İsyanın haklılığını her satırda kanıtlama telaşındaki Baytar Nuri’ye göre devletin bütün çabasının altında hile ve pusu bulunuyordu.

          

            “1937 Yılı ilk baharında her tarafta türk faaliyeti başlamıştı. Merkezlere civar bulunan Dersimliler, toplanılarak kıtalara sevkolunuyorlardı. Kışlaların yaptırılmasına tekrar başlanmıştı. Harp uçakları, silahsız mıntıkaları bombalıyordu.

 

            Silah toplamak bahanesiyle, Yusufan aşireti üzerine askeri bir müfreze gönderilmişdi, bu müfreze askerlerinden bazıları, fakir bir kıza filişeni icra etmişlerdi. Bunu haber alan aşiret reisinin oğlu Fındık, Askeri müfrezeye hücum ederek, mıntıka dışına püskürtmeğe mecbur kalmıştı. Bu sebeple Mazkert mıntıkasında çarpışmalar başlamıştı.

          

            Seit Rızanın oğlu Bra İbrahim Hozata gelerek, Abdullah Alpdoğan idaresi ricalile temasa geçmiş ve yapılmakta olan askeri hareketin, adilane bir şekilde icrasını babası adına dilemişti. Bra İbrahim geri dönerken, kurmay Şevketin hazırlamış olduğu bir pılan mucibince, Kırgan aşireti dahilinde Deşt köyünde misafir bulunduğu evde gece uyurken feci bir surette imha ettirmişti.” S. 272

 

            “Seit Rızanın karargâh merkezi Halvori Vank, Alişerin ise Ağdat idi, Tujik dağı eteğinde bir mağarada ailevi bir melce’i dahi vardı. Rehber, her zaman Alişer ile temas ettiğinden, Seit Rızanın bütün pılanlarına vakıf olmuştu.”

 

            Daha fazla insan kanı dökülmesini önlemek gayesiyle, Seit Rıza, Alişerin İran ve ya İraka iltica ederek, Fransa ve İngiltera hükümetlerinin tavassutunu dilemesini kararlaştırmıştı.” S. 276

 

Baytar Nuri’ye göre yaptıkları da, yapmayı planladıkları da son derece normaldi. İngiltere’den, Fransa’dan yardım istemek meşru ama Türkiye’nin ülkenin tam ortasındaki çıbanbaşıyla mücadelesi Kemalizm’in baskıydı.

 

Seyit Rıza’nın kardeşinin oğlu Rehber, Alişer’i öldürmeyi başarır. Bu olay isyancılar için büyük bir kayıp anlamına geliyor.

 

Nuri Dersimi, alışkanlıkla isyancıların tarafında olan her kaybı ihanete uğramışlıkla açıklamaktadır. Bu gayretle isyancıların gücüne önemli katkısı bulunan Bahtiyar aşireti reisi Şahin ağa’yı öldüren ve kendisi de bir isyancı olan Hıdır’ı “mel’un” olarak anlatmaktadır.

 

            “Durumun ciddiyetini takdir eden Seit Rıza, bir yarma hareketiyle muhasere çemberini kırmağa ve Ovacık istikametine çekilmeğe muvaffak olmuştu. Fakat bu başarı pek pahalıya mal olmuştu, çünkü, Kozluca muharebesi adıyla anılan bu savaşta, Seit Riza ile bilfiil harba iştirak eden küçük karısı Besi ve büyük oğlu Şeyh Hasan, üç torunları ve bin kişiye yakın bir kuvveti şehit düşmüşlerdi.” S. 287

 

Baytar Nuri, Seyit Rıza’nın yakalanışını da hile ile açıklamaya çalışır. Ona göre devletle kanlı bir çatışmaya girmiş olan Seyit Rıza çağırılınca Erzincan’a gitmiş ve burada tutuklanmıştır. Onca hilenin kurgulayıcısı olmasından ayrıca hasmına karşı da son derece uyanık olduğu halde ve hiçbir konuda güvenmediği devlete nasıl olduysa inanmıştır. Dersimli Nuri, öfke ve nefretle çıktığı yolda yalanla doğruyu, gerçekle iftirayı elinden geldiğince bir birine karıştırmakla meşguldür.

 

            “Muhakeme uzun sürmemiş, Seit Rizaya idam kararını tebliğ etmişti. Seit Riza, kararı metanetle dinlemiş ve idamına dair son cümleleri işidince, simasında meserret alaimi belirmiştir.”

 

            “ Kürdistanın istiklali ve kürt milletinin zatlığı davası uğruna şehit olan bu 11 kürt kahramanları hakkında 10 Kasım 1937 tarihinde verilen idam kararı 18 Kasım 1937de Elazizin Buğday meydanında şafakla beraber tenfiz edilmişti.” S. 289

 

            “Bu 11 mübaret kürt şehitlerinin cenazeleri darağaçlarından indirilerek Elaziz sokaklarında halka teşhir edildikten sonra yakılmıştır.” S. 290

 

Aşağıdaki satırlar hem kendisini hem de devletin varlığına savaş açan iktidar hırsıyla dolu birkaç isyancıyı aklama gayretini anlatıyor.

 

            “Milletin maruz kaldığı feci durumu dünya umumi efkarına bildirmek lazımdı. Bu sebepler, bu ödevi üzerime almağı kendime bir borç bildim ve 11-Eylul-1937de Türkiye hudutlarından harice çıktım. Milletime karşı Türklerin yaptıkları mezalimi protesto etmek üzre, İngiltere, Fransa, Amerika ve diğer bütün devletlerin-konsoloslukları vasıtasıyla- Hariciye Nezaretlerine tercumesi aşağıda yazılı şikayetnameyi sundum:

 

            İngiltere, Amerika Birleşik devletleri, Fransa ve diğer bütün devletler Hariciye Nezaretlerine

 

            Asırlardan beri: milliyetini, an’ane ve dilini muhafaza eden Kürdistan muhitine, Türkiye topraklarından Bingöl, Ağrı, Bitlis, Diyarbekir, Hekkâri, Dersim, Elaziz, Erzincan, Erzurum, Gazi Antep, Malatya, Maraş, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Artvin, Kars, Van vilayetleri dahil olup bu vilayetlerdeki kürt nufusu 1937 yılındaki türk istatistiklerine istinat edilmek üzre 4,326,447 dir. Keza Türkiyenin batı vilayetlerinde 1, 462,076 kürt nufusu vardır ki, bununla Türkiyenin gaspettiği topraklarda 5,788,523 mevcutlu kürt milleti var dır. Bu yekûndan başka 1922 tarihinden bu güne kadar türk Cümhuriyet idaresinin zulmundan mecburi bir ayrılma dolayısıyla terki vatan ederek muhtelif milletler topraklarına iltica eden bir çok kürtler de vardır.

 

            İşte biz Dersim Kürtleri, bu yekûnün dahilinde Kürdistan sahasının Bingöl yaylalarıyla Ararat dağları silsilesinden çıkan Fırat ve Murat nehirleri arasında meskûn bulunmaktayız.

(Devamı, aşağıda sureti yazılı İsviçrede Milletler Meclisi riyasetine sunulan layihanın aynıdır.)” S.295

 

            “Türkiye Baş Vekilinin Dersimliler hakkında Türk Parlamentosundaki müteaddit hitabeleri, artık yapılması mukarrer imha planını tamamen açıklıyor ve hatta Türkiye mebuslarından Yunus Nadinin neşrettiği ‘Cümhuriyet’ gazetesi, 30 Haziran 1938 tarih ve 5000 sayılı nüshasında Türkiye Baş Vekili Celal Bayarın nutkunu tahlil ederek ‘Dersimde askeri harekât yapacağız’ başlıklı yazısında şunlar yazıyordu:

 

            ‘Türkiye hükümeti bu sene Dersim meselesini tekrar ele alacak ve bu mıntıkada askeri mahferler yapacağız, köprüler inşa edeceğiz ve mektepler açacağız. Arzu ediyoruz ki, askeri hareketler de tevakkuf etmeksızın devam etmekte bulunsun. Geçen sene, büyük kuvvetlerimizi mezkûr mıntıkada tahşit ettik ve bazı mıntıkalarda müsademeler oldu. Bu sene de azmedilen mesel aynı mıntıkada askeri hareketlere devam ve berveçhi ati tatbikatı yapmak tır, şöyle ki;” S. 306

 

1938 yılında Dersim’de isyan olmadığı konusunda ısrarcı bir iddiada bulunan Dersimli Nuri, dış basında bu konuda yer alan haberlerin hükümetin Dersim halkını zorda bırakmak amacıyla uydurulduğunu söylüyor.

 

            “Dersimin müdafaa harbını bir isyan mahiyetinde göstererek dünya yayın ve basınına haberler yaymak suretiyle türk hükümetinin yaptığı hile, bazen makûs netice veriyordu. Buna misal olarak; Şamda çıkan ve arap umumi efkarının mürevvici olann’Elifba’ gazetesinin 4 Ağostos 1938 gün ve 5252 sayılı nushasında ‘Dersimde kürt isyanı’ ve ‘Türkiye Başvekilinin tasrihatı isyanın mevcudiyetini isbat ediyor’ başlığı altındaki şu yazılarını gösterebiliriz:” S. 308

 

Ardında yüzlerce insanın cesedini ve yıllarca önüne geçilemeyecek bir nifak bırakarak Halep’e kaçan Baytar’ın vasiyeti:

 

            “İntikam!… İntikam!… İntikam!…

 

            Şehitlerimizin kanlı cesetleri üzerinde kanla gözyaşlarıyla yazılı Vasiyetname işte bu bir tek kelimedir !…

 

            Namusu olan her fert, sinesinde kürt kalbi çırpınan her insan, damarlarında kürt kanı cevelan eden her genç bu Vasiyetnameyi unutmamalıdır. Onu infaz edinceye kadar uyumamalı, rahat etmemeli ve çalışmalıdır !

 

            Dünün tarihini kanlarıyla yazan kürt neslinin, kanlarıyla çizdikleri yoldan yürümek borcumuzdur !

 

            Biz, kanlarımızla kürt istiklalinin kızıl şafaklarını açacağız. Ruhlarımızdaki volkanlarla, kürt kurtuluşunun alevli güneşini yaratacağız.

 

            Dünya tarihi bize bakıyor. Şehitlerimizin gözleri bize müteveccihtir.

 

            Hürriyet İlahına sunduğumuz binlerce kurbanlar, kendileri için bizden bir türbe istiyorlar, hatireleri için bir Abide bekleyorlar…

 

            Bu Abide, hür ve müstâkil Kürdistandır!

 

            Bu Abide, milletler camiâsı arasında şeref mevkiini ihraz edecek olan müstakbel kürt devletidir !

 

            Şehitlerimizin ruhunu şad edelim !

 

            Yaşasın kahramanlar yaratan Kürt Milleti, yaşasın hür ve müstakil Kürdistan !” S. 339