Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başta olmak üzere tüm dünya açısından bir milat sayılan 11 Eylül 2001 saldırılarının 11. yıldönümünün gecesinde Libya’nın Bingazi kentinde bulunan Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’ne düzenlenen saldırıda Büyükelçi Christopher Stevens ve 3 Amerikan diplomatik misyon görevlisi hayatını kaybetmiştir. Müslümanların Masumiyeti (Innocence of Muslims) isimli filmde İslam’a karşı son derece provokatif ifadeleri kullanılması sonucu çıkan gösterilerin alanı genişlemiş Mısır, İran, Irak, Fas, Sudan, Yemen, Lübnan, Fas gibi ülkelerde protestoların düzenlenmesine yol açmıştır. Düzenlenen protestolarda can kayıpları da yaşanmıştır. Protestoların yanı sıra, Malezya, Pakistan, Ürdün, Endonezya gibi ülkelerde Amerikan büyükelçiliklerinin güvenliği artırılmış ve alarma geçilmiştir. Benzer şekilde, kuzeyinde Hıristiyanların güneyinde ise Müslümanların yaşadığı 160 milyonluk bir ülke olan Nijerya’da da ABD Büyükelçiliği tarafından radikal kişiler tarafından ABD’lilerin ve Batılıların hedef alınabileceğine ilişkin açıklama yapılmıştır.[1]

 

Libya’nın ABD büyükelçiliğine yapılan saldırıyı El Kaide, örgütün iki numarası Şeyh Ebu Yahya El Libi'nin öldürülmesinin intikamını almak için gerçekleştirildiklerini açıklamıştır. 11 Eylül olaylarını hatırlatmak için bu saldırının yıldönümünün seçilmesi mutlaka ki, bir tesadüften fazlasıdır. Müslüman ülkelerdeki Batılı ülkelerin büyükelçiliklerine saldırılar ise asıl olarak, 2005 yılında Danimarka’da Hz. Muhammed’in uygunsuz bir şekilde resmedilmesiyle yaşanan “karikatür krizi”ne benzer tahriklerin ve 11 Eylül sonrası tırmandırılan İslam düşmanlığının bölgedeki istikrarsız ortamla birleşerek ortaya çıkarttığı bir durumdur. Bir diğer deyişle, 11 Eylül’ün sonrası artan İslam karşıtlığı diğer kanatta da Batı medeniyetlerine karşıtlığı tetiklemekte ve dini duygular konusunda hassas Orta Doğu toplumlarının tepki olarak uçtaki düşüncelere meyletmesine ortam hazırlamaktadır. Kökten dinci akıma meyledilmesinin bir sebebi de mutlaka, Arap Baharın’ndaki rejim değişikliklerinden sonra ülke genelinde insanların yaşamında iyi yönlü bir gelişme olmaması ve yeni kurulan rejimlerden memnuniyetsizliktir. Bunların yanı sıra, bu sürecin patlama noktası olan söz konusun filmin kimler tarafından desteklendiğinin araştırılması da lazım gelmektedir.

 

Filmin Altyapısı ve Kadrosu

 

Video paylaşım sitesi YouTube’a Sam Bacile adıyla İsrailli bir Yahudi tarafından yüklendiği sanılan İslam’a karşı alayların ve hakaretlerin bulunduğu Müslümanların Masumiyet filminin detayları daha sonra ortaya çıkmıştır. İsrail’in bu isimle herhangi kayıt olmadığını açıklamasından sonra Sam Bacile isimli kişinin bir hayal ürünü olduğu ve filmin asıl yapımcısının Nakoula Basseley Nakoula isminde ABD’de yaşamakta olan Mısır doğumlu bir Kıpti olduğu anlaşılmıştır. Geçmişinde uyuşturucuyla ilgili ve mali konularda birçok sabıkanın bulunduğu Nakoula isimli şahsın, bir muhbir olması gibi iddialar gündeme gelmeye başlamıştır. Daily Beast internet sitesine konuşan Amerikalı bir güvenlik yetkilisi, uyuşturucu suçlarına rağmen Nakoula’nın hapiste çok kısa bir süre kalmasına ve dosyasının da hâlâ gizli tutulmasına dikkat çekerek, “Bir polis muhbiri gibi görünüyor” demiştir. Filmin üretiminde sadece aracı olduğunu öne süren Nakoula’nın, Ortadoğu’daki aşırı dincilerin finansman kanalları konusunda polise yardım ettiği öne sürülmektedir.[2] Yüzü kapatılan Nakoula’nın fotoğrafı ise daha sonra İngiliz Daily Mail gazetesi tarafından ifşa edilmiştir.

 

Söz konusu film en başta video paylaşım sitelerinden paylaşılmış daha sonra Mısır’da yayın yapmakta olan Al Nas isimli televizyon tarafından 8 Eylül tarihinde yayınlanması ve kınanmasıyla tepkileri iyiden iyiye üzerine çekmiştir. Müslümanların Masumiyeti filminin birkaç karesi görüldüğü zaman zaten herhangi bir sanatsal kaygı taşımadığı ve tek amacının provokasyon olduğunu anlamak için bir film eleştirmeni olmaya gerek yoktur. Bunun yanında, filmde oynayan oyuncular da kandırıldıklarını ve dublajla seslerinin değiştirildiğini belirtmiştir. Kuran yakma eylemiyle gündeme gelen ABD’li rahip Terry Jones’un bu filmin arkasında olan isimlerden biri olması, provokasyonun bir başka ayağını oluşturmaktadır.

 

Filmin finansal olarak kim tarafından desteklediğine bakıldığında da karşımıza Joseph Nassrallah Abdelmasih isimli bir kişinin 2005 yılında 30 bin dolarlık bir bütçeyle kurduğu “Media For Christ” isimli bir sivil toplum kuruluşu (STK) çıkmaktadır. Söz konusu STK’nın, topladığı bağışlarla vergi kayıtlarında 1 milyon dolarlık bir yapı haline geldiği görülmektedir.[3] Bağışçıların isimleri tam olarak belli olmasa da milyon dolarlık bir bütçenin oluşması da dikkat çekicidir.

 

Filmin prodüksiyon aşamasında elektrik şefi olarak çalışan Eric Moers, çekimi 15-16 gün süren filmin yüzde 90’ının Media For Christ stüdyolarında yapıldığını belirterek bir gün Santa Clarita’da bir film stüdyosunda ve bir günün de “Bacile” olarak bilinen kişinin evinde çekildiğini söylemiştir.[4] Söz konusu ev, ABD’nin Kaliforniya eyaletinde Los Cerritos isimli küçük bir şehirde bulunmaktadır.

 

Amerikan İç ve Dış Politikasında “Film Krizi”

 

Afganistan’da yaşanan sosyalist devrim sonrası ülkeye atanan Amerikan Büyükelçisi Adolph Dubs’ın 1979’da öldürülmesinden sonra ABD’nin 2001 yılında Afganistan işgalinin ve 2003 yılında Irak işgalinin yarattığı savaş durumunda bile yaşanmayan Amerikan büyükelçisinin öldürülmesi gibi bir hadisenin Libya’da yaşanması ülkedeki güvenlik zafiyetlerini de anlatmaktadır. Bunun yanında, Orta Doğu’ya ABD’nin demokrasi götürme projesinin şu anda önceki deneyimlerdeki gibi kaostan başka bir şey yaratmadığı görülmüştür. Bu durumun yaklaşılan seçimlerin propaganda bağlamında da önemli sonuçları olacaktır. Seçimlere yaklaşılan dönemde Cumhuriyetçi Parti adayı Mitt Romney ve Demokratların adayı Obama arasındaki yarış daha da çetin hale gelmektedir. Bu olay, seçim sürecinde şu ana kadar ekonomik konuların hep arkasında kalan dış politika konularını da artık seçim gündemine yerleşecektir. Bu saldırılar üzerinden, son anketlerde geride olan Romney de Obama üzerinde baskı kurma çalışmalarına devam edecektir.

 

Amerika’dan gelen açıklamalara bakıldığından, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Rodham Clinton, “ABD yönetiminin bu filmle hiçbir bağlantısı yok. Bu filmdeki içeriği ve verdiği mesajı kesinlikle reddediyoruz”[5] diyerek filmi iğrenç olarak nitelemiştir. Bunun yanında, açıklama ile yetinmeyen ABD yönetimi, ABD , Libya ’ya 2 savaş gemisi ve 50 eğitimli deniz piyadesi göndermiştir. ABD’li yetkililere göre, Tomahawk füzeleri taşıyan USS Laboon gemisi Libya açıklarında konuşlandırılmıştır.[6] Söz konusu kuvvetlerin yollanmasının nedeni operasyonel herhangi bir hedef değil, Obama yönetiminin ABD içerisine kendilerine yönelik gelecek eleştirileri biraz olsun bertaraf etmek için aktif bir duruş sergileme gayretidir. Bu süreçte zaten ABD’nin Libya’ya direk müdahale edeceği yönünde bir görüntü izlemesi ihtimaller arasında değildir.

 

Amerika’nın yakından izlediği Suriye’de filmle ilgili çeşitli tepkiler dile getirilmiştir. Bunun yanında, uluslararası kamuoyunun dikkatinin siyasi ve toplumsal krizin devam ettiği Suriye’den, “film krizine” Suriyeli muhalifler açısından da şüphe doğurmuştur. Birçok Suriyeli muhalif, söz konusu ayaklanmaları Batılı ülkelerin Esad rejimi karşıtlarının desteklemeyeceğine ilişkin bir bahane olarak kullanılması noktasında şüphelenmektedir.[7] Bunun yanında isyancılar, bu filme verilen tepkinin neden Esad tarafından öldürülen siviller konusunda verilmediği hakkındaki soruyu dile getirmişlerdir. Son zamanlarda çatışmaların Esad’ın kuvvetlerinin üstünlüğüyle sonuçlanmasından dolayı, isyancılar telaşlı bir sürece girmiştir. Tüm bunlara rağmen, artık Esad’ın gidişinin kesinleştiği bilinmelidir ve artık sadece bir zamanlama probleminden başka bir şey değildir. Batı, sadece şu an için direk müdahaleye kendini hazır hissetmemektedir.

 

Olayların Sakinleştiricisi Olarak Türkiye

 

Bu yaşananlar konusunda Türkiye’nin tavrına bakıldığında ise bir “sakinleştirici” olarak hareket edildiği görülmektedir. Nitekim, Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney’in açıklamasına göre ABD Başkanı Barack Hussein Obama, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a kişisel bir mesaj göndererek meydana gelen şiddet olaylarına ilişkin bir açıklama yapmasını rica etmiştir.[8] Bunun üzerine, Ukrayna ziyareti sırasında Yalta’da bir açıklama yapan Erdoğan bir yandan film “düşmanca” bir hareket olarak nitelemiş diğer yandan da Müslümanlara provokasyonlara gelmemeleri için bir çağrıda bulunmuştur.

 

Müslümanların Amerika Birleşik Devletleri’ne öfkesinin arttığı bir zamanda Obama, burada Erdoğan’dan olaylara ilişkin açıklama yapmasını isteyerek bir Müslüman ülkenin başbakanının mesajının daha samimi olacağını ve daha iyi bir şekilde anlaşılacağını düşünmüştür. Şu anda Amerika’dan gelen açıklamalar bölge halklarından büyük antipati toplamaktadır. Sinirleri gergin Orta Doğu’daki olaylara ilişkin Türkiye tarafından yapılacak bir açıklamayla ortam az da olsa soğutulmak istenmektedir. Özellikle Arap Baharı’nda Kuzey Afrika ve Orta Doğu’ya “model” olarak sunulan Türkiye, olaya ABD’nin istediği şekilde müdahil olmuştur.

 

Değerlendirme

 

Müslümanların Masumiyeti isimli film, 2 haftalık bir süre içerisinde çekilmesine rağmen yarattığı sonuçlar uzun bir sürecin getirdikleri olarak algılanmalıdır. Protestolar, 11 Eylül’den sonra artan İslam düşmanlığı ve Kuzey Afrika ile Orta Doğu’da değişen rejimlerden sonra artan karmaşanın ortak bir sonucudur. Seçimlerin yapılacağı Kasım ayına yaklaştıkça, söz konusu filmin Mitt Romney’in sıkıca irtibatta olduğu Neo-Con ekibin Obama’nın oylarını aşağı çekmek adına tasarlandığı iddialarını da göz ardı etmemek gerekir.

 

Bölge açısından değerlendirildiğinde, film Orta Doğu’da Batı karşıtlığı yanı sıra başka dinler arası bir gerginliğe davetiye çıkartmaktadır. Örneğin, Nakoula’nın Kıpti olmamsı ve filmde oynayanların arasında Mısırlıların olması Mısır’da Hıristiyan nüfus ve Müslümanlar arasındaki gerginliği tırmandırması açısından dikkatle incelenmelidir. Filmden sonraki gelişmeler, ayrıca bölgede Batı ile karşı karşıya bulunan İran’a desteği artıracaktır. Böylece, domino etkisi gösteren Arap Baharı sürecinde Kuzey Afrika’nın Tunus ve Mısır’dan sonra devrilen taşı olan Libya’da hala taşların yerine tam olarak oturmadığı bir kez daha anlaşılmıştır.

 

Öte yanda, ABD’nin imajının bu kadar sarsıldığı günlerde Türkiye’nin ABD’nin yanında açıkça yer aldığını göstermesi ise Türkiye’nin son dönemlerde abartılarak sunulan Orta Doğu’daki yükselen imajını azaltmaktadır. Arap dünyasının bölgedeki liderlik için Amerikan güdümlü bir Türkiye’ye sıcak bakmamaktadır. Zaten, tarihsel olarak da incelendiğinde Arap dünyası içerisinde Arap olmayan Türkiye’nin kabul görmesi olası ihtimaller arasında değildir. Bu olaylarla, kökten dinci akımların artık Adalet ve Kalkınma Partisi modeli benimsenerek kurulan yeni yapılanmalarla arasında bir rekabete yol açacağını bu olaylar iyiden iyiye görünür kılmıştır. Son durumda, Libya’da NATO’ya hoşgeldin diyenlerin yerini, Fas’ta hepimiz Usame’yiz diyenler almıştır. Rejim değişiklikleri sonrası iktidara gelen ve bu konjonktürün devamı isteyen “Ilımlı İslamcılar” ve şu anki mevcut rejimden hala istediğini alamayan “koyu İslamcılar” arasındaki mücadele, ilerleyen günlerde artacağa benzemektedir.

 

Dipnotlar

 

[1] U.S. Embassy Attacks: Embassies Step Up Security After Libya Attack, http://www.huffingtonpost.com/2012/09/13/us-embassy-attacks_n_1880747.html, Erişim Tarihi: 13 Ocak 2012.

[2] Provokatör Muhbir Mi?, http://www.hurriyet.com.tr/planet/21477001.asp?top=1, http://www.hurriyet.com.tr/planet/21477001.asp?top=1, Erişim Tarihi: 16 Eylül 2012.

[3] Christian Charity, Ex-Con Linked To Film On Islam, http://articles.latimes.com/2012/sep/13/local/la-me-filmmaker-20120914, Erişim Tarihi: 15 Eylül 2012.

[4] Anger for Islam Ties Players Behind Prophet Film, http://abcnews.go.com/US/wireStory/anger-islam-ties-players-prophet-film-17240728#.UFRh-LIaO8A, Erişim Tarihi: 15 Eylül 2012.

[5] Clinton: O Filmin İçeriği 'İğrenç', http://www.ntvmsnbc.com/id/25381866/, Erişim Tarihi: 14 Eylül 2012.

[6] ABD'nin Tepkisi Askeri Çıkarma Oldu, http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1100264&CategoryID=81, Erişim Tarihi: 15Eylül 2012.

[7] For Syrians, Frustration Over Outrage About Film, Not Assad’s Horrors, http://www.thedailybeast.com/articles/2012/09/15/for-syrians-frustration-over-outrage-about-film-not-assad-s-horrors.html, Erişim Tarihi: 16 Eylül 2012.

[8] Obama Asks Erdogan To Speak Against Arab World Violence, http://www.dailystar.com.lb/News/Middle-East/2012/Sep-14/187964-obama-asks-erdogan-to-speak-against-arab-world-violence.ashx#ixzz26X6xPQMa, Erişim Tarihi: 15 Eylül 2012.