Afganistan’da önümüzdeki dönemde izlenmesi planlanan gelişme stratejisi İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen bir konferansta masaya yatırıldı. Bonn sürecini düzenlediği seçimlerle tamamlayan Afganistan, Londra Konferansı ile yepyeni bir döneme girdiğini adeta tüm dünya kamuoyuna duyurdu. Konferansın ana gündem maddesi Afganistan’a sağlanan uluslararası desteğin kesilmemesi, aksine uluslararası yardımların artarak devam etmesi idi.

 

70 devletin katıldığı konferansta Afganistan’ın seçilmiş yöneticilerinin karşı karşıya oldukları sorunlar masaya yatırıldı. Irak operasyonu ve sonrasında küresel düzeyde yaşanan gelişmeler nedeniyle Afganistan’a olan ilginin azaldığını düşünen Devlet Başkanı Karzai, konferans vasıtasıyla uluslararası kamuoyunun ilgisini ülkesine yeniden çekmeyi başardı.

 

Konferansta ele alınan konular çeşitliliği itibariyle Londra süreci, Bonn zirvesinden pek çok anlamda daha kapsamlı bir zirve olarak değerlendirildi. Hatırlanacağı üzere Afganistan’da geçtiğimiz dönemde siyasallaşma çabalarına ağırlık verilmiş diğer taraftan istikrar ve güvenliğin tam olarak tesis edilmesi hususunda çalışmalar yürütülmüştü.

 

Konferansın ana belgesi olan “Afghanistan Compact” önümüzdeki dönemde Afganistan’ın uluslararası sisteme entegre olması ve Afganistan kaynaklı küresel sorunlara çözüm bulmak amacıyla hazırlanmış bir belge niteliği taşımakta idi. Bu kapsamda söz konusu belgede Afganistan’ın daha iyi yönetimi için gerekli hususların yanı sıra insan haklarının geliştirilmesi, ekonomik kalkınma yollarının araştırılması gibi sosyal ve ekonomik konularda ele alındı.

 

Londra Konferansı aslında Afganistan’ın halen uluslararası desteğe duyduğu hayati ihtiyacın en açık göstergelerinden birisi olarak değerlendirilebilir. Afganistan ABD ve koalisyon güçlerinin düzenledikleri operasyon sonrasında ciddi bir ilerleme kaydetmiştir. Ancak bu ilerleme henüz “kendi kendine yeterlilik” seviyesine ulaşamamıştır. Merkezi Hükümetin gücü ve etkisinin tüm Afganistan’ı kontrol edebilecek noktada olmadığı görülmektedir. Ülkede ekonomik hayatın yasadışı üretime dayanması ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Diğer taraftan ülkede istikrar ve güvenliğin tam olarak sağlandığını söylemek de bu aşamada pek mümkün görünmemektedir.

 

Afganistan’ın bu koşullar altına henüz “emekleyen” bir devlet olduğu ifade edilebilir. Bu aşamada Afganistan’ın uluslararası destekten mahrum bırakılması hem ülkenin geleceği hem de  bölgenin istikrar ve güvenliği açsından olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Nitekim Londra Konferansı’na katılan devletler bu tehlikenin bilincinde olduklarını verdikleri desteğin devamı sözü ile ortaya koymuştur. Bundan sonraki süreçte Afganistan’a sağlanan uluslararası desteğin niteliği de önem kazanmaktadır. Yapılan uluslararası yardımın ülkenin temel sorunlarına çözüm olacak şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Aksi halde Afganistan’ın yardıma muhtaç bir devlet ve sosyal çalkantılar yaşayan bir toplum olarak var olması kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.

 

Konferansı düzenlenmiş bu önemli buluşmayı ve takip etmişti.

 

Ancak bu defaki toplantının 2001 yılının sonlarında Bonn’da, 2002 yılında Tokyo’da ve 2003 yılında da Berlin’de yapılan zirvelerin akıbetine uğraması ihtimali yüksek gibi gözükmektedir. Özellikle Bonn zirvesinde vaat edilen 11 milyar doların büyük bir kısmının Afganistan’a ulaşmamış olması bu ülkede ciddi bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu sebeple Londra zirvesinin son olmayacağı ve önümüzdeki dönemde bu tür toplantıların tekrar yapılacağını söylememiz mümkündür.