NATO Füze savunma sisteminin asıl hedefinin, NATO ülkelerine karşı oluşabilecek tehdide karşı savunma amaçlı olduğu konusunu başından beri ısrarla savunmuş ve Türkiye’de konuşlandırılacak radarların kullanımında birinci amacın, NATO’ya karşı tehdide odaklanmak olduğunu ifade etmeye çalışmıştık. Nitekim ABD Savunma Bakanı Panette’nın, NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda yaptığı açıklama “elde edilen bilgilerin İsrail’e aktarılmasının olmayacağı” şeklindedir. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, ’’Füze savunma sistemi İran’dan o bölgeye yani İsrail’e gelebilecek muhtemel füzeleri hedef almayacaktır. Çok açık ki füze savunmasında bilgi paylaşacak olanlar NATO üyeleridir. İsrail bu nedenle sisteme katılamaz ve bilgiye erişimi de olmayacaktır’’ şeklinde ifadede ile bağlayıcı bir taahhütte bulunmuştur. Belli ki bu husus Türkiye ile de müzakere edilerek karara bağlanmıştır.

 

Tabiatıyla 4700 km. lik bir kapsama alanı bulunan radarın aldığı bilgiler arasında Ortadoğu’nun tamamına ait saldırı bilgileri olacaktır. Yani, İsrail’e karşı herhangi bir saldırıda anında tespit edilecektir. Şu anda Türkiye’nin İsrail ile arası iyi değildir, ama  ilişkilerin düzelmesi halinde Türkiye’nin bilgi paylaşımı konusunda tavrının ne olabileceğini şimdiden kestirmek oldukça zor görünmektedir.

 

Gerçekte İsrail’in Türkiye’de ki radarın bilgilerine de ihtiyacı olmadığı değerlendirilmektedir. Nedeni, ABD ile İsrail arasında yapılan ikili anlaşma ile ABD AEGIS sistemi ile İsrail’in ARROW füze savunma sistemi entegre edilmiştir. Buna göre tehdit dikkate alınarak, radar ve füze sistemleri Körfez Arap ülkeleri üzerinde de olmak üzere tespih tanesi ve yarım ay gibi sıralanmıştır. Diğer bir değişle, herhangi bir hataya yer vermeyecek şekilde tasarlanarak, konumlanmıştır. Türkiye radarının veya NATO bilgilerinin ikinci derecede, belki de destekleyici önemi olduğu kabul edilebilir ve İsrail için hayati öneme sahip değildir. Bu açıdan bakarsak, Suudi Arabistan ve Irak’taki radarlar daha hayati öneme sahiptir İsrail için. Bu bakımdan, ABD Savunma Bakanı rahatlıkla NATO bilgilerinin aktarılmayacağını söyleyebilmektedir.

 

ABD, NATO füze savunma sisteminde sabit radar ve önleyici füze bataryaları konumlandırmak için, Türkiye, Polonya ve Romanya'yla imzaladıkları anlaşmaların ardından, AEGIS balistik füze savunma sistemine sahip 4 Amerikan donanma gemisinin, İspanya'nın Atlantik sahilindeki Rota deniz üssünde barınması konusunda İspanya'yla da anlaşmaya vardıklarını basın toplantısında bildirmiştir. Bu suretle tahsis edilen sistem gemilerinin lojistik destek ve ikmal için ABD’ne dönmeden mahallinden tedarik imkanlarının maliyetleri azaltacağı üzerinde durulmuştur.

 

Bilindiği gibi NATO Füze Savunma Sistemi ABD milli füze savunma sistemi ile üye ülkelerin füze savunma sistemlerini entegre eden ve eksiklikleri, ABD’nin gemi platformlarına konuşlanmış önleyici füzelerle giderilmesini amaçlayan bir konfigürasyonu içermektedir. Halen Türkiye’nin milli savunma sistemi ağı mevcut değildir. Bu eksiklik ihtiyaç duyulması halinde ABD gemilerindeki önleyici füzelerin Türk denizleri sınırlarına yanaştırılması ile giderilmeye çalışılacaktır.

 

Balistik füzeler nükleer, biyolojik ve kimyasal harp başlığı taşıyabildiği gibi klasik mühimmat yüklü harp başlıkları ile özellikle şehirlere ve yoğun nüfuslu yerlere atılmak suretiyle çok ciddi kayıplara yol açma kabiliyetine sahip stratejik önemde, kitle imha silahları atma vasıtasıdırlar Saldırı amaçlıdır. Füze savunma sistemindeki önleyici füzeler ise, tamamen atılan bir balistik füzenin imhasına yöneliktir. Yani savunma amaçlıdır. Balistik füze gibi saldırı amaçlı değildir. Bu bakımdan eğer, Türkiye’nin NATO’nun bu konfigürasyonunda yer alması komşu ülkeler tarafından tenkit ediyor ise, önce balistik füzeye sahip olan ülkenin kendisine bakması ve bunu envanterinden çıkartarak, üretimini durdurması Türkiye için olmaz ise olmazlardan biridir. 2010 yılında İran resmen balistik füze üreten ülke konumunda olduğunu ilan etmiştir. Bu otomatik olarak, askeri açıdan potansiyel tehdit olduğunu gündeme getirir.

 

Her ülke siyasi açıdan çevresinde ilişkileri ne kadar iyi olursa olsun, mutlaka askeri açıdan potansiyel tehdidi değerlendirmek ve öncelikle her türlü tedbiri almak suretiyle bekasını güvence altında tutmak zorundadır. Aksi takdirde Balistik füze gibi stratejik silahlara sahip ülkelerin iradesini kabul ettirmede bunları koz olarak kullanmasına karşı hiç bir şey yapamaz. “Hazır ol cenge istersen sulhu salah” demiş büyüklerimiz. Aksi takdirde son pişmanlık fayda etmez bunu bir çok kereler açı bir şekilde fark ettik. Bu nedenle Türkiye mutlaka kendi ürettiği füze savunma sistemine sahip olmalıdır ki bu yüksek teknolojiyi çözecek, yetenekli ve yeterli mühendislerimiz vardır. Yeter ki üst irade “yapıla” talimatını versin ve desteklesin.