2011’de Kaddafi hükümetinin düşmesinden bu yana Libya’da iç savaş ve karmaşa devam ediyor. Türkiye kendi çıkarlarını korumak amacıyla Libya konusunu yakından takip ediyor.  Libya’da ateşkesin sağlanması için Moskova’da gerçekleştirilen görüşmelerde Rusya Dışişleri Bakanlığı Devlet Konukevi, Türk ve Rus heyetlerinin gözetiminde 8 saat diplomatik trafiğe sahne oldu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan’dan oluşan Türk heyeti, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Orta Doğu ve Afrika Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov’dan oluşan heyet ile bir araya geldi. Ülkenin doğusunu kontrol eden Halife Hafter, Türkiye ve Rusya’nın aracılık ettiği ateşkes anlaşmasını imzalamadan Moskova’dan ayrıldı. Ateşkesi yazılı hale getirmek amacıyla Moskova’da yapılan görüşmelerde Trablus hükümeti uzlaşmacı tavır sergilemesine rağmen Hafter ateşkesi imzalamaya yanaşmadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Moskova’daki görüşmelerle ilgili olarak Hafter’i kast ederek “Önce evet dedi, sonra ne yazık ki Moskova’yı terk etti, Moskova’dan kaçtı ve imzalamadı. Ama heyetimiz oradaki dürüst duruşunu sergileyerek imzasını arkadaşlarımız attı ve şu anda belge evrak her şey bizim elimizde” dedi.

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Libya’da yaşanan son gelişmeleri TÜRKSAM için değerlendirdi.

1)  Türkiye’nin desteklediği Sarrac hükümetinin düşmesi durumunda Türkiye ile Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki alanı anlaşmasının akıbeti ne olur? Bu durum Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını ne ölçüde etkiler?

Bu soruya tam cevap vermek için, öncelikle pazar günü yapılacak olan zirveyi beklemek lazım çünkü zirvede çıkacak mutabakata göre Hafter eğer kazanırsa Türkiye ile yapılan anlaşma iptal edilir mi sorusunun yanıtını orada aramak gerekecek. Türkiye masada müzakere tekniği ile birlikte büyük bir olasılıkla bu anlaşmanın iptal edilmemesi yönünde görüş bildirecek diye düşünüyorum. Şu anda bu soruya cevap vermek mümkün değil, ancak Pazartesi sabahı cevap verebiliriz.

2) Türkiye ve Rusya’nın öncülüğünde Moskova’da düzenlenen ateşkes görüşmelerinde Hafter’in anlaşmayı imzalamaması üzerine görüşme amacına ulaşamadı? Hafter neden bu yönde bir tutumla anlaşmayı imzalamadı?

Nedeni şu; Türkiye ve Rusya’nın Libya’da çok etkin olduğu biliniyor. Rusya Hafter’i destekleyen taraftaydı Türkiye de Ulusal Mutabakat’ı destekliyor. Moskova’da bir barış ortamı oluşabilmesi her iki taraf da uğraştı ancak başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır olmak üzere Türkiye ile Rusya’nın bu anlaşmada başarılı çıkmaları istenmedi ve Hafter’e yönelik olarak daha fazla destek verildi, bu da doğal olarak Hafter’in anlaşmayı imzalamamasına neden oldu. Hafter’in anlaşmayı imzalamadıktan sonra gittiği ülkelere bakarsanız Hafter’in daha da meşruiyetini arttıran, gücünü arttıran bir konuma geldiğini görürsünüz.

Son olarak da Alman Dışişleri Bakanı kendisini ziyaret etti ve Almanya ile Rusya büyük bir olasılıkla pazar günü yapılacak zirvede belirleyici iki ülke olacak. O nedenle, Hafter çok iyi bir taktik yaparak kendi açısından önüne konulan anlaşmayı imzalamadı, konumunu güçlendirecek bir taktikle geri çekildi ve Berlin’deki konferansa geçen haftadan daha güçlü bir konumda girecek yani Moskova’daki Hafter’in gücü ile Berlin’deki Hafter’in gücü aynı olmayacak yani daha fazla olacak.

3)  Sizce Berlin Konferansı’nda nasıl sonuçlar alınır? Barış konusunda olumlu ve önemli adımlar atılır mı?

Anlaşmanın daha doğrusu görüşmenin amacı bu ama nasıl bir sonuç çıkacağı oradaki güçlerin kendi aralarındaki diplomatik başarılarına ve manevralarına da bağlı. Mesela Almanya, Rusya ile birlikte mi hareket edecek? Türkiye, Almanya ve Rusya’yı yanına alabilecek mi? Veyahut İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan Hafter’i ne kadar destekleyecek? Çünkü Hafter’in şöyle bir açıklaması oldu: “Eğer Türk ordusu ile karşılaşma durumunda kalırsak; o zaman Suudi Arabistan’dan Tunus’tan Mısır’dan ve diğer Arap ülkelerinden asker yardımı çağrısında bulunabiliriz. Tıpkı Sarrac Hükümetinin Türkiye’yi davet etmesi gibi.”

Diğer bir noktayı unutmamak lazım tabii; Türkiye’nin oraya asker göndermesi Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UHM) daveti üzerinedir.

4.Yunanistan Berlin Konferansı’na neden davet edilmedi?

İki nedenden dolayı… Bir; Yunanistan sürekli olarak Avrupa Parlamentosu’nu, Avrupa Birliği’ni tehdit eden politikalar bugüne kadar takipedegeldi. Türkiye örneğinde özellikle! Avrupalılar artık Yunanistan’ın şantajlarından bıktılar, yani onlara gına geldi ve davet edilmedi zaten Yunanistan’ın davet edilmemesi de normal çünkü Yunanistan’ın Libya ile doğrudan bir ilişkisi yok. Yunanistan’ın ilişkisi petrol ve doğalgaz konularında ama Libya’daki iç savaşta Yunanistan’ın doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır. Öyle olduğu için de davet edilmedi. Bu da tabii Yunan diplomasisi için büyük bir başarısızlık, başka türlü tanımlayamıyorum.