Küreselleşen dünyamızın sağladığı kolaylık ve faydalar ulaşım ve haberleşme alanlarında büyük bir hızla ilerlemeye devam etmektedir. Bu bakımdan bilgi akışının ve iletişimde yaşanan hızın ne kadar baş döndürücü olduğu sosyal hayattan, ekonomiye, kültür ve siyasete birçok alanda insanlığı her geçen gün şaşırtmaya devam etmektedir. Bu gelişim, beraberinde değişimi getirmektedir. Özellikle de son dönemlerde Suriye ve Irak’ta esen Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) teröründen sonra, terörizmin de değişimden etkilendiği ortaya çıkmaktadır. Terörizmin Ortadoğu’da yaşanan çatışmalarda bazı noktalarda farklı cereyan etmesi bu bakımdan dikkat çekici bir husus olmaktadır. Bu çalışma, Ortadoğu’da yaşanan son dönemdeki gelişmeler neticesinde ve özellikle IŞİD örneği ile “alışıldık” İslami cihatçı (radikal) terörizm anlayışının ve uygulamaların değişimi üzerine yapılmıştır.

 

11 Eylül tarihinden sonra özellikle Batı’da ulusal ve uluslararası anlamda tedbirlerin en üst seviyelere çıkarılması, terörizmle mücadelede etkin bir silah olarak kullanıldığı iddia edilebilecektir. Dolayısıyla, radikal İslamcı teröristlerin genel olarak, Batı’dan ziyade bu aktivitelerin görece daha rahat yapılabileceği (terörizmle mücadele ve kural ihlallerinde daha esnek olan olarak da tanımlanabilir) ülkelere yönelimi artmıştır. Terörist aktivitelerin çatışma bölgelerine taşınmasındaki başka bir neden ise Batı’daki saldırı ve eylemlerin öldürülme, kısa sürede yakalanma ve uzun süre cezalandırılma gibi kısa sürede neticelenmesidir. Terör gruplarının intihardan ziyade mücadele edebileceği çatışma bölgelerindeki karmaşadan yararlanılması ve bunun bir ileriki safhaya taşınarak- IŞİD örneğinde devlet kurma gibi- uzun vadeli olduğu düşünülen ideaların daha cazip gelmesidir. Bu bakımdan, daha uzun süre aktiflik sağlama olanağının yanında intihardan daha öte savaşarak şehit olmak radikalleri teşvik eden başka bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu da Müslümanlar arasında daha geniş kitlelerin dikkatinin çekilmesinde oldukça etkin olmaktadır. Bu algı da katılımların teşviki konusunda IŞİD militanı sosyal medya kullanıcıları tarafından da sıklıkla kullanılan bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Buna ek olarak, çatışma bölgelerine ulaşma konusunda giderek daha kapsamlı kontroller yapılıyor olsa da zorluk yaşanmadığı ortadadır. IŞİD’e yabancı “savaşçı” katılımlarının sadece Avrupa’dan 2000lere ulaşması bu tezi kanıtlar niteliktedir.[1] Sosyal medyada yer alan detaylı bilgi ve yönlendirmeler sayesinde IŞİD’e katılma süreci ayrıca kolaylaşmaktadır. İnternet ağları ile hem propaganda yapılırken hem de IŞİD’e katılmak isteyenlere destek ve yardım sağlanmaktadır. Avrupa’nın daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz bir takım önlemler alması bu bakımdan yeterli olmamaktadır.[2] Zira IŞİD’in kurma hedefinde olduğu devlet için sadece “savaşçı” değil, mühendis, öğretmen, doktor gibi birçok alanda kalifiye olmuş insanlara ihtiyaç duyduğu çağrısı bu bakımdan dikkatle incelenmelidir. Bu çağrıların IŞİD sempatizanlarını cesaretlendirmesi ve söz konusu kalifiye kişilerin çatışma bölgesine ulaşmada daha az sorun yaşayacakları dikkate alındığında, IŞİD’e katılım konusunda devletlerin sorun yaşamaya devam edecekleri öngörüsünde bulunmak mümkün olacaktır.

 

IŞİD’in radikal İslamcıların desteğini kazanmasının ve bunun duymaya alıştığımız terörist aktivitelerden farklı olması şeklinde yorumlanmasına neden olan başka bir etmen de çatışmaların medya ve IŞİD tarafından “savaş” olarak adlandırılmasının payı oldukça büyüktür. Eskiden özellikle yabancı basında sıklıkla duyduğumuz “radikal İslamcı terörist” kavramının yerini şimdilerde “yabancı savaşçılar” almaktadır. Bu da sorunu, Batı’dan ziyade Müslüman ülkelerin sorumluluğundaymış gibi gösteren bir tanımlama olarak algılanmaktadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken esas husus ise, Suriye’de veya Irak’ta çatışanların medya aracılığıyla kasıtlı ya da kasıtsız olarak “savaşçı” olarak tanımlanıyor olmasıdır. Terörizmin en sık kullanılan yöntemi olan “saldırıların” yerini alan “savaş” söyleminin bu bakımdan dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Bu söylemler ise tarafların kendi propagandalarını yaparken ellerini güçlendiren bir unsur olarak görev yapmaktadır. Özellikle IŞİD militanlarının sosyal medya hesaplarında sıklıkla bu söylemle “savaşçılara” çağırıda bulunulması dikkat çekmektedir. Dolayısıyla, terörün esas amacı olan propaganda gibi kozların zayıflatılmasında onlara “terör örgütü, terörist” denmesinin önemi büyüktür. Zira IŞİD örneğinde olduğu gibi “savaş ve savaşçı” kullanımlarının, terörizmin tanımına uygun olmadığı ortadadır.

 

Bunların yanı sıra IŞİD’in terörizme kattığı başka bir tanım da “cihat gelinleri” olmuştur. Erkek IŞİD militanlarının yoğun bir şekilde evlenme teklifi aldıkları gibi bazı haberler defalarca basına yansımış ve son zamanlarda Batı’da gerçekleşen evden kaçma vakaları ile kamuoyunun dikkatini çekerek endişe verici bir hal almıştır. Başlangıçta IŞİD militanları ile evlenmek istemiyle IŞİD’e katılan kadınları tasvir eden bu tanım, kadınların savaşmak niyetiyle bölgeye rağbet etmesiyle de başka bir boyuta taşınmıştır. Kadın radikallerin şehit olmak için IŞİD’e katılmaları ve söz konusu durumun bu kadar gündeme gelmesi ise terörizmde yeni bir tehdidin daha; kadınların da radikalleşebileceğinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

 

IŞİD terörünün alışıldık kalıplardan çıktığı yönündeki değerlendirmelerin temel gerekçelerinden birisi de cihat yapma anlayışı ile Müslümanlara saldırılması ve devlet kurma ideasıdır. El Kaide gibi örgütlerde de görülen Müslümanlarla çatışma IŞİD örneğinde bir adım daha ileri gidip cihat yapma noktasına taşınmıştır. Bu bakımdan çatışmaları tanımlarken kullandıkları “savaş” tabiri alışılmış terörist saldırılarının dışına çıkmaktadır. Mezhepsel ayrılıklar savaş nedeni olarak görülmektedir. Bu noktada, Müslümanlara karşı açılan bu savaşın, Avrupa’da yapılan birkaç istisnai radikal İslamcı saldırı dışında şimdilik bölgenin dışında değil Müslüman coğrafyayı hedef alma eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir. Bu bakımdan direkt olarak savaşa dahil olmayan Batılı devletlerin IŞİD’e karşı Müslüman ülkelerden daha az tehlikede olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan kurmayı hedefledikleri devlet idealarında, tek bir mezhebin ve İslami kuralların hüküm süreceği “kusursuz” bir yapıda olması vardır. Bu gerekçelerin de etkisiyle, yabancı radikaller “idealarını” gerçekleştirmek gibi romantik gerekçelerle ülkelerini terk edip Irak ya da Suriye’ye gelmeye devam etmektedirler.

 

Bunlara ek olarak, diğer terörist gruplardan farklı olarak IŞİD’in özellikle sosyal medyayı propaganlarını yaymada oldukça etkin kullandığı görülmektedir. Sistematik veriler halinde sunduğu basın ve yayın unsurları ile şirket benzeri bilinçli bir yapılanmasının olduğu ortaya çıkmaktadır. Fakat bunların ötesinde propagandasını duyurmaktan başka bir alanda etkin olduklarını söylemek mümkün olmamaktadır. Bu bakımdan, IŞİD’in diğer terör gruplarından farklı olarak etkin ve şaşırtıcı bir şekilde başarılı kullandığı sosyal medya kaynaklarından, propagandanın dışında herhangi bir farklılık gözlemlenememektedir. Dolayısıyla, tamamen İslami kurallara göre yönetilecek bir devlet kurma ideası ile yollara düşen ve IŞİD saflarına katılan yüzlerce yabancının, İslami kuralları ve kurulması hedeflenen devletin yönetimi hakkında pek fazla bilgi sahibi olmadığı gözlemlenebilmektedir. Bu ise, IŞİD’in savaş ve çatışma odaklı bir yapılanmaya sahip olduğunu ve devlet kurma hedefinde dahi olsa bu Saikleri taşımadığını göstermektedir. Dolayısıyla, yabancı savaşçıların IŞİD tarafından oluşturulmaya çalışılan sistemlerden memnun kalıp kalmayacağı henüz çatışmalar nedeniyle netleşmemiş dahi olsa savaştıktan sonra ülkelerine geri dönme olasılıkları kanaatimizce yüksektir.

 

Değerlendirme

 

Zamanla IŞİD terör örgütünün ortaya çıktığı ilk zamanlarda yarattığı korku ve şaşkınlık dalgası kaybolmuş, örgüt hakkında değerlendirme ve analiz yapmayı mümkün kılmıştır. Sosyal medya ve kitlelere ulaşmada kullandığı bazı tetkiksel uygulamaların ise, terör örgütlerinin amacı doğrultusunda geliştirilen özellikler olduğu değerlendirmesinde bulunmak mümkün olacaktır. Sonuç olarak, Ortadoğu kazanı mezhep temelli cihat hedefleriyle kaynamaya devam etmektedir. Bu süreç içerisinde IŞİD’in görece farklı ve daha kanlı yöntemler kullanmasına karşın, alışıldık terör örgütü özelliklerini aşamadığı gözlemlenmektedir.

 

 


[1] IŞİD'de hangi ülkeden kaç kişi var?, http://www.milliyet.com.tr/isid-de-hangi-ulkeden-kac-kisi-var-/dunya/detay/1934950/default.htm, Erişim Tarihi: 10 Ekim 2014

[2] Avrupa IŞİD’e Karşı Harekete Geçti, http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1142-avrupa-isid-e-karsi-harekete-gecti, Erişim Tarihi: 10 Ekim 2014