Kırgızistan’daki olaylar trajedi boyutlarını çoktan aşmış ve artık soykırım düzeyine gelmiş bulunmaktadır. Kırgızistan’da yaşanan iç savaşın hem Kırgızistan sathına ve özellikle de başkent Bişkek’e ve hem de Özbekistan’ı da içine alacak şekilde tüm bölgeye yayılması ihtimali söz konusudur. Bu tehlikeli gidişatı durdurmaya kadir ve hem de gönüllü pek bir güç mevcut değildir. Bu tür çatışmalarda kimin ne yapabileceğinin hesaplanması zarureti doğmuştur.

 

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, Kırgızistan’da yaşanan kanlı çatışmalarda Asya’da Güven Artırıcı Önlemler Konferansı AİGK/CICA Dönem Başkanlığını daha geçtiğimiz hafta devralan Türkiye ile AGİT Dönem Başkanlığını yürüten Kazakistan son derece kötü bir sınav vermiştir. Türkiye CICA dönem başkanlığını böyle durumlara müdahale için devralmıştı. Ancak sanki biz böyle bir örgütün dönem başkanlığını devralmamışız ve sanki orada yaşanan çatışmalar en ücra Afrika ülkesinde yaşanıyormuş gibi bir tavrın Türkiye’ye hakim olduğunu görmekteyiz.

 

Kırgızistan’da kardeş kanı akıtılırken T.C. Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda CICA Başkanı olan Abdullah Gül Kore gezisindedir ve bu konuda ciddi bir demeç bile vermemiştir. Örneğin CICA Devlet Başkanlarını acilen toplantıya çağıramamıştır. TBMM Başkanı İran gezisinde, Başbakan kendisi burada olsa da gündemi hala Gazze’ye kilitlenmiş durumda, basınımız ve gündemimiz ise eksen kaymasındadır.

 

Türkiye BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğini hiç gereği yok iken İran lehine son derece kötü ve bonkörce harcadığı için şimdi BM’yi Kırgızistan’dan gelen çığlıklara rağmen harekete geçirememektedir. Aynı şekilde CICA ve Türk Devlet Başkanları zirvesi örgütünü de harekete geçirebilmiş değiliz. Türkiye’nin son derece hazırlıksız ve kötü bir şekilde yakalandığı bu kriz karşısında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun hala Bişkek’e, Astana’ya, Taşkent’e gitmemesi, sadece Kırgızistan’a alt düzeyli bir heyet gönderileceğini açıklaması Türkiye’nin ekseninin kaymasının değil, eksen tercihinin resmidir adeta. Türkiye’nin bugünkü yönetim elitleri için maalesef Arap sevgisi ve kardeşliği Türk kardeşliğinin çok önünde durmaktadır. Dolayısıyla da Kırgızistan’da yaşanan sorunun çözümü için Ankara’nın pek bir şey yapmak isteyeceği ve/veya yapabileceği pek ihtimal içerisinde görülmemektedir. Türkiye’nin bölgeye karşı bu ilgisizliğinin ileride ciddi sonuçları görülecektir.

 

Türkiye’nin dışında diğer ülke ve örgütlerin neler yapabilecekleri hususunun da araştırılması gerekmektedir. Olayların ortaya çıkması sonrasında geçici yönetimin Devlet Başkanı Roza Otunbayeva’nın Rusya’dan müdahale talebi Kremlin tarafından geri çevrilmiştir. Anlaşılan o ki, Moskova Özbekistan’ı da içerisine alacak yeni bir macera içerisine girmek istememiştir.

 

Diğer bir bölgesel örgüt olan ve Kırgızistan’ın da üyesi olduğu Shangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün de yapabileceği fazla bir şey olduğu düşünülmemektedir. Zira bu örgüt son dönemlerde Rusya ile Çin arasında bir rekabet alanına dönüşmeye başlamıştır. Rusya Çin’in içerisinde olduğu bir askeri birliği Orta Asya’ya sokmak istemeyecektir. Ancak bu kapının tamamıyla kapalı olduğu da söylenemez.

 

Bu çatışmalar müdahale etmeye en yakın örgütün Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) olduğu söylenebilir. Sadece KGAÖ bölgeye asker gönderebilir. Ancak ilk gelen talebe de bu örgüt biz iç çatışmalara müdahaleye sıcak bakmıyoruz açıklaması yapmıştı. Ancak olayların daha vahim bir hal alması üzerine Rusya, Beyaz Rusya, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan ve Ermenistan’ın üye olduğu KGAÖ bugün Moskova’da bir toplantı gerçekleştirdi. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev zirvede bölgeye barış gücü askeri gönderilmesi dahil tüm alternatifleri değerlendirdiklerini söylemiştir. Alınacak önlemlerin en kısa sürede koordine edileceğini ifade eden Rus yetkili, “KGAÖ liderlerine sunulacak önlem paketinde uzlaşı sağladık.” ifadelerine yer vermiştir. KGAÖ’nün bölgeye herhangi bir barış gücü askeri göndermesi durumunda bunun Birleşmiş Milletler’le irtibatlı bir şekilde yapması gerekmektedir. Bunun için ise Türkiye hemen devreye girmelidir. BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyesi sıfatıyla Türkiye, daimi üyeler Rusya ve ABD ile beraber hemen acil bir toplantı yapılmalıdır. Biz İran’da BM’yi ABD’yi karşımıza aldık şimdi hangi yüzle bunu yaparız denmemesi gerekir. Zira diplomaside kin ve düşmanlığın yeri yoktur.

 

Çatışmaları Sebepleri Neler Olabilir?

 

Bölgedeki çatışmaların arkasında birçok sebep yapmaktadır. Burada tek bir sebep aranmamalıdır. Bu sebeplerden en önemlilerinden birisi (ki, biz daha önceki analizlerimizde bu hususa ısrarla vurgu yapmıştık) Roza Otunbayeva’nın Orta Asya’ya özgü sert bir lider tipinde olmamasıdır. Yumuşak başlı ve zayıf bir lider olan Otunbayeva başkanlığındaki Kırgızistan’da bu tür çatışmalar zaten bekleniyordu.

 

Diğer bir sebep olan devrik lider Kurmanbek Bakiyev taraftarlarının Özbeklerin Otunbayeva’yı desteklemeleri gösterilebilir. Bu sebeple de Güney bölgelerinde son derece güçlü olan Bakiyev’in geri çağrılarak seçimlere girmesine izin verilmesi ve taraftarlarına da sükunet çağrısı yapmasının sağlanması gerekmektedir. Bakiyev geri getirilmeli, sırdan bir vatandaş gibi Güneye gitmeli ve taraftarlarını kontrol altına almalıdır.

 

Bölgedeki kriminal durum göz ardı edilmemelidir. Orta Asya’da önemli suç teşkilatları bu bölgede yer almaktadırlar. Ayrıca Afganistan’dan yurt dışına çıkan uyuşturucu trafiğinin de bu güzergahtan geçtiği unutulmamalıdır.

 

Bu çatışmalar geçici hükümetin Devlet Başkanı olarak görev yapan Roza Otunabayeva’nın 2012 yılı sonuna kadar seçilmeden görev yapabilmesi için 27 Haziran'da yapılacak referandum ile de ilgili olabilir.

 

Özbeklerin Kırgızistan içerisinde nüfusunun hızla artması ve bunun da Kırgızistan’ın Özbekistanlaşması tehlikesi olarak görülmesi. Çatışmalar başladıktan sonra bölgedeki Özbeklerin komşu Özbekistan’a kaçmaya başlamaları ve bunun da yerel yönetim tarafından kolaylaştırılması bu tezi haklı çıkarabilir.

 

Devamı gelecek…