Müslüman Kardeşler örgütünün Suriye’de ESAD’lar, Mısır’da Enver SEDAT dönemi hariç Cemal ABDÜLNASIR ve Hüsnü MÜBAREK ile kökü oldukça eskiye dayanan bir husumeti bulunuyor. Bugün ise bu kan davası Mısır’da darbe yönetimine yönelmiş durumda. Her iki örgüt de ülkelerindeki rejimlerle çatışma içerisinde olmasına rağmen bugün olduğunun aksine geçmişte dışarıda uyumlu bir tutum izlemekteydi. Radikal oluşları nedeniyle Müslüman Kardeşler Örgütü (İhvan-Ikhwan) Avrupa ve Amerika tarafından kaydı ihtiyatla karşılanmaktaydı. Bu yaklaşımın, örgüt üzerinde olumsuz etkiler yaratmış olabileceği düşünülmemelidir. Tam aksine örgütün büyüyüp bugünkü haline gelmesinde Batı’nın ve de özellikle İngiltere ve Almanya’nın etkisi büyüktür.

 

Örgüt, Mısır’da 1928 yılında kuruldu. İngilizlerle başlayan yozlaşma Araplaştırma politikasının mimarı ve uygulayıcı Cemal ABDÜLNASIR ile tepe noktasına çıktı. Hukuksuzluk düzenine tepki neticesinde doğan örgüt aynı toplumsal hastalığa yakalanmaktan kurtulamadı. En yukarıdaki mürşitlerden başlayarak aşağıya doğru yozlaşmışlık yayıldı. En alttaki büyük kitleyi oluşturan halk ise yardım ve hayır kuruluşlarıyla örgüte bağlandı. Zenginlik ve gelir kaynağının Suudiler ve Körfez Ülkeleri olduğu sır değildir.

 

Suriye’de ise varlığı 1930’larda hissedildi ve dini öğretileriyle olduğu kadar Baas’a ve komünizme karşı oluşuyla dikkatleri çekti. Dışarıdaysa İslamcı karakterlerini gizleyerek ılımlı ve uyumlu bir görüntü sergilediler. O günlerde Batılıları kendilerinin yabancı toplumla bütünleşme gayreti içerisinde olduklarına, dolayısıyla da Arap ve Batılılar arasında köprü rolü oynadıklarına ikna ettiler. Bu taktikleri sayesinde rahat bir örgütlenme ve faaliyet ortamı elde edip olabildiğince yararlandılar.

 

 

Batı'yla ilişkilerinde bir de görünmeyen bir boyut vardı ki, o da uluslararası ilişkilerdi. 1954 yılında Mısır’da devlet başkanı C. ABDÜLNASIR’ın İhvan’ı bitirmeye kararlı operasyonu neticesinde ülkedeki birçok örgüt üyesi elebaşlarıyla birlikte yurt dışına kaçtı. NASIR’ın gazabından kaçan çoğunluğu öğrenci Mısırlıya Almanya kucak açtı. O yılların bölünmüşlüğünde Batı Almanya, dünyadan Doğu Almanya’yı tanımamalarını istedi. Ancak Suriye ve Mısır bu isteğe aykırı olarak D. Almanya ile diplomatik ilişki kurdu. Terör uzmanı Khalid DURAN, bu tavrı B. Almanya’nın Müslüman Kardeşlere kucak açmak suretiyle her iki Arap ülkesine karşılık verdiği şeklinde açıklamaktadır.

 

Batı’da tüm bunlar olurken ABD, İhvan’ı ve yan kuruluşlarını uzaktan ama dikkatle izledi. 11 Eylül’den sonra Müslüman Kardeşler’in El Kaide ile bağlantısı bulunduğunun ileri sürerek operasyonlarına dahil etti. El Kaide’ye mali yardım ulaştırılmasında aracılık yaptığını belirlediği Müslüman Kardeşler’in yan kuruluşu Muslim World League’e mali operasyon yaptı. Böylelikle bütün Avrupa’da Müslüman Kardeşler’e ve bağlı kuruluşlarına yönelik ciddi bir mali operasyon başlatılmış oldu. Sonuçta ülkelerinde zaten çatışma içerisinde olan Müslüman Kardeşler için Batı’da zor günler başladı.

 

Amerikan takibinin hedeflerinden biri olan IGD’nin (Islamische Gemeinschaft Deutschland – Islamic Society of Germany) başına Mısırlı bir öğrenci olan İbrahim el ZAYAT geçti. Batılı istihbarat teşkilatlarına göre IGD ile Milli Görüş arasında pek çok konuda işbirliği bulunuyordu. Aralarında ayrıca aile bağı da vardı. İ. ZAYAT, Mehmet Sabri ERBAKAN’ın kız kardeşi Sabiha ERBAKAN ile evliydi. Terör uzmanı Udo ULFKOTTE’e göre, ERBAKAN’lar ve ZAYAT’ların Almanya’daki Türk ve Arap toplumlarının radikalleşmesini hedefleyen örgütleri yönetiyorlardı.

 

El Kaide bağlantılı operasyonlara rağmen Müslüman Kardeşler’in Avrupa genelinde örgütlenmesinin önüne geçilemedi. Federasyonlar oluşturarak farklı isimlerdeki örgütleri kendisine ait çatı altında topladı. (1)

 

Müslüman Kardeşler en etkili oldukları ülkelerden birisi olan Fransa’da iki ayrı örgüte sahiptir: Suriye’ye ait olan L’Association des étudiants islamiques de France (AEIF) ve Mısır’a ait olan l’Union des organisations islamiques de France (UOIF). UOIF, birkaç caminin yönetimini elinde bulunduruyor. Ayrıca Jeunes musulmans de France (JMF) ve Etudiants musulmans de France (EMF) isimli iki gençlik örgütü bulunuyor.

 

Suriye’ye gelince: 1982 yılında Hama şehrinde baba ESAD ile kapışan Müslüman Kardeşler, büyük bir kıyıma uğradı. Batılı kaynaklar 1992 yılında Suriye’de hapishanelerdeki mahkûmların dörtte üçünün Müslüman Kardeşler üyesi veya onlarla bağlantılı olanlardan oluştuğunu bildirdiler. Hama katliamından kaçanların sığındıkları başlıca ülkelerden birisi Umman’dır. Günümüzde sığınmacıların oluşturdukları belirgin bir taraftar kitlesiyle etkili bir muhalefet yürütmektedir. Batı’da olduğu kadar bölge ülkelerine de dağılmış olan taraftar kitlesi bulunuyor. Amman, siyasi ve basın-yayın faaliyetleriyle önemli bir rol üstlenmektedir.

 

Başlangıçta her ne pahasına olursa olsun ESAD gitsin diyen ABD, zamanla plan hatası yaptığını gördü. Suriye’de yaratılan muhalif cephede rahatsızlığa neden olan gelişmeler meydana geldi. Bugün artık muhaliflerin dağınıklığının, koordinasyonsuzluğunun neden olduğu açmazlardan ayrıca Suriye Müslüman Kardeşler Örgütü’nü kendisi için tehlikeli olarak görmekte. El Kaide’nin aşırı akımları kullanarak bu bölgeye yerleşmesinden büyük endişe duyuyor. Bu nedenle ABD, El Kaide ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle ESAD’a karşı mücadele eden El Nusra cephesini terör örgütleri listesine aldı. Muhalif cephenin diğer üyeleriyle birlikte Müslüman Kardeşler de bu karara karşı çıktı. El Nusra’nın silahlı gücünün büyüklüğü Halep’te yaşanan çatışmalarda görülmüştü. Suriye İhvanı’yla bağlantısı olduğuna inanan Amerika için bu güç oldukça rahatsızlık nedeniydi. Aynı şekilde, politika alanında attığı adımlar da dikkatini çekiyor. 2006 yılında sürgündeki Suriyelilerce kurulan Adalet ve Kalkınma Hareketi Partisi’nin (Movement for Justice and Development) Müslüman Kardeşlerin eski mensuplarına ait olduğunu düşünüyor. Suriye Müslüman Kardeşler’i muhalif cephedeki rolünü İslam temelinde yeni ittifaklar kurmak suretiyle güçlendirmek amacını taşıyor. Bu hedef doğrultusunda Suriyeli Müslüman Kardeşlerden bir heyet geçen yıl Ekim ayında K. Irak’a giderek Kürt yetkililer ve Kürdistan İslam Birliği partilileriyle görüşmelerde bulundu. Neticede ESAD karşıtlarının oluşturduğu cephede İhvan, tartışmalara konu oluyor. Suriye Ulusal Konseyi’nin ilk başkanı Burhan GHALIOUN, Müslüman Kardeşler’e büyük rol vermekle suçlanmıştı.

 

Bugün darbe suçlamasıyla Batı’ya kafa tutanlar Batı’nın hazırladığı ortamda iktidar oldular. Mısır isyanı sırasında Kifaye Hareketi, Baradey’in Ulusal Değişim Koalisyonu (NAC) kadar Müslüman Kardeşler de batının sunduğu teknolojik kolaylıklardan yararlandı. Bugün ret ettikleri Baradey ile o gün işbirliği yaptılar. NASIR döneminde muhalefet faaliyetlerinde Batı’yla ilişkilerinde karanlıkta kalan noktalar bulunuyor. Bu anlamda CIA ile birlikte hareket ettiğine ilişkin emareler var.

 

Büyük bölümünü İslam ülkelerinin oluşturduğu geri kalmış ülkelerde demokrasi kimileri için bir hedef kimileri için de bir aldatmaca oyunudur. Seçim her iki tarafın büyük bir kıskançlıkla sarıldıkları demokrasi aracıdır. Mısır’da da durum bundan ibarettir. İsyana götüren yolda yapılan son seçim diğerlerinden farksız bir şekilde gerçekleşti. İhvan ve liberaller olacakları zaten biliyorlardı. Müslüman Kardeşler 130 adayla girdikleri seçimden hemen önce hiçbir umut taşımıyorlardı. Boykot çağrısına katılan Muhammed El Baradey bile 1.200 İhvan mensubuyla birlikte tutuklandı. Mübarek’i çoktan gözden çıkarmış olan Amerika, diğer uluslararası gözlemcilerle birlikte “düzensizlikler” nedeniyle seçimin dürüstlüğü ve şeffaflığı konusunda şüpheler taşıdığını açıkladı. (2)

 

Beklenen oldu ve Mısır karıştı, Mübarek yanlılarıyla muhalifler birbirlerine girdiler. Olası bir Müslüman Kardeşler yönetiminden endişe eden ABD, örgütün El Kaide ile bağlantılı olduğunu hatta ikinci adam Ayman al-ZAWAHRI’nin Müslüman Kardeşler’le ilişkisinin bulunduğunu öne sürdü. Artık İhvan için Suriye’de ve Mısır’daki kan davası zor bir kavşağa girmiş durumda. Bugüne kadar rejimlerle olan çatışmasına batıyı da karıştırmış oldu. Körfez ülkelerinin ve Suudilerin maddi ve diplomatik yardımlarının ona hangi aşamaları yaptıracağını bugünden kestirmek kolay değil. Ancak Müslüman Kardeşlerin sahip olduğu güçlü yanlarını göz ardı etme hatasından da kaçınmak gerekiyor.

 

Antropolog Scott ATRAN, suların hiç durulmadığı Mısır’da Müslüman Kardeşlerin nasıl olup da bugünlere büyüyerek geldiğinin şu şekilde açıklıyor: “Bir kimse bir kahvede rejimin beğenmediği taraflarından söz ettiğinde, kahve kapatılır, biz de tutuklanırız. Ancak camiler kapatılamadığı için İhvan zarar görmedi.” Yani Müslüman Kardeşler varlığını camilerde örgütlenmeye borçlu. 18 milyonluk Kahire’de sekiz kliniği bulunuyor. Zengin örgüt üyelerinden maddi yardım alıyor. (3)

 

Dipnotlar

 

(1) http://www.meforum.org/687/the-muslim-brotherhoods-conquest-of-europe#_ftnref48

(2) Guardian, 03-09 December 2010, The political elite is founded on the violation of the rule of law

(3) International Herald Tribune, February, 4 2011, Egypt’s bummbling brotherhood