Kırgızistan’ın Güneyindeki Oş bölgesinde etnik Kırgızlar ve Özbekler arasında yaşanan çatışmalarda ölü ve yaralı sayısı ciddi boyutlara ulaşmıştır. 12 Haziran 2010 tarihinde saat 14.00’da alınan son rakamlara göre çatışmalarda ölenlerin sayısı 65’e ve yaralananların sayısı da 800’e ulaşmıştır. Oş, Uzgen, Karasu ve Aravan kentlerinde olağanüstü hal ilan edilmiş durumdadır. Ülkede Mart ayında yaşanan ayaklanmalar sonrasında yine aynı usulle 2005 yılında iktidara gelmiş Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’in devrilmesi sonrasından yeni yönetim tam olarak hakimiyetini kuramamış ve ülke çalkantılı bir döneme sürüklenmiştir. Bakiyev rejiminin devrilmesi sonrasında Kırgızistan’da etnik çatışma sorunu baş göstermiş ve önce Ahıska Türklerine saldıran yerel Kırgız Türkleri şimdi de Oş kentinde önemli bir miktarda yaşayan Özbek Türklerine saldırdığı görülmektedir.

 

Türkiye için birincil dereceli önemde olması gereken Kırgızistan’da Ankara’nın esamesi okumazken geçici Kırgız Yönetimi Başkanı Roza Otunbayeva olayları yatıştırması için Rusya’dan asker istemek durumunda kalmıştır. Kırgızistan'daki durumun istikrara kavuşturulması için Ortak Güvenlik Antlaşması Örgütü bünyesindeki askeri kuvvetlerin kullanılması saldırı dışarıdan gelmediği için düşünülmemektedir. Bir Türk cumhuriyetinde iki Türk gurubu arasında bütün bölgeye yayılma tehlikesi olan adeta bir iç savaş yaşanmaktadır. Ancak biz normalde bizi ancak ikincil dereceli ilgilendirmesi gereken Arapların ve Farsların sorunlarını kendi sorunumuz gibi algılamakta ve hatta dünyayı ayağa kaldırmaya çalışmaktayız.

 

Kırgızistan ikisi bölgeden olmak üzere üç büyük gücün arasına sıkışmış 198,500 km²’lik bir coğrafyaya sahip ülkedir. Kırgızistan zengin yer altı ve yerüstü kaynaklarına sahip değildir. Ülkenin en önemli zenginliği onun stratejik konumudur. Kırgızistan bu özelliğini ön plana çıkararak Çin, Rusya ve ABD arasında manevra yapmaya çalışmaktadır. Ancak eldeki mevcut imkanları, ülkenin etnik yapısı sebebiyle fazlaca yumuşak karnı olması ve oturmayan siyasi ve bürokratik gelenekleri sebebiyle Kırgızistan bu stratejik özelliğini kullanamamaktadır. Hatta diyebiliriz ki, ülke stratejik özelliği sebebiyle sorunlar yaşanmaktadır.

 

Çin, Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan ile sınırdaş olan ve/fakat Rusya ile de bir sınır ülkesi gibi yakın olan Kırgızistan’da 5,224 milyon kişi yaşamaktadır. Ülkede 80’den fazla etnik grup bir arada yaşamaktadır. Nüfusunun yüzde 69,2’si Kırgızca, yüzde 14,5’i Özbekçe, yüzde 8,7’si Rusça, yüzde 1’i Dunganca, yüzde 8.2’si de diğer dilleri konuşmaktadır. Rusça ilkede ikinci resmi dil statüsündedir. Burada verilen konuşulan diller yüzdesi aynı zamanda ülkenin etnik yapısının da bir resmini ortaya koymaktadır. Rakamlardan da görüldüğü üzere Kırgızistan’da Kırgızlardan sonra ikinci büyük etnik kesimi Özbekler oluşturmaktadır. Özbeklerin Özbekistan ile sınır vilayetleri olan ülkenin güneyindeki Oş kentinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu bölgede aynı zamanda ticareti de elinde bulunduran Özbekler ile yerel Kırgızlar arasında husumetin uzun süreden beri olduğu da bilinen bir gerçektir. Ayrıca 27 Haziran’da oylanması planlanan yeni referandum taslağında Özbekçeye yer verilmemesi ve/fakat Rusçanın resmi dil statüsünün muhafaza edilmesi Özbekler arasında rahatsızlık yaratmıştır.

 

Ülkede artık temel bir sorun ve son olarak da etnik çatışma safhasına gelen Kırgız-Özbek çatışması sadece Kırgızistan içi bir çatışma değil aynı zamanda komşu Özbekistan’ın da karışabileceği daha geniş bir bölgesel çatışmayı tetikleyebilir. Hatırlanacağı üzere Özbekistan bölgedeki en güçlü devlet geleneğine ve orduya sahip ülkedir ve bölgede liderliğe oynamaktadır.

 

Ülkede yerleşik Türk Nüfusu (Ahıska ve Kırım) yaklaşık 35.700 olup, Kırgızistan’da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayısı yaklaşık 6.500’dür. Kırgızistan’da Manas ve Atatürk Ala-Too olmak üzere iki Türk üniversitesi, Türk Dünyası ve Araşan Vakıflarına ait fakülteler, Anadolu Kız Meslek Lisesi, Anadolu Lisesi ve Sebat Eğitim Kurumlarına ait 14 lise eğitim vermektedirler. Türkiye Kırgızistan’ın ithalatında dokuzuncu sırada ve ihracatında ise yedinci sıradadır. Kırgızistan’da halen aktif olarak faaliyet gösteren 300 Türk firmasının toplam 300 milyon doları aşan yatırımı mevcuttur. 2008 yılında ihracatımız 191 milyon dolara, ithalatımız ise 48 milyon Dolara ulaşmıştır.

 

Kırgızistan’daki nüfus hareketliliği ile ilgili olarak dikkate alınması gereken bir husus, bağımsızlığı takip eden dönemde hızlı bir şekilde Rus ve Alman etnik kökenli Kırgız vatandaşlarının ülkeyi terk etmeye başlamasıdır.

 

Kırgızistan’da Eyalet sistemi uygulanmaktadır ve ülkede 7 Bölge mevcuttur. Aşağıda ülkedeki etnik ve bölgesel durumun daha iyi anlaşılması için bu eyaletler ve bağlı birimler verilmiştir.

 

Bölge

Alan km ²

İller

Şehirler

Kasabalar

Ayıl keneş (köy)

Naryn bölgesi

45,2

5

1

2

56

Issyk-Köl bölgesi

43,1

5

3

5

58

Celal-Abad bölgesi

33,7

8

5

8

68

Oş bölgesi

29,2

7

3

2

79

Çuy bölgesi

20,2

7

4

5

105

Batken bölgesi

17,0

3

3

5

29

Talass bölgesi

11,4

4

1

1

35

Bişkek

0,1

 

 

1

 

Kırgız Cumhuriyeti 
(genel)

199,9

39

21

29

430

 

1300,2 bin kişinin yaşadığı Oş ili Oş, Kızılkıya, Sülükta, Özgön, Karasuu vilayetlerinden oluşmaktadır. Kırgızistan’da 1 Ocak 2009 yılı rakamlarına göre toplam 766,7 bin Özbek yaşamaktadır.

 

Kırgızistan yer altı ve yerüstü kaynakları açısından fakir ve aynı zamanda sanayi altyapısı da fazlaca olmayan bir ülkedir. Ülke tüketiminin yüzde 87’sini ithal ürünler oluşturmaktadır. Bu ithal ürünlerin yüzde 36’sı ise lüks tüketim maddelerinden ibarettir. Kırgızistan’ın ithal ettiği başlıca ürünler olarak petrol, doğalgaz, madenler, ulaşım araçları, yedek parça, makine ve ekipmanlar, gıda ürünleri, ilaç, tekstil, inşaat malzemeleri, vb, gelmektedir. Ülkenin ihracatını oluşturan kalemler ise altın, elektrik, pamuk, bakliyat, tütün, antimon, cıva ve inorganik kimyasallar oluşturmaktadır.

 

Bu çatışmaların birçok sebebi olabilir. Bu sebepler şu başlıklar altında toplanabilir:

 

·         Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Özbekistan zirve toplantısı ile aynı günde denk gelmesi muhtemelen bir tesadüf değildir.

·         Ortadoğu’dan çıkmaya çalışan ve Çin’i çevrelemek için Orta Asya-güney Asya eksenine yerleşmeye çalışan ABD’nin bölgeye girişini önlemeye yönelik bir çatışma zincirinin ilk halkası olabilir.

·         Bölgedeki ABD üslerinin süresini uzatmak istediği için Rusya tarafından desteklenen bir darbe ile görevinden uzaklaştırılan ve hırsları ülke bekasının önünde olan Kurmanbek Bakiyev’in tetiklediği bir olaylar zinciri olabilir.

·         Batı ile yakınlaşma stratejisi izleyen Özbekistan’ı olayların içerisine çekmek isteyen çevrelerin çıkardığı olaylar olabilir.

·         Rusya’nın bölgeye daha fazla asker sevk etmesine ihtiyacı hasıl edecek bir çalışma da olabilir.

·         Türkiye’nin ilgisini Ortadoğu’dan Orta Asya’ya çekmek isteyen güçlerin tetiklediği bir olaylar zinciri ihtimali de olabilir.

·         Bu çatışmalar geçici hükümetin Devlet Başkanı olarak görev yapan Roza Otunabayeva’nın 2012 yılı sonuna kadar seçilmeden görev yapabilmesi için 27 Haziran'da yapılacak referandum ile de ilgili olabilir.

·         Özbeklerin Kırgızistan içerisinde nüfusunun hızla artması ve bunun da Kırgızistan’ın Özbekistanlaşması tehlikesi olarak görülmesi. Çatışmalar başladıktan sonra bölgedeki Özbeklerin komşu Özbekistan’a kaçmaya başlamaları ve bunun da yönetim tarafından kolaylaştırılması bu tezi haklı çıkarabilir.

 

Bizim kanaatimize göre bu çatışma etnik temeli olan ve yukarıdaki ihtimallerinde hepsini barındırabilecek bir çatışma yaşanmaktadır. Coğrafi, ekonomik ve kültürel olarak Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünen Kırgızistan’ın Güneyindeki Kırgızistan’ın Başkentine göç etmesi ve bunlardan boşalan yerlere de Özbeklerin göç etmesi bir süre sonra Kırgızistan’ın güneyinin Özbekleşmesi tehlikesini daha reel hale getirmiştir.

 

Bölgede Kırgızlar ile Özbekler arasında yaşanan çatışmalar yeni değildir. İlk olarak yaklaşık 20 yıl önce 4 Haziran 1990’da iki etnik gurup arasında çatışmalar yaşanmış ve her iki taraftan toplam 1.200 kişi hayatını kaybetmişti.

 

Rusya’nın bölgeye asker sevk etmesiyle yeni bir boyut kazanan Kırgızistan’daki etnik çatışmalar bölgede yeni kurulmaya çalışılan küresel dengeleri etkileyebilecek boyuttadır.  Tahminlerimize göre ABD Ortadoğu’dan çekilmek ve küresel hakimiyetine devam etmek için Orta Asya-Güney Asya yerleşmek isteyen bir ABD ile karşı karşıyayız. Gelecek dönem için yükselen bir güç olan Çin’i çevrelemek isteyen ABD bölgede yeni bir dengeyi kurmanın peşindedir. Neredeyse bütün küresel güçlerin Ortadoğu’dan yavaş yavaş çekildiği ve yerleşmeye çalıştığı bu yeni bölge hakkında Türkiye tam tersi bir tutum içerisindedir. Türkiye şimdi Ortadoğu’ya girmeye çalışmaktadır. Ancak bunu yaparken kullandığı araçlar (Hamas, İran) pek etkili olmasa da bütün dünyanın ilgi odağına gelen ve Türkiye’nin aslında doğal bir misyon alanı olan Türk Cumhuriyetleri, Orta Asya-Güney Asya ekseni Türkiye’nin pek ilgi göstermediği bir alan haline gelmiştir. Kırgızistan’da yaşanan Kırgız-Özbek çatışmalarını balkondan izleyen, ama Gazze olaylarının tam ortasında yer alan bir Türkiye’nin için doğru eksenin neresi olduğu konusunda yeni bir değerlendirme ve bakış açısına ihtiyaç duyulmaktadır. Son günlerin moda tabiri ile ifade edilen “Arabın, Türk hem sağ gözüdür, hem sağ elidir” mısralarında bir kısımdan bahsedilmektedir. Elbette Arap coğrafyası bir zamanlar Osmanlı topraklarıydı. O coğrafya Osmanlının bakiyesidir ve sırtımızı çeviremeyiz. Ancak, Kırgız ve Özbek Türkün sağ eli, sağ gözü falan değil, özbeöz kendisidir. Asıl Türk Türksüz yaşayamaz. Dolayısıyla da ağrılığımızı asıl artırmamız gereken coğrafya burasıdır