Dünya Arap Baharı ile meşgulken NATO kendi içinde Lizbon’da kabul etmiş olduğu yeni stratejisi doğrultusunda komuta/kontrol teşkilatında yeniden yapılanma çabası içine girmiştir. Yeni stratejiye göre, alan dışında NATO üyelerinin güvenliğine ve menfaatlerine menfi tesir edebilecek her türlü tehdide karşı müştereken tedbir alma fikri öncelik kazandığından NATO bu gün hem Afganistan’da ve Libya’da aktif bir şekilde görev icra etmektedir.

 

Ancak, Soğuk Savaş sonrası Varşova Paktından ayrılan doğu Avrupa ülkelerini bünyesine katarak zorunlu olarak genişleyen NATO bu günlerde finansman sıkıntısı çekmeye başlamıştır. Bu sıkıntı doğal olarak AB’de ortaya çıkan ekonomik krizin bir yansıması olarak gerçekleşmenin yanı sıra, zaten fakir durumda olan katılan eski Doğu bloğu ülkesi olan üyelerin getirdiği yük ciddi ekonomik girdi olarak kendisini göstermeye başlamıştır.

 

Bu nedenle, Haziran ayının ikinci haftasında yapılan NATO Savunma Bakanları Toplantısında özellikle, Askeri organizasyonun yeniden yapılandırılması için önemli kararlar alınmıştır. Burada önemli olan tehdidin karşılanmasıdır. Nasıl NATO Füze Savunma Sistemi tesisinde tehdit İran olarak belirlenerek, tehdide göre ileriden geriye doğru bir konuşlandırma planlaması yapıldıysa, diğer tehdit değerlendirmelerinde de aynı yöntem uygulanarak tehditten geriye doğru bir teşkilatlanma ve konuşlanmanın öngörülmesi normal bir yaklaşım olarak nitelendirilebilir. Bu yaklaşımdan yola çıkarsak, NATO için artık Rusya bir tehdit olmaktan çıkmıştır. Tehdit daha güneye Ortadoğu’ya doğru kaymıştır. Bunun yanı sıra, Kuzey Afrika’dan saldırıya yönelik bir tehditten ziyade ekonomik güvenliği sıkıntıya düşüren Libya hadisesi gibi tehditlerin gerçekleşmesi mümkün görülmektedir. NATO’nun güney batı ve batısından herhangi bir tehdidin gelmesi uzak bir ihtimal olarak algılanmaktadır. Bu durumda yine tehdide en yakın NATO üyesi durumunda olan ülke olarak, Türkiye karşımıza çıkmaktadır. Hava ve deniz kuvvetlerinin karargâhlarının Türkiye’de konuşlandırılması konusunda Ege hava sahası ve karasuları sorunları nedeniyle Yunanistan’ın itirazı bulunması nedeniyle tehdide en yakın ülke olan Türkiye’ye müşterek kara harekatının koordinesini sağlayacak karargahın kaydırılması son derece mantıklı gözükmektedir.

 

Alınan karara göre, Yeni komuta yapısında; İttifakın Müşterek Harekatını yürüten Komutanlık Karargahı Belçika’da (Allied Command Operations) ve Müşterek Harp Karargahı ve eğitim ile ilgili birimleri içinde barındıran ACT-Allied Command Transformation karargahı ABD’de olacak şekilde iki Stratejik Komutanlık esas alınacaktır. İttifakın Müşterek Harekatını yürüten Komutanlık Karargahı’na  (Allied Command Operations) bağlı olarak, Hollanda ve İtalya’da konuşlu iki Müşterek Kuvvet Karargahı (JFHQs) teşkil edilecektir. Ayrıca yine bu komutanlığa bağlı olarak Hollanda’da bir statik hava komutanlığı (AIRCOM), İtalya’da bir statik deniz komutanlığı (MARCOM) ve Türkiye’de bir statik kara komutanlığı (LANDCOM) ile iki Birleşik Hava Harekat Merkezi … ihdas edilecektir[1].

 

NATO'nun Almanya'nın Heidelberg (Headquarters Allied Force Command, Heidelberg- DE) ve İspanya’da (Headquarters Allied Force Command, Madrid – ES[2]) bulunan iki kara komutanlığının birleştirilerek İzmir'e taşınacağı belirtilmiştir. Bu durumda,  Türkiye'deki tek NATO üssü olan İzmir Müttefik Hava Unsur Komutanlığı'nın NATO kara kuvvetleri komutanlığına dönüştürülmesi onaylanmıştır.

 

NATO'nun kara unsurlarını kaybeden İspanya'nın Madrid yakınlarındaki Torrejon kara üssü, Almanya'daki hava kuvvetleri komutanlığına bağlı hava operasyonları üssüne çevrilecek. Karargah reformu kapsamında ayrıca Portekiz'deki Lizbon Müşterek Karargahı kapatılarak İtalya’da ki Striking Force NATO (STRIKFORNATO) Portekiz’e taşınarak, deniz üssüne dönüştürülecektir.

 

NATO'dan yapılan açıklamada, bazı üsleri kapatarak ve bazılarını naklederek NATO'nun ana üslerini 11'den 7'ye düşüren reform kapsamında İttifak'ın askeri komuta yapılarındaki personel sayısının 13 binden 8 bin 800'e düşürülmesinin de planlandığını görmekteyiz.

 

NATO Savunma Bakanları toplantısının hemen sonrasına rastlayan günde, ABD Savunma Bakanı Robert Gates yaptığı veda konuşmasında NATO üyesi ülkelerin Afganistan ve Libya’da yapılan müşterek harekâtlara katkısını değerlendirirken, Afganistan’da gerekli özveri gösterilmesine rağmen, Libya harekâtında NATO üyelerinin büyük bir kısmının onaylamalarına rağmen çekimser kaldıklarını ifade etmiştir. NATO finansman yükünün paylaşılmasından ziyade özellikle ABD tarafından karşılanması konusunda Avrupa ittifak üyelerinin duyarsız kalmasından rahatsızlıklarını dile getirmiştir. Soğuk Savaş döneminde % 50 civarında olan ABD’nin üslendiği bu yükün Berlin duvarı yıkıldıktan sonra % 75’lere çıkmasının ABD ekonomisine sıkıntı getirdiği belirtilmiştir. Bu nedenle Avrupa’nın NATO ittifakı paylaşmasında daha duyarlı olması gerektiği ifade edilmiştir.

 

Görüldüğü kadarı ile Soğuk Savaş dönemindeki muazzam tehdit kavramını kaybeden NATO yeni stratejik konseptiyle girdiği var olma savaşında “tez- antitez” karşılığında uygun tehdit belirleyerek mevcut güçlü durumunu sürdürmekte zorluklarla karşılaşmaktadır. Özellikle rehavet içine girmiş Avrupa ülkelerinin çevrelerinde kendi güvenliklerine yönelik herhangi bir tehdit algılamamaları onların NATO içindeki katkılarında duyarsız davranmaya itmektedir. Doğal olarak Dünya’daki ekonomik krizin etkisi de eklenince bu konuda en güçlülerin büyük yükü kaldırmaları onları rahatsız etmektedir. Bunun tabii sonucu olarak da mevcut personel ve teşkilat yapılarında revizyona ihtiyaç duyularak, küçülme yoluna gidilmektedir. Ancak bu küçülmede yine stratejik coğrafi konumlara göre askeri teşkilatlanma önem kazanmakta ve Türkiye burada yerini almaktadır.

 

Yeni Yapılanmanın Türkiye’ye Katkısı

 

Berlin duvarının yıkılması sonrası ortaya çıkan Türkiye’nin NATO içindeki stratejik önemi tartışmaları yine bu dönemde de gündeme gelmeye başlayacak gibi görülmektedir. Türkiye yine NATO tehdit algılamaları odağında kritik bir stratejik konum işgal etmektedir. Aksi, takdirde 28 ülkenin onayı ile kara unsuru komutanlığının Türkiye’de konuşlanması asla ve asla gerçekleştirilemezdi. Bu husus Türkiye’yi hem NATO içinde ve hem de direkt olarak, AB savunmasındaki yapılanmada kilit rolü üslenmesi açısından oldukça önemli bir konuma getirecektir. Bu husus, bir kere daha AB için Türkiye’ye ihtiyaçları olduğunu vurgulaması açısından önemli bir uyarı olabilecektir.

 

Dipnotlar

 

[1] Background on NATO Command Structure Review, June 2011, http://www.nato.int/nato_static/assets/pdf/pdf_2011_06/20110609-Backgrounder_Command_Structure.pdf

[2] NATO-Structure, http://www.nato.int/cps/en/SID-4E351CC2-8BACC1A0/natolive/structure.htm