Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, iktidara geldikten sonra yakın birkaç ay içerisinde bir Müslüman ülkeden İslam Dünyasına hitap edeceğini duyurmuştu. Biz o dönem yazdığımız makalelerde bu ülkenin Mısır olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmiştik. (Bkz. http://www.turksam.org/tr/a1607.html) Bugün artık Obama’nın Mısır’dan hitap edeceği konusu kesinleşmiştir ve ABD başkanı 4 Haziran 2009 tarihinde Mısır’dan İslam dünyasına hitap edecektir. ABD başkanının Mısır ziyaretinde yapacağı konuşmasında sadece İslam dünyasına ılımlı ve olumlu mesajlar vermekle kalmayacağı, aynı zamanda Ortadoğu barışı için yeni bir barış planı sunacağını düşünmekteyiz. Bu planın ana öğesini ise AGİT benzeri “Ortadoğu Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (OGİT)” bir güvenlik yapılanması olabilir ve olmalıdır.

 

ABD Başkanı Barack Obama bilindiği gibi Kanada’yı saymazsak eğer, ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye yapmıştır. Obama’nın Türkiye ziyaretine baktığımızda beklediğimiz gibi Türkiye’yi Ortadoğu yerine Karadeniz-Kafkasya-Güney Asya hattına doğru yönlendirdiğini görmekteyiz. Bu ziyaret esnasında Obama'nın Türkiye için kullandığı model ortaklık önerisi yoğun gündem arasında yeterince değerlendirilememiş ve içi doldurulamamıştır.

 

SSCB’nin dağılması sonrasında yine demokratların iktidarda olduğu o dönemde Türkiye SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan ülkelere bir “model” olarak gösterilmişti. Türkiye hem Müslüman ve hem de Batılı değerlere sahip Pazar ekonomisi kurallarının işlediği bir ülke olarak başta Kafkasya ve Orta Asya olmak üzere bütün bölge ülkeleri için bir model olarak sunulmuştu.

 

Bugün geldiğimiz noktada yine demokratların iktidar olduğu ABD’nin yeni başkanının Türkiye’ye önerdiği ama içi daha tam olarak doldurulamayan “model ortaklık” önerisi Ortadoğu ve Güney Asya ülkeleri için Türkiye’nin model olarak önerileceği yeni bir anlayışı sergilemektedir. Ancak önceki yazılarımızda da (Bkz. http://www.turksam.org/tr/a1607.html) ifade ettiğimiz gibi yeni dönem Amerikan dış politikasında Türkiye’ye Ortadoğu’da çok fazla bir rol öngörülmemektedir. Obama ve ekibinin Türkiye için düşündüğü ana coğrafya Karadeniz-Kafkasya-Güney Asya hattıdır. Ortadoğu’da ise Fransa ve Mısır’ın Türkiye’den rol kapma yarışına girdiği ve bunda bir miktar da etkin olduğunu görmekteyiz. Obama’nın Mısır’dan hitab edecek olması da bu ülkeyi İslam dünyası içerisinde daha fazla ön plana çıkaracaktır.

 

Obama’nın Mısır ziyaretinde İslam dünyasına sesleneceği konuşmasının sıradan bir konuşma olmayacağı ve bazı somut planlar içereceğini düşünmekteyiz. Bugün bütün Ortadoğu ve hatta Güney Asya’daki çatışmaların ve terörün ana kaynağı olan İsrail-Filistin çatışması bir dönem Amerikan dış politikası için faydalı bir araç olarak kullanılmıştır. Özellikle ABD’nin Ortadoğu’ya yerleşmesi için Filistin sorunu ve dolaylı olarak da Irak konusu etkin olarak kullanılmıştır. Ancak bugün artık Filistin konusu hem ABD ve hem de İsrail için terör üreten bir bataklık haline gelmiştir. Hatta artık Filistin’den de öte Irak, Afganistan ve Pakistan terör üretme fabrikaları haline gelmiştir. Filistin sorunu aynı zamanda dolaylı olarak İran’ın nükleer silah elde etme çabalarını da tetiklemektedir. Dolayısıyla da Filistin sorununun artık çözülme zamanı gelmiştir. Filistin sorunu ve bir bütün olarak Arap-İsrail sorunu çözülmeden de ABD için “asıl büyük bela” olan Afganistan-Pakistan sorunu ve İran sorunu çözülemeyecektir. Bu sebeple de Obama İslam dünyasına hitap ederken bazı somut öneriler getirmesi beklenmektedir. Bu önerilerin ise Arap-İsrail sorununa bir nebze de olsa çare olması ihtimali mevcuttur. Ancak bu tür bir platform İran’ın nükleer programı için bir çözüm zemini olmaktan uzaktır.

 

Bu önerilerin başında Ortadoğu için AGİT benzeri bir yapılanmanın önerileceğini düşünmekteyiz. Ortadoğu’da yıllardır çözüm bulmayan İsrail-Filistin sorunu ABD’nin İsrail yanlısı tutumu sebebiyle Arap dünyasında ABD karşıtlığını en üst noktalara taşımıştır. İsrail başbakanı Netanyahu’nun son ABD gezisinde de görüldüğü gibi pek kolay olmasa da İsrail’deki aşırı milliyetçi koalisyon hükümeti barış süreci için ikna edilmeye çalışılacaktır. Unutmamak gerekir ki, aşırı sertlik yanlısı pozisyonda olanlar ve/veya daha diktatoryal eğilimdeki iktidarlar ile barış yönünde daha cesur adımlar atılabileceğini tarih bize çeşitli örnekleri ile göstermiştir. Bu durumda Obama’nın önceliğinin İsrail-Filistin barışını sağlayacak tedbirlerin alınması ve Ortadoğu’da yeni bir güvenlik şemsiyesinin kurulması olacaktır. Bunda başarılı olma ihtimali de mevcuttur. Nihai olarak da bu güvenlik şemsiyesinin aslında öncelikli olarak koruyacağı ülke İsrail olacağını belirtmek gerekir.

 

Ortadoğu için AGİT benzeri bir kuruluş kurulabilir mi? AGİT bünyesinde Minsk grubunu kurarak 17 yıldır Dağlık Karabağ sorununa bir çözüm bulamayan bu teşkilat acaba Ortadoğu sorununa çare olabilir mi? Bunu daha iyi anlayabilmek için AGİT’in ne olduğuna bakmak gerekir.

 

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Soğuk Savaş’ın en şiddetli olduğu yıllarda 15 Ocak 1973 tarihinde Helsinki’de Avrupa’nın bölünmüşlüğünü ortadan kaldırmak ve Avrupa’da güvenliğin sağlanarak barış ve istikrarın getirilmesi için  "Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı" adıyla kurulmuştur. AGİT 1 Ağustos 1975’de Helsinki Nihai Senedi’nin 33 Avrupa ülkesi ile ABD ve Kanada tarafından Devlet ve Hükümet Başkanları düzeyinde imzalanmasıyla Avrupa’da güvenliğin sağlanmasında önemli görevler üstlenen bir teşkilat haline gelmiştir.

 

Kurulduğu günden 1990 yılına kadar AGİT, daha çok konferans ve toplantılar şeklinde faaliyet yürütmüştür. 1990 yılında yapılan Paris Zirvesi kurumsallaşmaya başlamıştır. 18-19 Kasım 1999 tarihinde 53 üye ve 6 katılımcı devletin bir araya geldiği Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın İstanbul Zirvesi ile AGİT yeni bir yapılanmaya gitmiştir.

 

Yukarıda kısaca tarihsel geçmişine baktığımız AGİT’in Avrupa’nın güvenliği için üstelendiği görevleri dikkate aldığımızda benzeri bir yapılanmanın Ortadoğu için faydalı bir girişim olacağı muhakkaktır. Ancak Ortadoğu konusunda etkinleşen tek ülkenin ABD olmadığını da belirtmek gerekir. Bu konuda Rusya’nın da bir barış konferansı toplamaya çalıştığını belirtmek gerekir. Rusya tarafından yapılan açıklamada Mısır, ABD, AB, Rusya ve BM’den oluşan Ortadoğu dörtlüsünün acilen toplanması gerektiğini açıklamıştır. Rusya’nın amacı bu yıl içerisinde Ortadoğu barış sürecinin ele alınacağı bir Moskova Konferansı’nın toplanmasını sağlamaktır. Ancak Rusya’nın bu konuda elinin çok güçlü olmadığını belirtmek gerekir.

 

ABD’nin Ortadoğu’nun AGİT’i şeklinde oluşturacağı yeni bir güvenlik şemsiyesi içerisinde Türkiye’nin alacağı rolleri “hamaset” yapmadan ve duygusallıktan arındırılmış bir mantık çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir. Ortadoğu’da yeşertilecek bir barıştan en çok kazançlı çıkacak ülkelerin başında bu bölgeyle sınırdaş olan ve aynı zamanda bu bölge üzerinde tarihsel misyonu olan Türkiye birincil derecede kazançlı çıkacaktır. Ancak böylesi bir barış şemsiyesinin Ortadoğu Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (OGİT) içerisinde mutlaka teröre karşı işbirliği ve bu çerçevede PKK terörünün bitirilmesine yönelik çabaların da yer alması sağlanmalıdır. Bu analizimizde ABD Başkanı Obama’nın Ortadoğu Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (OGİT) gibi veya aynı içerikte ve fakat başka bir isimle bir şemsiye örgüt kurma teklifi ile gelebileceği öngörülerek kaleme alınmıştır. Ortadoğu Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (OGİT) isimli bir teşkilat aslında bizim değerlendirmemiz ve önerimiz olarak da ele alınabilir. Zira Ortadoğu’da artık barışın zamanının geldiğini düşünmekteyiz. Çok değil bundan sadece 80 yıl önce bu bölgelerde hakimiyet süren Türkiye, Ortadoğu barış sürecinde aktif bir şekilde rol almalıdır. Aslında yeni dışişleri bakanı Sayın Davutoğlu'nun vizyonu da buna çok müsaittir.