Almanya’nın Münih kentinde, 31 Ocak-2 Şubat 2014 tarihleri arasında bu yıl 50.si düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı sona erdi. Konferansa geçen yıl olduğu gibi Suriye bu yıl da damgasını vurdu. Konferansta, 20 devlet ve 50 hükümet başkanının yanı sıra 70’den fazla ülkeden diplomat, uzman, politikacı ve stratejistin katılımı ile küresel güvenlik konuları ele alındı. Bu yılki tartışma konuları arasında Suriye’deki iç savaş, Afganistan, İran nükleer krizi ve Ukrayna’daki ayaklanmalar yer aldı. Suriye konusu konferansta katılımcılar tarafından en çok hassasiyet gösterilen konular arasındaydı. Suriye’de izlenen politikaların olumsuz sonuç vermesi ve devam eden can kayıpları konferansın gündemine oturdu.

 

Almanya’nın Münih kentinde 31 Ocak-2 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen Münih Güvenlik Konferansı hakkında TÜRKSAM Sosyo-Politik Çalışmalar ve Saha Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. O.Can Ünver değerlendirmelerde bulundu.

 

“Her yıl Münih’te gerçekleştirilen ve bu yıl 50.si yapılan Münih Güvenlik Konferansı geçtiğimiz hafta sonu nihayetlendi. Tüm dünyadan önemli siyaset adamlarının katıldığı konferansta her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyadaki çatışmalar, savaşlar ve anlaşmazlıklar ele alındı. Geçen iki yılın önemli gündem konusu bu yıl da yine Suriye’de devam eden iç savaştı.

 

Toplantıyı izleyen medya mensupları konu Suriye olunca katılımcıların adeta birbirlerinin yüzüne dahi bakmaya cesaret edemediklerini belirttiler. Münih’teki bu geleneksel konferansa katılanlar genellikle savaşlardan dolayı insanların çektiği acıları biraz da duygusal bir üslupla ele almaya özen gösterirler. Ancak, Suriye’de devam eden ve sonu bir türlü gelmeyen trajedi bu kez konferanstaki devlet adamlarını anlaşılan tüm diğer olaylara nazaran daha fazla etkilemiş bulunuyor. Politikanın Suriye meselesindeki başarısızlığı böylece konferansa da ciddi biçimde yansımış bulunmakta. Çünkü Suriye sorunu gerçekten de çözümsüz hale girmiş haldedir. Hemen hemen hiçbir sonuca ulaşılamayan Cenevre 2 toplantısından Münih’e gelen Birleşmiş Milletlerin ve Arap Ligi’nin Suriye Özel Temsilcisi Lakhdar Brahimi’nin de konferansta söyleyecek bir şeyinin olmaması bu durumun göstergesi olmuştur. Brahimi’nin tüm tecrübesine rağmen son derece yılgın olduğu da gözlerden kaçmamıştır. Brahimi, 10 Şubat’ta Cenevre’deki barış görüşmelerinin yapılıp yapılmayacağından daha emin olunamadığını ve aslında çıkmaz sokağa girdiklerini ifade etmiştir. Suriye’deki şiddet ve öldürme furyası devam ederken sivil halka yardım ulaştırılması konusunda bile bir mutabakat sağlanamamaktadır.

 

Münih’te bu yıl ellincisi yapılan Güvenlik Konferansı’nda Kosova ve İran meseleleri de ele alınmıştır. Bu konularda ilgili devletlerin yetkililerinin sorunlara çözüm bulamasalar bile birbirleriyle diyalog içine girmeleri mümkün olmuştur. İran’ın yeni devlet başkanı Ruhani’nin Münih’e gelmesi Ortadoğu’da ve İran’ın batı ile ilişkilerinde önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Fakat tüm bunlara rağmen Münih Güvenlik Konferansı Suriye sorununun ağırlığı ve gölgesi altında başlamış ve sona ermiştir. Görülen odur ki, çatışmaların çözümlenmesi nesnel koşullar oluşmadıkça diyalogla veya konferanslarla mümkün olmamaktadır. Hiç kuşkusuz diyalog ve karşılıklı anlayış barışçıl ilişkiler için gereklidir. Ancak ne yazık ki, barışa giden yollar karşılıklı çıkarların ve egosantrik yaklaşımların egemen olduğu uluslararası arenada kolaylıkla açılmamaktadır” olarak değerlendirdi.