir.

 

Hasan Ruhani, bazılarının söylediği gibi İran’da köklü bir değişim yapmaya gelmemiştir.  Ruhani’nin zaten böyle bir niyeti ve böyle bir değişimi gerçekleştirebilecek iradesi de yoktur. Böyle bir yetki de zaten Hasan Ruhani’ye verilmemektedir. Hasan Ruhani rejimin karşılaştığı sorunları reform yoluyla çözebileceğini inanmaktadır ve bu çözümün ekonomiden tutun diğer alanları da kapsamasını istemektedir. 

 

Hasan Ruhani’nin eski yönetime göre en büyük farkı sizce nedir?

 

Hasan Ruhani, devlet idaresini Mahmut Ahmedinejat hükümetinden daha farklı bir şekilde yönetilmesini istemektedir. Ruhani yönetiminde daha rasyonel, fevri kararlardan uzak, insanlara danışarak, devletin var olan kurumlarını yıkmadan, onları güçlendirerek bir yönetim modeli benimsenmektedir. Ruhani, karşılaştığı sorunlara Ahmedinejat’ın aksine daha rasyonel çözümlerle yaklaşmak istemektedir. Diğer taraftan da, İran’da bir yumuşamayı savunmaktır. Devletin biraz o ceberut, sert ve haşin görüntüsünden uzaklaşması gerektiğini düşünmektedir. Aynı anda devletin toplumun haklarını belli bir derecede kabul etmesini söylemektedir ve bu fikri savunmaktadır. Bu konuda ne yapıp yapmayacağı yeterli mi veya gücü yeter mi, yetmez mi bilinmez ama bu konulara özen göstermektedir.  

 

İran’ın siyasi geleceği hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

 

İran, dünya ekonomisine entegre olmayı istemektedir. Hasan Ruhani’nin bu entegrasyonu sağlamak istemesinin nedeni neo-liberal bir anlayışa sahip olmasından kaynaklanmaktadır ve bu yüzden de ülke içinde bir yumuşama gerçekleştirmektedir. Ruhani, kendi siyasetini itidal yani orta yol olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle her türlü radikalizmin bir şekilde İran’a zarar vereceğine inanmaktadır. Radikalizmden sonuç alınamayacağını ve doğal olarak bir ortayolun hem iç hem de dış politikada bulunmasının gerektiğini savunmaktadır.

 

Ruhani’nin bu söylemlerine rejimden karşı çıkanlar da bulunmaktadır. Ruhani’nin politikalarına karşıt görüşlü olanlar, İran’ın nükleer faaliyetler konusunda uzlaşmaya varmasını, batı ile yakınlaşmasını ve ülke içindeki yumuşamayı istememektedir. Ruhani’ye muhalif olanlar hem onu engellemek, önünü kesmek hem de bir şekilde onun projesini sabote etmek istemektedir.

 

Bunun yanı sıra, rejimin içerisinde Ruhani’nin projesini destekleyen ciddi kesimler de bulunmaktadır. Bu kesimler de sürece bir şekilde katkı sağlamaktadır. Hasan Ruhani aslında onların üzerinden yükselmiştir. Özellikle, Ali Ekber Haşimi Rafsancani, reformcular ve muhafazakârların büyük bir bölümü Ruhaniyi desteklemektedir. Aslında, Ruhani’yi destekleyenler onun başarısını İran’ın bu kritik dönemde çıkışı olarak görmektedir. Yine de söylenilmesi gereken bir şey varsa o da;  İran’da siyasi analiz yaparken sadece cumhurbaşkanlarını düşünerek yorum yapılamayacağıdır. İran’da dini lider birinci güçtür ve yürütülen siyasi girişimleri engelleme hakları kendisinde bulunmaktadır. Ama görünüyor ki Hammaney dini lider olarak Hasan Ruhani’nin siyasetini desteklemektedir. Hasan Ruhani'nin asıl yapmak istediği rejimi değiştirmek değil ama rejimi daha güçlü hale getirmek olarak bir değerlendirme yapılabilir.

 

Son olarak, İran’dan gelen haberlere göre 200’den fazla Azerbaycan Türkü aktivistin tutuklanması Hasan Ruhani’nin söylemiyle çelişmiyor mu? Bu olaylar Hasan Ruhani’nin durumunu nasıl etkiler?

 

Son gözaltı dalgaları Ruhani’nin yukarıdaki özetlediğimiz söylemleriyle tam anlamıyla çelişmektedir. Ayrıca cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde verdiği vaatleriyle da zıtlık teşkil etmektedir. Ruhani Güney Azerbaycan kentlerini gezdiğinde üç önemli vaatte bulunmuştu, birincisi Urmiye Gölü’nün kurumasını önlemekti. İkincisi ise Türk Dil Kurumu gibi bir kurumun kurulacağı idi. Üçüncüsü ise ana dilde eğitim.  Azerbaycan Türkçesi’nin basında daha rahat kullanılmasının da önünü açacağını söylemişti. İktidara geldikten sonra buna yönelik belirli adımlar atıldı; ama henüz netice alınması yönünde bir ilerleme kaydedilmiş değil. Urmiye Gölü’nün kurumasını engellemek için bir komite kuruldu; lakin bu komitenin ne yaptığı bilinmiyor. Azerbaycan Türk Dil Kurumu’nun kurulması yönünde ise bir adım yok. Doğu Azerbaycan Valisi İsmail Cabbarzade de aynı şekilde bu kurumun kurulacağını söyledi; fakat henüz atılan bir adım yok. Dolayısıyla Ruhani iktidara geldiğinden beri Türklerin hayatında olumlu bir gelişme şu ana kadar gözükmüyor. Bu sürede Azerbaycan musikisi hocası gözaltına alındı, musiki öğrettiği için. Türkçe kitap, dergi ve gazete yayınlanmasında atılmış adımlar yok. Üniversiteler bünyesindeki faaliyetlerde bir değişiklik yok. Ama bütün bu gelişmelere rağmen Azerbaycan Türkleri arasında az da olsa bir umut vardı. Son dönemdeki gözaltı dalgası bu umudu ciddi şekilde sarstı.

 

Böyle bir ortamda 200’den fazla Azerbaycan Türkünün gözaltına alınması Hasan Ruhani’nin söylemlerine olan samimiyetine şüphe yaratıyor ve ayrıca Ruhani’nin dillendirdiği söylemleri yapıp yapmayacağı yetkisini de sorgu altına almaktadır. Özellikle Gözaltına alınan aktivistlerin genellikle siyasi bir eylemden daha çok bir ana dili günü için toplanmak istemeleri durumunu göz önüne aldığımızda gelişmelerin vahametini artırmaktadır. Bu kişilerin gözaltına alınması şu anda, özelliklede İran’da yaşayan Türkler açısından çok büyük bir hayal kırıklığı olmuştur. Eğer, Hasan Ruhani demokratikleşmeyi savunuyorsa, yumuşamayı savunuyorsa bu tür sürecin önüne geçmesi gerekiyor. Ancak, görülüyor ki Hasan Ruhani bunu yapmamaktadır ya da bu nu yapma imkân ve yetkisi söz konusu değildir. Tabi ki bütün bu gelişmeler Hasan Ruhani’nin imajını olumsuz olarak etkilemektedir. Bu tür gelişmeler Ruhani’nin değişim söyleminin inandırıcılığını sarsıyor açıkça.