Her iki dünya savaşının sona ermesinden sonra tarafların ellerinde bulunan esirleri birbirleriyle değiştirerek serbest bırakmaları günümüzde terör ve gayrı nizami mücadelede bulunan örgütlerin üyeleri için gerçekleştirilmektedir. İstisnai olanların dışında değişim operasyonlarında belirleyici rolü gizli servisler oynar. Bazı operasyonlarda tarafların muhataplık veya güvensizlikten kaynaklanan sorunlarla karşılaşmaları olağandır. Tüm süreci daha en başında başarısızlığa götürecek olan bu gibi durumlarda her iki tarafın da kabul edeceği üçüncü bir tarafın gizli servisinin uzlaştırıcılığına başvurulur.

 

Dünyanın Marksist-Leninist ideolojiyi esas alan terör örgütleriyle tanıştığı 1970-80’li yıllar takas operasyonları açısından önemlidir. Bu yıllarda özellikle Filistin davasını dünyaya duyurmak isteyen örgütlerin Ortadoğu bağlantılı olarak uçak veya gemi yolcularını ya da batılı görevlileri kaçırarak rehin almaları yaygın bir eylem türüydü. Rehinelerin karşılığında cezaevlerindeki arkadaşlarının serbest bırakılması istekleri yapılan uzun görüşmelerden sonra genellikle olumlu sonuca bağlanırdı. Bu görüşmelerde çoğunlukla üçüncü bir tarafın yardımına başvurulurdu.

 

Hiç durulmaksızın kaynayan Ortadoğu’da Filistin-İsrail, İsrail-Mısır, İran-Irak, İran-ABD arasında yaşanan savaş ve gizli mücadeleler takas operasyonlarının çok sayıda gerçekleşmesine neden olmuştur. Gizli servislerin idaresi altında ilkinden son adıma kadar dışarıya tümüyle kapalı bir şekilde yürütülmesi sayesinde en umutsuz operasyonlardan bile olumlu sonuçlar alınmıştır. Savaşan tarafların gizli servisler üzerinden birbirleriyle ilişki kurmalarının ilk adımının atılması sonraki adım olan diplomatik ilişkilerin başlamasını sağlamıştır. Eğer varsa üçüncü bir ülke, gizli servisi aracılığıyla ilişkide olduğu taraflarla diplomatik ilişkilerini geliştirip, çeşitlendirmenin fırsatını yakalamıştır.     

 

Mısır ile İsrail 1967 Savaşı’ndan sonra gerçekleştirdikleri esir takasıyla aralarında anlaşmanın ilk adımını atmışlardır. İç siyasi endişelerin, hasıma duyulan güvensizliğin yol açtığı büyük sorunların aşılması oldukça karışık bir süreçten sonra gerçekleşmiştir. İlki 1957 yılında yapılan takas denemesi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. (1)

 

Kasım 1956 tarihindeki Sina savaşından sonra Mısır’ın eline geçen aralarında generallerin de bulunduğu savaş esirlerinin değişimi gerçekleşemeden son bulmuştu. Neyse ki bir sonraki girişim aynı akıbete uğramadı. 1967 savaşının ardından İsrail’in elinde altı bin Mısır’lı, Mısır’ın elinde ise yedisi asker, altısı gizli servis mensubu İsrailli esir bulunuyordu. İsrail’in değişim istekleri Mısır’ın devlet başkanı NASIR tarafından ret edilmişti. Bunun üzerine Mısır’ı ikna etmek üzere o günlerin MOSSAD başkanı Meir AMİT, psikolojik tarafı ağır basan bir çalışma başlattı.

 

Önce Mısırlı esirlere NASIR’ın ayak diremesi nedeniyle kendilerini serbest bırakmadıklarını söyleyerek onları esir değişimi operasyonun taraftarı haline getirdi. Sonra da ikisi subay bini er Mısırlıyı serbest bıraktı. Serbest bıraktığı esirler aracılığıyla almayı umut ettiği cevap gelmeyince doğrudan ilişki kurarak gizli servis mensuplarının serbest bırakılmalarının gizli yapılmasını, diğerlerininkini ise kamuoyuna açık bir şekilde gerçekleştirilmesini teklif etti. Yine cevap alamayınca mesajını BM Ateşkes Örgütü’nün komutanı aracılığıyla yineledi. Baskı bu kez sonuç verdi ve gizli servis mensuplarının serbest bırakılmaları ileri bir tarihe ertelenerek diğerlerinin değişimi yapıldı. Birkaç hafta sonra da İsrail ajanları serbest bırakılmak üzere gizlice Cenevre’ye gönderildiler. 

 

1985 yılında Filistinli eylemciler tarafından kaçırılan İtalyan Achille Lauro gemisinin yolcularının rehineliği İsrail’in elindeki beş yüz Filistin ve Lübnanlı mahkûmu serbest bırakmasıyla sona erdi. Filistinliler fazladan üç İsrailli askeri de serbest bıraktılar. Takas süresince İsrail-Mısır ve Amerikan gizli servisleri ilişkileri yönettiler.

 

Takas operasyonlarının belki de en maliyetlisi ve en çok taraflısı 1985 yılında kaçırılan TWA havayolunun uçağındaki rehinelerin kurtarılmasında görülmüştür. İsrail-ABD-İran ve Suriye arasında gizli ilişkilerin yoğun trafiği sonucunda otuz dokuz Amerikalı ile üç yüz Lübnanlı Şii rehine takas edilmiştir. Dahası iki parti halinde beş yüz on altı TOW anti-tank füzesi Tel Aviv üzerinden İran’a teslim edilmişti. Bu takasla Amerika ile İsrail Lübnanlı Şii örgütler üzerindeki İran etkisini kabul etmiş oldular.

 

Dünyada BM ve Uluslararası Kızılhaç’ın hatırı sayılır rolü bulunmakla birlikte, takas operasyonları konusunda Almanya’nın gizli servislerinin belirli bir üstünlüğü söz konusudur. İkinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesinde Ruslara karşı müthiş bir direniş ve istihbarat ağı kurmasıyla tanınan ve günümüzün etkili gizli servislerinden olan BND’nin babası Alman istihbaratçı Reinhard GEHLEN’den gelen bir gelenektir bu.

 

Almanlar bu deneyimleri sayesinde 1991-2004 tarihleri arasında gerçekleşen beş Hizbullah-İsrail takas operasyonunun üçünde başrol oynamışlardır. (2) 1990 yıllarından itibaren artan Alman gizli servisinin etkisinin İran ve Ortadoğu ve diğer Arap ülkelerinde ekonomik ve siyasi bağlantılara kapılar açmıştır.

 

Suriye’deki olaylarla adamakıllı bir şekilde ortaya çıkan bölgesel ve küresel ilişkilerin kaldırdığı tozun içinde gerçekleşen son Hamas-İsrail takasının yakın bir gelecekte farklı diplomatik ilişkilerin doğmasına neden olması beklenmelidir. Bu son takasta Türkiye ve Mısır’ın kayda değer bir rolü bulunmaktadır. Ancak dolaylı etkisi bulunan İran, ABD, Almanya, Suriye ve S. Arabistan’ı da unutmamak lazımdır.

 

Asian Times’dan M. K. Bhadrakumar, bu durum hakkında; Hamas üzerindeki –bilindiği gibi Hamas’ın karargâhı Şam’dadır- etkisi sayesinde esir değişiminin başarılı olmasında Suriye’nin önemli yerinin İsrail tarafından takdir edildiğini belirtmektedir. Bunun sonucunda Şam yönetiminin değişmesi konusundaki isteğinin kaybolduğunu ileri sürmektedir. Mısır’daki değişimle birlikte tehlikeye giren İsrail ilişkilerinin aldığı hasarın giderilebileceğini, Hamas’ın operasyon sırasında görüşmelerde bulunduğu Almanya ve Filistin halkı nazarındaki politikasının meşruiyetinin ve görünüşünün değer kazandığını ifade etmektedir.

 

Bizim de katıldığımız bir başka noktadan yaptığı değerlendirmesinde Türkiye-İsrail ilişkilerinin uzun vadeli çıkarlar çerçevesinde aradaki olumsuzluğun bir parça yumuşadığını belirtmektedir.

 

 Dipnotlar

 

(1) Israel’s Secret Wars A History of Israel’s Intelligence Services Ian BLACK-Benny MORRIS Grove Press New York

(2) German Intelligence Between Israel and Hezbollah – www.axisglobe.com/article.asp?article=1018