İsrail ve Gazze şeridi arasındaki gerginlik geçtiğimiz hafta artmış, iki taraf arasında sıcak çatışmalar yaşanmıştır. Gazze tarafından gelen misillemeye sert şekilde cevap veren İsrail, hava araçlarıyla ateş açmış, İsrail’in 3 İslami Cihat Örgütü’ne bağlı Kudüs Serriyeleri isimli askeri kanadın 3 üyesini öldürmesiyle tırmanmış ve sık sık yaşanan çatışmalara böylece bir yenisi eklenmiştir. 11 Mart tarihinde başlayan çatışmalar 2012 Kasım’ındaki 197 kişinin hayatını kaybettiği Bulut Operasyonu sonra en fazla kaybın yaşandığı çatışmalar olması bakımından üzerinde durulmalıdır.

 

Yaşanan çatışmalara bakıldığında, İsrail tarafının hava araçlarından atılan füzeler yoluyla Gazze’ye saldırılar düzenlediği, bunun karşılığında ise HAMAS yönetimindeki Gazze’den İsrail tarafında bulunan Sderot ve Aşkelon gibi yerleşim yerlerine roket atılmıştır. İsrail, “terör yuvalarını” hedef aldığını belirterek, saldırılarına bir meşruiyet kazandırmaya çalışmaktadır. Gazze’den atılan roketlere göre tahrip gücü ve öldürücü özelliği fazla olan füzelerle verilen karşılık son derece ağır bir tepki olduğu bu noktada ayrıca belirtilmelidir. Bunun yanında, İsrail tarafından Gazze’ye açılan sınır kapılarının kapatılacağının duyurulması, gıda ve inşaat malzemelerinin geçişlerine engel konulacağının duyurulması sonucunda zaten 2006 yılından beri abluka altında, büyük imkansızlıklar içerisinde hayatını devam ettirmeye çalışan Gazze halkının yaşamını bir kat daha zorlaştırmıştır.

 

Artan Ambargo ve Mağdur Sivil Halk

 

Gazze’de yaşanan gelişmelere bakıldığında, halkın temel ihtiyaç maddelerine erişimde bile büyük sıkıntılar yaşandığı görülmektedir. Mısır ile Refah Sınır Kapısı’nın 3 Temmuz 2013 tarihinde gerçekleşen askeri darbe sonrası kapatılmasının ardından yaşanan süreçte Mısır ile Gazze arasında ulaşım ve ticaretin sağlandığı tünellerin de ulusal güvenlik gerekçesiyle kapatılması, Gazze’yi bölgeden daha da izole hale getirmiştir. Bu gelişmeler yaşanırken diğer yandan, Mısır Ordusu’nun altından tünel geçmesi sebebiyle birçok evi patlatması neticesinde Gazze’de de hasarlar meydana gelmiştir. İsrail ve Mısır arasındaki durum çeşitli sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasını da olumsuz etkilemektedir. Gazze'deki Filistin Hükümeti Sağlık Bakanı Mufid el-Muhallelati, Mısır’ın Refah Sınır Kapısı’nı kapatmasından dolayı temel ilaç ve tıbbi malzeme stokunun yüzde 30'unun tükendiğini belirtmiştir.[1]

 

Ambargo kararından sonra Beyt Hanun Sınır Kapısı, genellikle yabancı ülke pasaportu olan insanların geçişi için kullanılmaktayken Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’ndan Gazze’de yaşayanların hayatını devam ettirmeleri için ticari akış kısıtlı seviyede devam ettirilmekteydi. Çatışmalar nedeniyle Gazze’nin tek ticari sınır kapısı olan Kerem Ebu Salim’in kapatılması da büyük problemler doğurmuştur. Gazze’de problemli olan elektrik arzı, Ebu Salim sınır kapısından elektrik santrallerine giden akaryakıt transferinde engellemeler yaşanmasından dolayı 15 Mart 2014 tarihinde tamamen kesilmiştir. Sonra kapı tekrar açılsa, bir kapının kapanmasıyla elektriğin kesilmesi bile Gazze’deki yaşamın bıçak sırtında devam ettiğini göstermesi bakımından önemlidir.

 

İlaç ve elektriğin yanında, Gazze Şeridi'nde yeraltı su kaynaklarının yüzde 90'ı kullanılamaz haldedir. Yeterli arıtma tesisi bulunmaması ve çeşmelerden akan sudaki tuz oranının da giderek artması tarımı adeta lükse dönüştürmüştür.[2] Görüldüğü gibi, Gazze ve İsrail arasında yaşanan bu gelişmeler ve bölge ülkelerin tutumunda asıl kaybeden Gazze’de yaşayan sivil halktır. Sosyal yaşamda görülen zorlukların yanı sıra Filistin’in siyasi olarak da zor bir dönemden geçtiği belirtilmektedir.

 

Filistin’in Durumu, Uluslararası Aktörler ve Barış Görüşmeleri

 

Orta Doğu’nun karışık denklemine bakıldığında, son dönemdeki konjonktür, Filistin’in aleyhine sürmektedir. Mısır’da siyasetinde yaşanan sarsıntılı süreç bir yandan Filistin’i de olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Türkiye ise 2010 ve öncesinde Gazze’ye karşı gösterdiği hassasiyeti, gündem yaklaşan 30 Mart yerel seçimlerine kilitlendiğinden dolayı son çatışmalarda göstermemiştir. İran, HAMAS’a yakın bir görüntü çizmekte ve bundan dolayı İsrail ile en fazla sorun yaşayan ülkelerin başında gelmektedir.

 

Çatışmaların yaşandığı an, İsrail’de olan İngiltere Başbakanı David Cameron, Gazze’den İsrail’e atılan füzelerin son derece ciddi bir saldırı olduğuna dikkat çekerek, İngiltere’nin İsrail’in yanında olacağını belirtmiştir. ABD’den yapılan açıklamada ise, Gazze’de yapılan saldırıların “terörist” saldırılar olduğunun altı çizilerek, ABD’nin İsrail’in yanında yer alacağı söylenmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki tarafından yazılı olarak yapılan açıklamada İsrail’in sert karşılıkları kendisi savunma olarak yorumlanmış ve İsrail tarafından Gazze’de girişilen saldırılar “meşru müdafaa” içerisinde değerlendirilmiştir.

 

Bunun yanında, bazı bölgesel gelişmelerden de anlaşıldığı kadarıyla devam eden barış görüşmelerinin aksine bir tutum benimsenerek, İsrail tarafından gerginlik artırılmak istenmektedir.

 

2013 sonunda İsrail – Filistin görüşmelerinin başlamasıyla, Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu’da Suriye’den ziyade Filistin konusundaki barış görüşmelerini ön plana çıkarmıştır. Bu bağlamda, Dışişleri Bakanı John Kerry, iki tarafın liderleriyle görüşmelerini sıklaştırdığı gibi Ürdün, Mısır gibi ülkelerle de temasa geçerek nihai bir barışın sağlanması için çalışmalarına devam etmektedir. Ne var ki, şu ana ortaya detayları belirlenmiş bir eylem planı çıkmamıştır. Barışın hangi sınırlara göre yapılacağı da net değildir. İsrail ordusunun Batı Şeria'dan çekilmesi konusunda uyarıda bulunan İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon, "Bu, İsrail sınırında "Hamasistan'ın" kurulması sonucunu doğurur. Aynı zamanda tıpkı Gazze'de olduğu gibi Selefi grupların güçlenmesine sebep olur" diye konuşmuştur.[3]

 

İki Farklı “Özür”

 

Son dönemde ayrıca İsrail, Gazze’deki saldırılara devam ederken, Ürdün’den özür dilemiştir. Türkiye’nin de yabancı olmadığı, özür konusu hakkında da kısaca söz etmek gerekmektedir. İsrail’in Ürdün’den dilediği özre bakıldığında, Türkiye ile özür dileme yöntemi arasında büyük farkların bulunduğu görülmektedir. İsrail askerlerinin, Raed Zueter isimli Ürdünlü bir yargıcın öldürmesinden sonra gelişen süreçte 24 saat içerisinde özür dilenmiştir. Türkiye ile İsrail arasında daha önce de kaleme aldığımız Mavi Marmara konusunun özür boyutu bu bağlamda İsrail’in diğer ülkelerle olan ilişkilerinde daha farklı gelişmiştir. Türkiye’den açıklama olmadan telefonla dilenen özrün Ürdün ile nasıl gerçekleştiği konusuna bir parantez açıp bakmakta fayda vardır.

 

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun makamından olayın üzerinden 24 sat geçmeden bir resmi özür açıklaması yayınlanmış, Ürdün hükümeti ve halkına taziye mesajı gönderilmiş ve Ürdünlülere ilk araştırma raporu sunulmuş ve iki ülkeden kişilerin katılımıyla olayı araştırmak üzere bir ekip kurulacağı duyurulmuştur.[4] Türkiye’den dilenen özür ise herhangi bir açıklama yapılmaksın ABD Başkanı Barak Obama’nın ziyaretinden sonra gerçekleşmiştir. İsrail ile Ürdün ve Türkiye arasındaki ilişkilerin farklı dinamiklerinin olduğu ve öte yandan yaşanan olayların da aynı olmadığı aşikardır. Bu durum uluslararası alanda resmi bağlamda özrün nasıl dilenmesi göstermesi bakımından önemlidir. Türkiye ve Ürdün’e gösterilen davranışlar arasındaki farklılıklar da böylece daha net şekilde görülmüştür.

 

Değerlendirme

 

İsrail ile Filistin arasında ABD’nin arabuluculuğu ile devam ettirilen görüşmelerin yanı sıra, İsrail’in sert tepkileri süreçle tamamen zıttır. Bir yandan, İsrail’in bir “Yahudi devleti” olarak tanınmasına ilişkin baskısı ve İsrail’in yerleşim yerlerinin inşasına devam etmesi gibi konular Batı tarafından da tam olarak kabul görmezken bu Batı’nın İsrail tarafında olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. İsrail’in kuruluşundan beri küresel güçlerin yanında yer alması ve uzlaşmadan uzak olan tutumu, İsrail’in sorumsuz politikalarıyla de birleşince Gazze’de yaşayan Müslümanların yaşamı her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.

 

Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler’in bölgeye olan hassasiyet daha da artmalıdır. Son dönemdeki gelişmelere bakıldığında, yardım kuruluşlarının görevini tam olarak yapması konusundaki aksaklıkları göstermiştir. Gazzeliler, bölgenin içinde bulunduğu zor şartlar dikkate alınarak, Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) tarafından Filistinli mültecilere yapılan yardımların kesintiye uğramadan devam etmesi için gösteri yapmıştır.[5] Öte yandan, Ürdün ve İsrail arasında gerçekleşen özür ile Türkiye’ye dilenen özür arasındaki farklar da görülmelidir. Dolayısıyla, Türkiye ile İsrail arasında gerçekleşen özür dileme olayının Ürdün ile karşılaştırıldığında daha az “resmi” bir özür dileme olduğu görülmelidir.

 

Devam eden barış görüşmelerin İsrail ile Filistin arasında sıklıkla görülen bu çatışmalar sebebiyle biteceği şu anda ihtimaller dahilinde değildir. İki ülke arasındaki sınır kapısı İsrail tarafından kademeli olarak 16 Mart 2014 tarihinde açılmış ve gerilim iki taraf arasında çok fazla artırılmamıştır. İsrail silahlar üzerinden dozu artırmak yerine belli bir yerden sonra ambargonun seviyesini yükselterek Gazze Şeridi’ni zorda bırakmak istemiştir. Esas sorun, İsrail tarafından aşırı ağır bir şekilde tepki gösterilmesi ve bu çatışmaların uluslararası camiada ses getirmemesidir. İsrail’in hesap vermemeye dayalı politikaları, sorumsuz bir şekilde davranması neden olmakta ve bu da durumun vahameti artırmaktadır. Ne var ki, bu durumda da dikkatli olunması gereken başka bir nokta vardır, Türkiye açısından dış politika yeni Mavi Marmara vakalarının yaşanmaması adına getirileriyle götürüleri dikkatli bir şekilde hesaba katılarak şekillendirilmelidir. Filistin tarafında HAMAS ya da Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) tercihinden ziyade mazlum Filistin halkının geleceği için kapsayıcı politikalar benimsenmelidir.

 


[1] Gazze’de İlaç Krizi, http://www.aa.com.tr/tr/dunya/301774–gazzede-ilac-krizi, Erişim Tarihi: 17 Mart 2014.

[2] Gazze'de Su Krizi, http://www.dw.de/gazzede-su-krizi/a-17488527, Erişim Tarihi: 16 Mart 2014.

[3] İsrail, Batı Şeria'dan Selefilerin Güçlenmemesi İçin Çekilmiyormuş, http://www.dunyabulteni.net/haberler/292511/israil-bati-seriadan-selefilerin-guclenmemesi-icin-cekilmiyormus, Erişim Tarihi: 16 Mart 2014.

[4] Israel's Apology For An All-Too-Common-Death: It's Different When It's Jordan, http://www.haaretz.com/news/middle-east/.premium-1.579251, Erişim Tarihi: 16 Mart 2014.

[5] Gazze'de BM Yardım Kuruluşuna Protesto, http://www.dunyabulteni.net/dunya/292521/gazzede-bm-yardim-kurulusuna-protesto, Erişim Tarihi: 17 Mart 2014.