Orta Asya Türklerinin İslamiyet’ten önce de kendilerine has hayat tarzlarına uygun bir inançları vardı. Doğayla içi içe yaşayan  Orta Asya Türkleri tabiat ve iklimin olumlu ve olumsuz etkilerine göre yaşam tarzlarını oluşturmuşlar. Bu bölgelerin kışları dondurucu ve fırtınalı, yazları ise sıcak ve kuru geçer. Orta  Asya’da genelde iki mevsim; kış ve yaz olarak yaşanmıştır. Bu iklim ve dağlık coğrafik şartlar yerleşik ve tarımsal hayata elverişli olmamıştır. Bu nedenle  de geçim kaynaklarını hayvan ve hayvan ürünlerinden sağlamışlardır. Göçer konar hayat sürdüren Türkler kışın "kışlak", yazın "yaylak" olarak yer değiştirmişler. Zor ve uzun geçen kıştan sonra yazın gelmesi adeta bir kurtuluş ve özgürlük olarak algılanır ve kutlama, eğlence ve coşkuyla karşılanır. Orta Asya Türklerinin, yazın  müjdecisi baharı, bir bayram olarak kutlamalarının sebebi buradan kaynaklanmaktadır.

 

Orta Asyalıların eski dini "Gök Tanrı" inancına dayanmaktadır. Tek tanrıya inanan bu insanların "Gök Tanrı", evrenin ve  tüm canlıların  tek yaratıcısı anlamındaydı. Onlara göre başta insan olmak üzere tüm canlıların idaresi Tanrıya bağlıydı. Tabiatı ve hayatı o düzenliyordu. Bu nedenle de insanlar ondan dilek ve istekte bulunurlardı. Dolayısıyla insanlar her zaman  hayatları üzerinde mutlak söz sahibi olarak "Gök Tanrıyı" görürlerdi.  Bunun için de bayramlarına ona kurban keserek başlamışlardır. Kurban olarak da hayatlarındaki en önemli unsur olan atı tercih etmişler.

 

Orta Asya Türkleri XI. asırda topluca Müslüman olup, İslam medeniyetinin çemberine girerler. Bu dönemlerde peşi peşine devletler kuran  Türkler, milli zenginliklerini tümüyle koruyarak İslam topluluklarının içinde gelişmeye devam ederler. Fakat İran ve Arap kültürü bu bölgelerde nüfus edememiştir. Bayram, doğum, düğün ve  ölüm olaylarında eski Türk adetleri devam etmiştir. Aynı zamanda Türkler kendi dillerinin bütünlüğünü korurken yan yana yaşayan halkların  dillerinden de bazı kelime ve kavramları alıp kullanmışlar. Örneğin "nevruz" bunlardan biridir. Farsça kökenli bu kelime, Türk boylarında  da aynı anlam taşıyarak, yeni gün, başlangıç, canlanma manasına gelmektedir.

 

Dini Bayramların Dünü ve Bugünü

 

Dini bayramlar "kameri takvim"e göre hesaplandığı için her yıl aynı tarihe denk gelmez. Günlük gerilemeye denk gelen Ramazan  Şevval ayının ilk üç günü, Kurban bayramı ise Zilhicce  ayının onuncu gününde kutlanır. Orta Asya Türkleri İslamiyet döneminden önce "Gök Tanrı"ya inanarak Tanrı adına dilek ve isteklerini yerine getirilmesi için kurban keserek kutladıkları bayramı zamanla İslamiyet’in yayılmasıyla, İslam usullerine göre değiştirmişlerdir. Fakat Kırgız ve Kazak Türkleri eskiden beri süre gelen "Gök Tanrı" inanışlarını  İslam inanışları ile harmanlayarak devam ettirmişler.

 

Sovyetler Döneminde Orta Asya Türkleri  ister istemez Rus kültürünün etkisinde kalarak dinden ve dini inanışlarından uzak kalmışlardır. Bu Rus nüfusunun yoğun yaşadıkları  bölgelerde daha etkili olmuştur. Kazakistan'ın bundan daha fazla etkilendiğini söyleyebiliriz. Kırgızistan'ın Kuzey bölgesi bu durumdan daha çok etkilenirken, güney bölgesi; Oş ,Batken, Calalabad bölgeleri İslam dininin etkilerini  daha yoğun devam ettirmişler. Özbekistan ve Türkmenistan ise coğrafi olarak Fars kültürü ağırlıklı yaşanan Tacikistan’la iç içe yaşadıkları için bu olaydan en az etkilenen bölgelerdir. Buralarda İslam dininin etkisi her zaman daha baskın olmuştur. Dini bayramlar ve inanışlar bu bölgelerde her zaman varlığını sürdürmüştür. 1917’den 1991 yılına kadar süren bu dönem sırasında İslam dininden çok az haberi olan bir nesil yaşamıştır. Orta Asya Türkleri dönemin siyasi ve sosyal ideolojisine göre "Ateist" bir dönem yaşamışlardır.

 

1991 yılından itibaren Orta Asya Türkleri; Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle birlikte yepyeni bir dönem başlamıştır. Bir dönem neredeyse kendi halklarının inanışlarından uzak kalan bu ülkeler yeniden  milli diğerlerine ve manevi inanışlarına dönüş yaparak,  dini değerlerini canlandırmayı başarmışlardır. Türk Cumhuriyetleri bu  dönem içinde Türkiye ile de kardeşlik bağlarını güçlendirerek, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda da yeni gelişmelere yol açmışlardır. Bu bölgelerde din yeniden canlanır; camiler, din okulları, din dernekleri artar. Diyanet İşleri Bakanlığı ve Müftülükler açılmıştır. Yeniden dine ve dini inanışlara ilgi doğar. Bu gelişmeler beraberinde dini bayramların da gündeme gelmesini sağlamıştır.

 

Orta Asya Türklerinde Ramazan Bayramı 

 

Ramazan ayına son 25 yıl içinde Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde ilgi oldukça artmıştır. Ramazan süresince ilginç adetler sergilenmektedir.  30 gün boyunca her gün iftar saatinden sonra her mahallenin çocukları kendi mahallelerinde "caramazan" (Ramazan türküsü) söyleyerek ev ev dolaşıp para ve hediye toplarlar. Son dönemde artan bu gelenek hemen hemen tüm Türk boylarında aynıdır. Örneğin, Kırgız Türklerinde "caramazan" bu şekilde şöylenmiştir;

 

                 Caramazan bizde aytılgan,                              Yar ramazan bizde söylenir,

                 Kagılayın Kırgız kalkından.                                Kıymetli Kırgız halkında.

                 At bayladım tereke tereke,                              At bağladım kabak ağcına

                 Uşul uygö bereke,bereke.                                Şu eve bereket gelsin diye

                 Aylanayın, aylanayın ceneke…                        Sevimli mi sevimli yengeciğim…

 

Ayrıca her mahallede  dini bilgilere sahip, oruç tutan ve namaz kılan din insanlarından oluşan bir ekip sırayla her gün  bir aileye iftara giderler. Bu insanlar ziyaret eden evlerde dini bilgiler vermektedirler. Aynı zamanda da aile içinde herhangi bir sorun varsa onlar tarafından değerlendirilir  ve çözümlenir. Davet eden aile durumlarına göre bu insanlara hitaben dua ederek ve dilek dileyerek koyun keserler. İftarda  kesilen koyunun eti pişirilir ve ikram edilir. Sofraya konulan tüm yiyecekler iftar sonrası herkese eşit paylaştırılır. Kadir gecesindeyse tüm akraba ve komşular bir eve toplanırlar. O gece geleneksel sofra hazırlanır ve dini konularda sohbetler yapılır. Kuran'dan konuşulur ve dua edilir. Bu uygulama sahur saatlerine kadar devam eder. Orta Asya Türklerinde Arife günü öğleden sonra ramazan bayramı için hazırlıklar başlar. Evler temizlenir ağaçlar budanır, çamaşırlar yıkanır. Aile bireyleri için yeni ve temiz kıyafetler hazırlanır. Milli yemekler olan hamur işleri: tandır ekmek "patir", "borsok", "çakçakey", "kattama" gibi yiyecekler o gün hazırlanır ve bekletilir. Bayram sabahı, bayram namazı sonrası aile mezarlıklarını ziyaret edilerek güne başlanır.  Mahallede son bir yıl içinde vefat eden aileler varsa onların evine büyükten küçüğe doğru ziyaret edilir. Bu aileler sabahın erken saatinde vefat eden birey adına kurban kesilir ve eti pişirip milli yemeklerin yanında ziyarete gelenlere ikram edilir. Bu uygulama için davet edilmez ve beklenmez sıra ile gidilir. Anma ve mevlüt sonrası akrabalar kendi aralarında bir birlerini ziyaret ederler. Her gittikleri yerdeki ikramlar paylaştırılır ve dua okunur. Küçük yaştaki çocuklar bu ziyaretlere katılmazlar.

 

Ramazan bayramı Orta Asya Türklerinde Türkiye'de olduğu gibi eğlence ve şenlik havasında değil  hüzün ve anma ile buruk geçer. Oruç tutamayanlar fitre verirler. İmkanı olanlar da ramazan ayını kutsal topraklarda geçirirler. Ramazan bayramı otuz günlük oruç sonrası kutlanan bir bayramdır. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Ramazan Bayramı bir gün resmi tatildir.

 

Orta Asya Türklerinde Kurban Bayramı

 

Kurban bayramı Ramazan Bayramına göre daha durgun geçer. Kurban bayramında İslam dinine göre Kurban kesmek maddi gücü yerinde olan her bir kul için borçtur. Kurban olarak koyun, keçi, sığır, at ve deve kesilir. Kurban edilecek hayvan sağlıklı olup hamile olmamalıdır. Orta Asya'da kurban kesiminde uygulanan bazı gelenekler vardır. Bunların bir kısmı İslam dinine göre bir kısmı da uluslara ve bölgelere göre değişir. Örneğin bazı yörelerde kurbanlık koyun ve koç temizlenir ve duvak ya da kurdele ile süslenir. Kesilen kurban etinin üçte biri önce yakın akrabalara daha sonra komşulara dağıtılır. Geri kalan kısmı pişirilir ve ziyarete gelenlere ikram edilir. Ramazan Bayramında olduğu gibi Kurban Bayramında da sabah namazından sonra aile mezarlığı ziyaret edilir ve dua okunur. Yine büyükten küçüğe doğru aileler arasında son bir yıl içinde vefat eden bireyi olan  aileler varsa ziyaret edilir. Bu uygulamadan sonra akrabalar birbirlerini ziyaret ederler. Kurban Bayramında eğlence ve şenlik yapılmaz. Kurban Bayramı da bir gün kutlanır ve resmi tatildır.

 

Orta Asya'da Nevruz Kutlamaları

 

Orta Asya’da yaşayan Türkler yıl başı olarak kabul ettikleri güne, Farsça “Nev” (yeni), “Ruz” (gün) kelimelerinin birleşmesinden oluşan ve yeni gün anlamına gelen Nevruz adı verilir. Nevruz gece ile gündüzün eşit olduğu Miladi 22 Mart, Rumi 9 Mart gününe denk gelerek Nevruz, “Mart Dokuzu” adıyla bilinir. Orta Asya Türklerinde ve diğer Türk topluluklarının neredeyse hepsinde Nevruz geleneği canlı olarak günümüze kadar yaşatılarak süre gelmiştir.

 

Kazakistan

 

Kazak Türklerinde  Nevruz günü Mevlid okutulur. Evler boyanır, temizlenir. Yeni ve temiz elbiseler giyilir. Ateş üzerinden atlanır. Bu uygulamayı yaparak eski yılın kötülüklerini ve hastalıklarını yok edip, yeni yıla sağlıklı ve mutlu şekilde girdiklerine inanılır. O gün yapılan yemeğe "Nevruz köcö" adını  verilir ve komşulara dağıtılır.

 

Kırgızistan

 

Kırgızlar, gece ile gündüzün eşit olduğu bu güne “Nooruz” derler. Bu güne özel "Sümölök" adını verdikleri yemek yapıp yerler. "Auz köcö" denilen  darı yarması ve buğday, bulgur konulan tirit de bu günün özel yemeğidir. 21 Mart’ta kutlanan bu bayram, şarkı, türkü, milli oyunlar ve eğlencelerle devam eder.

 

Özbekistan

 

Özbekistan'da Nevruz  bayramı bir hafta devam eder. Nevruz bayramına Özbekler "Seyil Eğlenceleri" adını verir. Seyil Yerleri dönme dolaplar, çalgıcılar, beçeler, seyyar satıcılarla dolar. Bayramın ilk günü insanlar ev ev gezerek birbirlerinin bayramlarını kutlarlar. Her aile bu güne özel milli yemekleri olan "aş" etli pilav yaparlar ve ziyaretçilere ikram ederler. Ayrıca yeşil, siyah çay ve meyve de ikram edilir. Çeşitli eğlenceler ve oyunlar sergilenir. Nevruz bayramından esinlenen tiyatro oyunları sergilenir.

 

Türkmenistan

 

Yeni günün ilk gününe Türkmenler “Novruz” derler. Türkmenler “Novruz”dan bir hafta önce temizliğe ve hazırlığa başlarlar. O güne özel Türkmen çöreği, Türkmen petiri, külçe, yağlı börek, şekşeke, koko, bavursak ve Türkmen pilavı yaparlar. Ne kadar çok yemek yaparlarsa yeni yılın o kadar bereketli ve bolluk içinde geçeceğine inanırlar. Türkmenlerde Semeni, Nevruzun özel yiyeceğidir. Komşular bir araya gelerek büyük bir kazanda buğday özüne, un, şeker ve su ekleyerek hazırlarlar. Bir gün önceden pişirilmeye başlayan bu yiyecek bayram sabahı yenir.

 

Nevruz geleneğinin uygulamalarda bazı farklılıklar görülmekle birlikte, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde aynı tarihler arasında her toplum tarafından kendine özgü ayrıcalıklarla kutlanan geleneksel bayram niteliğini taşır. Ayrıca Orta Asya kökenli olan Nevruz bayramı  İslami döneminde de Nevruz adıyla kutlanmıştır.

 

 

Kaynaklar

 

Beydilli Celal (2005), Türk Mitolojisi, Ansiklopedik Sözlük, Yurt Kitap Yayınları, No:183, Ankara.

Cumakunova, G. (1997), "Nooruz Bayramı: Doğa ile İnsanın Bütünlüğünün Simgesi", Bilge, 12.

Karaboyev, M. (1993), Özbekistan’da Nevruz, Ankara.

Ögel, B. (1997), Türk Mitolojisi, C.I, MEB Yayınları İstanbul.

Separalin, B. (1993), "Kazak Türklerinde Nevruz", Ankara.