Geçtiğimiz günlerde IŞİD terör örgütüne karşı oluşturulan uluslararası koalisyonun, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensuplarına yönelik "eğit-donat" sürecine ilişkin görüşmelerin tamamlandığı bildirilmişti ki, üzerinden çok geçmeden eğitilecek kesimler arasında peşmergenin de olduğu ortaya çıkmıştır. Söz konusu gelişmelere ilişkin olarak Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM Başkanı Sayın Dr. Sinan OĞAN, TÜRKSAM’ın sorularını cevaplandırdı.

 

Peşmergenin Türkiye’de TSK tarafından eğitimi hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

 

Kamuoyuna yansıyan ilk haberlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sadece ÖSO’yu eğiteceği şeklindeydi. ÖSO’nun eğitileceği yerlerin bile ABD’li yetkililer tarafından incelendiği basına yansımıştı. Bugüne kadar bazı kaynakların kamuoyunu oyaladığı anlaşmalar tamamlanmadı gibi söylemlerden sonra AKP hükümeti yine bizleri şaşırtmamış ve şimdiki Başbakan, Eski Dışişleri Bakanı Sayın A. Davutoğlu TSK’nın peşmergeyi de eğiteceğini açıklayarak ağzındaki baklayı çıkarmış oldu.

 

Aslında en acı noktalardan biri ise, bu eğitimlerin çoktan başlamış olduğudur. Basına da yansıdığı üzere, eğitimlerin bordo bereliler tarafından zaten yapılıyormuş. Ayrıca AKP hükumeti daha önceden peşmergeyi silahlandırıyormuş. Her şeyden öte, bu TSK’nın itibar ve imajını hedef alan bir husustur. Öncelikle, yasal zemine oturtulmayan peşmerge eğitimine TSK’nın da dahil edilmesine dikkat çekilmelidir. Yöntem konusundaki açıklamalar genel çerçevenin belirlenmesine karşın her zaman olduğu gibi aceleci davranan hükümetin süreç içinde, zamanla bazı emrivakilerle karşılaşması kaçınılmaz olacaktır.

 

Peşmergenin eğit- donat kapsamında Türkiye’de eğitilmesini Türk Dış Politikası çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

ÖSO ile Suriye’yi hedef alan AKP hükümetinin hedefinin şaştığı ve karmaşıklaştığı ortadadır. Zira bu eğitimlere peşmergenin de dahil edilmesi, hedefin sadece Suriye olmadığını, Irak’ı da dahil eden daha büyük bir oyunun planlandığını göstermektedir. Peşmergenin güçlenmesi ile zaten kontrolü zor olan bu bölgede başka aktörlerin de yaratılarak, bir kaos ortamı yaratılmak istenmektedir.

 

Coğrafi olarak ortaya çıkan bu kaos haritası da, Kürdistan’ın kurulmasının hedeflendiğini göstermektedir. Bu olasılıklar dikkate alındığında, buradaki hedefin sadece IŞİD olduğunu söylemek mümkün değil. Bu proje ile önce IŞİD devrilecek, ardından da Esad rejimi ve Irak hedef alınmaktadır.

 

Türk dış politikasının temel hedefi komşularının toprak bütünlüğünü sağlamak iken AKP hükumeti önceleri Barzani’nin kontrol ettiği bölgeleri ayrı bir devletmiş gibi muhatap alarak petrol anlaşmaları imzalamış, şimdi de peşmerge eğitilerek Irak’ın bölünmesine zemin hazırlanmaktadır. Türkiye’nin görevi ayrılıkları ve ayrılıkçıları desteklemek değil, komşularının toprak bütünlüğünü temin edecek çabalar harcamaktır. Ama eğer illa ki, Irak’ın bölünmesi kaçınılmaz bir durum arzedecekse de bu takdirde Türkmenlerin statüsünün garantiye alınmasını sağlayacak politikalar geliştirmektir.

 

Peşmergenin Türkiye’den geçmesine yasal olmadığı yönünde gösterdiğiniz tepkileri hatırlarsak, sizce eğit- donat kapsamında peşmerge eğitiminin dayandırıldığı hususlar nelerdir?

 

Öte yandan, Irak Anayasası’na göre peşmergeler iç güvenlik gücüdür, dış operasyon yetkisi yoktur. Irak Anayasası uyarınca da Irak Parlamentosu'nda Peşmergeler'in ülke dışına çıkmasıyla ilgili bir karar alınmadı. Hukuka aykırı, yasal dayanaktan yoksun bir süreç yaşanmaktadır. Bu bakımdan Türkiye’den geçişleri de onlara verilecek bu eğitim ve donanımlar da hukuksal zemine oturmamaktadır. Bu Irak hükümetinin iç dinamikleriyle doğrudan ilişkilidir. Bunları yapabilmek için Irak hükümetinin onayı bile alınmamıştır.  

 

 Bu bakımdan tezkere ile peşmergenin geçişini aklama çalışmaları hukuken karşılıksız ve yersizdir. Buna karşın AKP’nin bu konuda bile kamuoyunu oyaladığı ortaya çıkmıştır. Bu süreçte 450 PKK’linin Kandil’den Kobani’ye geçmesine gözünü yumuldu. Buna ek olarak, Kobani’de yaralanan PYD üyelerinin yine Türkiye’de tedavilerinin sağlanması Türkiye’deki hızla değişen gündemde tutunamadı maalesef. Şimdi de ortaya atılan “İncirlik Üssü” ve “güvenli bölge” tartışmalarının altından bordo berelilerin iki haftadır peşmergeleri eğittiği ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan Türkiye hızla bir bilinmeze çekilirken AKP’nin attığı tüm adımlar hukuktan da şeffaflıktan da tamamen uzak olduğu tekrar tekrar kanıtlanmaktadır.

 

Peşmergeyi eğit- donat uygulamasının Türkmenlere, bölgeye ve Türkiye etkisi bakımından olası sonuçları hakkında neler düşünüyorsunuz?

 

Son durumda, Irak’ta Türkmenlerle ilgili herhangi bir adım atmayan AKP hükümeti, tüm imkânlarını peşmergenin önüne sermiş durumdadır. Türkmenler de silahlanma ve eğitim talebinde bulunmuştu. Peşmergeye Türk milletinin vergisi ile hem silah hem de eğitim yardımında bulunuluyor. Biz, Türkiye’nin öncelikli olarak Türkmen kardeşlerimize yardım etmesini beklerdik.

 

Eğitilen ve donatılan tarafların kim olduklarını iyi analiz etmek gerekir. ÖSO, Esad karşıtı bir oluşumken PYD’nin daha önce de defalarca belirttiğimiz şekilde IŞİD terör örgütünden farkı yoktur. Peşmerge de Irak iç güvenlik gücüdür ve Irak’taki Türkmenler açısından zaman zaman bir tehdit unsuru bile olmuştur. Yani eğitilen ve donatılanlar sadece IŞİD’i hedef alan oluşumlar değildir, o yüzden bu yöntemle mücadele uzun vadede sadece IŞİD ile olmayacaktır. Bunun altını çizmek lazım.

 

IŞİD Türkmen kenti Telafer’i ele geçirmeden kentin üzerinde baskı yaptığında peşmerge oradaki Türkmenlerin silahlarını toplama girişiminde bulunmuştu. Türkmenler silahlarını vermeyince, peşmerge kenti savunmasız bırakarak Telafer’i savunmadan terk etmiştir. Bu da yetmezmiş gibi, peşmerge Türkmen kenti Kerkük’ü ele geçirmek istediği ortadadır. Bunlar bölgeyi takip eden herkesin görebileceği hususlardır. Bunları görmezden gelerek atılan adımlardan öyle anlaşılıyor ki, Irak iç güvenlik gücü olan peşmerge Türkiye eli ile eğitilerek ve donatılarak, Türkmen kentlerinin peşmerge eline geçmesine sebep olunacaktır. Bu bir nevi; “Türkiye eli ile besle peşmergeyi, oysun Türkmen’in gözünü, işgal etsin Türkmenlerin toprağını” olacaktır.