Arap Baharı’nın Sonbahar’dan Kışa dönen etkisinin Suriye’deki yansımaları NATO’nun da birşekilde Patriot füzelerini Türkiye’de yerleştirme kararı ile Ortadoğu bölgesi dışına doğru kaydığını göstermektedir. Türkiye bir NATO ülkesi olduğuna göre, onun Suriye konusunda tehdit değerlendirmelerini NATO’ya getirerek, bu konuda neler yapılabileceğini incelenmesini istemesi ve hatta NATO’nun dikkatini bu konuya yönlendirmesinden daha tabii bir şey olamaz.

 

NATO yeni stratejik konsepti gereği alan dışında üye ülkelerin çıkarlarını ve güvenliklerini tehdit eden durumlara bir dayanışma içinde topyekün, diğer bir değişle bütün üyelerin desteği ile karşı koyacağını (Collective defence)ve bunu diğer uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla işbirliği halinde (Cooperative security) gerçekleştireceğini kabul etmiştir. Tehdit bölümünde ise, balistik füze tehdidine karşı tedbir alınması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. NATO bu konseptin gereğini ilk olarak Libya iç savaşı sırasında iken uygulamıştır. Şimdi ise, Türkiye’nin maruz kaldığını değerlendirdiği Suriye’den gelebilecek balistik füze tehdidine karşı bu konsept uygulamaya konulma aşamasına gelmiştir.

 

2000’li yılların başlarında ABD’nin Irak’a yaptığı müdahale sırasında Türkiye Saddam Hüseyin’in tehditlerine karşı Patriot füze taleplerini NATO’ya iletmiş ancak, Fransa’nın karşı koyuşu nedeni ile bu talep yerine getirilememişti. Bu dönemden sonra Türkiye her türlü platformda NATO’ya dayanışma konusunda güvenmediğini gündeme getirmiştir ve getirmektedir. NATO’nun güçlü örgütsel yapısında Türkiye’nin bu kaygısının bir şekilde giderilmesi ve yeniden güven tesisi gerekmektedir. Halen Ortadoğu’da mevcut durum bu güvensizliğin giderilmesi ve NATO’nun her türlü hal ve şartta dayanışma içinde olduğunu göstermesi açısından uygun bir ortam sunmaktadır. Her ne kadar Suriye’de kimyasal başlık yüklü eski Sovyetler versiyonu Scud füzeleri Türkiye’yi hedef alarak konuşlandırıldığı iddia edilse dahi, bunların kullanılması ihtimalinin oldukça düşük olduğu değerlendirilebilir. Saddam’ın sahip olduğu aynı versiyon füzeler hedefine ulaşmadan havada parçalanmıştır. Suriye füzelerinde modernize edilerek yeni gövde ve başlık yapısı oluşturulmamış ise, sonucun aynı olacağı istihbarat değerlendirmeleriyle ortaya konulabilir. Ancak, herhangi bir şekilde bu konuda niyet edilerek bir füze ateşlense dahi bu Türkiye’ye savaş ilanı anlamına alınabilir. Bu durumu değerlendirerek NATO mevcut ihtimaliyat planlarına göre bir takım girişimlerde bulunmak zorundadır. İşte Patriot füzelerinin getirilmesi bölgesel güç olarak NATO’nun kendi alanı içinde olan üye ülkesine Suriye tarafının oluşturulan tehdidi bertaraf etmek ve çıkarlarını korumak için aldığı tedbiri ortaya koymaktadır.

 

Patriot füzelerinin Türkiye’ye konuşlandırılmasının ortaya koyduğu şifreleri çözmeye çalıştığımızda aşağıdaki değerlendirmeleri yapabiliriz.;

 

– NATO füzelerin konuşlandırma suretiyle Ortadoğu ile olan ilgisi için ilk adımı atmaktadır. Bölgesel bir güç olarak Rusya, Çin ve İran’a karşı Ortadoğu’da varlığını hissettirecektir.

 

– Bu suretle NATO dünyaya konseptine uygun olarak üye ülkelerle dayanışma içinde olduğu mesajını vermektedir.

 

– Türkiye’nin güven eksikliğini bu şekilde bir jestle gidermeye çalışacak ve Tğrk kamuoyundaki menfi intibağı dayanışma içinde olduğunu göstererek gidermeye çalışmaktadır.

 

– Suriye’ye Türkiye ile ilgili niyetleri konusunda NATO olarak arkasında olduğunu göstererek, dikkatli olması sinyalini vermektedir.

 

– İran ve Rusya’ya da NATO’nun dayanışmasını ve kararlılığını göstermesi açısından mesaj vermektedir.

 

– İran’a yapılması olası bir harekat için gerekli tatbikat ve değerlendirmelerin yapılması imkanını sunmaktadır.

 

– NATO Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliğine karşı Türkiye sınırlarında AMFL kuvvetleri ile bayrak göstererek dayanışma ve kararlılığını gösterirken bu gün onun yerini Patriotların aldığı söylenebilir.

 

Konu gündeme gelmeden evvel büyük bir olasılıkla gerekli çalışmalar yapılarak hükümetler tarafından böyle bir talebe karşı red cevabı verilmeyeceğinin teyidi alınmıştır NATO üyesi ülkeler arasında ve bu husus gerçekleştikten sonra Türkiye’ye talebi yapabilirsin mesajı verilmiştir. Bunun üzerine Türkiye talebi gündeme getirmiştir. Aksi takdirde, yerine getirilemeyecek talep hem dayanışmada yeni çatlaklar olmasına neden olacaktır,  hem de Türkiye açısından büyük bir güvensizlik krizi çıkartacaktır. Bu nedenle büyük olasılıkla talep öncesinde kapalı kapılar ardında bütün üyelerin olumlu oyu alınmıştır ve böyle olması icap etmektedir.

 

Patriotların gelişiyle birlikte zaten devrede olan Kürecik radarı da etkinliğini sürdürecektir. Bazı değerlendirmelerde bu füzelerin ve radarın İsrail’i korumak için tesis edildiği iddia edilmektedir. Ancak, NATO’nun çalışma prensipleri dikkate alındığında böyle bir şeyin gündeme getirilmesinin mümkün olamayacağı değerlendirilebilir. Zaten Patriotların menzilleri ve kullanılma konsepti dikkate alındığında yalnız belli bölge ve menzildeki balistik füzelere etkili olabileceği görülür. Bu irtifa ve menzilin kapsama alanı ancak Türkiye topraklarında belirli bölgelere veya hedeflere yönelik balistik füze saldırılarının önlenmesini içerebilir. Kürecik radarı ise yetenekleri itibarıyla Ortadoğu, İran ve Rusya üzerinden atılacak her türlü füzeyi algılayacak yetkinlikte olmasına rağmen, bilgi akış paterni NATO komuta kademeleri içinde olacağı için alınan bilgini direkt İsrail’e aktarılması mümkün değildir. Zaten ABD İsrail ile özel olarak yaptığı anlaşma ile Füze Savunma Sistemi entegrasyonunu yapmıştır. İsrail Arrow füze savunma sistemi ile ABD’nin AEGIS Milli Füze Savunma sistemi entegre edilmiştir. Bu durumda atılan her füze ile ilgili ABD sistemlerince alınan bilgiler otomatik olarak NATO dışında İsrail ile paylaşılacak demektir. NATO sisteminin belkemiğini de ABD AEGIS sistemi teşkil ettiğine göre alınan bilgiler her durumda endirekt olarak ABD üzerinden aktarılacak demektir. Bu akışta NATO sisteminin direkt yer almadığı söylenebilir.

 

Rusya’nın Karşı Çıkışı

 

Rusya simgesel nitelikte olan Patriotların konuşlandırılmasını sadece Suriye’ye karşı NATO dayanışmasını gösterme uygulamasından daha büyük bir mercekle bakarak ele almaktadır. Bu bakış açısından değerlendirme yaparsak Rusya’nın kaygıları aşağıdaki gibi ifade edilebilir; 2011 yılında Libya’ya müdahale ederek Rusya ve Çin’i safdışı bırakan NATO ve ABD bu sefer gözünü Ortadoğu’ya dikmiştir. NATO’nun bu şekilde kollektif hareketi Rusya’nın karşısına ABD veya Avrupa’da mücadele edebileceği münferit ülkelerden ziyade, bir irade birliği olan örgüt çıkartacaktır. Rusya’nın gittikçe güçlenen bu örgütle başedebilmesi son derece güç olduğu için Ortadoğu’da ki güç mücadelesi zora girecektir. Patriotların getirilmesi NATO’nun Ortadoğu’ya müdahil olmasının ilk adımıdır. Bu nedenle her ne pahasına olursa olsun bu önlenmelidir. NATO’nun bu masum hareketi olası bir İran müdahalesi içinde zemin oluşturmaya yönelik stratejik bir konuşlandırma olabilir. Bu girişimler Suriye örtüsü altında İran’a karşı kademeli bir tırmanış ile müdahale zemini hazırlayan bir stratejinin başlangıcı olabilir. Bu nedenle Rusya artan bir tepkiyle NATO’nun bu girişimine gerek Türkiye ve gerekse NATO nezdinde karşı çıkmaktadır. 

 

Türkiye

 

Konuyu Türkiye açısından ele aldığımız zaman, Suriye konusunda gösterdiği özveriye rağmen, diplomatik destek açısından oldukça yanlız kaldığını görmekteyiz. Sığınmacılara hiç bir mazeret göstermeden kucak açması, bunun karşılığında topraklarına düşen topçu saldırılarını savaş ilanı kabul etme fevri davranışından uzak durarak, ağırbaşlı bir tavır sürdüren Türkiye’nin üyesi olduğu bölgesel örgüt tarafından bir şekilde desteklenmesi gerekmektedir. Bunun aksi NATO’nun çifte standart uyguladığı intibağını verecektir. Nitekim 11 Eylül!de NATO’nun derhal ve acilen reaksiyona geçmesi, sonrasında Libya’da NATO çıkarları için alan dışına müdahale, bu aşamada Türkiye’nin maruz kaldığı alan içi tehdide karşı kayıtsız kalması NATO’nun dayanışması konusunda ciddi şüphelere yol açacaktır. Bu bakımdan Patriotların gelişi Türk kamuoyunda NATO’ya eski güvenin gelmesi açısından katkıda bulunacaktır. Diplomatik alanda ise dünyaya Türkiye’nin yanlız olmadığı mesajı verilecek vebunun da ötesinde Türk hükümetinin ortaya koyduğu hırçınlık ve kontrol edilemez tavır bir nebze izole edilmeye çalışılacaktır.

 

Sonuç olarak, Patriot füzelerinin Türkiye’ye gelişi simgesel anlam açısından oldukça önemli yükler taşımaktadır. Bunların başında NATO’nun örgüt olarak Oratdoğu’ya yönelmesidir. Diğer konu ise, NATO dayanışmasının ve gücünün etkinliği konusunda Rusya, İran ve diğer ülkelere verilen mesaj önemli bir unsurdur. Doğal olarak, NATO üyesi olan Türkiye’nin yanlız olmadığı imajı bu suretle açık bir şekilde eyleme konulmaktadır. Bu ise Türkiye kamuoyunun bu dayanışmaya vereceği destekle güçlenecektir. Şu hususun altını cizmek gerekir; bu gün NATO dünyanın ekonomik ve askeri açıdan en güçlü ülkelerini içeren, en organize ve en güçlü örgüttür.