İsrail, Filistin'in İsrail bankalarında toplanan vergi gelirlerini ve Filistinlilerin hesaplarını dondurdu. İsrail hesapları dondurmasının yanı sıra, Gazze'deki gaz üretim tesisinin inşaatını da durdurdu. İsrail'in, Filistin yönetiminin Birleşmiş Milletler’in aralarında Cenevre Sözleşmesi’nin de bulunduğu 15 sözleşmeyi imzalama kararının ardından ekonomik yardımları dondurduğu belirtildi. İsrail’in yaptırım kararlarının Filistinli yetkililere tebliğ edildiği bildiriliyor. İsrail bankalarında, Filistin için aylık ortalama 80 milyon Euro toplanıyor. Bu toplanan para Filistin devletinin giderlerinin üçte ikisini karşıladığı belirtiliyor.

 

İsrail'in Filistin'in İsrail bankalarında toplanan vergi gelirlerini ve Filistinlilerin hesaplarını dondurmasını bölgedeki dengeler açısından Giresun Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“İsrail’in bu manevrası son günlerde Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Gazze’yi kontrolü altında tutan Hamas’ın, Mısır’daki müttefiki Müslüman Kardeşler yönetiminin devrilmesi İsrail’in elini rahatlatan birincil unsur olmuştur. Nitekim Mısır’da iktidarı ele geçiren ve Sisi’nin liderliğini yaptığı askeri yönetim, Müslüman Kardeşler’in aksine İsrail ile iyi geçinmekten yanadır ve Hamas’a olan ekonomik, lojistik ve siyasal desteği kesmiştir. Böylece Hamas, Arap Baharı sonrası çok iyi ilişkiler içerisinde olduğu Mısır’ın desteğini yitirmiştir. Hamas’ın Arap dünyasındaki bir diğer önemli destekçisi olan Katar ise, Mısır’daki askeri yönetime karşı olan tutumu nedeniyle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile sorun yaşamaya başlayıp, ABD tarafından da uyarılınca çok daha dikkatli hareket etmeye başlamış ve Hamas’a olan desteğini de çok daha düşük bir perdeden dillendirmeye başlamıştır. Arap Baharı sonrası Hamas’ın en önemli müttefiklerinden biri haline gelen Katar’daki bu tutum değişikliğini fark eden İsrail elinin güçlendiğini hissetmektedir. Diğer önemli hususlar ise Türkiye-İsrail İlişkileri’nin yeniden gelişim göstereceğine dair bir havanın oluşması (MOSSAD eski başkan yardımcısı ve Netanyahu’nun danışmanının Türkiye ziyareti, Mavi Marmara konusunda varılan uzlaşı, artan ticaret hacmi, vb.), Türkiye’nin Suriye özelinde yaşanan gelişmeler neticesinde bölge politikasını yeniden değerlendirmeye alması ve Arap Baharı sonrası oluşan Türkiye-Mısır-Katar bloğunun fiilen dağılmış olmasıdır.

 

Bölge özelinde farklılaşan konjonktür bağlamında Hamas müttefiklerinden gelen desteğin azalması, bu örgütü İran ile yeniden müttefiklik ilişkileri kurmaya itmiştir. Nitekim geçtiğimiz günlerde gerek Hamas, gerekse de İran kanadından gelen açıklamalar, Arap Baharı öncesi Ortadoğu’ya dair en önemli gerçekliklerden biri olan İran-Hamas bağlantısının yeniden kurulmaya çalışıldığını göstermektedir. Yani İran; Suriye, Irak ve Lübnan’ın ardından Filistin meselesi özelinde de bölgesel gücünü/etkinliğini ispat etmeye çalışmaktadır. Hamas-İran bağlantısının yeniden kurulması İsrail’in güvenlik kaygılarını tetiklediği için, İsrail, para silahını kullanarak El Fetih ile Hamas’ı çatışmanın eşiğine getirmek ve böylece Filistinlilerin bölünmüş durumdaki siyasal iradesini daha da etkisizleştirmek istemektedir. Yani Hamas’ın İran ile kurduğu müttefiklik ilişkisi bağlamında artacak olan gücünü/etkinliğini, El Fetih’in ekonomik nedenlerden dolayı Hamas’a yönlendireceği tepki ile bastırmak ve Filistin’i bir iç çatışmaya sürükleyerek kendisine yönelik saldırıları önleyebilmek, İsrail’in temel hedefi olarak görülebilir. İsrail’in bu politikası, aynı zamanda, Filistin üzerinden İran’a verilmiş bir mesaj olarak da okunabilir. İran’ın Hamas üzerinden attığı adıma, İsrail, El-Fetih’i rahatsız edecek bir eylemle karşılık vermiş ve El Fetih ile Hamas’ı çatışmaya sürükleyebilecek bu hamle üzerinden İran’ın Filistin özelindeki etkinliğinin ancak belirli sınırlar içerisinde etkili olabileceğini göstermek istemiştir” olarak değerlendirdi.