17 Eylül 2009 tarihinde Başkan Obama tarafından onaylanan Avrupa kıtasının füze savunmasına yönelik “Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşım" (Phased Adaptive Approach) adı verilen uygulaması, 2010 yılının sonunda, Lizbon’da NATO zirvesi tarafından onaylanarak, “NATO Füze Savunma Sisteminin” esasını teşkil etmek özere kabul edilmiştir. 2011’lerde hayata geçirilmesi öngörülen sistemlerin mimarisinin esasını; ABD’nin Milli Füze Savunma Sisteminin belkemiğini teşkil eden AEGIS sistemine entegre, denize ve karaya konuşlu geliştirilmiş Missile-3 (SM-3) standart füze önleyici füzeler ve Avrupa’ya konuşlandırılmış algılayıcı radar sistemlerinden oluşturulmakta olduğu belirtilmektedir. 

 

Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşım”, NATO’nun ALTBMD isimli füze savunma sistemi, ABD ulusal füze savunma sistemi ve üye ülkelerin sistemleri ile entegre edilerek birleştirilen üç ayaklı bir yapıdan meydana gelmektedir. Bunlardan birincisi ABD’nin Aegis adı verilen ulusal füze savunma sistemidir. Bir diğer unsur ise, NATO’ya üye Avrupa Almanya, Fransa, İngiltere vs. gibi ülkelerin kendi milli füze savunma sistemleri ve son unsur ise, NATO geliştirmekte olduğu Aktif Katmanlı Saha Balistik Füze Savunma (ALTBMD: The Active Layered Theater Ballistic Missile Defense ) programıdır. Bu program NATO komuta, kontrol sistemleri ve kullanılmakta olan haberleşme ağı ile entegre edilecektir. Bu suretle füze savunma sistemi ile muhtelif NATO ve milli füze savunma sistemleri arasında etkili bir bilgi alışverişine imkan sağlayan bir hale getirilecektir. Bu aynı zamanda 3000 km. menzile kadar olan taktik balistik füzelere karşı da tam bir kapsama içerecektir. Sistem, ABD’nin Ulusal Füze Savunma Sistemi’nin esasını teşkil eden Aegis denizde konuşlandırılmış radar sistemleri ve önleyici füzelerin bir kriz anında tehdit olan ülke etrafındaki denizlere kaydırılması ile savunmanın tesisi ve güçlendirilmesi sağlanabilecektir[1].

 

Yapılan tehdit değerlendirmesinde belirlenen ülkenin kısa ve orta menzilli balistik füze tehdidinin öngörülenden daha hızlı, buna karşılık kıtalar arası füze tehdidinin daha yavaş bir şekilde geliştiği ortaya konulmaktadır. Bu değerlendirmeden hareketle, oluşabilecek asıl balistik füze saldırılarının özellikle, Avrupa ve Ortadoğu’daki ABD müttefikleri ve kendisinin orada bulunan unsurları üzerine olacağı yorumlanmaktadır.

 

Buna göre NATO Savunma Sistemi dört safhalı bir uygulama ile tesis edilmesi planlanmıştır.

 

Birinci safhada (2011 içinde)- elde mevcut ve kanıtlanmış denize konuşlu AEGIS Silah Sistemi gibi SM-3 önleyici füzelerini ve karaya ve denize konuşlu hareketli radar takip sistemlerinin içeren füze savunma sistemlerinin gelecek iki yıl içinde konuşlandırılması suretiyle Avrupa’da bölgesel balistik füze tehditlerine karşı tedbir alınacaktır.

 

İkinci safhada, 2018’e kadar olan süre içinde, SM-3 önleyicilerin daha gelişmiş şeklinin deniz ve karaya konuşlu konfigurasyonların ve kısa ve orta menzilli füze tehdidine karşı savunulan bölgelerin genişletilmesi için daha modern algılayıcıların konuşlandırılması yapılacaktır. Diğer iki safhada ise, 2018 ve 2020 yılına kadar mevcut sistemlerin daha gelişmişleri ile geliştirilmesi planlama içine alınmaktadır.

 

Görüldüğü gibi, sistemin yapılanması ileriden geriye doğru yani, tehdidin en yakın olduğu yerden yani, Türkiye’den gittikçe uzağa doğru, diğer bir değişle Avrupa kıtasından sonra ABD kıtasında yapılanmayı öngörmektedir.

 

 Planın uygulanmasında Rusya’nın yapılanmayı kendisine karşı alınmış bir tehdit olarak algılamaması için Rusya ile işbirliği içinde hareket edilmesi gerekliliği vurgulanmaktadır.

 

Bu durumda, Milli Füze Savunma Sistemine sahip olmayan Türkiye doğudan Ankara’ya kadar olan bölge bağlamında bu sistem kapsamı içinde olamayacaktır[2]. Ancak, Türkiye bunun farkında olarak, kendi milli füze savunma sistemi tesis çalışmalarına Aselsan- Roketsan ortak girişimi ile başlatmıştır[3].

 

ABD AEGIS Füze Savunma Sisteminin Bir Platformu Olan Monterey Gemisi Karadeniz’de

 

 ABD anlaşıldığı kadarı ile NATO Füze Savunma Sistemi tesisinin birinci safhasını uygulamaya koymak için faaliyetlere başlamıştır. Birinci safhada (2011 içinde)- elde mevcut ve kanıtlanmış denize konuşlu Aegis Silah Sistemi gibi SM-3 önleyici füzelerini ve karaya ve denize konuşlu hareketli radar takip sistemlerinin içeren füze savunma sistemlerinin gelecek iki yıl içinde konuşlandırılması suretiyle, Avrupa’da bölgesel balistik füze tehditlerine karşı tedbir alınacağı planlanda yer almıştı. Bu bağlamda, ABD AEGIS sistemi kapsamı içinde radar ve gerekli teçhizatla donatılmış Monterey su üstü platformunu Ukrayna ile yapmış olduğu tatbikat örtüsü altında Karadeniz’e sokmuştur[4]. Bu hafta içinde denizlerde teröre karşı yapılmakta olan tatbikata Azerbaycan, Belçika, Danimarka, Gürcistan, Almanya, Makedonya, Moldova, İsviçre ve Türkiye ile İngiltere rol almaktadır.

 

ABD’de bu tatbikatı fırsat bilerek, birinci safha konuşlandırması için gerekli ölçümleri ve füze savunma konusundaki gerekli tatbiki değerlendirmeleri yapmak için gerekli her türlü teçhizat ve radar sistemine sahip Monterey gemisini gönderdiği değerlendirilebilir. Bu suretle birinci safhada konuşlanmanın nasıl olacağına dair planlama için esas teşkil edecek parametreler elde edilmiş olacak ve birinci safha konuşlandırılmasının nasıl olabileceğinin haritası, kaplama alanları, önleyici füzelerin v.s. konuşlandırma yerlerine ait öngörüler ortaya konulabilecektir.

 

Daha evvel de belirttiğimiz gibi NATO sistemi için Rusya ile sıkı işbirliği temel ilke olarak kabul edilmişti. Bu konuda Rusya ile NATO ve ABD arasında çok yakın bir ilişki ve işbirliği çabasının sürdürülmekte olduğuna kimsenin şüphesi yoktur. Ancak, Rusya’nın bu tatbikata gönderilen geminin tatbikatın amacına aykırı teçhizat ve harp silah araçlarına sahip olduğuna dair itiraz, Rusya’nın müzakerelerde ileri sürecek bir koza sahip olma kaygısından kaynaklandığı düşünülmektedir. Çünki, NATO sisteminin ABD AEGIS mobil sistemlerine bağlı olacağı konusu Rusya tarafından da bilinen bir gerçektir. Mobil sistemlerin bir kriz anında tırmanmaya göre tehdit bölgesine intikal ettirilerek orada uygun mevki ve menzillerde konuşlandırılmak suretiyle başlangıçta caydırıcılığın sağlanmasının esas olduğu bilinmektedir.

 

Türkiye Ne Yapmalıdır?

 

Türkiye Lizbon Zirvesi’nde olur vermiş ve sistemin kurulmasını kabul etmiştir. Önemli olan sistem içinde nasıl yer alacağının belirlenmesidir. Anlaşıldığı kadarı ile bu hususta yavaş, yavaş şekillenmektedir.Bu konuda NATO Türkiye’nin oluruna gereksinim duymuş ve duymaktadır. Bunun ana nedenlerinden birisi, bir taraftan ABD Karadeniz’e çıkış için Tğürkiye’ye ihtiyaç duyarken, diğer taraftan Rusya’nın Karadeniz’deki konuşlanmaya itirazı olabilir. Bu durumda Türkiye’nin doğusundaki uygun mevkilere radar platformlarının konuşlandırılması veya mobil sistemler için üsler teşkili gündeme gelebilecektir veya bunların karışımını oluşturan, hem Karadeniz ve hem de Türkiye kıtasını oluşturan hibrid bir sistem uygulanabilecektir. Bu nedenle her türlü durumda Türkiye ile mutabakat sağlanması şarttır. Türkiye halen kendi milli füze sistemine sahip olamadığından bu konudaki çalışmaları belirli bir aşamaya gelinceye kadar, ABD ile anlaşarak kendisini güvence altına alabilir. Bu hususun herhangi bir kriz safhasında Türkiye’yi içine alan bir tehdit durumu ortaya çıktığında, NATO’nun engellemesine maruz kalmadan[5], ülkemizi korumaya yönelik mobil önleyici sistemlerin ABD tarafından konuşlandırılması ile sağlanabileceği ve buna dair gerekli anlaşmaların yapılmasının akılcı bir yaklaşım olduğu düşünülmektedir. Bu yaklaşımdaki kritik nokta ise, bu sistemlerin önceden veya barış zamanında konuşlandırılmasını öngörmediğinden, özellikle İran’dan Türkiye bize karşı silahlanıyor savını gündeme getirmesinin önüne geçerken, muhtemel tehdide karşı da gerekli güvenceyi sağlamış olur diye değerlendirilebilir.

 

Dipnotlar

 

[1]TÜRKSAM, NATO Füze Savunma Sistemi Türkiye’nin Gereksinimlerini Karşılamaya Yeterli mi?, 27 Kasım 3010, http://www.turksam.org/tr/a2257.html.

[2] TÜRKSAM, NATO Füze Savunma Sistemi Türkiye’nin Gereksinimlerini Karşılamaya Yeterli mi? 27 Kasım 2010, http://www.turksam.org/tr/a2257.html

[3] TÜRKSAM, Alçak ve Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemleri ASELSAN ve Roketsan İşbirliği ile Yurt içinde Geliştirilecek, 22 Haziran 2011, http://www.turksam.org/tr/a2420.html

[4] Russia Objects to U.S. Navy Cruiser in Black Sea, Agence France-Presse, 12 Jun 2011,

      http://www.defensenews.com/story.php?i=6791280&c=SEA&s=EUR

[5] ABD’nin Irak’a müdahalesi sırasında, Türkiye NATO’dan Irak’ın muhtemel bir füze saldırısına karşı Patriot füze sistemlerinin konuşlandırılmasını talep etmiştir. Ancak, bu talep Fransa’nın itirazı nedeniyle yerine getirilememiştir.