Viyana’da, 18 Şubat 2014 tarihi itibariyle İran ve P5+1 ülkeleri kalıcı bir nükleer anlaşma için yeniden görüşmelere başladı. Fakat bu kez, iki taraf da yeni görüşme sürecinden fazla umutlu değildi. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, bir yandan diplomatik çözüm yollarına itiraz etmediğini söylerken diğer yandan da görüşmelerin "hiçbir noktaya varmayacağını” kaydetti. Amerikalı uzmanların da karmaşık bulduğu görüşmelerde, başarılı olunduğu takdirde Ortadoğu'da yeni bir savaşın önüne geçilmiş olunacağı yorumları dikkat çekti. 

 

İran ve P5+1 ülkelerinin Viyana’daki görüşmeleri hakkında Ortadoğu uzmanı Arif KESKİN, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

“Viyana’daki gerçekleşen görüşmeler bir anlamda daha kapsamlı bir anlaşmaya yöneliktir. İran ve Batı,  nükleer sorunu, sorun olmaktan çıkartmak istemektedir ve bunun için çözüm yollarını aramaktadır. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney görüşmelerden çok umutlu olmadığını söylemektedir. Hameney, görüşmelerden sonuç alınmayacağı konusunda sürekli vurgu yapmaktadır. Ancak bu son aylarda gerçekleşen nükleer müzakerelerin daha olumlu bir seyir izlediği belirtmektedir.

 

Bu var olan sorunların çok çeşitliliği ve bu sorunların çözümü için olan formülerin kolay olmayışı işi biraz daha zorlaştırmaktadır.  En önemlisi,  İranlıların sorunu sadece nükleer çerçevede olmasına ve onun dışına çıkmamasını istemektedir.  Müzakerelerde,  İranlılar,  ülkelerinin füze teknolojisine, bölgesel siyasetine ve iç politikası konularına değinilmesini istememektedir. Müzakerelerin sadece nükleer çerçevede devam edilmesini istenmektedir.  Öncelik olarak, İran bu çerçevede uranyum zenginleştirme hatlarının ellerinde bulunmasını talep etmektedir.  Batı ülkelerinin, uranyum zenginleştirme konusunda, İran’ın elinde uranyum zenginleştirme olmasını istemediklerini belirtmektedir.  Ama İranlılar istiyorlar ki uranyum zenginleştirme teknolojisini kendi kontrolleri altında olsun ve bunun İran’ın bir hakkı olduğunu belirtmektedir.  İran bu teknolojileri askıya almayacaklarını söylemektedir ve bunun üzerine ambargoların kaldırılmasını istemektedir. İran,  bir şekilde dosyasının normalleştirilmesini talep etmektedir.

 

Batı İran’ın niyetine güvenmemektedir. İran’ın nükleer faaliyetleri konusundaki tutumu ise bellidir. İran nükleer silaha doğru gitmediklerini ve gitmeyeceklerini vurgulamaktadır.  Batılıların bu konuda düşüncesi ise bir tür güven mekanizması oluşmasına yöneliktir. Batı ülkelerinin İran’ın nükleer silahla doğru gitmeyeceğini garanti etmek konusunda bir mekanizma oluşturulmasını talep etmektedir. Bu nedenden dolayı Batı ülkelerinin bu mekanizmayı nasıl oluşturacağı konusunda çıkmaza girmiştir. Batı’nın bu güven bunalımını nasıl aşacakları konusunda sıkıntı yaşamaktadır. İran içinde uranyum zenginleştirmeyi bütünüyle kapatılması söz konusu değildir, zira İran bu programın kapatılmasını istememektedir. Bu konuda nasıl bir uzlaşmaya varacakları çok önemlidir. Viyana’daki görüşmelerde, söylediğim bu çerçevenin teknik konuları üzerinde durulacaktır. Söylediğim gibi, ne İran’ın ne de Amerika’nın görüşmelerdeki sürecin nasıl bir seyir izleyeceği hakkında bir fikirleri olmamakla birlikte her iki tarafında görüşmelerde ele alınacak teknik süreçte çıkabilecek sorunların olasılığı korkusu yaşamaktadır” olarak değerlendirdi.