Ukrayna'ya bağlı olan Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde parlamento ve başbakanlık binası bugün sabaha karşı silahlı gruplar tarafından ele geçirildi. kendilerine “Kırım’daki Rusları savunma bölüğü” adını verdikleri silahlı bir grup tarafından parlamento binasına Rusya bayrağı çekildiği öğrenildi. Silahlı grup adına açıklama yapan kişiler, başkent Simferopol'daki eylemcilerin Kırım'ın geleceğini tayin edecek bir referandum yapılmasını istedikleri yönündeki açıklamaları dikkat çekti. Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde, Kiev'deki yönetim karşıtı gösterilerin başarıyla sonuçlanmasının ardından ortaya atılan Ukrayna'dan ayrılma senaryoları gerilimin tırmanmasına neden olan etmenlerden biri olarak görülüyor. Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamento Başkanı Vladimir Konstantinov'un, "Kırım'ın Ukrayna'dan ayrılmasının gündeme gelebileceği" açıklamasının ardından gelişen olaylar neticesinde, Kırım Parlamentosu bugün ülkedeki siyasi durumu ele almak için olağanüstü toplanma kararı almıştı. Rusya yanlıları ile karşıt görüşlü Kırım Tatarları arasındaki çatışmalarda 26 kişi yaralandığı söyleniyor. 

 

TÜRKSAM Başkanı, Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili, TBMM Dışişleri Komisyonu ve TBMM MHP Grup Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Dr. Sinan OĞAN, Kırım'daki olayları TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

"Bizler, şüphesiz ki Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü önemsiyor ve bu bütünlüğe saygı duyuyoruz. Ukrayna’daki gerilimin Kırım’a yansımasını endişeyle ve yakinen takip ediyoruz. Kırım da Ukrayna toprakları içerisinde özerk bir cumhuriyet’tir ve aynı zamanda tarihi bir Türk yurdu, Kırım Türklerin tarihi anavatanıdır. Bu nedenle, milletimizin gönlünde ve tarihinde Kırım’ın önemi büyüktür. Türkiye, bağrına bastığı sürgün edilen ve soykırımdan kaçan binlerce Kırım Tatarının ağıtlarını yıllarca dinlemiş, acılarına ortak olmuştur. Kırımlı soydaşlarımızın yakın geçmişte yaşadıkları acılar, hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır. Bizlerin, Kırım Türklerinin oradaki mevcudiyetlerine halel gelmesine asla tahammül edemeyeceğimiz ortadadır.

 

Tarihi bağlarımızın yanında, Türkiye’yi vatan bilerek soykırımdan, sürgünden Türkiye’ye sığınan Kırımlıların Kırım’la devam eden kan ve gönül bağları, Türkiye’yi Kırım’a karşı daha sorumlu kılmaktadır. Hâlihazırda Kırım’da devam eden olaylar neticesinde Kırım’ın mevcudiyetini ve geleceğini etkileyecek herhangi bir oldubittiye kesinlikle müsaade etmeyeceğimizin bilinmesi gerekmektedir. Türkiye hiçbir koşul altında Kırım’ı ve Kırımlı soydaşlarımızı yalnız bırakmak niyetinde değildir. Kırım’da ne bir Kara Gün’ün daha doğmasına ne de soydaşlarımızın acı hatıralarının yeniden canlanmasına mahal verecek herhangi bir adımın dahi atılmasına tahammülümüz vardır. Bu bakımdan Kırım’daki soydaşlarımızın karşı karşıya kalabilecekleri olası hak ihlallerinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin sorumlulukları bakidir. Bölgenin ve özellikle Kırım’daki soydaşlarımızın huzur, refah ve güvenliği bizler için büyük öneme sahiptir. Temennimiz, tarafların itidal ve sağduyu ile hareket etmesi ve Kırım’daki tansiyonun acilen düşmesinden yanadır.

 

İktidar partisi AKP'yi günümüzde yaşanan yolsuzluklardan, hırsızlıklardan, kendilerini koruma içgüdüsü ile hareket etmekten ve ses kayıtlarından kafasını kaldırıp Kırım'a bakmaya, Kırım'a destek vermeye çağırıyoruz."dedi.

 

Konuya ilişkin olarak Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili, Anayasa Komisyonu Üyesi ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Sayın Rıza Mahmut TÜRMEN, TÜRKSAM için yaptığı değerlendirmesinde;

 

“Kırım’daki olaylar Kiev’deki olayların uzantısıdır. Kiev’deki olayların temelinde özgürlükler yatmaktadır. Yani bir tarafta Putin’in baskıcı rejimine ait olmak istemeyen Ukraynalıların direnişi varken diğer taraftan ait olmadıkları, istemedikleri devlet başkanlığına karşı direndiler. Öte yandan, direnişçiler Avrupa Birliği’nin ortaya çıkardığı özgürlük modeli var ve oraya ait olmak istiyorlar. Bu bir aidiyet meselesidir ve sonunda AB’nin özgürlük modeli alanına ait olmak isteyen Ukraynalılar kazandı biliyorsunuz. Şimdi AB’nin bu işi organize edebilmesi gerekmektedir. Zannediyorum ki Kırım’da da benzer bir durum var. Kırım’ın diğer yandan önemi büyüktür. Kırım’da Tatarlar var. Almanlara yardım etmeleri neticesinde Tatarlar biliyorsunuz ki Stalin zamanında büyük bir mezalime uğramışlardır. Özgürlükçü Tatarlar ve Milliyetçi Ukraynalılar arasında yaşanan bir çatışma söz konusudur.  Tatarların aslında burada özgürlükçü taraftadırlar.

 

Kiev’de çözümün sağlanması gerekmektedir. Kiev’de yaşananların Türkiye’de yaşananlara paralel özellikler taşıdığı fakat Türkiye’dekinin aksine çatışmaların çok yüksek seviyede ilerlediği gözükmektedir. Ama Türkiye’de de aynı şekilde böyle bir baskı rejimine karşı yönelim ve buna karşı direnen insanlar var. 17 Aralık’taki gelişmeler de bu baskıların artışında son halka olmuş ve devletin halk üzerindeki baskıları giderek artmıştır. 17 Aralık yasalarına karşı direnmek, yasaların geçmesini, kanunlaşmasını ve uygulanmasını önlemek gerekmektedir. Kırım için de benzer bir paralellik kurmak mümkündür. Kırım’daki gelişmelerin neler doğuracağı henüz net değilse de yakından izlenecektir. Dikkat edilmesi gereken husus ise, Ukrayna’da bu iş halledilmişken Kırım’daki çatışmaların sürmesidir. Kırım için de Ukrayna’dakine paralel olarak, bir çözüm getirilmesi gerekmektedir.”konularına değindi.