Eylemlerinde Filistin’i taklit eden PKK, bir kitle eylemi olan intifadaya kendince bir tanım getirerek serhıldan terimini vermiştir. Şeklen kopya edilerek farklı bir terimle anılan Filistin tarzı intifada eylemiyle PKK’nın serhıldanı arasında benzerlik bulunmamaktadır. Filistinlilerin intifada eylemi, işgal altındaki topraklarında İsrail’in ellerinden aldığı haklarını tekrar kazanmak için yürüttükleri haklı ve kabul gören eylem biçimidir. PKK’nın serhıldanı ise Kürt halkının kendi devletine karşı kışkırtıldığı, teröre bir adım attırarak cephe kazanmak için zorla öne sürüldüğü bir kitle eylemidir. İntifadada halk kendiliğinden harekete geçerken serhıldanda taban tabana bir zıtlıkla halk baskıyla, zorla sokağa sürüklenmektedir.

 

PKK’ya göre; serhıldan eylemi, kitlenin örgüt yanlısı politikanın aktif bir parçası olmaya zorlanmasıdır. Silahlı birimlerin eylem alanlarındaki kazanımlarıyla ele geçirdikleri kısmi denetimin halka zorla uygulanmasıdır. Örgütsel amaçlar doğrultusunda kitlenin sevk ve idaresinin ele geçirilmesidir. Baskı ve tehditle kitlenin silahlı birimlerin önünde yer alması ve devletin güvenlik güçlerinin karşısında bir kalkan haline getirilmesidir. Örgütsel hedeflerin tabana mal edilmesidir. Bir kesimiyle bile olsa halkın ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesinin sağlanmasıdır. Özetle silahlı birimlerle kitlenin örgütsel sıralama doğrultusunda bütünleşmesidir.

 

Terör örgütleri kutlama ve anma günlerinden ibaret kendilerince bir takvim oluşturmak zorundadırlar. Nevruz da bu anlamda PKK için önemli bir kutlama aracıdır. Yüzyıllardan süzülerek geldiği, sevinci ve yeniden doğuşu simgelediği halde PKK tarafından terörle özdeşleşen bir içeriğe dönüştürülmüştür. Hikâyede zalim Dehak karşısında demirci Kawa’nın kahramanlığı, Kürt halkının bu zalimin elinden kurtuluşunu sağladığı anlatılmaktadır. Bu haliyle bile olumsuz bir yönü bulunmamaktadır. Ne var ki, gerçekleri dahi çarpıtarak propaganda aracı haline getiren PKK için bu miti terör ve şiddet aracı olarak kullanmasının hiçbir güçlüğü yoktur.

 

Nitekim terör örgütü ilk kez 1987 yılında kırsalda silahlı eylemlerle Nevruz’u kutlamaya başladı. 1990’a kadar ağırlıklı olarak üniversiteli gençler tarafından örgütsel bir kimliğe büründürülerek kullanılmaya başlandı. O sene Cizre ve Nusaybin ilçe merkezlerine sızan silahlı teröristlerin sivil birimlerle birlikte devlete meydan okudukları eylemlere tanık olundu. Halk içinde örgütlenmenin ve serhıldan eylemlerinin başladığı duyuruldu. Sonraki yıllarda silahlı ve sivil ortak eylemlerine siyasi PKK’lılar da katıldılar. Ateşkesin rastlatıldığı 1993 Nevruz’u örgütün yerleşim birimlerinde halkı zorla sokağa çıkardığı ve kitle içerisindeki üyelerinin kışkırtmasıyla polisle çatışmaların yaşandığı olaylarla geçti. Nevruz yavaş ve planlı bir şekilde işletilen süreçle halkın belirli bir kesimine mal edilmeye başlandı. Önceleri Demirci Kawa’nın kahramanlığı ile Dehak’a duyulan nefret örgütçe yaratılan sempatinin etkisi altında kalan bireylere kabul ettirildi. Nevruz’un Dehak’a karşı koyuş örneğindeki gibi PKK’nın Kürt halkı için başkaldırısıyla özdeşleşmesi sağlandı. Sonra sempatiyle örgüte yaklaştırılan bireylerin ruhlarında Kürt ezilmişliği, bunun sorumlusunun da “TC” olduğu yargısı yerleştirildi. Psikanalistlerin deyimiyle “toplumsal bir travma” yaratıldı. Kürt toplumuna verilen etnik bilinç ve ezilmişlik duygusu zamanla kitle tepkisine dönüştürüldü. Tepkiden de intikam duygusunun doğması sağlandı. Böylelikle sonraki Nevruz’larda böyle bir ruh halinde buluşturulan kitleyi harekete geçirmenin önündeki engeller kaldırılmış oldu. 1990’lı yılların sonlarında PKK’nın sevk ve idaresi altında sivil ve siyasi örgütçülerin katıldıkları, ilk zamanlarda alçak sesle ÖCALAN lehinde sloganların atıldığı Nevruz’lar sözde kutlandı. 2000’den itibaren ise devlete açıkça meydan okunan, “ÖCALAN güneşimizdir karartamazsınız – Federal Kürdistan” sloganlarının atıldığı Nevruz’lara dönüştü. Silahlısıyla, siyasisiyle ve siviliyle tüm PKK’lıların cüretleri batıdan beslenmekteydi. Pek çok batı ülkesinden gelen çeşitli kimlik ve unvan altındaki batılılar birer müfettiş edasıyla terör örgütünün saflarında yer aldılar. Ülkelerinin karar vericilerine ilettikleri düzmece raporlarla Türkiye aleyhinde, Kürtçüler lehinde hava oluşmasında büyük rol oynadılar. Eleştiri ve asılsız yargılarla dolu, yaptırım kokan çağrılar yapılmasını sağladılar.

 

PKK için Mart, eylem ayıdır. DTK’nın toplumun tabanına yayılmasında, Haziran ayındaki genel seçimlerden hedefledikleri başarıyla çıkmada bu Nevruz’un önemi büyüktür. Örgütün amacına ulaşmasında önemli bir işlevi bulunan DTK ile devletin kamu düzeninin dayanaklarının rollerinin ellerinden alınması hedeflenmektedir. İç yapının çökmesi anlamına gelecek olan bu sonuçla devletin rolünün terör örgütüne geçmesine çalışılacaktır. PKK’nın şemsiyesi altında yeni toplum liderlerinin çıkarılmasına ve Kürt etno-milliyetçiliğinin güçlendirilmesine çaba gösterilecektir. Sonuçta Kandil’den savrulan “çözüm devletin elinden alınacak” tehdidi doğrultusundaki bir eylemlilik içinde hareket edilecektir. İmralı ve Kandil’den Mart ayının önemli olduğu, sürecin olumlu sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, kitlesel eylemlere devletin yaklaşımının izleneceği duyurulmaktadır.

 

Örgütün en üst yönetiminden çıkan bu sözlerin alt birimler için birer talimat olduğu, siyasilerin aynı doğrultudaki açıklamalarıyla kanıtlandı. Neredeyse Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her ilinde ve ilçesinde Nevruz kutlamalarının düzenlendiği bildirildi. Çok sayıda barış-demokrasi kelimelerinin kullanıldığı açıklamalarda “halkın demokratik özerklik hedefi” için alanlarda olacağı iddia edildi. Diyarbakır’daki Nevruz’a bir milyondan fazla kişinin katılmasının sağlanacağı, bazı yerlerde tertip komitelerinin sokak sokak gezerek halkı katılıma ikna etmeye çalıştıkları öne sürüldü. Hatta bazı örgüt çevrelerince barış ve demokrasi söylemlerinin birer laftan ibaret olduğunu kanıtlamak ister gibi Nevruz’un “92 ruhuyla” yani devlete meydan okunan o yılların tutumuyla kutlanacağı söylendi.

 

PKK’nın tüm birimleriyle bu seneki Nevruz’a böylesine önem vermelerinin nedenlerini bir kez daha tekrarlarsak:

 

– PKK tek sesle, tek merkezden yönetilme özelliğinin tartışılmasının baskısı altındadır. Bugüne kadar büyük bir acımasızlıkla susturduğu muhalefet karşısında aynı tutumu izlemekte zorlanmaktadır.

 

– PKK’dan farklı bir şekilde ve merkezde şekillenmeye başlayan yeni bir Kürtçülük karşısında yeterince baskın olamadığını düşünmektedir.

 

– Hizbullah’la yeni bir çekişmenin arifesindedir.

 

– Kürdistan Bölgesel Yönetimi nazarında eskisi kadar ağırlığı bulunmamaktadır. K. Irak yönetimiyle şimdilik siyasi alanda açık bir mücadeleye girişmiştir.

 

– Çevresinin sarılarak, dış ilişkiler ve siyasi hareket alanının daraltılmasının sıkıntılarını yaşamaktadır.

 

Baskı altında olmasına ilaveten büyük hedeflerin peşinde olarak 2011 Nevruz’una hazırlanan PKK’nın elinde ne varsa kullanmaktan kaçınmayacağı açıktır. Halkın katılımının olabildiğince çok olmasını sağlamak, karşısında olduklarını düşündüğü tüm çevrelere göz dağı vermek ve bu yolla elde edeceği kazanımları oya dönüştürmek için her yola başvuracaktır. Kitlelerin arasında sızdıracağı militanlarıyla katılımcılarla güvenlik güçlerinin arasında çatışma çıkması için çaba gösterecektir. Çatışmaların sert, kanlı ve yıkıcı olmasını hedefleyecektir. Bir yandan devletiyle halkını karşı karşıya getirmeye çalışırken, yurt dışındaki merkezleri harekete geçirmenin yollarına başvuracaktır. Türkiye’nin uluslararası kurum ve kuruluşlar nazarında eleştirilmesi ve zorba olarak suçlanmasına gayret edecektir. ÖCALAN’ın “yol haritası” doğrultusunda adımlar atılmasına zorlayan gerekçeleri yaratmaya çalışacaktır.