22 Mayıs 2009 Cuma günü TÜRKSAM ABD Araştırmaları Dairesi Başkanı Tuğg. (E) E. Haldun Solmaztürk’ün moderatörlüğünde TURKSAM Merkezinde gerçekleşen “Türk-Amerikan İlişkilerinin Geleceği; Uyum mu, Çatışma mı?” konulu panelde konuşmacı olarak yer alan, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ersel Aydınlı, ABD’nin Türkiye’ye verdiği önemin göstergelerinden birinin savunma sanayi konusunda yüksek teknoloji transferi olduğunu vurgulamıştır. Soru cevap periyodunda A.B.D. Ankara Büyükelçiliği Siyasi Danışmanı Daniel J. O’Grady’e yöneltilen bir soruda bu konuda varsa örneklerin verilmesi hususu iletilmiştir. Sn. O’Grady verdiği cevapta, ABD’nin ikinci ülkelere savunma sanayinde yüksek teknoloji transferi konusunda ciddi sınırlamalarının bulunduğunu ancak, Türkiye’ye bu konudaki transferin gerçekleşmesinde istekli olduğunu halen çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etmiştir. Bu konudaki somut bir örneğin insansız uçak teknolojisinin transferinin gerçekleştirilmesi çalışmaları olduğunu ve gelecek seneye bu konuda ilerleme kaydedileceğini belirtmiştir.

 

Bilindiği gibi, Türkiye insansız hava aracını bir taraftan uluslararası ihalelerle temin yolunda giderken, diğer taraftan yurt içinde oluşturulan konsorsiyumlar vasıtasıyla geliştirmeye çalışmaktadır.

 

Terörizmle mücadelede acil ihtiyacın karşılanması için 2005 yılında bir ihale yapılmıştır. İhaleye İsrail, ABD ve Fransız firmaları katılmışlardır. Amerikan General Atomics Aeronautical Systems firmasının uçaklarda Aselesan tarafından üretilen Aselflir 300T Gelişmiş Termal Nişangah Sistemi ve GPS gömülü Ataletsel Seyrüsefer Sisteminin entegre edilmesi şartını kabul etmemesi üzerine, koşulu sağlayan İsrail ihaleyi almıştır. Bu arada Türkiye geçici tedbir olarak, ABD General Atomics şirketinin Predator insansız hava aracını PKK operasyonlarında kullanmıştır.

 

2005 yılında imzalanan 200 milyon dolarlık Heron insansız hava aracı alımı anlaşması kapsamında, İsrail’in Havacılık ve Uzay Sanayi kuruluşu Elbit, 10 adet Heron aracını 2008’de teslim etmesi gerekiyordu. Heronlardan iki adedi geçen Kasım ayında test yapılması için teslim edilmiştir. Ancak, uçakların Türkiye’nin istediği 30 bin feetlik yüksekliğe çıkamadığı tespit edildiğinden kabulü yapılmamıştır. İsrail yaşanan aksaklıklara ve gecikmelere Heronlara takılması öngörülen ve Aselsan tarafından geliştirilen Aserflir 300T’nin ağırlığının neden olduğunu ileri sürmüştür. Aselsan sistemin modifiye ederek, istenilen gereksinimleri karşılayacak duruma getirildiğini belirtmiştir.

 

Halen İsrail’in sözleşme gereği teslim etmesi gereken uçaklarda belirli bir gecikme söz konusudur. Savunma Sanayi Müsteşarlığı İsrail’in yeni bir motor geliştirdiğini ve yıl sonuna kadar istenilen şartları sağlayan insansız hava araçlarının teslim edileceğini açıklamıştır. Milli Savunma Bakanı ise, ihale ile ilgili iptalin yapılacağı söylentisi üzerine bunun sözkonusu olmadığını belirtmiştir.

 

Yurt içinde geliştirme faaliyetleri ise, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi TUSAŞ’ın yanısıra, Kalekalıp-Baykar Makina ve Vestel Savunma Sanayii firmaları tarafından yapılmaktadır.

 

Vestel Savunma Sanayii, Nisan 2009’da, altı yıldır 20 milyon dolar harcayarak geliştirdikleri insansız uçak projesinin deneme aşamasına geldiklerini açıklamıştır. Yetkililere göre, uçak 16 bin fite kadar çıkabiliyor ve havada 12 saat kalabiliyor. Gözetleme uçağı olacak insansız uçak, askerî amaçlar dışında, orman yangınları, çevre kirliliği ve kaçak yapılaşma tespiti gibi amaçlarla da kullanılabilecektir.

 

Yurt içinde geliştirme projelerinden en önemlisi, 24 Aralık 2004 tarihinde, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile TUSAŞ arasında imzalanmış olan sözleşmeyle yürürlüğe giren Türk İnsansız Hava Aracı (TİHA) Programı’dır. Bu program, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) orta irtifa uzun havada kalışlı bir İnsansız Hava Aracı (İHA) sistemi gereksinimleri karşılamaya yönelik yürütülmektedir.

 

Orta İrtifa Uzun Havada Kalışlı (MALE-Medium Altitude Long Endurance), İHA Programı, bir geliştirme projesi olup; üç adet hava aracı prototipi ve tüm yer sistemlerinin belirlenmiş olan ihtiyaçlara göre tasarlanıp, geliştirilmesi ile prototip ve geliştirme testlerinin tamamlanmasını hedeflemektedir. 2009'da ilk uçuşların gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.

 

Oldukça kapsamlı bir sistem geliştirme/bütünleştirme projesi olan TİHA çerçevesinde yer alan tüm alt sistemlerin, yurtiçi firmalar tarafından geliştirilmesi planlanmaktadır. Böylece, herhangi bir potansiyel İHA sisteminin, yurtiçi imkânlarla geliştirilebilmesine yönelik, yurtiçi kabiliyet merkezleri oluşturulması, program vizyonu olarak hedeflenmektedir.

 

TİHA sistemi; Hava Platformu, Yer Kontrol İstasyonu (YKİ), Taşınabilir Görüntü Kıymetlendirme Sistemi (TGKS), Uzak Görüntü Terminali (UGT) ile çeşitli yer sistemlerinden oluşmaktadır. Gece ve gündüz, kötü hava şartları da dahil, keşif, gözetleme, sabit/hareketli hedef tespit, teşhis, tanımlama ve takip amaçlı, gerçek zamanlı görüntü istihbaratı görevlerine yönelik geliştirilmekte olan TİHA sisteminin, söz konusu görevleri yerine getirmek amacıyla, Elektro Optik Gündüz Kamera (EO Day TV), Gündüz (EO-ElectroOptic) / Kızılötesi (IR-InfraRed) / Lazer Mesafe Bulucu (LRF-Laser Range Finder) & Lazer İşaretleyici (LD-Laser Designator) ve Spotter gibi yükler taşıması öngörülmektedir.

 

Tümüyle kompozit yapıda tasarlanan hava aracı; mono blok gövde, sökülebilir kanat ve V-kuyruk ile katlanabilir iniş takımı, yedeklemeli kontrol yüzeyleri, ekipman bölmeleri, servis kapakları gibi bileşenlerden oluşmaktadır. Yapıda kompozit ya da gereken yerlerde metal bileşenler, omurga, çerçeve, sehpalar yer almaktadır. Arkadan itişli, piston-pervaneli tipli motor ile takatlandırılan platformda, gövde içi yakıt sistemi; kanat hücum kenarları, pervane ve diğer çeşitli ekipmanlarda buz önleme/giderme sistemleri; cihazların ısıtma/soğutma ihtiyaçlarına göre çevresel koşullandırma sistemleri gibi çeşitli alt sistemler yer almaktadır.

 

Bunların yanı sıra, uçuş kontrol bilgisayarına bağlı çeşitli uçuş algılayıcıları (pilot-statik sensör, EGI (entegre GPS/INS), hareket/sıcaklık/basınç algılayıcılar, vs.), hareketlendiriciler, haberleşme ve tanıtma sistemleri, görev kontrol, kayıt ve izleme sistemleri, ara yüz üniteleri, kontrol üniteleri gibi aviyonik birimler bulunmaktadır. TİHA sistemi irtifası, 30,000ft ve havada kalış süresi, 24 saat olarak belirlenmiştir.

 

Görüldüğü kadarıyla, yerli üretim için son derece kararlı bir irade mevcuttur. Aselsan’da çalışmış olmam nedeniyle, Aselsan Elektronik A.Ş.’nin entellektüel sermayesinin yüksek teknoloji konusundaki yetkinlik ve yetenekleri konusunda en ufak bir şüphem yoktur. Aynı şekilde TAİ, TEİ ve Havelsan engin tecrübe ve entellektüel sermayesi ile bu konuda gerekli birikime sahiptir. Tusaş Motor Sanayii TEİ’nin halen ABD GE Aviation ile yakın işbirliği içinde olduğu bilinmektedir. İnsansız hava aracı motoru kapsamında uçak motorlarının tasarımı, geliştirilmesi ve üretimi konularında faaliyet gösteren Eskişehir’de yerleşik TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) tarafından geliştirilen TEI-TP-1X, ilk test uçuşunu 04 Nisan 2008 tarihinde TUSAŞ – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI) tesislerinde başarıyla gerçekleştirmiştir. Bu çerçevede TEI tarafından insansız hava araçları için geliştirilen motor TEI-TP-1X, TUSAŞ tarafından geliştirilen insansız hava araçlarının bir uygulaması olan, uçaksavar atışlarında kullanılmak üzere tasarlanan, Hedef Uçak Platformu “Turna” üzerinde başarıyla test edilerek Turna uçağında kullanılan motor da tamamen milli bir ürün kimliği kazanmıştır. Bu husus insansız hava aracı yapımında ulusal çabanın boyutunu göstermesi bakımından son derece önemlidir. Bu bakımda TİHA programının er veya geç başarılacağı konusunda inancımız tamdır.

 

Bu gibi yüksek teknoloji gerektiren savunma sanayii uygulamalarında dış kaynaklara bağımlı olmanın, ülkenin bekası açısından son derece mahsurlu olduğu geçmişte yaşanan muhtelif deneyimlerle öğrenilmiştir. Nitekim, ihalesi yapılan bir alımın sonrasında mamulün teslim alımına kadar olan aşamada, o ihaleyi kazanan ülkenin hükümeti ile olan siyasi veya dış politika uyumu son derece önemli bir faktör olmaktadır. Düzgün giden ilişkilerdeki en ufak bir çatlak, misilleme olarak malın tesliminin geciktirilmesi ve hatta teslim edilmesinden vazgeçilmesine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içeren uygulamalara yol açabilmektedir. Bu uygulama alıcıya açık bir şekilde yapılmayıp, bir takım teknolojik gerekçeler ileri sürülerek örtülü bir şekilde yapılmaktadır. Bu nedenle bu gibi yüksek teknoloji gerektiren sistemlerin yerli kaynaklar ve yeteneklerin çabası ile geliştirilmesi esas amaç olmalıdır. Heron’ların tesliminde de teknolojik etkilerin yanısıra, son zamanlarda İsrail ile olan ilişkilerdeki gerginleşmenin etken faktör olduğunu değerlendirmek için kahin olmaya gerek olmadığını düşünülmektedir. Bu nedenler göz önüne alındığında, savunma sanayii alanında yerli üretim ihtiyacımızı karşılayacak yüksek teknolojinin ABD tarafından Türkiye’ye transfer edilmeye karar verilmesi ve bizim tarafımızdan da uygun bulunması halinde, ABD tarafından Türkiye’nin önemi ciddiyetle dikkate alınıyor ve 2003’te yıpranan işbirliği çabalarının yeniden canlandırılması için kararlı bir iradenin mevcut olduğu anlamına geldiğini söyleyebiliriz.