3 Mayıs- 31 Mayıs arasında New York’ta BM tarafından düzenlenen Nükleer Silahlarının Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması Gözden Geçirmesi Konferansı’na katılan İran Cumhurbaşkanı Mamut Ahmedinejad’a eşlik eden Dışişleri Bakanı ManouchehrMottaki’nin ülkesine dönerken, 7 Mayıs Cuma günü Ankara’ya uğrayacağı İran’ın IRNA haber ajansı tarafından açıklanmıştır.

 

Bilindiği gibi New York’taki toplantıya katılan İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ilk gün yaptığı konuşmada, NPT esas olarak, nükleer silahsızlanmayı da öngörürken, bu silahlara sahip ülkelerde bu doğrultuda hiçbir somut adım atılmamakta olduğunu söylemiş ve bu şekilde bir tavır ile başarıya ulaşmanın mümkün olamayacağını vurgulamıştır. Bu silaha sahip ülkelerin, devamlı bu silaha sahip olmayan ülkeler üzerinde durmakta ve hedef almakta olmasının doğru bir yaklaşım olmadığını ifade etmiş. Bu paralelde, İsrail’in durumunu gündeme getirerek, Mısır’ın teklif ettiği “nükleer silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu” için İsrail’inde katılacağı bir toplantı düzenlenmesi konusunu teklif etmiştir. Yapılan bu açıklamalar, İsrail konusunda toplantıya katılan ülkeler arasında bir fikir ayrılığı oluşmasına neden olmuş ve tarafsız bir tutum izleme politikası güden ABD’ne sıkıntı yaratmıştır.

 

Başlangıçta yapılan açış konuşmalarının ardından teknik heyetlerin devam edeceği toplantıdan geri dönüş sırasında yapılacak olan bu ziyaretin Türkiye ve İran ilişkilerinin seyri açısından önemli olduğu değerlendirilmektedir.

 

Türkiye şu anda BM Güvenlik Konseyi’nin Geçici Üyesi sıfatıyla Brezilya ile birlikte, diğer daimi üyelerin yanında İran’a yaptırımlar konusunda Mayıs ayı içinde yapılacak toplantıda oy verme durumunda kalacaktır. Türkiye resmi olarak, bölgede nükleer silaha sahip olunmasına karşı olduğunu ancak, nükleer enerjinin barışçı amaçlarla kullanılması konusunu desteklediğini ve İran’ın da bunu yapmaya çalıştığına inandığını açıklamıştır. Bunun yanında, İsrail’in bu silaha sahip olup, olmadığının artık açık bir şekilde belirlenmesi ve diğer ülkelerle eşit statü uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Türkiye bu yaklaşımı ile BM Güvenlik Konseyi Daimi üyeleri olan; ABD, Fransa ve İngiltere’den farklı, İran taraftarı bir tutum sergilemekte olduğu şeklinde algılanmaktadır. Diğer daimi üyeler olan; Rusya ve Çin halen İran’a yaptırım uygulanması konusundaki çekimser durumlarına açıklık getirmemişlerdir. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov İran anlaşmaya oturmaz ise, yaptırımların gündeme gelmesinin kaçınılmaz olduğunu toplantıda yaptığı konuşmada ifade etmiştir.

 

İran’ın nükleer programının kontrol altına alınması maksadıyla yapılan girişimlerin bir uygulaması olarak, İran’ın tıbbi alanda gereksinim duyduğu % 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum yakıt çubuklarının İran dışında, Rusya ve Fransa kanalı ile temin edilmesi teklifinde oluşan karşılıklı restleşmeler sorunun tırmanmasına neden olmuştur. Bu değişimde İran elindeki az zenginleştirilmiş 1200 kg. kadar uranyumu Batıya verecek ve karşılığında ihtiyacı olan 200 kg kadar % 20 zenginleştirilmiş uranyumu yakıt çubukları şeklinde teslim alacak ve bu tedarik ihtiyaç duydukça devam edecekti. Ancak, İran bu teklifi kabul etmeyerek, karşı bir teklif ile gelmiş ve görüşmeler çıkmaza girmiştir. Bunun üzerine İran % 20 oranında zenginleştirmenin kendisi tarafından yapılması kararını almıştır. ABD ve Batı, son zamanlarda Rusya’nın da beyanları ile açıkça belirtildiği gibi orta bir yol bulunmaz ise, BM tarafından yaptırım uygulanması için karar alınacağı uyarılarında bulunmaktadırlar.

 

İran Cumhurbaşkanı MahmudAhmedinejad, uranyum takası için Türkiye ve Brezilya’nın birlikte olgunlaştırdıkları önerilere ülkesinin olumlu bakabileceği sinyalini vermişti.

 

Ahmedinejad’ın New York’taki toplantıda ülkesine yeni yaptırımlar uygulaması konusunda "uyarılar" yapmış ve yakıt çubuklarının Türkiye ve ya Brezilya arabuluculuğu ile tedarikine sıcak baktıklarını ifade etmiştir. Daha sonra Brezilya’nın arabuluculuğunun uygun olacağı İran tarafından açıklanmıştır.

 

İran’ın Brezilya’nın arabuluculuğunu gündeme getirmesinin arkasında yatan gerçeğin, Brezilya’nın da BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyesi olması dolayısıyla desteğinin alınmasına yönelik ince bir hesap olduğu değerlendirilmektedir. Bu şekilde bir yaklaşımla Brezilya ile tesis edilecek sıcak ilişki bu ülkenin İran’a karşı davranış göstermesini önleyebilecek bir tavır olarak alınabilir. Olaya Türkiye açısından bakıldığında, Türkiye zaten enerji kaynakları bağlamında İran ile sıkı ilişkiler içinde olduğundan, daha evvel ortaya koymuş olduğu tavırda bir değişiklik olamayacağının İran tarafından hesap edildiği düşünülebilir. Nitekim Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün Kiev’de; "Tam bir koordinasyon içindeyiz, önümüzdeki günlerde bu konuda yeni girişimlerimiz ve gelişmeler söz konusu olacaktır" açıklamasını yapmıştır. Bu demektir ki; Türkiye İran ile daha evvel mutabakata vardıkları bir senaryoyu gündeme getirerek, İran’a desteğini sürdüreceği intibaını vermektedir.

 

Mottakki’nin yapacağı ziyaretin bu bakımdan önem kazandığı değerlendirilebilir. New York toplantısı sonrasında oluşan izlenimleri anlatarak, müteakip hareket tarzlarını açıklamak ve bu konuda Türkiye’den mutabık kaldıkları desteği istemek için geldiğini söylemek yanlış bir yaklaşım olmayacaktır. Bunun yanında, arabulucu olarak, neden Türkiye’yi değil de, Brezilya’yı tercih ettiklerinin gerekçesini açıklamak ve Türkiye’nin gönlünü almak, konunun diğer bir veçhesini teşkil edebilir.