Bu gün Kuzey Kore topçusunun sorunlu batı sınırında yer alan Güney Kore’ye ait yeonpyeong adasına topçu ateşi ile saldırı yaptığı ve Güney Kore askeri yerleşim merkezi ve 1200 nüfuslu adada yangına ve zayiata neden olduğu dünya basınında yer almıştır. Saldırının başlamasının nedeni Güney Kore’nin bölgede yapmakta olduğu çıkarma tatbikatının durdurulması talebine Kuzey Kore’nin cevap alamaması olarak ifade edilmektedir. Bölgede 28.000’den fazla askeri personeli olan ABD’nin daha evvelki yıllarda katılmakta olduğu bu tatbikatta bu sene yer almadığı ifade edilmektedir.

 

Bilindiği gibi, hafta içinde bölgede ziyarette bulunan ABD bilim adamları yaptıkları incelemeler sonucunda Kuzey Kore’nin nükleer silah yakıtı sağlamaya yönelik zenginleştirme tesisi inşa ettiği sonucuna vararak bunu açıklamaları Kuzey Kore’nin ciddi tepkisine neden olmuştu. Bunun yanı sıra halen Kuzey Kore yönetiminde bulunan Kim Jong İl, altı hafta önce oğlu Kim JongUn’u veliahdı olarak tayin etmiş ve general rütbesiyle üst düzey göreve atamıştır. Bu açıklama uluslararasında ciddi bir rahatsızlık yaratmış ve Kuzey Kore ile Güney Kore arasında 2004 yılında yumuşama eğilimi gösteren fakat Kuzey Kore tarafından adım, adım gerilen ilişkilerin akıbeti konusunda sual işaretleri doğmasına neden olmuştur.

 

Her iki Kore arasında Mayıs 2010’da Güney Kore’nin Cheonan isimli harp gemisini Kuzey Kore’ye ait bir torpido ile batırılması gerilime neden olmuştur. Bu hadisede de Kuzey Kore yapılan ithamların kendisine karşı bir komplo olduğunu ifade ederek, uluslar arası bir komisyonun konuyu incelemesini şiddetle ret etmiştir. BM batırılan gemi ile ilgili kınama kararı alırken Çin’in tepkisine mani olmak için Kuzey Kore’nin ismini açık olarak bahsetmekten imtina etmiştir. Ancak, yapılan değerlendirmelere göre halen yönetimde bulunan Kim Jong İl’in yönetimi oğluna güvenli bir şekilde devretmek için dikkatleri başka yöne çekmek için bu saldırıyı planlayarak, uyguladığını ifade etmektedirler.

 

Kuzey Kore Dünya’daki son komünist ülke olarak, 25 Mayıs 2009’da uluslar arası bütün normları ve tepkileri hiçe sayarak ikinci nükleer bomba testi başarı ile yaptığını ve nükleer kulübe üye olduğunu açıklamıştır.

 

Geçen Ağustos’ta yine Kuzey Kore aynı adayı ve diğer başka bir adayı 110 topçu mühimmatı ile ateş altına almıştır.

 

Kuzey Kore’nin ekonomisinde merkezi yönetimin uygulamış olduğu politikasındaki başarısızlık halkta ciddi huzursuzluğa neden olduğu değerlendirilmektedir. Buna ilave olarak, cep telefonu ve DVD oynatıcıların yaygınlaşmasının halkın kendisini soyutlanmış, ne kadar geri kalmış ve fakir olduğunu görmesine neden olduğu ve tepkilerin başladığı yönündedir. Gıda üretimi konusunda da ciddi sıkıntı çeken ülkede halkın günlük kalori miktarının yarısını aldığı, hamilelerin ve çocukların gıdasızlık sorunu çektiği bilinmektedir. Buna karşılık ABD’nin ekonomik yardımı ve desteğini gören Güney Kore ciddi bir refah içinde olup, ekonomisi ve halkın yaşam standartları oldukça iyi durumdadır. Eğer iki ülke ilişkileri yumuşar ve birbirlerini tanımaya ve kendi durumlarını mukayese ederek, değerlendirmeye başlarlarsa bu hususun Kuzey Kore aleyhine olacağı aşikârdır. Getirisi ise, Kuzey Kore halkının Güney ile birleşme talebi ve mevcut yönetim şeklinin değiştirilmesi ve yöneticilere hesap sorulması şeklinde ortaya çıkacaktır. Bu ise, Kim Jong İl ve oğlunun düşünmek bile istemedikleri bir gerçektir.

 

Kuzey Kore’nin bu saldırgan tavrında Güney Kore’nin yapmakta olduğu tatbikatın bahane edilmesi zahiri bir neden olarak görülmektedir. Yönetimde bulunan Kim Jong İl’in asıl niyetinin Güney Kore ile bir şekilde bağları kesmek suretiyle halkın kendi içine dönmesini sağlamak ve birleşme özlemini en azından şimdilik engellemek olarak değerlendirilebilir. Bu suretle hem kendisi ve hem de oğlunun pozisyonunu güvence altına alması mümkün olabilecektir. Aksi takdirde halkın gittikçe büyüyen tepkisi sonucu gelecekte ortaya çıkabilecek iki Kore’nin mukayesesi ve birleşme istekleri onların sonu olabilecektir Ortaya çıkan savaş durumu halkın gözünde kötüleşen yaşam şartlarının ve ekonomik durumun bir süre daha ikinci planda kalmasına fayda sağlayabilir.

 

Kuzey Kore sahip olduğu nükleer yetenek sayesinde ABD’nin Güney Kore ile birlikte ciddi bir askeri karşılık vermesinin mümkün olamayacağı hesaplarını yapmaktadır. Nitekim, uzmanların görüşüne göre, Kuzey Kore yöneticilerinin batılı yöneticiler gibi elastiki düşüncelerden ve değerlendirmelerden uzak olduğu, gerek gördüklerinde sonucunu düşünmeden nükleer silahı fütursuzca kullanacakları belirtilmektedir. Ancak, ABD herhangi bir çatışmada müttefiki olan Güney Kore’nin savunmasının yanında yer alacağını resmi olarak açıklamış ve 1953 yılında her iki Kore arasında yapılan silahların bırakılması anlaşmasının hükümlerine riayet edilmesini açıklamıştır.