Kırgızistan yeraltı kaynakları bakımından Orta Asya bölgesinin en şanssız ülkeleri arasında yer alıyor. Bazı bölge ülkelerine nazaran petrol, doğalgaz, uranyum gibi minerallerden yoksun bulunan Kırgızistan ülkenin yeniden inşası ve modernizasyonu için gerekli olan ekonomik birikimi bir türlü oluşturamıyor. Coğrafyanın verdiği avantajla sahip olduğu su kaynakları ise ekonomik ve teknolojik yetersizlik sebebiyle işlevsel biçimde kullanılamıyor. Dünya Bankası’nın 2013 yılı verilerine göre yaklaşık 5,5 milyon nüfusa sahip Kırgızistan’da halkın üçte biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bağımsızlık sonrasındaki süreçte dış yardımlar, kredi ve hibeler, proje düzeyinde ödenekler ve son döneme kadar askeri üslerden elde edilen gelirler ülkedeki nakit akışını sağlayan önemli unsurlar arasında bulunuyor. Hatırlanacak üzere, 11 Eylül saldırılarının ardından Bişkek’te açılan ve son olarak yıllık kirası 60 milyon dolara çıkarılan ABD’ye ait Manas askeri üssü Rusya’nın da etkisiyle geçtiğimiz aylarda kapatılmıştı. Kırgızistan’ın bu üssün kurulmasından kapatılmasına kadar geçen sürede ABD’den 527 milyon dolarlık kalkınma yardımı aldığını belirtmek gerekir. Bunun dışında Bişkek’in 20 km dışında bulunan Rusya’ya ait Kant askeri üssü ise Kırgızistan-Rusya ilişkilerinin stratejik önemini simgeliyor. Rusya bu ve benzeri sebeplerle hem ülkenin eski borçlarını siliyor hem de önemli ölçüde maddi yardım sağlıyor. Buna karşın Kırgızistan’ın halen 7.2 milyar dolar olan Gayri Safi Yurtiçi Hasılasına (GSYİH) karşılık 3.8 milyar dolar dış borcu bulunuyor. Kişi başına düşen milli gelirin 1200 dolar olduğu ülkede GSYİH’nin yüzde 44,8’ini hizmet sektörü, yüzde 34,4’ünü sanayi sektörü ve yüzde 20,8’ini tarım sektörü oluşturuyor. Sanayide ise tarım ve hayvancılığa dayalı hafif üretim (gıda, tekstil, deri vb) dikkat çekiyor.

 

Kırgızistan bu temel ekonomik verilerle 11 Nisan 2011 tarihinde başvuruda bulunduğu Avrasya Gümrük Birliği’ne katılım anlaşmasını imzaladı. 1 Ocak 2015’ten itibaren Avrasya Ekonomik Birliği adını alacak olan birliğe katılım töreninde Kırgızistan’ı Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev temsil etti. Moskova’da gerçekleşen bu katılım Kırgızistan için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı. Daha önce ülkede gerçekleşen devrimlerde ülkenin genel siyasal ve ekonomik yönelimini belirleyen kararlar son derece etkili olmuştu. Bu sebeple yapılan son kamuoyu araştırmalarında nüfusun üçte ikisi birliğe girişten umutluyken halen halkın bir bölümünün endişe duyduğu dikkate alınırsa sürecin hangi kazanım ya da kayıplar yaşatacağı büyük bir merak konusu. Kırgızistan’ın birliğe katılımına karşı çıkanların dayanak noktalarından birisi de Kazakistan’da yaşanan benzer tartışmalar. Kazakistan’da da muhalif bir kesim ülkenin ithalata ve özellikle Rus mallarına bağımlılığını artırdığı görüşünde birleşiyorlar. Kazakistan birliğe katılımının ardından ihracatında %63’lük bir artış kaydetse de ithalatındaki artış yüzde 98’leri buluyor.

Peki bu süreç Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) üye Kırgızistan için ne ifade ediyor?

Hangi avantaj ve dezavantajları beraberinde getiriyor?

 

Dış Ticarette Son Durum

 

Kırgızistan’ın toplam 7 milyar dolarlık dış ticaretinin 5.5 milyar doları ithalat ve yine bu dış ticaretin yüzde 50’si eski BDT ülkeleriyle gerçekleşiyor. Kırgızistan’ın ihracatındaki ilk 4 ülke İsviçre, Rusya, Özbekistan ve Kazakistan; ithalatındaki ilk 4 ülke ise Rusya, Çin, Kazakistan, Özbekistan’dan oluşuyor. Kırgızistan toplam ticaret hacminin % yüzde 27’sini Rusya, yüzde 14,5’ini Kazakistan ve yüzde 2,5’ini Belarus’la gerçekleştiriyor. Ancak 2013 yılında 2010 yılına kıyasla bu üç ülkeyle olan dış ticarette yüzde 23 oranında bir azalma yaşandığı anlaşılıyor. Bunun en önemli sebebi birlik üyesi ülkelerin uyguladığı kural ve prosedürler… Bu bakımdan Kırgızistan’ın Rusya, Kazakistan ve Belarus arasında kurulan Gümrük Birliğine katılımı gümrük ve geçiş serbestliği ile birlikte ticaret hacmini daha da artacaktır.

 

Pazarların Endişesi Giderilebilecek mi?

 

Ancak bu üç ülkeyle artması muhtemel ekonomik ilişkilere rağmen özellikle belirli bir kesim bu sürecin diğer dünya ülkeleriyle olan ticareti olumsuz etkileyeceği düşüncesinde. Dordoy ve Kara-su gibi ticaretin yoğun olduğu halka açık pazarlardaki firmalar birlik üyesi ülkeler dışındaki ülkelere karşı ortak gümrük tarifesine geçilmesi yönündeki bir uygulamanın kendileri için büyük bir sorun yaratacağı endişesindeler. Zira Çin ve Türkiye gibi ülkelerden ithal edilen ürünlerin daha sonra başka ülkelere ihraç edilmesi Kırgız ekonomisinin temel unsurlarından birisi. Yine de Kırgızistan dış ticaretinin büyük kısmı Gümrük Birliği üyesi ülkeler olduğu için Çin’den 2012 yılında gelen malların tonajı yüzde 23 oranında azalma göstermiş.  Bu azalma ile Kırgızistan’ın gümrük birliği üyesi ülkelerle yaptığı dış ticaretin azalma oranı benzerlik gösteriyor.

 

Dünya Ticaret Örgütü’nden (DTÖ) Ayrılacak mı?

 

Birliğe katılım sebebiyle üçüncü ülkelere uygulanacak kural ve tarifelerin Kırgızistan’ı Dünya Ticaret Örgütü’nden ayrılmak zorunda bırakacağı iddia ediliyor. Bu konuda gerek Başbakan gerekse ekonomi bakanı güvence veriyor. Yaptıkları açıklamalarda birliğe katılım ile ülkedeki üreticilerin ya da ticaretle uğraşanların dünyanın diğer ülkelerine ihraç konusunda bir kısıtlamaya maruz kalmayacaklarını açıkladılar. Üstelik Kazakistan birliğin getirdiği olumsuzlukları aşmak için DTÖ üyesi olmayı planlarken Kırgızistan’ın en büyük çözüm ortağı olan Kazakistan’ın aksine hareket etmesi pratikte pek mümkün gözükmüyor.

 

Ülkeye Dış Yatırım Gelir mi?

 

Uzmanlar Kırgızistan’da kalıcı bir ekonomik dönüşüm için artık ülke içerisinde üretime geçilerek ihracatın buna dayalı hale getirilmesinin şart olduğunu ileri sürüyor. Birliğe katılımla beraber Rusya ve Kazakistan’dan ucuz işgücü imkanı olan Kırgızistan’a doğrudan yatırımların artması mümkündür. Aynı şekilde Çin ve diğer ülkelerden Birliğin 170 milyon nüfusa ulaşan ekonomik pazarına mal satmak için Kırgızistan’a yatırım yapabileceği de unutulmamalıdır. Bir süre önce Cumhurbaşkanı Atambayev’in Arap ülkelerine yaptığı ziyaret bu sürece destekler niteliktedir. Eğer ülkenin bu imkanları iyi anlatılabilirse bu ülkelerden doğrudan dış yatırım elde edilmesi zor değildir.

 

Kırgızistan’a Verilen İmtiyazlar…

 

Avrasya Ekonomik Birliği’ne katılım sürecinde Bişkek yönetimini en çok zorlayan hususlardan birisi geçiş dönemi için birlik üyesi ülkelerden istenen imtiyazlar. Kırgızistan’ın Gümrük Birliği sürecinde istenen genel tercih sayısının 6000 den 250’e kadar inmiş olması…Tercihler gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere tanıdığı bazı imtiyaz ve tavizleri ifade ediyor. Zira bunların ne kadarının yerine getirileceğinin kamuoyu ile paylaşılması ülke içerisinden “Bağımsızlığımız elden mi gidiyor?” tartışmalarını alevlendirebiliyor. Öyle görülüyor ki, Atambayev bu kapsam önemli istisnalar elde etmiş durumda. Ülkedeki ekonomi yönetimi ise bu tercihler ne kadar az olursa gümrükten alınan payın o a kadar yüksek olacağı görüşünde. Ayrıca bu kadar çok sayıda imtiyaz ve serbestlik alanının ülkeyi birliğin genel katkısından ve dönüşüme yönelik zorlayıcı etkisinden uzaklaştırabileceği dile getiriliyor.

 

Teknolojik ve Hukuki Altyapı Yeterli mi?

 

Diğer bir konu gümrük birliğine geçildikten sonra Kırgızistan mallarının ülkenin iç mevzuatına göre değil birliğin kalite standartlarına uygun bir biçimde ve sertifikalı olarak hazır hale getirilmesi gerekliliği. Bu bakımdan hızlı bir biçimde laboratuvar ve test merkezlerinin oluşturulması ve gümrük kapılarının modernizasyonunun yapılması gerekiyor. Buna göre ülkede 300 milyon dolar harcanması planlanıyor. Bu paranın Kırgız-Rus kalkınma fonundan temin edilmesi muhtemel gözüküyor. 100 milyon doları bu ay sonunda açılacak olan 500 milyon dolarlık bu fonun tamamının 2016 sonuna kadar aktarılması öngörülüyor.

 

Tüm bu tespitler bir arada değerlendirildiğinde Kırgızistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nin dışında kalması kısa vadede mümkün gözükmüyor. Birliğe katılım süreci ülkenin avantajlı yanlarını harekete geçirecek bir şekilde işletilebilirse Kırgızistan için yeni fırsatlar meydana gelebilir. Özellikle enerjide tek mevzuat ve bütünsellik ilkesinin önümüzdeki yıllar içerisinde işlevsel hale gelmesi en çok Kırgızistan’a fayda sağlayacaktır. Alınan karar çerçevesinde toplanan vergilerden yüzde 1.9 pay alacağı açıklanan Kırgızistan bu süreci doğru bir şekilde yönetmek mecburiyetindedir. Zira tehlikeler barındıran bu sürecin başarısız olması durumunda ülkenin içişlerine ve iç siyasetine etki ederek geçmişteki üzücü hadiselere benzer bir zemin yaratma endişesi kısa vadede güncelliğini koruyacaktır.

 

Kaynaklar

 

– Sağbanşuar, L. (2011). Gümrük Birliği ve Kırgızistan’a Etkileri, Akademik Bakış Dergisi, Sayı 24, s.1-7.

www.kabar.kg