Bir kez daha söyleyelim: Yapacağı yeni hamleleri için PKK’nın Kandil’den yönetilmesi artık mümkün değil. Ara karargâh oluşturmak için her türlü kaybı göze alarak Hakkâri bölgesine saldırmasının nedeni budur.

 

Ara karargâhın oluşturulması hedefinin bir diğer aşamasında, Kuzey Irak, Güneydoğu – Doğu Anadolu ve Kuzey Suriye ile Kafkaslar arasında kontrolü altında işleyen bir kanal yaratmak bulunuyor. Dikkatli olanlar, Şemdinli ve Beytüşşebap saldırılarına yakın bir ölçüde terör eylemlerinin yoğunlaştığı diğer bir bölgenin Doğubayazıt olduğunu göreceklerdir. PKK’nın bundaki amacı; önce İran hattını genişletmek sonra da Iğdır ve Kars üzerinden Ermenistan’la bağlantı kurmaktır. Ermenistan, PKK’nın Kafkaslara olan kapısıdır. Bu arada terör örgütüne ilgi duyanın sadece Ermenistan olmadığını, Rusya’nın Duma’sı gibi arasında eski ve köklü ilişki bulunan başka unsurları da unutmamak lazım. Bu nedenle Van/Gürbulak ve Ağrı/Doğubayazıt Hudut kapılarına giden karayollarında, Iğdır’a açılan kırsalda şantiye basıp, tırları ateşe verip, adam kaçırıp, savcıyı şehit edip terör eylemleri gerçekleştiriyor.

 

Stratejinin son aşamasında ise; terör eylemleriyle üslendiği alanlarda yaşayan halkı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) kararları doğrultusundaki örgütlemeyi toplumsal hayata mal ederek işler hale getirmek hedefi bulunuyor. Sonrasında da ele geçireceğini düşündüğü bu geniş bölgeyi Kürt halkının sözde öz yönetim alanları olarak dünyaya tanıtmayı planlıyor. Bu aşamada uluslararası bağlantılarını kullanacaktır. Suriye uluslararası ilişkileri için son derece önemli bir yere sahiptir. Çünkü bugünkü gelişmelerin devam etmesi halinde kaçınılmaz bir şekilde bu ülkede kurulacak geçici yönetimde PYD de yer alacaktır. Kısaca PKK, dünyanın karar vericilerinin nazarında, PYD aracılığıyla yasal bir statü elde edecektir.

 

2011 yılının kışına girerken saldırılarına son vererek İran’la anlaşma yapan PJAK hiçbir zaman unutulmamalıdır. Unutulmaması gereken bir başka husus ise İran-PJAK anlaşmasında BARZANİ’nin oynadığı belirleyici rol olmalıdır. Bugünkü durum itibariyle İran’daki Kürt partilerinin ortak bir zeminde bir araya gelmelerinin ve Tahran yönetimini terör eylemleriyle tehdit eden gençlik örgütlenmesinin arkasında BARZANİ’nin izleri bulunmaktadır. Ortaya sürülen Kürt kartına karşılık İran’ın da PJAK’ı oyuna sürmesi beklenen bir gelişme olacaktır. Buna ilaveten Şam yönetiminin doğal destekçileri İran ve Hizbullah’ın karşı cephede yer alan Türkiye’nin önüne el altından eski taşeron örgütü sürmekte gecikmediği ortadadır.

 

Hatta PKK’nın son saldırılardaki sayıca kalabalığı ve eylem gücünü sağlamada PJAK’tan militan ve silah aktarımı yoluyla destek aldığı düşünülmelidir. İran’dan kendisine bir tehdit yönelmeyeceğinin rahatlığı içerisindeki PKK’nın bu aktarımı gerçekleştirmesinin önünde başka bir engel bulunmamaktadır.

 

Orta Doğu Ermenilerinin PKK ile olan gönül ve eylem bağlarını hatırlıyoruz. Geçmişte ortak taşeronluk ilkesi doğrultusunda Türkiye ve Türk’e hainlik konusunda ayrılmaz bir bütünlük içerisindeydiler. Diasporanın, Lübnan Ermenilerinin ve George HABBAŞ’ın başını çektiği Filistin örgütlerinin PKK’ya kucak açmaları o günkü canlılığıyla hafızalarımızda saklanıyor. Elbirliğiyle ASALA’yı yaratanların bugün yine aynı gayretin içine girdiklerini görüyoruz. O günlerde terör görevini PKK’ya devreden ASALA yeniden hortlatıldı. Terörün karanlık dünyasından seslenerek eylemlerine tekrar başlayacağı tehdidinde bulundu. Ortadoğu’da yeni bir Lübnan/Filistin-Ermeni-PKK işbirliğinin doğduğuna tanık oluyoruz.

 

PKK’nın eskiye oranla çok daha büyük bir cüretle saldırmasının arkasındaki gerçekler bunlardır. Yine aynı şekilde terör örgütünün sıcak çatışmalardan ayrıca patlayıcılarla gerçekleştirdiği eylemlerinde de etkili olduğunu görüyoruz.

 

Bu durumu bir yazımızda: “Geldik günümüze… Yine ateşkes sonrası bir dönem… Bu kez taktik eylemlerin niteliğinde de, kullanılan malzemede de, istihbaratın derlenip, kullanılmasında da PKK’nın zamanı boşa geçirmediği görülüyor. Hatta bu defaki gelişmişlik, değil arkasından gitmek, teknolojiyi yakalamak anlamına gelmektedir. Öyle ki, artık cep telefonunu uzaktan kumanda olarak kullanmıyor. Mayınlar da eski mayınlar değil. Afganistan’da, Irak’ta Amerikan askerlerine ağır kayıplar verdiren Improvised Explosive Device (IED) adı verilen ve büyük ustalığı gerektiren patlayıcılar PKK’nın elinde oyuncak basitliğine dönüşmüş durumda. Değişik patlayıcılarla imha gücü arttırılan ve eylem yerinde hazırlanan IED’nin patlatılması içinse basit bir uzaktan kumandanın yeterli olduğu öne sürülüyor.” diyerek anlatmaya çalışmıştık.

 

Güvenlik güçlerimizin ele geçirdiği bir PKK’lı teröristin anlattıkları gerçekleri görüp, işitenlerin PKK’nın kan dökme yeteneğinin ulaştığı korkunç noktayı anlamaları için yeterlidir. Terörist;  Oyuncak arabaların entegrelerininVanmara (Zıplayan hareketli patlayıcı): Bu patlayıcı yolun dış kısmına döşünen iki ayrı parçadan oluşan kamuflajı rahat, etkisi büyük olan bir mayın türüdür.” bilgisini veriyor. , Yaseu marka haberleşme cihazının bombalı eylemlerde patlamayı sağlamada kullanıldıklarını söylüyor. Ve devam ediyor; “

 

PKK’lının yanlış ifadeyle sözünü ettiği, Valmara mayınıdır. Bu mayın hakkında Wikipedia’da belirtilen bilgilerin önemli olanları şunlar: İtalyan menşeli anti-personel mayını. Valmara 69 veya V-69 tipinde olanlar, temasla patlayıcı önce yerden bir miktar yükselmekte ve bir insanın yaklaşık bel hizasına geldiğinde patlayarak içerisindeki onlarca şarapneli çevreye dağıtmaktadır. Güney Afrika bu mayının bir benzerini J-69 adıyla üretmektedir.

 

Gelişmiş ve imha gücü müthiş olan patlayıcılara sahip, kalabalık gruplarla ve ağır silahlarla adeta cephe savaşına giren, uluslararası ilişkileri bugüne kadar hiç olmadığı bir etkinlikle kullanan bir PKK var karşımızda. Ve artık bunca kaybı göze alarak bu kadar gözü dönmüşlükle saldırdığını anlamak artık zor olmasa gerek.