Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), özellikle Irak ve Suriye’de büyük mağduriyetlere sebep olan terör örgütü Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) yönelik müdahale kararından sonra koalisyon güçleri harekete geçmiş; ama IŞİD’in ilerleyişi durdurulamamıştır. En başından bu yana, ABD başta olmak üzere birçok devlet farklı düzlemlerde IŞİD’e karşı ittifaka müdahil olmuş; ama net bir sonuç hala alınamamıştır. Bütün bu yaşananlar, IŞİD’in ABD’nin başını ideolojik anlamda arasında yakınlıklar bulunan El Kaide terör örgütü kadar ağrıtacağına yönelik söylemlere neden olmuştur. IŞİD, ABD’nin Orta Doğu politikasında yeni bir hareketlenmeye sebep olmuş, diğer taraftan da ABD’nin iç politikasında Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki tartışmalarda önemli bir kaynak haline gelmiştir.

 

IŞİD'in İlerleyişi ve ABD

 

ABD’nin operasyon ile ilgili hedefi Obama’nın ağzında IŞİD’in zayıflatılması ve tamamen bitirilmesi olarak koyulsa da bunun hava saldırılarıyla gerçekleşmeyeceği bellidir. IŞİD’e yönelik silahlı müdahaleden daha kapsamlı olan çözüm Irak ve Suriye’de istikrar sağlanmasına yönelik adımlar olacaktır ki, bu durum için herhangi bir şey yapılmamıştır ve yakın vadede de bu mümkün gözükmemektedir. ABD bir yandan körfezdeki savaş gemilerinden hava bombardımanına devam etmekte öte yandan da karadan Kürtler başta olmak üzere yerel güçlere yardım yapsa da özellikle ABD işgalinden sonra kalan Amerikan silahlarını kontrolü altına alan IŞİD karşısında başarı sağlanamamıştır. Çatışmalarında yer yer 100 metreden az bir mesafede devam etmesi de yine ABD hava müdahalesinin başarılarını sınırlayan etmenler arasındadır. Bunun yanında, havadan sağlana kısmi denetimin IŞİD’in geçtiğimiz aylardaki gibi büyük konvoylarla ilerlemesine biraz engel olmuş gözükmektedir; ama bu durum IŞİD’in ilerlemediği anlamını taşımamaktadır. IŞİD’in bir yandan Ayn El Arab üzerindeki baskısı devam ederken öte yandan da başkent Bağdat tarafına ilerleyişi sürmektedir.

 

ABD’nin kara kuvvetleri ise sadece diplomatik temsilciliklerinde bulunduğu göz önüne alındığında IŞİD’in Bağdat’a doğru ilerleyişi, ABD’nin Irak Büyükelçiliği’ne yönelik olası bir tehlike anlamına da gelmektedir. Nitekim henüz birkaç yıl önce ABD’nin NATO bünyesinde girdiği Libya’da ABD Büyükelçiliği’nin basılarak, büyükelçinin vahşi bir şekilde öldürülmesi hala hatırlardadır.

 

ABD İç Politikasında IŞİD Müdahalesi

 

ABD’nin içerisinde IŞİD konusu aynı zamanda son zamanlarda Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı yönelttiği eleştirilerin temel noktasını oluşturmaktadır. Örneğin, Obama’nın seçimlerdeki rakibi JohnMcCain, “IŞİD değil biz kaybediyoruz” diyerek diğer yandan da Irak’taki silahlı güçlerin ve peşmergenin IŞİD ile baş edemediğini belirterek kara operasyonu yapılması gerektiğini belirtmektedir. Obama’nın bu konudaki duruşu ise şu anda sadece hava harekatını devrede tutmak olarak görünmektedir.

 

Öte yandan, IŞİD’e karşı düzenlenen operasyonda Ekim ayının başında Onbaşı Jorban Spears, hayatını kaybetmiş, böylece ABD harekattaki ilk şehidini vermiştir. Bu durum da yine Obama’nın Irak’ta 2003 yılındaki operasyon gibi şehit vermeyecekleri tezine zarar vermiştir.Ne var ki, ileriki günlerde ABD temsilciliklerine gerçekleştirilecek olası saldırılar ya da ABD toprakları içerisinde girişilebilecek herhangi bir eylem, Amerikan kamuoyunun IŞİD’e karşı kızgınlığını artırabilecek ve Pentagon’un daha aktif olmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca IŞİD’in elinde bulunana Amerikan rehine Peter Kassig’in öldürülmesi gibi durumlar da yine benzer sonuçlara sebebiyet verecektir.

 

IŞİD, ABD’nin 2. El Kaidesi mi Olacak?

 

Şu ana kadar, IŞİD’in ABD topraklarına yönelik herhangi bir eylemi bulunmamaktadır. Şu anda ABD’ye yönelik gözdağı ya IŞİD’in elindeki ABD vatandaşlarının öldürülmesi yoluyla verilmeye çalışılmış ya da genel anlamda yuvarlak açıklamalarla tehdit yolu seçilmiştir. Son zamanlarda ise artık IŞİD, direk olarak ABD topraklarını hedef göstermeye başlamış, bu durum da öte yandan ABD tarafından bir endişeye neden olmuştur.

 

Geçtiğimiz günlerde, IŞİD üyesi olan Somali vatandaşı Abu Usamah Vice News televizyonuna bağlanarak “İsrail 'in Gazze'de yaptığı katliamlar için Benyamin Netanyahu'yu öldürdükten ve New York 'a saldırı düzenledikten sonra, belki o zaman eylemlerimize yani savaşa son verebiliriz”[1] sözlerini dile getirerek IŞİD’in nihai planını açıklamıştır. Bu açıkama akıllara El Kaide’nin 11 Eylül saldırılarını getirmiştir. El Kaide’ye benzer olarak hücre yapılanması içerisinde örgütlenen IŞİD’in bu hücrelerini uyandırması, Türkiye, ABD ve Avrupa’da son derece büyük sıkıntıları da beraberinde getirecektir. Bu noktada, El Kaide’nin ABD’ye yönelik düzenlediği saldırıları hatırlamakta fayda vardır.

 

El Kaide’nin ABD Saldırıları

 

1990’lı yılların ilk yarısında ABD’ye karşı eylemlerine başlayan El Kaide’nin İkiz Kuleler’de saldırısının provasını 1993 yılında yapmıştır. 26 Şubat 1993 günü Dünya Ticaret Merkezi’nde patlatılan bomba tipik bir El Kaide saldırısıdır. ABD’ye böylece terör tehdidinin geldiği görülmüştür. Dikkati çeken nokta, saldırının yapıldığı yerin sembolik olarak önemli olmasıdır. Saldırı, dünyanın ticaretinin merkezine, serbest piyasa ekonomisinin kalbine yapılmış, ilk kriz çok hafif olmasa da 6 kişinin hayatını kaybetmesiyle ve halkta yaratılan endişeyle atlatılmıştır. 1994’te bu saldırının düzenlenmesinde aktif yer alan Remzi Yusuf adlı terörist Filipinler Havayolları’nın Ceru’dan Narita’ya uçuş yapan 434 sayılı uçağa bomba koymuş, şans eseri uçak düşmemiş; fakat patlama sonucu Filipinli bir işadamı hayatını kaybetmiştir.[2]

 

1995’e gelindiğinde Dünya Ticaret Merkezi’nde patlatılan bombanın sorumlularından Remzi Yusuf bu sefer Filipinler’ de Manila’nın Maleta bölgesinde bir hücre yapılanmasına gitmeye başlamıştır. Plan, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın Asya ülkelerine ziyaretinde ona yapılacak saldırıları içermektedir; fakat bu seyahatin ertelenmesi üzerine plan “boşa harcanmamış” ve Papa’nın ziyaretinde devreye sokulacağı düşünülerek saklanmıştır. Vatikan Büyükelçiliği’ne çok yakın olan bu evde yine Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırılardan dolayı aranan Abdul Hekim Murat bomba yapımında kullandığı bir kimyasal artığı yıkarken yangın çıkmış, yangını söndürmeye gelen bir itfaiyecinin ihbarı üzerine ev basılmıştı. 16 Amerikan yolcu uçağının Hint Okyanusu üzerinde havaya uçurulmasını içeren “Bojinka Planı” ele geçirilmiş dolayısıyla uygulanamamıştır.[3]

 

ABD’nin yeni düşmanı olarak sahneye çıkmaya başlayan El Kaide’nin eylemleri, bir taraftan kendilerinin tertipli bir hücre örgütlenmesi olduğunu kanıtlıyor diğer taraftan da ses getiriyordu. Öyle ki, 1998’de Doğu Afrika’daki (Kenya, Tanzanya) Amerikan konsolosluklarının bombalanmasıyla Usame Bin Ladin ve Ayman El Zevahiri artık “En Çok Aranan 10 Adam” arasına girmiştir. Bu saldırıları 2000’de Yemen’de Aden Körfezi’ndeki bir Amerikan savaş gemisine yapılan bombalı saldırı izlemiştir. El Kaide, kamplaşmadan örgütleşmeye geçmiş ve Amerika’yı tehdit eden saldırılarına başlamıştır, 11 Eylül saldırıları ise El Kaide terörünün zirvesi olmuştur. Bunlardan hareketle, Afrika’da da IŞİD yapılanmasının olduğu değerlendirildiğinde ABD’nin Afrika’da da önlemlerine zaman kaybetmeden başlaması gerektiği görülmelidir.

 

İki terör örgütünün kuruluş aşamasında da büyük benzerlikleri barındırmaktadır. 1979’da Sovyet askerleri, Afganistan’daki sosyalist yönetime karşı mücadele eden Müslüman gerillalara karşı bölgeye girmiştir. ABD ise SSCB’yi çevrelemeye dayanan “Yeşil Kuşak” projesi dahilinde bölgedeki İslami hareketleri desteklemiştir. İşgale karşı bölgedeki ülkelerden (özellikle Suudi Arabistan) ve bizzat ABD’den büyük yardımlar gelmiştir. Suriye’deki kargaşada IŞİD’i palazlandıran durum da farklı değildir, birçoğu Türkiye üzerinden gittiği iddia edilen yardımlar neticesinde Irak’taki güç boşluğunu da fırsat bilerek kendine “İslami Devlet” diyen aslında bir terör imparatorluğu inşa etmiştir.

 

Suriye’de Esad rejimini yıkmak için kullanılan, bütün dünyadan cihatçıların bölgeye toplanmasına vesile ve dolaylı destek olanlar şimdi kendi yarattıkları IŞİD canavarıyla başetmenin yollarını aramaktadırlar. O gün El Kaide için Pakistan ne idiyse maalesef ki, bazı farklılıklar olmakla beraber IŞİD için de Türkiye odur. Ancak unutulmamalıdır ki, terör tarihi maalesef ki, hep tekerrürden ibarettir ve IŞİD daha kendi 11 Eylül’ünü gerçekleştirmemiştir.[4] Dolayısıyla Türkiye de en yakın tehdit algılayan ülkelerden birisi durumundadır.

 

El Kaide’nin Türkiye’de giriştiği HSBC Bank, İngiltere Başkonsolosluğu ve iki sinagog saldırıları bu istikrarsızlıkta Türkiye’nin de payını aldığını göstermektedir. Ne var ki, Türkiye, bugün Orta Doğu’da yaşanan sorunlara daha angaje olmuş durumda olduğunda risk daha da büyük gibi gözükmektedir. IŞİD’in uyuyan hücrelerinin varlığı, Türkiye’nin PKK terörünün yanında bir de IŞİD’in saldırılarıyla uğraşma olasılığını ortaya çıkarmaktadır.

 

Değerlendirme

 

Görüldüğü gibi, ABD için IŞİD tehlikesi hava saldırıları ile bitmemiştir, hatta yaratılan istikrarsızlık IŞİD’e bir taraftan da zemin kazandırılmasına yardımcı olunmuştur. Bölge ülkelerinin kara operasyonuna “şu an için” katılmaması ABD’nin hedeflerini gerçekleştirmesindeki en büyük engellerden birisi olmuştur. Durum böyleyken ılımlı muhaliflerin seçilmesi yolu ise yeni El Kaide ve IŞİD’lerin yaratılmasının bir diğer adı olmaktadır. “Eğit – donat” ile ilerleyen günlerde tıpkı Sovyetler’e karşı El Kaide, Beşar Esad’a karşı IŞİD yaratılması gibi IŞİD’e karşı yaratılan kuvvetler de radikal düşüncelerden beslenen terörün yeni neslini oluşturabilecektir.

 

Tek bir sözle özetlemek gerekirse ABD müdahalesinin Irak ve Suriye’de getireceği asıl riskler, kısa vadede IŞİD’in bitirilememesi, orta vadede bu iki devletin istikrara kavuşmayacak olması ve uzun vadede yeni terör örgütlerinin oluşması olarak gözükmektedir.

 

[1]IŞİD Militanı Açıkladı: Netanyahu'yu Öldürüp, New York'a Saldırı…,http://www.radikal.com.tr/dunya/isid_militani_acikladi_netanyahuyu_oldurup_new_york_saldiri-1216400, Erişim Tarihi: 12 Ekim 2014.

[2] Adam Robinson, Bin Laden:  Behind The Mask of the Terrorist,  New York, Arcade Publishing, 2002,  s. 295.

[3]Age,  s. 294.        

[4]IŞİD Türkiye İçin “Pakistan’ın Taliban’ına” Dönüşüyor, http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1182-isid-turkiye-icin-%EF%BF%BDpakistan-in-taliban-ina-donusuyor, Erişim Tarihi: 12 Ekim 2014.