Kayıtdışı istihdam, kamu kurumlarının bilgisi dahilinde olmayan ve kamu kurumlarının yasal işlemleri dışında gerçekleşen ekonomik faaliyettir. Bu ekonomik faaliyet, ortaya çıkış nedenleri, sonuçları ve topluma etkileri ile çok boyutlu ve karmaşık bir olgudur. Ülkelerin ekonomisini etkileyen, beyan dışı gerçekleşen bu faaliyet sosyoekonomik, sosyopolitik ve sosyokültürel açıdan değerlendirilmelidir.

 

Küresel Bir Olgu Olarak Kayıtdışı İstihdam

 

Dünyada kayıtlı çalışan nüfus kadar, bu nüfusun yarısından fazla kayıtdışı çalışan nüfus da vardır. Bu nedenle kayıtdışı istihdam sorunu küresel bir sorundur. Küresel kayıtdışı çalışanlar, dünya üzerinde toplamda bir milyarı aşan orandadır; bu özelliğiyle kayıtdışı çalışanlar dünyanın bu güne kadar hiç görülmemiş hızla büyüyen tek toplumsal sınıfıdır.[1]

 

Kayıtdışı istihdam kavramının 1980 öncesinde yaygın bir şekilde kullanılmamasının sebebi küreselleşme süreci ile açıklanabilir. 1980 sonrası dünyada uygulanan neoliberal politikalar ile dünya çok hızlı bir ekonomik, politik ve sosyal dönüşüm süreci içine girmiş ve bu dönüşüm küresel ölçekte göz ardı edilemeyecek etkilere neden olmuştur. Bu politikalar, esnek üretim tarzı ve esnek çalışma biçimini yaygınlaştırmış, kayıtdışı çalışan oranlarını daha da artırmış ve aşırı rekabet koşulları içinde kayıtsız çalışan işçileri daha kötü koşullarda çalışmaya itmiştir. Bu dönem aynı zamanda kamu istihdamı ve kayıtlı iş gücünün de azaldığı bir dönemdir, bu nedenle kayıtdışı çalışanlara olumsuz etkisi daha büyük olmuştur.

 

Kayıtdışı istihdam oranları, ekonomik istikrarsızlık, yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik, kırdan kente göç, rekabetin küreselleşme ile artması, esnek üretim tarzı ve bunun istihdama etkisi gibi yapısal problemlerden doğrudan etkilenmektedir. Alınan sosyal önlemlerin yetersizliği nedeniyle kayıtdışı istihdam az gelişmiş ülkelerde daha yoğun görülmektedir. Dolayısıyla, küresel kayıtdışı istihdam ve yabancı kaçak işçilerin kayıtdışı istihdam oranlarının büyük bir çoğunluğu oluşturması 1990 sonrası büyük dönüşümlerden bağımsız açıklanamamaktadır. Kayıtdışı ekonomi küreselleşme ve değişen dünya sistemiyle birebir örtüşmektedir.

 

 Türkiye’de Kayıtdışı İstihdam

 

Türkiye İstatistik Kurumu 2013 verilerine göre Türkiye nüfusu içinde kayıtdışı istihdam yüzde 37,6’lik bir orana sahiptir.[2] Ülkede hala on milyona yakın nüfus bu yolla istihdam edilmektedir.

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2013 verilerine göre[3], kayıtdışı çalışma tarım sektörü, inşaat sektörü, küçük çaplı işletmeler ve geçici mevsimlik işlerde daha yoğun görülmektedir. Ayrıca Türkiye’de kayıtdışılığın en fazla olduğu gruplar, işsizler, eğitim seviyesi düşük kişiler, kadın işçiler, çocuk işçiler, yabancı işçiler, emekliler ve serbest çalışanlar olarak görülmektedir. Çünkü kayıtdışı sektör çalışanları, sosyal konumları nedeniyle kayıtlı sektörde fırsat sahibi olamadıklarından, daha ağır koşullarda, daha düşük ücretle çalışmak zorunda kalırlar. Kayıtdışı istihdamın belirli sektörlerde ve gruplarda yoğunlaşmasının nedeni sermaye sahiplerinin düşük maliyetle yüksek kar sağlamak için piyasa ekonomisinde rekabet gücü en zayıf olan toplumsal kesimi tercih etmesidir.

 

Bir başka açıdan da kayıtdışılık ekonomik belirsizliğe sebep olmakta Gayrı Safi Milli Hasıla oranının ve ülkenin refah düzeyinin doğru saptanamamasına ve doğru yorumlanamamasına sebep olmaktadır. Ayrıca devletin en önemli gelir kaynaklarından biri olan vergi, kayıtdışı çalışanlardan alınamadığından bu durum vergi adaletinin sağlanmasını imkânsız kılmaktadır.

 

Kayıtdışı İstihdam ve Kaçak İşçiler Sorunu

 

Soğuk Savaş sonrası dünyada ekonomik liberalizasyonun yaygınlaşması nedeniyle, SSCB’nin başını çektiği Doğu Bloğu büyük bir toplumsal kriz yaşamıştır. Balkanlar, Kafkaslar, Doğu Avrupa, Ortadoğu’da yaşanan siyasi istikrarsızlıklar dış göçün gerçekleşmesinde itici güç oluşturmuştur. 1990’lardan bu yana Doğu Bloğu ülke vatandaşları başta Avrupa olmak üzere pek çok ülkeye kitleler halinde göç etmişlerdir. Türkiye eski Doğu Bloğu ülke vatandaşları için cazip bir çalışma merkezi haline gelmiştir. Bunun sonucunda Ukraynalı, Gürcü, Ermeni, İranlı, Türkmen, Kazak, Rus, Afgan pek çok yabancı kaçak işçi Türkiye’de çalışmaya başlamıştır.

 

Ayrıca, 1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında Türkiye, çoğunluğu Ortadoğu’dan ve bazı Asya ve Afrika ülkelerinden gelen kaçak göç ve sığınma talepleriyle karşılaşmıştır. İlk büyük sığınma ve mülteci hareketi 1979 yılında İran’daki rejim değişikliğiyle gerçekleşmiştir. Bunu, İran-Irak Savaşı, Irak’ın Kuveyt’i işgali, Körfez Savaşı, Saddam rejimi politikaları ve 2003 Irak işgali sonrasında gelişen nüfus hareketleri takip etmiştir.[4] Ardından, Büyük Orta Doğu Projesi ile birlikte Türkiye, Orta Doğu’yu bölgesel olarak küresel ekonomik sisteme dahil etme rolü üstlenmiştir. Bunun sonucunda vize uygulamalarındaki esneklikler, Türkiye ile yapılan ekonomik iş birlikleri, Orta Doğu’dan çok sayıda kaçak işçinin de Türkiye’ye gelmesine sebep olmuştur.

 

Ekonomik ve siyasi kriz nedeniyle Türkiye’ye gelen kaçak işçiler genellikle vasıfsız işlerde, teknolojiden yoksun bir şekilde, çok uzun sürelerle, el emeği ve kol gücü yoğunluklu işlerde çalışmaktadırlar. Yasadışı çalışmaları sebebiyle yaşam koşulları en alt seviyede olan yabancı kaçak işçiler, hiçbir sosyal sağlık güvenceleri olmadan, çalışmakta ve genellikle kentin dışında ya da ücra köşelerinde, kalabalık evlerde yaşamaktadırlar. Onlarca farklı ülkeden Türkiye’ye gelen yabancı kaçak işçilere, Suriye’de yaşananlar nedeniyle, Suriyeli kaçak işçiler de eklenmiştir.

 

Patronların Yeni Gözdesi Suriyeli Mülteciler

 

Arap Baharının etkisiyle Suriye’de yaşanan siyasi kriz, uzun süreli çatışma ortamını doğurmuş ve on binlerce Suriyelinin mülteci olarak komşu ülkelere sığınmasına sebep olmuştur. Türkiye’de bu krize sessiz kalmamış 2011 Mart ayından beri devam eden on binlerce Suriyeli mülteciye sınır kapılarını açmış, çadır kentler kurmuş, gerekli yardım ve desteği sağlamıştır.

 

Ancak Suriye’de yaşanan siyasi krizin devamlılığı, mülteci sayısını daha artırmış yapılan yardımlar ve destekler yetersiz kalmıştır. Her ne kadar çadır kentler kurulsa da yeterli miktarda sağlıklı barınma ve yaşama koşulları sağlanamamıştır. Türkiye'de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), ülkede yaşayan Suriyeli mültecilerin sayısının 600 bini geçtiğini ve bunların 400 binden fazlasının mülteci kampları dışında yaşadığını açıklamıştır.[5] Bu nedenle hayatını devam ettirmek isteyen Suriyeli mülteciler çadır kentlerden çıkıp, şehir merkezlerine, mahallelere ve şehrin ücra köşelerine yerleşmişlerdir.

 

Çadırlar dışında yaşayan Suriyeli mülteciler yaşamlarını devam ettirmek için, kentlerde kayıt altına alınamayan iş gücünü oluşturmaktadırlar. Kaçak işçilikte görünür olmayan pek çok sömürü biçimi devreye girmektedir.[6] Kayıtdışılık kadınlar ve çocukların büyük oranda suistimale uğramaları ihtimallerini güçlendirir. Kapalı kapılar ardında kayıtdışı olmanın en ağır yükünü genellikle en cılız ve en küçük omuzlar yüklenmektedir.[7] Mültecilerin büyük bir kısmını oluşturan kadın ve çocuklar, şehir merkezlerinde kötü koşullar içinde yaşam mücadelesi vermektedirler. Özellikle okul çağındaki çocuklar eğitim alamamaktadırlar.

 

Ayrıca Suriyeli mülteciler ucuz iş gücü olmaları ve kayıtdışılıkları nedeniyle sermaye sahiplerinin yeni gözdeleri haline gelmişlerdir. Mülteciler sosyal güvenceye tabi olmadıklarından, iş sırasında meydana gelen kaza ve ölümlere dair hukuki hakları yoktur. Daha iyi koşullarda yaşama umuduyla Mülteciler İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde, Avrupa’ya göçebilecekleri vaadiyle insan kaçakçılarının tuzağına düşme sorunuyla karşılaşmaktadırlar. Tek öğünle beslenen, üç-beş aile tek evde bir arada yaşayan mültecilerin Suriye’den getirdikleri paraların tükenmesi nedeniyle en büyük talepleri istihdamdır.[8] Bununla birlikte Suriyeli mültecileri gelişiyle başta Antep olmak üzere Hatay, Adana, Urfa, Kilis, Mersin gibi illerde, ev fiyatlarının arttığı ve sigortalı işsizlerin işsiz kaldığı gözlemlenmektedir.[9]

 

Değerlendirme

 

Suriyeli mültecilerin kayıtdışı ekonomide yer almaları ile çok boyutlu sömürü biçimleri ortaya çıkmaktadır. Suriye’deki kriz çözülmediği ve komşu ülkelerdeki mülteciler güvenli bir şekilde ülkelerine geri dönmediği sürece yaşanan çok boyutlu sömürü biçimleri artarak devam edecektir. Bu durum Türkiye’nin pek çok bölgesine dağılmış Suriyeli mültecilerle ve mültecilerle bütünleşemeyen bölge halkının geleceğini ön görülemez kılmaktadır. Mültecilerin geleceğinin öngörülmezliğini 28 yaşındaki Suriyeli bir mülteci şöyle özetlemektedir: “İlk başta bir-iki ay kalır döneriz, diyorduk. Şimdi bir-iki seneye döneriz diyoruz. Bakalım bir-iki sene sonra ne diyeceğiz.”[10] Diğer yandan daha ucuz ve sigortasız iş gücü, yerli iş gücü ile rekabeti artırdığından, Suriyeli nüfusun yoğun olduğu yerlerde, toplumsal çatışma ve huzursuzluğun artacağı ön görülmektedir. Bu belirsizliğin önüne geçmek için karar alıcıların ve sivil toplum kuruluşlarının koordineli bir şekilde çalışması, büyük şehirlere yayılan mültecileri kontrol edebilmek için daha kapsamlı araştırmalar yapılmasının desteklenmesi gerekmektedir.

 

 Dipnotlar

 

[1] DAVİS, M.(2007) Gecekondu Gezegeni, İletişim Yayınları, İstanbul, s.215

 

[2] Türkiye İstatistik Kurumu, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=13549, Erişim Tarihi:21.11.13

 

[3] Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Portalı, http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/kayitDisi/kayitdisi_istihdam/!ut/p/b1/hc6xDoIwGATgR-q1NAojxko7QAWsYhfSwZAmAg7G57cqi4P13y75LvcTSzpiJ_fwg7v7eXLXV7arXkEW2Ybm0GXCodY7Iw6NSLhmAZwDwI_L8d1HZlKoSot625QMoEs_Av7sn4h9k4IWH5K2YVdRxo9oa6o4FhB7MTYCCVLJebyQ22g6-P3wBCY_3CY!/dl4/d5/L2dBISEvZ0FBIS9nQSEh/ Erişim Tarihi: 21.11.13

 

[4]A. İÇDUYGU, D. SERT ve A. BİRİZ KARAÇAY, (2009)“Türkiye’ye Yönelen Göç ve Sığınma Hareketleri ve Politikaları Üzerine Brifing” Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Programı Yayınları, İstanbul, s.2

 

[5] http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2013/10/131022_vid_afad_multeci.shtml, Erişim Tarihi:21.11.13

 

[6] DAVİS, M.(2007) Gecekondu Gezegeni, İletişim Yayınları, İstanbul, s.215

 

[7] DAVİS, M.(2007) Gecekondu Gezegeni, İletişim Yayınları, İstanbul, s.215

 

[8] http://bianet.org/bianet/toplum/145892-suriyeli-turistler-simdi-multeci Erişim Tarihi: 21.11.13

 

[9]http://bianet.org/bianet/toplum/145892-suriyeli-turistler-simdi-multeci Erişim Tarihi: 21.11.13

 

[10] http://bianet.org/bianet/toplum/145893-ayaklanma-basladiginda-fikirli-insanlar-vardi-simdi-silahli-insanlar Erişim Tarihi: 21.11.13