Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) 15 Yıl zirvesi İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirve bölgede yoğun olarak yaşanan enerji rekabetinin gölgesinde kaldı. Zirvenin getirisi ve götürüsünden çok bölgedeki enerji projeleri daha çok tartışıldı. Zaten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de yaptığı konuşmada enerji konusuna özel önem atfetti. Karadeniz Enerji Çemberi Projesini hayata geçirmeyi teklif etti.

 

Doksanlı yıllar boyunca Türkiye ile Rusya arasında enerji temeli ciddi bir rekabet yaşanmış ve sonunda 2001 tarihinde ABD’de Türk ve Rus Dışişleri Bakanlarının imzaladıkları Avrasya’da İşbirliği Eylem Planı ile rekabet sonlandırılmış ve işbirliği alanları daha ön plana çıkarılmaya çalışılmıştı. Bu dönemden sonra Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında özellikle enerji alanında ciddi bir işbirliği söz konusu olmuştur. Ancak son birkaç ay içerisinde yaşanan gelişmelere baktığımızda enerji bağlamında Türkiye ile Rusya’nın bir çıkar çatışması içerisinde olduğu görülmektedir.

 

Ciddi bir enerji politikasından yoksun olan Türk Enerji Bakanlığı Rusya’nın enerjide ne yapmak istediğini tam olarak algılayamamaktadır. Bunda elbette Rusya’yı tam olarak analiz etme yeteneğinden mahrum olmasının da rolü bulunmaktadır. Enerji konusunda Yüksek Lisans Tezi sahibi Putin’i iyi analiz etmek ve algılamak gerekir. Rusya bir süreden beri Türkiye’ye enerji alanında çeşitli ortaklıklar ve projeler önermekteydi. İlk önerdiği proje NOBUCCO Hattını beraber yapalım olmuştu. Buna yeterli netlikte bir cevap alamadı. Aslında bu projede Türkiye karşıtlığını kendisine psikolojik bir sorun haline getiren AB’nin ve de Amerika’nın Türkiye’ye yeterli destek vermemesi sebebiyle yaşanan ciddi bir sorun bulunmaktaydı. Proje ortalıktaydı ama bu projenin kendisi için enerji güvenliği açısından hayati önem taşıdığı AB’nin ne ekonomik ve ne de politik hiçbir desteği yoktu. Hal böyle olunca da NOBUCCO Projesi bilinmeyen bir başka bahara ertelenmiş oldu. Zira Moskova bu projenin baltalanması için gerekli bütün girişimleri başarıyla hayata geçirdi.

 

Rusya Federasyonu ikinci olarak Türkiye’ye Mavi Akım 2 olarak bilinen ve Mavi Akım hattına paralel çekilecek bir hatla Rus gazının güneye aşağı indirilerek İsrail ve yukarıdan batı pazarlarına aktarılmasını Türkiye ile beraber yapmak istedi. Ancak Enerji Bakanlığı’ndan bu konuda ciddi hiçbir cevap alamadı. Enerji Bakanlığı yapmış olduğu analizlerde bunun Türkiye’nin rekabet şansını azaltacağı değerlendirildi. NOBUCCO hattına bunun alternatif olabileceği hususu doğruydu ve biliniyordu. Bilinmeyen husus Rusya’nın bu konuda taviz vermediği ve birisi olmazsa başka birisiyle yola devam etmekteki kararlılığıydı. Nitekim öyle de oldu.

 

Bir başka projede Rusya Samsun – Ceyhan’a destek için Türkiye’den bazı adımlar bekledi. Örneğin ATAK Projesi çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetlerini ihtiyacı olan 145 adet saldırı helikopteri ihalesi bizzat Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından takip edilmekteydi. Ancak geçtiğimiz aylarda neticelenen ihaleden Rusya’nın elenmesi sonrasında yaşanan hadiseler Türk-Rus ilişkilerini özellikle enerji alanında rekabete sokabilecek hal almaya başlamıştır.

 

Her şeyden önce Rusya’nın enerjiyi bir dış politika aracı olarak kullandığı, enerji diplomasisinde son derece başarılı olduğu ve bütün atılan adımların bir büyük projenin parçaları olarak önceden planlanmış ve adeta satranç hamleleri gibi yapıldığı unutulmamalıdır. Daha önce Rusya’ya bu alanda enerji işbirliği konusunda sorun çıkarak Baltıkların “Kuzey Hattı” vasıtasıyla, Ukrayna ve Polonya’nın ise önce Mavi Akım, ardından da şimdi Karadeniz’in dibinden geçerek Bulgaristan’a ulaşacak “Güney Akım” projesiyle devre dışına çıkardı. Balkan Enerji Konferansı’nda Putin’in açıkladığı Güney Akım Projesi işte bu bağımlılıktan kurtulma amacıyla yapılan bir girişimdi. Son dönemde enerjide bütün yumurtaları aynı sepete koymayan Rusya önce İstanbul boğazını by-pass ederken bu daha sonra Türkiye’yi by-passa dönüşü ve Burgaz (Bulgaristan)-Dedeağaç (Yunanistan) vasıtasıyla Türkiye by-pass edilmiş oldu. Şimdi ise Türkiye’nin doğalgazda batının enerji tedarikçisi olma rolü şimdilik elinden alınmış durumdadır. Zira Rusya önce Türkmenistan ve Kazakistan’la doğalgaz anlaşmaları imzaladı, ardından ise Güney Akım Projesi’ni devreye sokacağını açıkladı. Bütün bu yaşanan gelişmeler enerji stratejisinden yoksun hükümeti talaşlandırdı. Enerji Bakanı adeta Putin’in peşinde koşarak (nal toplayarak) Orta Asya’ya gitti. Ancak “atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmişti” ve Hilmi Güler Putn’in ardından gittiği Orta Asya’dan eli boş döndü. Şimdi Burgaz-Dedeağaç Ham Petrol Boru Hattı ve Güney Akım Doğal Gaz Hattından sonra KEİ Zirvesinde Putin’den Samsun-Ceyhan için destek istedi. Ayrıca Mavi Akım 2 için de hazır olduklarını ifade ettiler. Ancak enerji diplomasisinin bir stratejiye dayandırılmadan parekende yapılamayacağı da o kadar çok açık ki!

 

Türkiye dışında enerjide hayati önemde gelişmeler olurken Türkiye suni krizlerle boğuşmakta, adeta seçim derdine düşmektedir. Bu gelişmeler karşısında ne Başbakanın ve ne de Cumhurbaşkanının ciddi bir girişimine şahit olunmamaktadır. Dışişleri Bakanı ise Cumhurbaşkanlığı kulisleri atmaktadır. Tamamıyla tribünlere yönelik Enerji Bakanının Orta Asya ziyareti ise tam bir fiyasko ile neticelenmiştir. İçeride seçim kazanırsınız veya kaybedersiniz. Bu defa olmazsa gelecek dönem için şansınızı denersiniz ve belki de kazanırsınız. Ancak dış politika hata ve kaçan fırsatları asla affetmez ve dış politikadaki hataların ve kaçan fırsatların telafisi pek olmaz.