Kırgızistan ve Tacikistan'ın sınır bölgesinde 25 Ağustos günü meydana gelen çatışmaların ardından iki ülke birbirilerine nota verirken olayın büyümemesi için her iki tarafın görüşmeleri sürmektedir. Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kürşad Zorlu, konuyu TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

“Bu olaylar aslında ilk kez yaşanmıyor. En son geçtiğimiz Ocak ayında yine sınırın aynı bölgesinde çatışmalar olmuş ve 10 asker yaralanmıştı. Kırgızistan bunun üzerine 6 sınır kapısını kapatmış ve büyükelçisini çağırarak diplomatik temsil makamını maslahatgüzar seviyesine çekmişti. Bir ay kadar sonra iki ülke dışişleri bakanlarının görüşmesi neticesinde ilişkiler normalleşmeye başlamıştı. Ancak o günden bu tarafa sınırdaki gerginlik bir şekilde devam ediyordu. Her iki tarafta bu gerginlik diğer tarafı suçluyor. Dolayısıyla bu çatışmalara münferit bir olay olarak bakmak doğru değil. İki ülke arasında Sovyetler döneminden miras kalan sınır ve sınır aşan sular dediğimiz problemler ve bununla birlikte taşımacılıktan kaynaklanan sorunlar devam ediyor. Dönemin ‘böl-parçala-yönet’ stratejisi ile sürdürülen merkezi sistem sonrasında bu ülkelerin sınır problemlerini çözmesi daha epey zaman alacak gibi görülüyor. Bölgede pratik açıdan belirginleşen ihtilaflar Tacikistan-Kırgızistan ve Özbekistan arasında yoğunlaşıyor. Üstelik “menba” devletler olarak bilinin Kırgızistan ve Tacikistan kendi arasında bile bu konuda anlaşmazlık yaşaması bölgedeki ihtilafların boyutlarını ortaya koyuyor. Sınırdaki bu çatışmaların iki ülke ilişkilerini uzun süre askıya alacağını tahmin etmiyorum. Uzun süredir birbirine entegre olan bu ekonomilerin birkaç sınır olayı ile kalıcı düşmanlıklar sergilemesi beklenemez. Böyle bir durumda Rusya başta olmak üzere bölgenin diğer aktörleri mutlaka devreye girecektir. Zira böyle bir istikrarsızlık tüm bölge bakımından kaygı verici olacaktır. Ancak bu problemler genel bir politik söylemle desteklenip icraata dökülürse işte o zaman çatışmaların daha vahim hale gelmesi ihtimali her zaman bulunmaktadır.”