Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi’ne katılmak üzere 11 Temmuz tarihinde Brüksel’e gitti. Erdoğan NATO’nun yeni karargahındaki Türk temsilciliğinin de açılışını yaptı. Cumhurbaşkanı daha sonra liderlerle birlikte aile fotoğrafı çektirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “NATO Zirvesi” için NATO’nun yeni karargahına geldi. Erdoğan, 29 ülke liderinin katılımıyla başlayan NATO Zirvesi için Belçika’nın başkenti Brüksel’e gitti.. Konferans Merkezi Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya katılan liderlerin yerlerini aldığı esnada, ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la samimi şekilde tokalaştı, sohbet etti. Trump, ayrıca Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la da bir süre sohbet etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile samimi sohbeti de dikkat çekti.

Tüm bu gelişmeleri, zirvede yaşananları ve gündem maddelerinin Türkiye’ye etkilerini ve İzmir’de ikincisi açılması planlanan NATO Kara Kuvvetleri Komutanlığı konusunu Doç. Dr. Serdar Erdurmaz, TÜRKSAM için değerlendirdi.

Erdoğan, Yeni Karargahtaki Türkiye Temsilciliği’nin Açılışını Yaptı

Bütün ülkelerin NATO’da daimi temsilcilikleri vardır ve bu temsilcilikler korgeneral, koramiral seviyesinde bir komutan tarafından temsil edilmektedir. Türkiye hem askeri alanda hem siyasi alanda diğer ülkelerde olduğu gibi kendi kürsüsünü kurma durumundadır ve dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da yeni karargâha gidip o makamın açılışını yapmışlardır. Bu son derece rutin, normal bir işlemdir.

Yeni Dönemde Türkiye-NATO İttifakı ve Yeni NATO Konsepti

NATO ve Türkiye arasında daha evvel birtakım sıkıntılar yaşanmıştır. Bir de NATO’nun üyesi olan ABD’nin bireysel olarak Türkiye ile bazı sıkıntıları vardı. Bunu NATO’ya mal etmeye çalışıp Türkiye NATO’dan çıkmak üzere gibi bir hava yaratıyorlardı. Türkiye sorun oluyor gibi bir yaklaşım vardı. Şimdi, yeni dönemde Türkiye’nin NATO ile olan ilişkilerini düzeltmesi konusunda bir imkan yaratılmış oluyor. Aslında bakarsanız daha evvel NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in konuşmalarında Türkiye’ye karşı herhangi bir söylem yoktu. Türkiye’nin sadık ve çok önemli bir müttefik olduğunu, Güneydoğu kanadının savunmasında, terörle mücadelede büyük katkıları olduğunu ifade ediyordu ama Türkiye’nin ABD ile olan bir sorunu vardı. Bilindiği üzere, Suriye üzerinde PYD/PKK bağlantısı ile alakalı YPG ile ilgili sorunlar üzerine ABD’nin onları desteklemesi, bizim terörist örgütü olarak kabul ettiğimiz YPG ile olan işbirliğine Türkiye’nin karşı çıkması söz konusuydu. Bunun dışında Almanya’yla olan birtakım sıkıntılar vardı. FETÖ’cülerin bir kısmının oraya kaçmış olması, onlara iş verilmesi ve korunması konusu gibi… Aynı şekilde Hollanda ile de benzer sorunlar bulunuyordu. Yeni dönemde bu problemlerin ortadan kaldırılarak NATO ile yeni bağlantıların sürdürülmesi ve NATO desteğinin sağlanması çok önemlidir. Güneydoğuda, yeni NATO konseptinde esas olarak NATO üyesi ülkelere, onların ekonomik durumlarına ve güvenliklerine karşı herhangi bir tehdit olduğunda alan dışında dahi olsa NATO’nun bu duruma müdahale edeceğini söylüyor. Dolayısıyla Suriye eğer NATO ülkelerinden bir tanesine -Türkiye’ye- ve mültecilerin sorunları nedeniyle Avrupa’ya birtakım etkiler ortaya koyuyorsa bu yeni NATO konsepti üzerinden artık NATO’yu tehdit eden bir durum ortaya çıkartıyor denebilir. Dolayısıyla müdahale edilmesi lazımdır ama Türkiye olduğu zaman ikiyüzlü bir davranış şekli ortaya konmaktadır.

“Türkiye’nin NATO ile Olan İlişkilerini Geliştirmesi Açısından Önemli Bir Adım”

Avrupa ülkeleri bu sorunlar konusunda son derece isteksiz davranıyordu. Bunların artık birtakım söylemlerle resmi olarak açıklandığını görüyoruz. NATO ülkeleri Türkleri destekleyeceklerini belirttiler, istekli olduklarını ifade ediyorlar. Bu açıdan baktığımızda İzmir’e tahsis edilen Kara Kuvvetleri Karargahı’nın da bir şekilde işlem görmesi ve orada yeni organizasyon yapmak suretiyle NATO’ya ilave katkıda bulunulması Türkiye’nin NATO ile olan ilişkilerini geliştirmesi açısından önemli bir adım olarak gözüküyor. Bu, en başta ABD ile olan ilişkileri devam ettirilmesi, iyileştirilmesi, Almanya ile olan ilişkilerin devam ettirilmesi konusunda bir adım olarak ortaya çıkıyor ki eski husumetlerin, anlaşmazlıkların bir kenara bırakılıp Türkiye ile yeni bir açılım yapılması ve Türkiye’nin yüzünü tamamen Batı’ya döndüğünü, demokratik bir rejim ortaya koymak istediğini ve bununla bağlantılı olarak Avrupa ülkeleri ile ilişkilerin devam ettirilmek istediğini anlıyoruz.

S-400’ler Konusu ve AB ile ABD’nin Fiiliyattaki Cevabı

Avrupa’nın Orta Doğu’yu kontrol etmesi Türkiye olmadan mümkün değil. Diğer taraftan bu S-400’ler ile olan sorunlara baktığımızda bu bir şekilde çözülecektir çünkü Türkiye NATO ile entegre olup NATO konsepti çerçevesinde işbirliğini devam ettirme çabası içinde olduğunu açık ve net bir şekilde ifade ediyor. S-400’leri gündeme getirmenin, Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkileri gündeme getirmenin Avrupa için çok büyük bir faydası yok. Bu bakımdan ben bu toplantıyı çok önemsiyorum. Türkiye’nin Avrupa’ya NATO örgütü kapsamında vereceği mesaj çok önemli; “NATO üyesi bir ülke olarak entegrasyona, ilişkilerin geliştirilmesine yönelik her türlü işbirliğini yapmaya hazırız” diye açık bir şekilde kartlarını ortaya koymuş bir vaziyette. Top şimdi ABD’de, Avrupa ülkelerinde… Bu tekliflere fiiliyatta nasıl cevap verecekleri çok önemli.

NATO’da Finansman Konusu Nasıl Olacak?

“Mali yükün paylaşımı Avrupa ülkelerinin NATO harcamalarına ne kadar katıldığıyla alakalı çünkü büyük ölçüdeki finansman kaynağını ABD karşılıyor, Avrupa devletleri bu konuda oldukça çekimser, onları çok fazla ilgilendiren bir tehdit olmadığı için az finansman ayırmak suretiyle NATO’ya katkıları oldukça az oluyor. Trump’ın söylemlerine baktığımızda özellikle Almanya’yı işaret ederek bu konuda daha fazla katkı beklediğini ifade ediyor. Belirli oranda NATO’ya katkılarının devam etmesini söylüyorlar. ABD’nin de NATO’daki bu mali harcamaların paylaşılması konusunda ciddi bir girişim içinde bulunacağını tahmin ediyorum. Bu konuda da zaten Trump’ın kararlı olduğu bellidir.

“Kırım’a Müdahale ve Suriye’de İnisiyatif Almasıyla Rusya, Yeniden NATO’nun Karşısına Çıktı”

Türkiye açısından baktığımızda finansman açısından çok fazla sıkıntımız olmadığını zannediyorum. NATO’nun finansman kaynağının yeniden ele alınıp çözülmesi bunun yanı sıra Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra ortaya çıkan Rusya Federasyonu başlangıçta temkinliydi ama Kırım’a müdahale ile son olarak Suriye’deki varlığıyla birlikte insiyatifler alması Rusya’nın potansiyel olarak NATO’nun karşısına çıktığını görüyoruz. Konvensiyonel silahlar açısından da Avrupa’nın güvenliğini sağlayacak bir işbirliğine girilmesi yeniden elzem olarak gözüküyor. Eskiden tehditler yok denilip birtakım tehditler araştırılıyordu ama şu anda görülüyor ki, Rusya tehdidi ortadan kalkmış değil. Rusya güçlendiği sürece bu konu yeniden gündeme gelecek. Bu tehdit riskli olarak artacaktır. Bu açıdan NATO’nun mutlaka tedbirli olması gerekiyor.

“NATO Platformundan Yumuşama Mesajı”

Türkiye’nin eskiden AB ve ABD ile olan çatışma durumunun şu anda yeni uygulanmakta olan yumuşama politikasıyla NATO platformunu da kullanmak kaydıyla verdiği mesaj çok önemlidir. Eskiden bir sorun vardı, Türkiye acaba yüzünü Doğu’ya mı dönüyor, İsrail ile işbirliğine mi girecek, NATO üyesi olan Türkiye’nin Rusya ile ne gibi bir ilişkisi olabilir şeklindeki sorulara karşı bu yeni yaklaşımla biz bağımsız bir devlet olarak ilişkilere giriyoruz. Siyasi, askeri birtakım ilişkilerimiz var ancak biz NATO üyesi bir ülkeyiz, NATO ile birlikte hareket ediyoruz dolayısıyla NATO şemsiyesi altında birlik beraberlik içindeyiz. Ancak NATO, konsepti çerçevesinde vermiş olduğu taahhütlere uyulmuş olması gerekir mesajını gayet açık bir şekilde veriyor. Özellikle ABD’nin Türkiye’nin terörist olarak kabul ettiği YPG/PYG’ye verdiği desteğin ortadan kalkması son derece önemli ve zaten Menbiç’te ortaya koymuş olduğu davranış tarzıyla yavaş yavaş bu gelişme Türkiye lehine iki tarafın da uyumlu bir şekilde aksiyon almasıyla birlikte işleme giriyor anlamına gelmektedir. Almanya ile dikkat ederseniz ilişkiler yavaş yavaş düzelme safhasında. O açıdan bakıldığında Türkiye’nin ilk aşamada NATO platformunu bu şekilde kullandığını görüyoruz. Ben bunun devamının geleceğini düşünüyorum.