Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Barack Obama’nın Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı aktif bir mücadele başlatılmasının gerekli olduğunu ve bu çerçevede Türkiye’nin de içerisinde olduğu bölge ülkelerine de büyük görev düştüğünü belirttiği açıklamasından sonra dikkatler IŞİD’e karşı mücadelenin nasıl yapılacağına ve Türkiye’nin tavrına çevrilmiştir. Daha sonra Obama bir başka açıklamayla, 2014 yılının 11 Eylül gününde IŞİD’e karşı savaş ilan etmiştir.

 

Obama’nın bu açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla, IŞİD’e yönelik bir hava operasyonuna ABD havadan katılacak ve bölgede özellikle Irak merkezi hükümeti ve kuzeydeki peşmergeye silahlı destek sağlanacaktır. IŞİD’i bitirecek formülün bir diğer parçası olarak Obama, finans kaynaklarının bitirilmesini işaret etmiştir. İnsani yardım boyutunu da dillendiren Obama bölgedeki Sünni kesimlerin IŞİD’e verdiği desteğin kesilmesi gerektiğini kastetmiştir.

 

Son olarak Avustralya'nın da Irak – Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüne karşı yürütülecek olan mücadeleye destek vereceğini açıklayıp ortak bildiriyi imzalamasıyla ABD'nin öncülük ettiği koalisyona katılan ülke sayısı 40'a yaklaşmıştır.[1]

 

Obama Politikası Değişiyor Mu?

 

Obama’nın seçim döneminde propagandasının en önemli ayaklarından birisini oluşturan ABD askerlerinin savaş bölgelerinden çekilmesi üzerine kurulmuştur. Irak’ta bunu yapan ABD’nin tekrar bölgeye dönmesi, Obama’nın politikasının ana hatlarında bir değişikliğe işaret etmemektedir. Çünkü, bu arada asıl kara savaşı yerel güçler üzerine kurulacak, ABD sadece yukarıdan bombalayacaktır. Bu durum, ABD askerlerinin Irak Savaşı’nda olduğu gibi ölmesine de neden olmayacak Obama’yı iç politikada zorlamayacaktır. Operasyon kararı, Obama’nın Bush’un tersine müdahaleci olmayan tavrında bir değişikliğin izlerini taşısa da bunun şimdi bozulduğunu söylemek güçtür. Çok geri gitmeden NATO çerçevesinde Libya’ya düzenlenen hava harekatı Obama dış politikasında müdahaleci havayı yansıtmıştır. Obama’nın önceki dönemlerden farkı ABD’yi sorunlu alanlara tek başına değil bir ittifakla ve karadan değil hava yoluyla kayıp vermeden sokması olmuştur.

 

Yine, Obama’nın konuşmasında işaret ettiği başka bir nokta iç politikada kendisini rahatlatmak için “ABD’nin liderliği” konusu olmuştur. Bu operasyonda liderlik yapacak bir ABD’nin, küresel liderliğini de pekiştireceğini vurgulayan Obama, ABD vatandaşlarının bundan memnuniyet duyacağını belirtmiştir. Böyle, vatandaşından bir yandan rıza alırken öte yandan da bir güç gösterisinin kapısını açmıştır.

 

Türkiye’nin Durumu

 

Türkiye’nin olayların neresinde olduğuna bakıldığında flu bir görüntü ile karşılaşılmaktadır. IŞİD’in elinde, resmi açıklamalara göre 49 diplomatımız olduğundan dolayı Türkiye Cidde’de yapılan toplantıda IŞİD’e karşı yapılacak olan uluslararası operasyonda askeri anlamda aktif olarak yer almayacağını beyan etmiştir. Türkiye, bir bakıma lojistik bir üs, istihbari bir ortak ve insani yardım merkezi olarak operasyon bünyesinde yer almak istemektedir. Kerry’nin mesajlarına bakıldığında ise ABD Dışişleri Bakanı, 1,3 milyon civarındaki mülteciye kapılarını açması sebebiyle Türkiye’nin cömertliğine minnettar olduğunu belirtmiştir.[2] Böylece Kerry, IŞİD’e karşı kurulmuş olan koalisyonun diğer ortaklarına Türkiye’nin askeri olarak savaşın içerisinde yer almamasına rağmen büyük bir yük omuzladığı mesajını vermeye çalışmıştır.

 

Türkiye’nin özellikle Suriye’deki muhaliflere verilen destek sebebiyle sınırlarından geçişlerinin hem daha kontrolsüz hem de zaman zaman daha rahat bir hal aldığı birçok kesim tarafından dile getirilen bir husustur. Türkiye’nin IŞİD’e karşı mücadele sürecinde bir sorumluluğu da terör örgütünü frenlemek için kapılardaki kontrolü artıracağı şeklinde karşımıza çıkmıştır.  

 

Diğer yandan, Türkiye içerisinden bulunan IŞİD’in hücre evleri büyük bir problem kaynağı olabilecektir. Bunu sadece sınır güvenliği olarak değil, iç güvenlik olarak da ele almak gerekir. Belki de IŞİD’in en çok uyuyan hücresi Türkiye’dedir. Bu nedenle her an bu hücrelerin harekete geçirilmesi tehlikesi ve tehdidi mevcuttur.[3]

 

Silahların Geleceği

 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, IŞİD’e yapılacak operasyonda silahların PKK’nın eline geçmemesi gerektiği şeklindeki yorumuyla tehlikeye dikkat çekmiştir. Bu denli karışık bir coğrafyada silah trafiğinin ne şekilde olacağını öngörmek ise olası değildir. Önceki örnekler ise, durumun çok iç açıcı olmadığını göstermektedir. Örneğin Suriye’deki iç çatışma sürerken 2012 yılında üst düzey bir Amerikan görevlisi, CIA ajanlarının haftalardır silahların El Kaide bağlantılı teröristlere ve diğer terör gruplarına geçmemesi için Türkiye’nin güneyinde bulunduğunu belirtmiştir.[4] Davutoğlu da yine benzer şekilde "Amerika'nın Irak'a bıraktığı en sofistike silahlar IŞİD'in eline geçti. Yapılması gereken derhal bu tür tehditlere karşı ortak bir tutum sergilemek"[5] demiştir. Böyle bir ortamda, ilerleyen dönemde silahların hem kimin eline geçeceği hem de bu silahların kime doğrulacağı konusunda Türkiye’deki yetkili mercilerin son derece etraflıca düşünmesi gerekmektedir. Bütün bunların yanında Irak ve Suriye’deki yerel güçlerin zayıflığı noktasında hem operasyonda kullanılacak silahlardan nemalanmak isteyen hem de operasyon sürecinde nüfuz artırmak isteyen PKK-PYD-YPG üçgenini kontrol altında tutmak gerekmektedir. Silahların geleceği, şüphesiz ki, bölgenin geleceğini de en net şekilde etkileyen durumlardan birisi olacaktır.

 

Bölgenin Geleceği

 

Irak ve Suriye’de yapılacak bir hava operasyonu IŞİD’i tam olarak bitirmeyecektir. Terör gruplarına karşı sadece düzenlenecek hava operasyonuyla başarılı olunmayacağı zaten bölgede PKK örneğiyle son derece iyi bilinmektedir. Kara operasyonunun bölge güçleriyle etkin bir şekilde yapılması noktasında birçok problem mevcuttur. Peşmerge beklenen direnci gösterememiş, Irak askerleri de IŞİD gelir gelmez kaçmıştır. Suriye’de Esad rejimi, Batı koalisyonu tarafından açık tehdit olarak görülürken bu süreçte Türkiye, anahtar konumu arz eden bir ülke halini almış, İran ve ABD mecburi bir şekilde IŞİD’e karşı yan yana gelmiştir. Ne var ki, İran ve ABD’nin koordineli olarak çalışması söz konusu olmadığından rehineler nedeniyle bir yerde eli konu bağlı olan Türkiye’nin önemi artmıştır. Türkiye’nin NATO’nun en büyük ikinci ordusu olması, Irak ve Suriye ile paylaştığı 1200 km sınırı bulunması gibi noktalar değerlendirildiğinde Türkiye’nin diğer birçok ülke gibi sembolik öneme sahip olmadığı daha da net anlaşılacaktır. IŞİD’e karşı mücadele verilirken Esad’a güç kazandırılmaması ince bir çizgiyi oluştururken öte yandan da IŞİD’in Esad muhaliflerine de saldırı düzenlediği düşünüldüğünde Esad’ın bu operasyonla Batı ile pazarlıkta elinin güçleneceği görülmektedir. Bütün bunların çerçevesinden bakıldığında, Amerikan makamları Türkiye’nin operasyona dahil olmayacağını kestirse de ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin son ziyaretini biraz da “ikna turu” olarak görmek gerekmektedir.

 

Batı’nın Düşünceleri

 

Türkiye dışında İngiltere ve Almanya’nın da operasyon noktasında aktif olmayacağı görünmektedir. IŞİD elindeki İngiliz rehineler bulunması, Türkiye’ye benzer olarak İngiltere’yi dışarıda tutan etmenlerden biri olarak düşünülebilir. Nitekim, 14 Eylül tarihinde IŞİD, İngiliz David Haines’in kafasının kesildiği görüntüleri yayınlamıştır.[6] Videoda ayrıca İngiliz Hükümeti’nin IŞİD’e karşı koalisyona katılma kararı sebebiyle Haines’in ölümünden sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu durum, IŞİD’in rehine hamlelerinin ülkelerin ellerini kollarını bağlama stratejisi olarak kullanıldığını da göstermektedir.  

 

Öte yandan bu iki ülke de hava operasyonunda aktif olarak yer almasa da İngiliz uçakları Eylül ayı başında 9 ton cephane ulaştırmıştır. Yine 10 Eylül tarihinde İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon, Kuzey Irak'taki Kürt Bölgesel Yönetimi'nin silahlı gücü peşmergeye 2.6 milyon değerinde ağır silah ve mühimmat göndereceklerini söylemiştir.[7] Almanya da İngiltere’ye benzer şekilde Kürtlere silah yardımında bulunacağını belirtmiştir. AB’nin önemli bir diğer ülkesi Fransa ise bu iki ülkeye nazaran daha istekli davranmış ve 2003 Irak İşgali’ndeki Tony Blair’li İngiltere’nin rolünü oynamıştır. Rusya ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin operasyonda devre dışı bırakılmasını eleştirmektedir.

 

Değerlendirme

 

İlk olarak, ABD Başkanı Obama’nın IŞİD’in bitirileceği şeklindeki açıklaması düşünüldüğünde IŞİD’in ayakta kaldığı bu denli geniş bir operasyon sonucu bir başarısızlık olarak görülecektir. Öte yandan Türkmenlerle alakalı geliştirilmiş herhangi bir strateji hiç kimse tarafından açıklanmamıştır. Kısa vadede PKK’nın Türkmenleri koruduğu imajı yaratılsa da Batı’nın silah desteğini alan peşmerge baskısını silahsız Türkmenler üzerinde orta vadede daha fazla hissedecek ve uzun vadede silahsız olan Türkmenler için daha büyük sıkıntılarla dolu bir süreç başlayacaktır.

 

IŞİD, ilerleyen süreçte kendisine yapılan saldırılardan bunaldığı zaman, Türkiye’nin üslerini kullandırdığı olası bir durumda Türkiye’yi de koalisyonda kendileriyle askeri bağlamda çatışan ülkelerden farklı görmeyecek, rehine diplomatlarımızı bir koz olarak kullanma ihtimalini doğuracaktır. Dolayısıyla, İncirlik’in durumu son derece kritiktir ve iyi hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, Türkiye’nin bir oldubittiyle savaşa dahil edilmesine dikkat edilmelidir.

 

Kerry’nin ziyareti, genel anlamda operasyondaki ayrıntıları belirlemek ve Türkiye’nin rollerini saptamak için yapılmıştır. Şu anda operasyonda ikili işbirliğinin askeri alan dışında devam ettirilmesi konusunda perde önünde büyük sıkıntı yaşanmıyor gibi gözükse de Türkiye’nin tutumu ABD’yi memnun eden bir karar olmamıştır. Irak’taki Kürt bölgesiyle bu süreçte gelişen ilişkiler, gelecekte Kuzey Irak’ın Türkiye’ye alternatif bir müttefik olarak tanımlanabileceğinin sinyalleri de bazı uluslararası basın kuruluşları vasıtasıyla verilmeye başlanmıştır. Bu şekilde Türkiye üzerindeki baskı artırılmaya çalışılmıştır.

 


[1] IŞİD'e Karşı Koalisyona Katılan Ülkeler 40'a Yaklaştı, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/09/140914_isid_koalisyon.shtml, Erişim Tarihi: 14 Eylül 2014.

[2] Kerry: ‘Türkiye’nin Mülteciler Konusundaki Cömertliğine Minnettarız’, http://www.iha.com.tr/haber-kerry-turkiyenin-multeciler-konusundaki-comertligine-minnettariz-390618/, Erişim Tarihi: 14 Eylül 2014.

[3] TÜRKSAM Başkanı, MHP Iğdır Milletvekili Dr.Sinan OĞAN ile IŞİD Hakkında Röportaj, http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1179-turksam-baskani-mhp-igdir-milletvekili-dr-sinan-ogan-ile-isid-hakkinda-roportaj, Erişim Tarihi: 14 Eylül 2014.

[4] C.I.A. Said to Aid in Steering Arms to Syrian Opposition, http://www.nytimes.com/2012/06/21/world/middleeast/cia-said-to-aid-in-steering-arms-to-syrian-rebels.html?pagewanted=all&_r=0, Erişim Tarihi: 14 Eylül 2014.

[6] British Hostage David Haines Beheaded By Islamic State Terrorists, http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/syria/11094852/British-hostage-David-Haines-beheaded-by-Islamic-State-terrorists.html, Erişim Tarihi: 14 Eylül 2014.

[7] İngiltere'den Peşmerge'ye Silah, http://www.gazetevatan.com/ingiltere-den-pesmerge-ye-silah–676682-dunya/, Erişim Tarihi: 13 Eylül 2014.