NATO Askeri Komitesi Başkanı Orgeneral Petr Pavel, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, 'her bir ülkenin kendi savunma kararlarını vermekte serbest olduğunu ancak Türkiye'nin planlanan S-400 füzelerini almasının Ankara'nın NATO müttefikleriyle herhangi bir hava savunma sisteminin parçası olmasını engelleyeceğini' ileri sürdü. Pavel, konuyla ilgili başka teknik kısıtlamaların da ortaya çıkabileceğini savundu.

 

ABD merkezli New York Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Rusya’ya karşı yeni yaptırımlar listedesinde Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemlerini satın almayı planladığı Rosoboroneksport şirketi de bulunuyor. Gazetenin ulaştığı bilgilere göre, Kongre'ye sunulan listede 33 Rus savunma sanayi şirketi bulunuyor. Bunlar arasında Suhoi, Tupolev, MiG, Kalaşnikov, İşmaş ve Rosoboroneksport yer alıyor. TürkRus.com sitesindeki haberde de "Listenin bu hali bir haliyle Rusya'nın dünyaya silah satışını engelleme amaçlı olarak tüm önde gelen şirketleri kapsıyor" denildi.

 

Öte yandan, silah ve teknoloji üretimi alanında faaliyet gösteren Rus kamu şirketi Rostec'in CEO'su Sergey Çemezov, Rus TASS ajansında yer alan habere göre, "Türkiye ile S-400 anlaşmasının değerinin 2 milyar doların üstünde olduğunu" söyledi.

 

S – 400 hava savunma sistemleriyle ilgili son gelişmeleri ve NATO'nun yaklaşımını Doç. Dr. Serdar Erdurmaz TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

“ABD 1 Mart Tezkeresinin Acısını Çıkarmaya Çalışıyor”

 

ABD S-400’lere yaptırım söylemini kullanarak siyasi baskı uygulamaya çalışmaktadır. Hatırlanmalıdır ki, Rusya, Yunanistan’a S-300’leri sattığı zaman herhangi bir yaptırım söz konusu bile olmamış, hiç kimse bir açıklama yapmamıştı. Onlar da füze sistemlerini mahalli olarak kullanacağız demişti. O zamanlar NATO’nun kendi füze savunma sistemi yoktu. Şimdi ise Türkiye’nin kendisi bu hakkını kullanmaya kalktığı zaman onu engellemeye çalışmaktadırlar. Burada dikkate değer bir husus vardır; ABD’nin baskısı var bize çünkü Suriye’deki meselelerde Türkiye, ABD’ye karşı olarak İran’la Rusya ile işbirliğine girmesi ve onlarla geçici bir ittifak oluşturmamız aslında ABD’yi dengeleme amacı olan bir harekettir. Dolayısıyla NATO üyesi olan Türkiye’nin böyle bir ittifaka katılmasını kaldıramayan ABD kendi bildiğini okumak istiyor ve 1 Mart tezkeresinin acısını çıkarmaya çalışıyor ve bu bakımdan bunun ben siyasi bir konu olduğunu düşünüyorum.

 

“Türkiye’nin Altyapısı Var”

 

“Ortalık günlük güneşlik olsa” S-400 füzelerinin alınıp, incelenip NATO sistemine entegre edilerek istihbarat bilgilerinin NATO’ya verilmesi NATO’nun çok işine gelir. Bunu Rusların sistemin kodlarını verme ihtimali söz konusu olduğu durum için ifade etmekteyim. O bakımdan Türkiye’nin açıklamaları son derece normaldir; “Ben bunu NATO’nun sistemine entegre etmeyeceğim ve kendim yapacağım” demiştir. Zaten anlaşmaya göre de 2 bataryayı müşterek üretip sonrasındakileri Türkiye kendisi üretecektir. Onu da belli bir süre sonra eğer makul bir yaklaşım tarzı olsaydı Türkiye’ye 5 yıllık bir süre verirlerdi belki ve Türkiye onu kendisine ters mühendislikle adapte edip daha sonrasında da sistemi NATO’ya entegre edilecek hale getirebilirlerdi. Türkiye’nin böyle bir altyapısı bulunmaktadır.

 

“Türkiye’yi Kontrol Etmek İçin Bir Takım Enstrümanlardan Biri”

 

Böyle baktığımızda bütün bunların hepsinin, Güneydoğu’da Türkiye’nin izlemiş olduğu dış politikadan kaynaklanmış olduğu kanaatindeyim. S-400’leri koz olarak kullanıp Türkiye’yi hem Rusya’dan uzaklaştırmayı amaçlamaktadırlar. Aynı zamanda ABD’nin bu şekilde Türkiye üzerindeki iradesini gerçekleştirme çabası içinde olduğunu düşünüyorum. Yoksa NATO sistemini Almanya’ya ve başka ülkelere verirken neden Türkiye’ye vermiyor? Türkiye’nin onu yapabilecek kapasitesi yok mu? Altyapımız var! F-16 uçaklarının yapımında Türkiye konsorsiyuma katılmıştır ve şu an yapmaktadır.. Bilgisayar altyapımız da mevcuttur ve son derece iyi bir şekilde yazılım da yapabiliyoruz, dolaysıyla bunları verdikleri takdirde pekâlâ başarabiliriz. Ne var ki, Türkiye’nin teknolojiyi başka ülkelere kaydırma ihtimalinden korkmaktadırlar. Bir de tabi Türkiye’yi kontrol etmek için bir takım enstrümanlar lazım ve o enstrümanlardan biri de budur.

 

“Pentagon’un Trump’ı İkna Etmesi Gerekiyor”

 

Bunları Kendi kendisine yeterli olan ve kendi iradesiyle dış politikada adımlar atmakta olan Türkiye’yi geri atmak için yapılan faaliyetler olarak değerlendirmekteyim. Türkiye son derece haklı olarak kendi milli çıkarlarını düşünerek Suriye’de PYD’ye karşı faaliyetlerini sürdürüyor ve örgütün Akdeniz’e çıkmasını engelleyecek her türlü tedbiri alıyor. Zaten Kürtler Akdeniz’e inse bile Rusya buna müsaade etmez, ABD bu konuda PYD ile ortak hareketi bırakıp Türkiye ile hareket etmesi gerekiyor. Tabi ABD’nin bu tutumu Türkiye’ye güvenmediğini ortaya koyuyor. Geriye dönüp batkımızda 1 Mart tezkeresi zamanında o kadar anlaşma yapıldıktan sonra bir anda TBMM’den geçmemesi ABD’yi şoka uğratmıştı ve “Biz bunun acısını çıkartacağız!” açıklaması gelmişti. Fikrimce bunun acısı hala çıkarmaktadır, örneğin ABD sürekli olarak Türkiye’nin her türlü teklifine karşı PYD ile olan işbirliğini sürdürmektedir. Bu bakımdan ABD’nin Türkiye ile aynı çizgiye gelebilirse her halükarda Suriye’deki barışı ve istikrar ortamını sağlayacak diye nitelendirmekteyim. Ortadoğu’daki gerilimin dinmesi için ABD’nin Türkiye ile işbirliğine girmesi lazım ama Trump bu konuda çok etkili değil, zaten altyapısı da yok. Pentagon’un bu konuda gerekli girişimleri yapıp Trump’ı ikna etmesi gerekiyor ama bakıldığında Pentagon bu konuda çok istekli değil hala o 1 Mart’ın acısını çıkarma hevesi içinde.

 

"NATO’nun S-400’lerine Karşı Tutumu Türkiye’yi Rusya’dan Uzaklaştırma Çabası"

 

Toparlamak gerekirse S-400 füzelerine karşı alınan tutum; Türkiye’ye bunu bir baskı unsuru olarak kullanalım ve Rusya’dan uzaklaştırmaya çalışalım düşüncelerinden başka bir şey değildir. ABD’nin de Rusya ile karşı karşıya gelme düşüncesi asla olmadığından bölgede ki ikame savaşlarla bölgede ki enstrümanları kullanarak sertleşmeye devam ediyor. Akıllıca olanı Türkiye’yi aynına almaya uğraşması ama bu pek mümkün gözükmüyor çünkü her iki tarafta istekli değil.