Kosova ve Makedonya arasında yeni sınır kapısının açılması için anlaşmaya varıldı. Stançiç’te (Kosova tarafında Gilan şehri yakınların Makedonya tarafında ise Kumanova yakınlarında) yapılacak yeni sınır kapısı için protokol imzalandı. Anamorava ile Makedonya’yı bağlayacak sınır kapısı için imzalar Dışişleri Bakanı görevini vekaleten yürüten Emanuel Demaj ve Makedonya İçişleri Bakan Yardımcısı Agim Nuhiu tarafından atıldı. Bakan Demaj, her iki ülke vatandaşlarının serbest dolaşımı açısından anlaşmanın çok önemli olduğunu söyledi. İmzalanan anlaşmayı tarihi olarak nitelendiren Makedonya İçişleri Bakan Yardımcısı Agim Nuhiu ise, sınır kapısının açılacağı bölge sakinleri için yolun 20-25 kilometre kısalacağını söyledi. Stançiç sınır kapısı için çalışmaların kısa bir süre içerisinde başlaması öngörülüyor.

 

Uluslararası alanda gelişmeler devam ederken Kosova siyaseti açısından Karadağ Sınır Anlaşması’nın ve Kosova’daki iç siyasi çıkmaz hala devam ediyor. Kosova’da seçimlerde çokça gündeme gelen konulardan birisi de Sırp Belediyeler Birliği konusu…

 

Kosova’da yaşanan gelişmeleri Balkan Göçmenleri İktisadi ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (BİSAV) Başkanı Dr. Yüksel Özkale, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Kosova;  Sırbistan,  Karadağ,  Arnavutluk ve Makedonya ile   kara sınırları olan,  deniz  ulaşımı olmayan bir Balkan ülkesidir.  Kosova’nın komşuları arasında olan  Makedonya ile arasında karşılıklı iyi niyetle her gün artarak devam eden  ilişkiler mevcut olan iki tane sınır kapısına yenisini ekleyerek daha da güzelleşmeye doğru gitmektedir.  Bu açılan yeni sınır kapısı nedeniyle Kosova ile ilgili iktisadi siyasi idari  gündemi değerlendirmek  ve bir fikir sahibi olabilmek için Kosova’nın  kuruluşundan sonra geçen  süreci kısaca incelemekte fayda vardır.

 

Zorlu bir bağımsızlık sürecinin ardından günümüzde 114 ülke tarafından tanınan Kosova, son 3-4 aydır  siyasi bunalım yaşamaktadır.  Avrupa’nın en genç ülkesi olma özelliğine ve 2 milyonluk nüfusa sahip bu küçük ülkede 2017 Mayısında Kosova  meclisinde hükümete yönelik yapılan güvenoyu oylamasında  güvenoyu alamayıp ülkeyi erken seçimlere götüren bu süreç  ile  11 Haziran 2017 tarihinde yapılan  genel seçimler sonrası yaşanan siyasi kriz hala aşılabilmiş durumda değildir. Şu an Kosova için en önemli  gündem konusu budur.  Acaba hükümet kurulacak mı yoksa erken seçim yada yeniden seçim gibi seçeneklerle  Kosova halkının önüne sandık yeniden mi kurulacak. 

 

Bilindiği üzere, Kosova 2008 yılında Sırbistan’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan etmiş ve Avrupa kıtasında yeni bir devlet olarak karşımıza çıkmıştı. İlerleyen süreçte Avrupa Birliği’nin arabuluculuğunda Sırbistan ile Kosova arasında diyalog süreci başlamıştı. Kosova ile Sırbistan arasındaki diyalog sürecinden fazla bahsetmeden Kosova’daki siyasi krizin başlıca nedenlerinden birinin iki ülke arasında Brüksel görüşmeleri kapsamında 2013 yılında imzalanan Sırp Belediyeler Birliği Anlaşması olduğunu belirtmek isterim. Başka bir deyişle aslında bu anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte Kosova’daki siyasi partiler arasındaki tartışmanın da fitili ateşlenmişti.

 

Sırp Belediyeler Birliği Nedir?

 

Kosova’da yaşayan Sırp belediyelerinin birleşerek en başta siyasi otorite olarak kendi meclislerini kurmaları, kendi eğitim, sağlık sistemlerine sahip olmaları, hem Kosova hem de Sırbistan’dan ek bütçe almaları gibi aslında yazılı metinde her ne kadar yer almasa da Kosova’daki Sırplara özerk bir bölge kurulmasını öngören bir anlaşmadır. Dönemin Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Yahyaga tarafından anlaşma metninin Kosova Anayasasına uygunluğu ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmasının ardından Anayasa Mahkemesi söz konusu anlaşmanın bazı maddelerinin Kosova Anayasasına uygun olmadığı yönünde beyanat bildirmesi üzerine Kosova hükümetinden anlaşma metninin anayasaya uygun şekilde düzenleneceğine dair açıklama yapılarak konunun üzeri bir süreliğine örtülmüştü. Bütün bu süreç zarfında Kosova’nın uluslararası örgütlere üyeliği ile ilgili yapılan çalışmalar neticesinde ülkenin Avrupa Birliği üyeliği yolunda Schengen bölgesine dahil edilebileceği gündeme gelmişti. Avrupa’nın en genç ülkesi olarak Kosova’nın siyasi yaşamında büyük bir başarı olarak sayılabilecek bu üyeliğin önünde ise Kosova’dan yerine getirmesi istenilen bazı kriterler vardı. Yolsuzlukla ve organize suçlarla mücadele yanı sıra bu sürecin tamamlanabilmesi için Kosova’nın Karadağ ile imzalamış olduğu Karadağ Sınır Anlaşması’nın  ve Sırp Belediyeler Birliği Anlaşması’nın Kosova meclisinde onaylanarak yürürlüğe  konması talep edilmekteydi. Halkın ve siyasi partilerin tepkisi nedeniyle Sırp Belediyeler Birliği konusu basında fazla yer bulmasa bile Avrupa Parlamentosu komisyon raporlarında karşımıza çıkmaktadır.

 

Karadağ Sınır Anlaşması

 

Karadağ Sınır Anlaşması konusuna gelindiğinde ise ülkedeki siyasi bunalımın derinleşmesinde bunu ikinci en büyük etken olarak belirtebiliriz. Anlaşmanın gündeme gelmesiyle birlikte Kosova’da muhalefet partileri tarafından bu durum sert bir tepkiyle karşılaşacak hatta ülke büyük çaplı protestolara sahne olacaktı. Muhalefetin bu anlaşmada karşı çıktığı nokta ise; Kosova’nın Karadağ’a  8.000 hektar toprak veriyor olması iddiasıydı. Kosova hükümeti tarafından kurulan komisyon her ne kadar Kosova’nın toprak kaybetmediğine dair rapor hazırlamış olsalar da, halkı ve muhalefeti buna ikna etmeye başaramamışlardı. Birbiriyle çelişen raporlar, Kosova’nın toprak kaybettiğine dair harita görselleri halkın daha fazla tepki göstermesine neden oluyordu. Kosova hükümeti anlaşmayı meclis gündeminden geri çekmesiyle birlikte ise ülkedeki iktidar ve muhalefet partileri arasındaki siyasi krizin ne denli büyük olduğu ortaya çıkmaktaydı.

 

10 Mayıs 2017 tarihinde muhalefet partilerinin talebi üzerine Kosova Meclisinde hükümete yönelik güvenoyu yoklaması talebinin kabul görerek oylama sonucu hükümetin düşürülmesiyle birlikte ülkedeki siyasi kriz yerini erken seçim heyecanına bırakmıştı. Fakat bütün bu süreç; ülkenin birkaç ay önce uluslararası arenada daha etkili olabileceğine dair umutları bir kenara iterek, ülkedeki iç siyasetin durumuna odaklanılmasına neden oldu. Geçen zaman içerisinde Kosova uluslararası arenada başarılı olup olamayacağını ise ülkenin uluslararası örgütlere/organizasyonlara üyelikleri sırasında hep birlikte göreceğiz.

 

11 Haziran Seçim kampanyaları sırasında her ne kadar Karadağ Sınır Anlaşması ve Sırp Belediyeler Birliği ile ilgili söylemlere yer verilmemiş olsa bile, bu sefer siyasilerin seçmenlerden yeterli güvenoyu alamadığına şahitlik ettik. Seçimlere katılım oranının %41.30’la düşük bir seviyede çıkmış olması halkın siyasi partilere ve siyasi temsilcilerin ülkeyi başarılı bir şekilde temsil edebilecekleri konusunda fazla güvenlerinin olmaması olarak yorumlanabilir. Aynı şekilde 120 sandalyeli Kosova Meclisinde siyasi partilerin kazandıkları sandalye sayılarına baktığımızda ülkenin kısa bir süre içerisinde yeniden seçimlere gideceği ihtimali güçlenmektedir. Son günlerde Kosova Meclisi’nin çalışmalarının seçimden birincilikle çıkan PAN koalisyonu tarafından boykot edilmesi sonucu ülkede halen meclis başkanının seçilememiş olması ülkede yeni hükümetin kurulma sürecini de geciktirmektedir. Buradan çıkarabileceğimiz bir diğer sonuç ise siyasi partilerin seçimlerden önce yapmış oldukları koalisyonlar sonucu bile kendi adaylarının Meclis Başkanlığı seçim sürecinde yeterli oya sahip olamaması, hükümetin kurulmasıyla ilgili de olası güvenoyu yoklamasında yeterli oyu alamayacaklarının göstergesidir.

 

Ancak bütün bu siyasi sürecin en dikkat çekici noktalarından biri seçimlerden önce birbirlerini hainlikle suçlayan siyasi partilerin seçimler öncesi koalisyon kurarak seçim sürecinde birlikte hareket etmesi oldu. Madem ki bu partiler birlikte hareket edebiliyordu bu durumda neden şu an kendimizi bu siyasi bunalımın içerisinde bulmuş durumdayız ? Bu durumda siyasilerin ve siyasi partilerin ülke çıkarlarını mı yoksa bireysel çıkarları mı savunduğu konusunda da tereddüte düşmeden edememekteyim.

 

11 Haziran seçim sonuçlarını göz önünde bulundurarak yeni hükümetin kurulduğunu varsayarsak, Sırp Belediyeler Birliği ve Karadağ Sınır Anlaşması ile ilgili bu siyasi partiler bu sefer ne yapacaklar çok merak ediyorum. Sonuç olarak; tarih yeniden tekerrür edecektir.

 

Kosova’nın 2008 Yılında kuruluş günlerinde güzel hayallerimiz vardı. Kosova uluslararası arenada tanınma sürecini tamamlayacak, uluslararası örgütlere üye olacak,  akademisyenleri, bilim adamları, sporcuları, sanatçıları ile Kosova’nın adı sıkça gündeme gelecekti.  Ülkenin refah seviyesi artacak, ekonomisi  güçlenecek, komşuları ile, diğer ülkelerle ve Özellikle Türkiye ile güzel ilişkiler kurulacaktı. Ancak maalesef bütün bu hayallerin öncesinde Kosova’da yaşanan bu anlamsız kısır döngü  ile oluşan  siyasi krizin sona ermesini beklemek zorundayız.

Bekleyip  yarın nelere şahit olacağımızı hep birlikte göreceğiz.

Kosova ile ilgili güzel günlere şahit olmak temennisiyle…