ABD Başkanı Barack H. Obama göreve başladığı zaman, ‘Change’ (Değişim) söylemiyle İslamiyet’le arasına mesafe koymayarak, Samuel Huntington’ın Medeniyetler Çatışması (Clash of Civilizations) tezinde ortaya koyduğunun tersine medeniyetlerin çatışmayacağını başka bir deyişle ABD’nin İslamiyet’i karşısına almayacağını vurgulamıştır. Obama’nın seçim döneminde kullandığı ‘Change’ Amerikan dış politikasında da bir değişikliğe işaret etmekteydi.

                

İşte bu “change” aslında ABD dış politikasında petrol üzerinde uçan ‘şahinlerin’ yuvalarına dönmeye hazırlanırken yerlerini ‘yasemin tarlaları’ üzerindeki ‘güvercinlerle’ değiştirmesi olarak da Türkçeye çevrilebilmektedir.

 

Batı tarafından “yozlaşmış” olarak görülen Doğu halkı, artık yönetimlerini kendileri “yozlaşmış” olarak betimlemekte, yani bir bakıma Batı ile aynı dili konuşmaktadır.  Yani Doğu halkları Batı değerleri olan “insan hakları, serbest pazar ekonomisi, demokrasi” gibi kavramları içselleştirmiş bir kitle olarak, yönetici elitlerinden kendilerini tamamen ayrı olarak kodlamaktadır. Burada belirtilmesi gereken bir diğer nokta ise Mısır’da tıpkı dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Google ile Batı’ya açılan, Twitter’da öfkesini belli eden ve Facebook’ta sözleşip meydanlarda buluşan bir grubun oluşmasıdır. İşte Mısır’da halk ayaklanmasının çekirdeğinde de bu kesim vardır. Söz konusu bu kesim ‘Batılı’ değerleri benimsemiş, artık kendi coğrafyalarında ‘Doğulu’ otoriteler görmek istemeyenlerdir. Hüsnü Mübarek’in açıklamasından önce Google’ın üst düzey yetkilisi Waed Ghonim’in “Amacımıza ulaştık” sözü ve El Baradey’in “Neredeyse başardık” açıklaması bu durumun teyidi olarak algılanabilir. ABD’ye göre Doğu’nun daha uzağında olan Çin gibi devletler ise bu duruma Google’da “Mısır” yazmayı yasaklayarak tepki vermektedir.

 

Sokaklardaki “Hüsnü Amerika’ya git” sloganları anti-Amerikan bir hava barındırsa da, Batı için gösterilerdeki hava ne eskiden SSCB’de (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) atılan anti-emperyalist sloganlar kadar ‘soğuk’ ne de 1979 İran’ında İslami tonu hayli yüksek sloganlar kadar ‘sıcak’tır. Bunun yanı sıra Mısır’da muhalefetin iki önemli unsuru Müslüman Kardeşler ve Nobel ödüllü Muhammed El Baradey, rejimle müzakerelerde ortak hareket etmeye karar vermiştir.[1] Mısır’da Hüsnü Mübarek’i deviren isyanda önemli bir halk desteği olan İslami yönü ağır Müslüman Kardeşler ve UAEA’nın (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) başında olan isim El Baradey’in devrime giden yolda beraber olması Mısır’daki olası devrimin ‘ılık’ havasının göstergesi sayılabilmektedir.

 

Mısır’da yaşanan halk ayaklanmasıyla ilgili yapılan açıklamalara bakıldığı zaman, İran’dan Ayetullah Ahmed Hatemi, Tahran’daki cuma namazında “Mısır, Tunus, Ürdün, Yemen gibi ülkelerdeki protestolar İran’da 1979 yılından gerçekleşen İran İslam Devrimi’nden ilham almaktadır”[2] demiştir. Dünyada Hüsnü Mübarek yanında görünen neredeyse tek ülke olan İsrail’i de rahatsız eden açıklamalar bu yönde yapılan açıklamalardır; fakat unutulmamalıdır ki Hüsnü Mübarek’in 10 Şubat 2011 gecesi yaptığı açıklama sonucunda yetkileri devralan Ömer Süleyman, şu an Mısır’da İsrail ile en yakın irtibatta olan isimlerdendir. İran’ın nükleer çalışmalarını Batı ile koordine etmemesi ve yaptırımların da istenilen neticeyi vermemesi İran’da bir rejim değişikliğini Batı için kaçınılmaz kılmaktadır. Tunus’tan estirilen devrim rüzgarı Mısır’da hızlandıktan sonra İran kapılarına dayanacaktır. Dolayısıyla da İran’ın bu sürecin dışında kalacağı düşünülmemelidir.[3]

 

İran İslam devrimine giden yolda Ayetullah Ruhullah Humeyni, İslam’ın dıştan emperyalizm ve Siyonizm, içten de monarşistler, solcular ve laikler gibi diğer işbirlikçiler tarafından tehlikeye düşürüldüğü konusunda sürekli uyarılarda bulunmuştur.[4] Bu noktadan hareketle İran İslam Devrimi’nde devrimin ideolojisinin İslam olduğu ve devrim yanlılarının din çerçevesinde bir araya geldiği görülmektedir. 1979 yılında İran’da din diğer düşünceleri etkisiz durumda bırakmıştır; fakat Mısır’da belli bir düşünce etrafında değil, her grup kendi düşüncesiyle Hüsnü Mübarek’in düzenine baş kaldırmıştır. Mısır’daki devrime giden yolda ideolojik birleştirici sadece ‘anti-demokratik Hüsnü Mübarek ve onun yönetim kadrosu’ üzerinden oluşturulan toplumun farklı katmanlarının düşüncelerdir ve bu düşüncelerden herhangi biri İran örneğinin tersine diğerini ‘şu an için’ birbirini dışlamamaktadır.

 

ABD, 11 Eylül sonrası güvenlik stratejisini terörün ne zaman nereden geleceğinin bilinmemesi üzerine kurarken kendi halkını teröre karşı seferber etmeye başlamıştır. Böylece ABD’de, askeri endüstriyel kompleks ile ilişkileri demokratlara göre daha iyi olan cumhuriyetçiler, üzerinde terör korkusunu hissetmeye başlayan Amerikan halkının Afganistan ve Irak’a müdahaleye razı olacağını planlamıştır.

 

Afganistan’da NATO birlikleri ile düzen zor dengelerle korunmaktadır. Bunun yanında Irak’ta uzun bir istikrarsızlık döneminden sonra bir hükümet kurulsa da ABD ‘başarısız devlet’ (failed state) notunu verdiği Irak’tan ‘başarısız’ olarak ayrılma hazırlıkları yapmaktadır. İşte Bush döneminin öğrettikleriyle, Amerika Birleşik Devletleri kendi halkında ‘korku’ yaratılmaktan ziyade Mısır halkında ‘cesaret’ yaratmıştır. ABD, Mısır’daki halk muhaliflerinin kimliğini gizli tutarak hem Mısır’daki insan hakları ihlalleriyle ilgili onlardan bilgi almış hem de onları New York’ta genç aktivistlerin katıldığı konferanslarda ağırlamıştır.  Daily Telegraph’ta yayınlanan Wikileaks belgelerine göre de ABD, Mısır’da başlayan protestoların arkasında bulunan muhalif isimlere ‘rejim değişikliği’ için son üç yıldır gizlice destek vermiştir.[5]

 

Mısır’da yaşananlara ilişkin açıklamalara bakıldığı zaman, Amerikan Dışişleri Bakanı Hilary Clinton, göstericilere ‘yasal hakların verilmesi gerektiğini’ vurgulamaktan başka bir şey açıklamamaktadır. Diğer yandan ABD’de Cumhuriyetçi Sarah Palin ise Amerikan Yönetiminin Mısır’da yaşanan halk ayaklanmasında Hüsnü Mübarek’in ne zaman iktidardan gideceğini ve ondan sonra kimin başa geçeceği bildiğini; fakat Amerikan halkıyla bu bilgilerin paylaşılmadığını söylemiştir.[6] Cumhuriyetçilerin Obama karşısında güçlü aday adaylarından olan Palin, bu açıklamayı iç politika kaygılarından dolayı yapmış olsa da ABD gibi, tüm dünyada bilgiyi elinde tutan hegemon bir ülkenin Mısır’daki ayaklanmaya dair bildiklerinin resmi ağızlarından çıkanlardan daha fazla olduğu şüphesizdir. Zaten daha önce Orta Asya’da, Doğu Avrupa’da, Orta Doğu’da birçok ayaklanmayla sıkı bağı bulunan bir ülkenin de bu konuda bildiği birçok şey olması kadar normal bir durum yoktur.

 

Değerlendirme

 

Demokratlar yönetimindeki ABD, artık ordusuyla devletler üzerinde ‘operasyon’ düzenlememekte, ‘ifade özgürlüğü’ ve ‘demokrasi’ gibi kavramları halklara ‘damardan’ vererek kendi istediği siyasi konjonktürü oluşturmaya çalışmaktadır.

 

Obama, 10 Şubat 2011 tarihinde Michigan Üniversitesi’nden yaptığı açıklamada Mısır’da demokratik bir düzenin kurulması için ellerinden geleni yapacaklarını söylemiştir. Bu noktada da Google, Youtube ve Twitter gibi siteler önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla bir çoklarının en başta ‘devrim’ olarak nitelendirdiği ‘Change’ sloganını ABD dış politikasında bir devrime neden olmamış; farklı coğrafyalarda devrim olma özelliği tartışılan halk hareketlerine neden olmuştur. Halk hareketlerinin şu anki seyrine bakıldığında ise ifade özgürlüğü paydasında birleşmiş olan değişik siyasi görüşler, Hüsnü Mübarek’e karşı birleştirilmiştir. Mübarek’in yardımcısı Ömer Süleyman’a yetkilerinin büyük bir bölümünü devredeceği yönünde yaptığı açıklama ise Tahrir Meydanı’nı tatmin etmemiştir. Açıklama sırasında şarkı söylemeyi bitirip Hüsnü Mübarek’in ekrandaki görüntüsü karşısında ayakkabılarını sallamaya başlayan halk, ellerindeki ayakkabılarla adeta Mısır’da başlayacak olan kaosun ve şiddetin sinyallerini vermiştir. Biraz geriye bakıldığında hatırlanacaktır ki, 2008 yılında Irak’ta Bush’un militarist politikalarını eleştirmek için Iraklı bir gazeteci tarafından atılan ayakkabı bu politikanın dünya halkları nezdinde tasvip edilmediğinin ve Neo-con’ların (Yeni Muhafazakarlar) politikalarının büyük tepki gördüğünün simgesi olmuştur. Obama yönetimindeki ABD de ordusunun Irak’ta çamura batan ‘postallarını’ geride tutmuş, barış üzerinden bir söylem geliştirmiştir. Mısır’da Ayakkabı Devrimi’nin[7] sonucu olarak Mısır ordusu devreye girmiştir. ABD’nin postallarını ve Mısırlıların ayakkabılarını çıkartmasının aynı döneme denk gelmesine bu açıdan da bakmak gerekmektedir.

 

Tahrir Meydanı’ndaki birlik, Mübarek’i sonunda tahtından etmiştir. Mübarek, iktidardan indikten sonra Mısır’da aynı ABD’de Obama’nın iktidara geldiği dönem gibi kısa süreli bir umut yaşanacaktır. Bir diğer deyişle, Mısır’da ayaklanmanın iç nedeni olarak gösterilen asıl problemler ve düzen devam edecektir. Mısır’da ekonomik sıkıntılar ve demokratik hayat açısından bakıldığı zaman bir değişiklik olmayacaktır. Ne halkın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar giderilecek ne de Mısır imrendiği Batı’nın yüksek yaşam standartlarına ulaşacaktır.

 

Dipnotlar

 

[1] Müslüman Kardeşler El Baradey’le Anlaştı, http://www.milliyet.com.tr/musluman-kardesler-el-baradey-le-birlesti/dunya/haberdetay/31.01.2011/1346252/default.htm, Erişim Tarihi: 7 Şubat 2011.

[2] Iran Cleric: Mideast Unrest Replay of Our 1979 Islamic Revolution, http://www.haaretz.com/news/international/iran-cleric-mideast-unrest-replay-of-our-1979-islamic-revolution-1.339796, Erişim Tarihi: 6 Şubat 2011

[3] Firavunlar Ülkesinde Devrim, http://www.turksam.org/tr/a2314.html, Erişim Tarihi: 11 Şubat 2011

[4] Abrahamian Ervand, Humeynizm: İstanbul, Metis Yayınları, 2002, s.37.

[5] Egypt Protests: America's Secret Backing For Rebel Leaders Behind Uprising, http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/africaandindianocean/egypt/8289686/Egypt-protests-Americas-secret-backing-for-rebel-leaders-behind-uprising.html#, Erişim Tarihi: 9 Şubat 2011.

[6] Sarah Palin Criticizes How Obama Has Handled Revolution in Egypt, http://www.examiner.com/liberal-in-national/sarah-palin-criticizes-how-obama-has-handled-revolution-egypt, Erişim Tarihi: 9 Şubat 2011.

[7]Mısır’da Devrimin Adını Biz Koyduk: “Ayakkabı Devrimi”, http://www.turksam.org/tr/a2323.html, Erişim Tarihi:11 Şubat 2011