İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Türkiye'ye mesaj gönderdi. Netanyahu mesajında "Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin eskiden olduğu gibi iyi olmasını arzu ettiğini" belirtti.  Netanyahu Eliat'ta yabancı gazetecilere, İsrail'in Kızıldeniz'de geçen hafta el koyduğu gemiden çıkan silahları gösterdiği basın toplantısı sonrasında, Türkiye ile ilişkilerine yönelik soruya, "Türk halkına mesajım, Türkiye ile eskiden olduğu gibi ilişkilerimizin iyi olmasını istiyoruz" diye yanıtladı.  

 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından yapılan Türkiye ile ilişkilerin iyileşmesi yönündeki temennileri Giresun Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“Benjamin Netanyahu’nun yaptığı bu açıklama Türk Dış Politikası’nın içerisine sürüklendiği çıkmazı göz önünde bulundurarak ortaya konmuş olan bir niyet beyanı şeklinde okunabilir. Zira Netanyahu, Türkiye’nin özellikle Ortadoğu’ya yönelik olan dış politikasının ciddi bir çıkmazın içerisine sürüklendiğini görmektedir.

 

Türkiye’nin Suriye özelinde askeri çözüme yakın duran stratejisinin ABD ve Rusya’nın ortaklığında geliştirilmeye çalışılan “siyasi çözüm” girişimine aykırı olması ve özellikle Suriye’nin kuzeyinde konumlanan Selefi örgütlerin Türkiye’nin güvenliğini ve düzenini tehdit eder bir görünüme bürünmesi, Türkiye-İsrail İlişkileri’nin yeniden işbirliği düzeyinde şekillendirilmesini gerektirebilir. Nitekim Türkiye, Washington’da çok etkili olan İsrail kartını, kendi tezlerini Obama yönetimine aktarma konusunda destekleyici bir faktör olarak kullanmak isteyebilir. Suriye’deki krizin, bir Kürt siyasal varlığını resmen ortaya çıkarması endişesi de Kürtler üzerinde ciddi bir etkinliği olduğu bilinen İsrail’in Türkiye’nin güvenliği ve bölgesel çıkarları doğrultusunda meseleye müdahil edilmesini beraberinde getirebilir. Netanyahu bu gerçeklerin farkında olduğu için, özellikle Suriye meselesi bağlamında Ankara’nın Tel Aviv’e ihtiyaç duyacağını düşünmektedir.

 

Türkiye’nin Ortadoğu stratejisi çerçevesinde en önemli partnerleri olarak görülen Mısır, Suudi Arabistan ve Katar’ın dış politika stratejileri anlamında yaşanan değişiklik de orta vadede Türkiye’nin İsrail’e olan bakışını değiştirebilir. Mısır’da, iktidardan uzaklaştırılan Müslüman Kardeşler’in aynı zamanda yasadışı ilan edilmesi, Mursi ile kurduğu siyasal işbirliği üzerinden bölgeyi şekillendirmeyi hedefleyen Türkiye’yi zor bir duruma sokmuştur. Aynı şekilde Arap Baharı sürecinde bölgesel gücü/etkinliği artmış olan Katar’ın başta Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere diğer Ortadoğu güçleri tarafından baskılanması bölgede Türkiye’yi yalnızlaştırmıştır. Mısır’daki tutumu nedeniyle Suudi Arabistan ile de arası bozulan Türkiye, yeni duruma uyum sağlayabilmek ve yalnız kalmamak için İsrail ile ilişkilerini geliştirmek isteyebilir.

 

İran’a dair değişme emareleri gösteren bölgesel algı da Türkiye ile İsrail’i yakınlaştırabilir. Nitekim nükleer müzakerelerin başarılı olması ve İran’ın ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerle arasını düzeltmesi, Şiiler üzerindeki toplumsal/siyasal etkinliği bilinen ve bu bağlamda Irak, Suriye, Lübnan gibi ülkelerdeki dengeleri değiştirebilecek bir güç ve aynı zamanda enerji zengini bir ülke olan İran’ı bölgesel lider rolüne yükseltebilir. Bu durum en çok da Türkiye’yi olumsuz etkileyecektir. Zira İran’ın yükselişine paralel olarak, elinde bu ülkenin kullanabileceği etkinlikte bir kart bulunmayan Türkiye’nin önemi azalabilir. Böyle bir durumda, Türkiye, İran’dan her daim tehdit algılayan ve başta ABD olmak üzere Batılı aktörlerin bu ülkeye fazla taviz verdiğini sürekli olarak ifade eden İsrail’e daha yakın bir pozisyonu içselleştirebilir.

 

Türkiye’nin İsrail’e yakınlaşmasını beraberinde getirecek bir diğer unsur ise, önümüzdeki yıl “sözde soykırım” iddialarının 100. yılı olması hasebiyle özellikle ABD Kongresi’ne sunulması muhtemel olan bir soykırım yasa teklifine karşı ABD’deki Yahudi Lobisi ve dolayısıyla İsrail’in desteğine olan ihtiyacın bir kez daha açığa çıkacak olmasıdır. Hatta benzer bir destek başta Fransa olmak üzere Avrupa’da ve hatta İsrail’in kendi meclisi özelinde dahi bir ihtiyaç olarak belirecektir.

 

Tüm bu faktörlerin farkında olan Benjamin Netanyahu, Türkiye’nin seçim atmosferine girdiği 2014 ve 2015 yılları içerisinde yaşanabilecek bir iktidar değişimi ihtimalini de hesaba katmaktadır. Böyle bir durumda da yeni hükümet ile yeni bir sayfa açma ihtimalinin olabileceğini de hesaba katmaktadır. Ancak iktidar değişmese bile, Netanyahu, yukarıdaki faktörlerden dolayı Türkiye’nin İsrail’e yönelik stratejisinin değişikliğe uğrayacağını düşünmektedir” olarak değerlendirdi.