BM'de 3 Mayıs'ta başlayan toplantıların son gününde, NPT'ye üye 189 ülke, Orta Doğu'nun da nükleer silahlardan arınması amacıyla bölgesel bir konferans düzenlenmesini içeren ve dünyada nükleer silahsızlanma yönünde adımlar atılmasını amaçlayan 28 sayfalık detaylı bir nihai belgeyi, BM Genel Kurul salonunda alkışlarla kabul etmiştir.

 

NPT Gözden Geçirme Konferansları her beş yılda bir yapılmaktadır. 1995 yılında yapılan gözden geçirmede, anlaşmanın 30 yıl yürürlükte kalma süresi ele alınarak, limitsiz hale getirilmiştir. Bu önemli bir adım olarak görülmektedir. 2000 yılında yapılan gözden geçirmede 13 maddelik bir uygulama planı ortaya konularak, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve Nükleer testlerin yasaklanması konusunda somut adımlar atılmaya çalışılmış ve toplantı başarı ile sonuçlanmıştır. 2005 yılında yapılan toplantıda İsrail’in nükleer durumu Mısır tarafından gündeme getirildiğinden ciddi münakaşalara sahne olmuş ve başarısız bir biçimde tamamlanmıştır. Bu yıl yapılan toplantıların başlangıcında ABD Temsilcisi Dış İşleri Bakanı Bn. Clinton’un İran’ı suçlayıcı konuşması, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın konuşması ile karşılık bulunca ABD İran ve benzeri ülkelere karşı taraf kazanmakta başlangıçta zora girmiş gibi görülmektedir. Ahmedinejad konuşmasında NPT nükleer silahsızlanmayı da öngörürken bu silahlara sahip ülkelerde bu yönde hiçbir somut adım atılmamakta olduğunu söylemiş ve bu şekilde bir tavır ile başarıya ulaşmanın mümkün olamayacağını vurgulamıştır. Bu silaha sahip ülkelerin, devamlı bu silaha sahip olmayan ülkeler üzerinde durulmakta ve hedef alınmakta olmasının doğru bir yaklaşım olmadığını ifade etmiştir. Bu doğru bir yaklaşım olmayıp, ikiyüzlü bir uygulamadır şeklinde bir açıklama yapmıştır. Bu paralelde İsrail’in durumunu gündeme getirerek, Mısır’ın teklif ettiği “nükleer silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu” için İsrail’inde katılacağı bir toplantı düzenlenmesi konusunu teklif etmiştir.

 

Bu yıl yapılan toplantı sonucunda kabul edilen nihai belgede aşağıda belirtilen üç önemli konu hakkında karar çıkartılmaya Muaffak olunmuştur. Bunlar;

 

·İlk kez NPT'nin 3 temel ayağı olan "nükleer silahların yayılmasının önlenmesi, nükleer enerjinin barışçı amaçlarla güvenli bir şekilde kullanılması ve nükleer silahsızlanma " alanlarında detaylı eylem planları öngörülmektedir.

 

·1990’larda Mısır tarafından teklif edilen ve 2009 ve 2010 yıllarında Türkiye ve İran tarafından gündeme getirilen, Ortadoğu'nun nükleer ve diğer kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik bölgesel bir konferansın 2012 yılında düzenlenmesi öngörülmektedir. Bu durumda İran’la birlikte İsrail’in nükleer durumunun da ortaya konarak, irdelenmesi gündeme gelebilecektir. İsrail katılmaktan kaçınırsa muhtemelen konferans başarısızlığa uğrayacak ve İran ve diğer bölge ülkelerinin bu konuda ellerine yeniden kullanabilecekleri bir koz verilmiş olacaktır.

 

·BM Güvenlik Konseyi'nin nükleer silaha sahip 5 daimi üyesi (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin) silahsızlanma çabalarını hızlandırma ve dünyada nükleer silahların önemini azaltmaya yönelik somut adımlar atma sözü vermişlerdir.

 

Nihai belgeye göre 189 ülke, belgenin uygulanmasıyla ilgili 2014 yılında bir ilerleme raporu yayınlayacaklar. 2015 yılında ise bir sonraki gözden geçirme toplantısı düzenlenecektir.

 

Bu yıl yapılan gözden geçirme konferansının 2005 yılındaki başarısızlığı gölgede bıraktığı izlenimiyle, NPT’nin uygulanmasına yönelik temel konular üzerinde somut adımlar atma çabasında olan bu girişimin başarısını önümüzdeki yıllardaki uygulamaları ile takip etme imkanı bulabileceğiz. Özellikle, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılması konferansı son derece önemli bir adım olarak görülmektedir. Belgede İsrail’in NPT’i imzalaması ve şartlarını yerine getirmesi konusunda bir metnin yer alması, ABD’nin rahatsızlığını ifade etmesine rağmen, Dünya’nın bu konuda kararlılığını vurgulaması açısından önemli bir adım olarak görülmektedir. ABD, Kuzey Kore'nin uluslararası hukuk kurallarına uymamasını eleştirerek, Kuzey Kore'nin biran önce NPT sistemine geri dönerek anlaşmanın hükümlerine uyması gerektiğini, aksi takdirde Altılı görüşmeler başlasa bile etkili bir mekanizma olamayacağını vurgulamıştır.

 

Ortadoğu’nun Türkiye ilgi ve etki sahasında olması dolayısıyla, yapılacak bir konferansta başarının İsrail dahil bölgedeki aktörlerin sahnede yer alması ile mümkün olabileceği düşünülmektedir.