NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in Ankara ziyareti ile ilgili olarak, NATO’nun kendi sitesinde herhangi bir bilgi veya basın bülteni aradım ancak, bulmam mümkün olamadı. Türk Dışişleri Bakanlığı basın bülteninde ise yapılan açıklama; 14-15 Nisan 2011 tarihlerinde Berlin’de düzenlenecek NATO Dışişleri Bakanları Gayrıresmi Toplantısının gündeminde yer alan konularda görüş alışverişinde bulunmak amacıyla NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in 4 Nisan 2011 tarihinde ülkemize önceden belirlenmiş mutad bir çalışma ziyareti gerçekleştireceği şeklindedir. Genel Sekreter Rasmussen’in, söz konusu ziyaret sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilecek olup, görüşmede Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de hazır bulunacakları ifade edilmektedir.

 

Yukarıda açık bir şekilde belirtildiği gibi, yapılmakta olan ziyaret planlı olup, önceden belirlenmiş olan bir gündemi içermektedir. Bu gündemde esas olarak, Almanya’da yapılacak olan NATO Dışişleri Bakanları Gayrıresmi toplantısında görüşülecek konuların yer alacağını tahmin etmek zor değildir. Diğer bir değişle NATO Genel Sekreteri’nin çantasında halen Libya’da devam etmekte olan harekata ait yeni talepler olduğu konusunda fikir ileri sürmek pek mantıklı gelmemektedir. Çünkü Türkiye NATO’nun ifade etmiş olduğu üç harekatın ikisinde görev almayı kabul etmiş ve ilave olarak, insanı yardım faslından da muhaliflerden yaralıların tedavisi için bir hastane gemisi göndererek, ciddi katkıda bulunarak görev üslenmiştir. Özellikle bu son girişimin isyancı Libyalılar nezdinde Türkiye’nin prestijini arttırıcı bir etki yapacağını söylemek yanlış olmaz. Türkiye açık bir şekilde silah yardımı konusunda çekincesini ifade ettiğine göre artık, Libya konusunda NATO Genel Sekreteri’nin Türkiye’den isteyebileceği pek fazla bir şey olmadığı değerlendirilmektedir.

 

Pek tabii olarak, Libya konusunda yavaş, yavaş çıkmaza girmekte olan Kaddafi’nin gelecek hakkındaki niyet ve maksadı ile muhaliflerin neler yapabilecekleri konusunda görüş alış verişinde bulunulacaktır. Bununda ötesinde, Kaddafi’nin Yunanistan’a gönderdiği elçisinin Türkiye‘yi ziyaret faslında nasıl gelişmelere neden olabileceği gibi komular görüşülebilir. Ancak, bütün bu konular ziyaretin asıl nedeni olmaktan uzak gözükmektedir.

 

Ancak, bütün bu hadiselerin özünde özellikle AB ve NATO arasında sorun yaratan ve anlaşmalarla teyit edilmiş; AB’nin herhangi bir askeri harekat ihtiyacı duyduğunda NATO tesis ve askeri imkanlarından faydalanacağı konusunun Libya harekatı münasebetiyle devamlı gündemi işgal etmesi yatmaktadır. Libya konusunda AB kendi iradesi ile bir şeyler yapma arzusunu ifade ettiğinde askeri olarak NATO imkanlarından faydalanmak durumundadır. Ancak, NATO ile AB arasındaki uyumda Türkiye’nin Kıbrıs Rum Yönetimi ile olan probleminden dolayı sorunlar mevcuttur. Bu konudaki uzlaşmanın mutlaka Genel Sekreter tarafından çözülmesi gerekmektedir. Bu NATO’nun yeni stratejik konsepti çerçevesinde belirtmiş olduğu üç temel görev sahasında etkinliği için elzemdir. NATO bu görevi yaparken AB ve BM gibi uluslar arası örgütlerle işbirliği içinde icra edeceğini açık bir şekilde ifade etmiştir. Bununda ötesinde AB ile NATO arasındaki işbirliği aslında NATO ve AB üyelerinin müşterek üyeler içermesinden dolayı ziyadesiyle girift vaziyettedir. Bu konudaki anlaşmalara dayanan işbirliği imkanlarının Libya ve diğer konularda işletilememesinin sıkıntılara neden olduğu düşünülmektedir. Bu bakımdan yapılmakta olan ziyaretin temel nedenlerinden biri olarak, bu konun gündeme geleceği söylenebilir.

 

Bunun dışında Suriye’deki gelişmeler ve bir NATO üyesi olan Türkiye’nin bu konuda yapabilecekleri ile NATO’nun nasıl müdahil olabileceği konusunun da bir şekilde ele alınabileceği değerlendirilmektedir.

 

Basın toplantısı yapılıp yapılmayacağı bilinmemekle birlikte, yapılacak açıklamalarda Türkiye’nin NATO nezdinde Libya harekâtına katkılarını övücü ifadelerin dışında somut herhangi bir konuda bilgi verilmeyeceği düşünülmektedir.