İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın Şubat ayı sonunda Suriye’ye yapmış olduğu seyahat, İran’ın Türkiye’den sonra Suriye ile de ilişkilerini tazeleyerek bölgede kendisine taraftar bulma çabalarına bir örnek teşkil etmektedir. Bilindiği gibi İran halen uygulamakta olduğu nükleer enerji programına yönelik dış politikası nedeni ile Ortadoğu’da başta İsrail olmak üzere, hem Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt gibi bölge ülkelerinin tepkisini çekmekte hem de, Batı Dünya’sının yaptırım uygulaması tehdidi altında bulunmaktadır.

 

Ahmedinejad ziyareti sırasında yaptığı basın açıklamasında, “Siyonistlerin ve kolonistlerin olmadığı bir Ortadoğu” ifadesi ile yine dikkatleri çekmeye muaffak olmuştur.

 

ABD’nin beş yıl aradan sonra yine Suriye ile diplomatik ilişkileri kurma kararı vererek, Robert Ford isimli diplomatı Şam’a yeni Büyükelçi olarak ataması ABD’nin Suriye ile ilişkileri normalleştirmeye çalıştığı sinyalini vermektedir. Ancak, ABD Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton’un Suriye’nin İran ile olan yakın ilişkisinin endişe yarattığını ifade etmesi bu normalleşmede etken negatif bir faktör olarak görülebilir.

 

Suriye İran İlişkilerine Genel Bir Bakış

 

Suriye’nin İran ile ilişkileri 1970’lerin ortalarında Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad ile Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin arasında çıkan gerginlik ile başlamıştır. 1979 yılında İran İslam Devrimi sonrası ikili ilişkiler derinleşmiş ve 1980’lerde İran- Irak savaşı sırasında Suriye diğer Arap ülkelerini karşısına alarak, İran’ı desteklemiştir.  1990’larda ise, Suriye, İsrail’in işgal ettiği Golan tepelerini Ortadoğu barış görüşmeleri kapsamında elde etmeye çalışırken, İran ile olan ilişkilerinde mesafeli bir tutum izlemiştir. İran bu süreç içinde, Filistinliler lehine olacak her türlü girişimi destekledikleri şeklinde son derece yüzeysel bir açıklama ile tutumunu göstermiştir. Şam her yıl Suriye’deki Şii’lere ait kutsal yerlere hac maksadıyla gelen binlerce İranlı turiste ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, Suriye her yıl İran’dan kutsal yerlerin bakım ve inşası için milyonlarca dolar yardım almaktadır[i]. İran Lübnan’ın Güney’indeki Hizbullah unsurlarına Suriye üzerinden silah yardımı ve finansman aktarımı[ii] yapmaktadır[iii]. 2003 yılında ABD’nin Irak’a müdahalesi ve işgali her iki ülkeyi de rahatsız etmiştir. Suriye 2005 yılında eski Lübnan Başbakanı Hariri suikastı sonrası kaldığı olduğu ağır baskılar nedeniyle, Lübnan’dan çekilmek zorunda kalmıştır. Bu arada ABD Şam Büyükelçisini geri çağırmıştır. Bu hadisede İran Şam’ın yanında yer almıştır.

 

Suriye ve İran kendilerini karşı oldukları rejimler tarafından kuşatılmış hissetmektedirler. Bunun sonucu olarak, 2006 yılında o zaman kendi kontrolü altında bulundurduğu Lübnan’ın toprak parçasını da içerecek şekilde Suriye ve İran, İsrail ve ABD’nin oluşturduğu “genel tehdide” karşı bir savunma anlaşması yapma yoluna gitmişlerdir[iv]Bashar al-Assad’ı ziyaret ederek, her iki tarafın Filistin direnişini desteklediklerini teyit etmişlerdir. Ahmedinejad Şam ziyareti sırasında Hamas lideri ile görüşmüştür. Suriye Başkanı Assad Tahran ile bölgesel güvenlik konusunda “stratejik işbirliği” içinde olduklarını bir kere daha vurgulamıştır[v]. Bu ilişkilerin karşılıklı saygı ve kardeşçe ilişkiler içinde olduğu konusunda bir diğer açıklama da Haziran 2009’da İran Dış İşleri Bakanlığı Sözcüsü Hasan Qashqavi tarafından Mısır ile ilişkiler konusunda yaptığı basın açıklamasından ifade edilerek, Tahran’ın yaklaşımının Suriye ile uyuşmakta olduğu belirtilmiştir. Qashqavi iki ülke arasındaki yakın ilişkiye kimsenin zarar veremeyeceğini ifade etmiştir[vi]. Bunun yanı sıra Suriye Devlet Başkanı Bashar al- Assad, 2009 Mart’ında bir İtalyan gazetesine yaptığı açıklamada, Suriye’nin İran ve Batı arasında nükleer program nedeniyle oluşan soruna arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu açıklamıştır[vii].. 2009 Mayıs ayında İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad Suriye’de Başkan

 

7 Ocak 2010 tarihinde Suriye Parlamento sözcüsü Mahmoud al-Abrash’ın İran ziyareti sırasında her iki taraf, Suriye- İran ilişkilerinin müşterek menfaat ve bölgesel birlik düşüncesi ile oluştuğunu, her iki ülkenin de adalet, insanlık ve Tanrı inancının esas olduğu yeni bir Dünya düzeni tesisinde müşterek görevlere sahip olduklarını açıklamışlardır[viii]Manouchehr Mottaki’nin Ocak 2010’un ilk yarısında yaptığı Suriye ziyareti sırasında her iki ülke, aşağıda belirtilen konularda müşterek bir açıklama yapmışlardır. Bunun yanı sıra İran Dış İşleri Bakanı Hizbullah lideri politik danışmanı Hussein Khalil ve Radikal Filistin İslami Cihad Grubu başkanı Ramazan Abdullah Shallah ile Şam’ta bir görüşme yapmıştır[ix].. Suriye ile İran arasındaki ilişkilerin ne kadar yakın olduğuna dair en son örnekler bu yılın başında İranlı yetkililerin yapmış olduğu bir seri Suriye ziyaretleri ile gözler önüne serilmiştir. İran Dış İşleri Bakanı

 

·Hamas ve El-Fetih’in birleşerek, Filistin sorununa birlikte çözüm aramaları ve Hamas kontrolündeki Gazze Şeridi işgalinin kaldırılması için Arap ve İslam Dünyası ve uluslararası platformda acil bir tavır sergilenmesi gereği,

·Lübnan’da 2009’da yapılan parlamento seçimleri sonucunda kurulan Lübnan Milli Birlik Hükümeti’ni her iki ülkenin de desteklediği[x],

·Yakında yapılacak Irak seçimlerinin Irak halkına istikrar ve birlik getirmesi temennileri[xi],

·Yabancı güçler ve onların uyguladığı entrikaların bölge güvenlik ve istikrarı için gerçek tehdit ve bölgedeki krizin ana nedeni olduğu açıklanmıştır[xii].

 

Göreve geldiğinden beri Suriye’yi dört kez ziyaret eden İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, en son Mayıs 2009’da Şam’da temaslarda bulunmuştur. Suriye lideri ise, göreve başladığı 2000 yılından itibaren sonuncusu 19 Temmuz 2009’da olmak üzere, 7 defa Tahran’ı ziyaret etmiştir. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın Şubat ayının sonunda yaptığı iki günlük ziyareti sonrasında yapmış olduğu açıklamada, İran ve Suriye'nin Filistin ve Lübnan'da İsrail'e karşı direnişin güçlendirilmesi konusunda ortak görüşlere sahip olduğunu belirterek, İsrail'in bölge milletlerini tehdit eden siyasetlerine karşı bölge ülkelerinin ortak tutum içinde olmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmiştir. İsrail'in, Lübnan ve Suriye ülkeleri ile bu ülkelerde yaşayan tanınmış şahsiyetleri her gün tehdit etme siyasetinin son bulması ve aynı zamanda hakları ellerinden alınmış Filistin halkının haklarının tam bir şekilde iade edilmesi gerektiğini açıklamıştır[xiii]. Bu arada Suriye ile olan vizenin kalktığı ilan edilmiş ve Hizbullah lideri Hasan Nasrullah ile de görüşmüştür. 

 

Görüldüğü gibi Suriye ile İran ilişkileri Soğuk Savaş sonrası ABD’nin özellikle, Irak’a müdahalesi sonrasında daha yakınlaşmıştır. Her iki ülkenin bölge sorunlarına müşterek politika üreterek çözüm arama yoluna girmesi, yeni bir güç dengesinin etken bir şekilde ortaya konulmaya çalışıldığı ve varlığını sürdürme çabası içinde olduğu izlenimini vermektedir.

 

Günümüzde İran Suriye İlişkisinin Her İki Ülke Açısından Getirisi Ne Olabilir?

 

İran ve Suriye’nin Ortadoğu’da bölgesel olarak etkinlik göstermek istediği alanları aşağıdaki gibi ele almak mümkün görülmektedir;

 

 ABD ve İsrail’e Karşı Ortak Bir Politika Oluşturma Açısından

 

İran- İran’ın İslam Devrimi’nden beri süregelen ABD ve İsrail karşıtlığı politikasını günümüzde de hararetle sürdürdüğüne şahit olmaktayız. Özellikle, İran’ın uygulamakta olduğu nükleer programı nedeniyle ABD, İsrail ve BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri ile olan uzlaşmaz tutumu ABD’nin BM kanalı ile ağır yaptırımlar uygulanması için baskılarına neden olmaktadır. İsrail bu konuda daha şahin bir tavır sergileyerek, İran’a karşı silahlı mücadeleyi önemli bir seçenek olarak kullanmayı hararetle gündeme getirmektedir. Diğer taraftan ABD Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton’un İran’ı Orta doğu’da yalnız bırakma çabaları çerçevesinde Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE’inden destek istemesi İran’ı oldukça zora sokan bir ortam oluşturmaktadır. Bu durumda,   İran’ın yalnızlığını bir nebze olarak gidermeye ve Ortadoğu’daki niyetlerini gerçekleştirmeye yönelik gerekli desteği alabileceği tek ülke olarak Suriye gündeme gelmektedir. İran bu suretle Şii baskısı ile Irak’ı her iki taraftan kıskaç altına alabilecek ve Filistin meselesinde de Hamas’ı hem finansman, hem de silah bakımından desteklemekle, ABD ve İsrail üzerinde dolaylı olarak (dolaylı tutum) etkili olabilecektir. Böylece, Suriye İran’ın Ortadoğu politikasında güvenli bir liman olarak gördüğü ülke konumuna gelmektedir.

 

Suriye- ABD 2005 yılında Hariri suikastının arkasından büyükelçisini çekerek Suriye ile dondurmuş olduğu ilişkilerini beş yıl sonra, yeni bir büyükelçi atayarak canlandırma yoluna girmiştir. Suriye’nin başta İsrail olmak üzere, Lübnan ve İran ile olan münasebetleri ve Irak siyaseti Şam-Washington ilişkilerini etkilediği düşünülmektedir. 2006 yılında İran’la imzalamış olduğu stratejik işbirliği anlaşması bölge dengeleri açısından hem ABD, hem de İsrail’i müşterek tehdit algılaması içine sokması açısından son derece önem taşımaktadır. Aslında Suriye Soğuk Savaş sonrası dönemde İsrail ve ABD politikalarında yumuşak bir politika uygulamış ve hiçbir zaman ilişkileri gergin bir hale getirmemeye özen göstermiştir[xiv]. Ancak, 11 Eylül sonrası dönemde Suriye’nin Hizbullah örgütüne destek vermesi üzerine, İran ile birlikte Şer Ekseni ülkeler konumunda yer almıştır. İran’ın ABD ve Batı ile ilişkileri son zamanlarda İran’ın uygulamakta olduğu nükleer programı ile ilgili olarak belirli bir gerginliği taşırken, Suriye özellikle Barak Obama’nın Başkan olarak seçilmesinden sonra, ABD Şam Büyükelçisinin geri dönmesiyle birlikte belirli bir yumuşama süreci içine girmiştir. Ancak, her iki ülkenin birbirlerini ziyaretleri sonrası yaptıkları açıklamalardaki tehdit tanımlamaları ve bu tanımlamalara karşı güç birliği içinde ortak bir tavır sergileyeceklerini belirtmeleri Suriye’nin rengini tam olarak ortaya koyamamasına neden olmaktadır. Bu bağlamda ileriye yönelik bir değerlendirme yapmak gerekirse, nükleer silaha sahip bir İran’ın Suriye ile işbirliği içinde bölge üzerinde sahip olacağı etki dikkate alındığında ciddiye alınması gereken bir potansiyel oluşturabileceğinin düşünülmesi gerektiği şeklinde bir sonuca ulaşılabilir. Bu birlikteliğe son zamanlarda diriliş sürecinde bulunan ve İran ile iyi ilişkilerini sürdürme kararlılığında olan Rusya’nın da ileriki bir dönemde katılmasıyla Ortadoğu’da oluşabilecek ABD ve İsrail karşıtı güç dengesinin hatırı sayılır bir seviyeye gelebileceğini inkâr etmek mümkün olamayacaktır.

 

 Irak Üzerinde Oynanan Oyunlarda Suriye- İran İlişkilerinin Etkisi

 

İran- Özellikle ABD’nin çekilmesinden sonra Irak yönetiminde Şii’ler lehine baskı kurulması ile yapılacak müdahalelerin Irak iç işlerinde meydana getireceği sorunların şimdiden öngörüsünün yapılması gerekmektedir. İran, ABD arasındaki mücadeleyi bugün Irak seçimlerinde görmekteyiz. ABD Irak’ta yapılan seçimleri Amerikan askeri varlığı sonrası dönemde İran’ı Irak üzerinde hegemonya kurma ve müdahalede bulunmaktan alıkoyabilecek bir siyasi ortam oluşturulması için son derece önemli olarak görmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere, Irak’ta başta genel seçimler olmak üzere, adeta İran ile ABD arasında bir cephe açılmış gibidir. Bu cephenin seçim sonucunda da devam edeceği anlaşılmakta, her iki ülke de karşı tarafın ‘dümen suyunda’ gitmeyecek bir yönetim için gayret sarf etmektedirler[xv]. Gelişmelerden İran yanlısı Şii yönetiminin Irak’ta baskın rol oynayabileceği doğrultusundadır. Bu durumda ABD’nin siyasi ortamı kendi lehine nasıl dengeleyeceği merak konusu olmaktadır.

 

Suriye- Suriye, Ağustos 2009’da Bağdat’taki terör saldırılarını yapanları ülkede barındırdığı suçlaması ile aralarında soğukluk giren Irak’ın, Arap kimliğinin önemini vurgulamaktadır. Ancak, Suriye yöneticilerinin Şii kimliğinin tamamen bir kenara konulmuş olması ihtimali oldukça zayıf görülmektedir. Seçim öncesi Mart ayı içinde, Irakiye grubunu oluşturan[xvi]görülen o ki, İran-Suriye ittifakı gelecekte fırsat bulduğu anda Irak’ın içyapısında etkin olmak için her türlü enstrümanı uygulamaya koyabilecek bir yapıdadır. , Irak Ulusal Hareket Başkanı İyad Allavi ve Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi tarafından Suriye’ye yapılan ziyaretlerle Suriye Irak arasındaki gerginliğe bir yumuşama getirmek ve Suriye’nin seçimlerin istikrarına olan katkısını sağlamak amacını taşıdığı bilinmektedir. Şii kimliğinin Arap kimliği ile özdeşleştirilmesinin gerçekleşmesi halinde

 

  Arap- İsrail Sorunu ve Filistin Meselesi

 

İran-Suriye-  İsrail’e karşı özellikle İran tarafında oynanacak yıldırma politikasının Suriye tarafından da desteklenmesi bölgedeki barışçı çabalara menfi etki edecektir. Hamas ve Hizbullahın Suriye ile birlikte, onun üzerinden İran tarafından desteklendiği bilinmektedir. Ancak, bu husus güç kazanan ittifakın baskısının Filistin sorunu üzerinde oldukça fazla hissedilmesini olası hale getirebilecektir. Lübnan’daki her iki ülkenin etkisi ise halihazır da belirgin bir şekilde sürdürülmeye çalışılmaktadır. İran, İsrail-Filistin sorununda Suriye üzerinden etkili olurken, Suriye’nin de uluslararası alandaki yalnızlığını Tahran ile telafi etmeye çalışmakta olduğu gözlenmektedir. İran ve Suriye’nin desteklediği Lübnan’daki Hizbullah ve Gazze’deki Hamas eklenince ortalık terör örgütlerinin sadece İsrail’e karşı değil kendi arasında da mücadele ettiği bir savaş alanına dönüşmüştür. Suriye ve İran’ın İsrail ve bir bütün olarak bölge ile beklentileri buradaki masum insanların hakları ile sınırlı değildir. Suriye, Lübnan üzerindeki kontrolünü kaybetmemek için Hizbullah; İran ise ABD ile yapacağı pazarlıklar için Hamas kartını elinde tutmak istemektedir. Şii İslam anlayışı ve yapılanması çerçevesinde İsrail’e karşı savaşan Hizbullah, İsrail’in güvenliği için en hayatî tehditlerden birini oluşturmaktadır. Diğer taraftan Suriye ABD ve Batı’ya dönerek, kendisinin İran, Hizbullah ve Hamas ile olan yakın ilişkisinin onlar için bir avantaj teşkil ettiği şeklinde bir yaklaşımı vardır. ABD’nin bu imkanı kullanarak bölgede etkinliği sağlamasında aracı olabileceğini ve kendisinin de ABD ve Batı ile olan ilişkilerinde önemli bir yol alabileceğini değerlendirmektedir.

 

Yukarıda açıklanmaya çalışıldığı gibi her iki ülkenin Ortadoğu’da kendi varlıklarını hissettirebilmek ve menfaat alanlarını korumak maksadıyla müşterek hareket ettikleri bir ortam yarattıkları ve bunu her türlü imkandan faydalanarak sürdürmeye çalışacakları bir gerçektir.

 

Dipnotlar

 

[i] Esther Pan, Syria, Iran, and the Mideast Conflict, July 18, 2006, http://www.cfr.org/publication/11122/

[ii] LEBANON: The many hands and faces of Hezbollah, http://www.irinnews.org/report.aspx?reportid=26242

[iii] AGE i

[iv] Farhad Pouladi “Iran And Syria Sign Defense Agreement”, Agence France-Presse, June 16, 2006

[v] http://uk.reuters.com/article/idUKTRE5446HZ20090505 ,

[vi] Qashqavi: Iran-Egypt ties no secret, Mon, 27 Jul 2009, http://www.presstv.ir/detail.aspx?id=101762

[vii]  “Syria Offers to Mediate With Iran”, 18 March 2009, http://www1.voanews.com/english/news/a-13-2009-03-18-voa59-68797757.html

[viii]“Iran, Syria to redefine region”, Jan. 7, 2010, http://www.upi.com/Top_News/Special/2010/01/07/Iran-Syria-to-redefine-region/UPI-71811262889600/

[ix] Mottaki: Iran, Syria Back Lebanese Unity Cabinet, Beirut, 12 Jan 10 http://www.naharnet.com/domino/tn/newsdesk.nsf/0/44EAD5A73F12D90AC22576A9002AE62B?OpenDocument

[x] Bilindiği gibi 2009 Temmuz ayında Lübnan’da yapılan seçimlerde İran ve Suriye’nin desteklediği 8 Mart İttifakı kaybetmiş ve ABD desteğindeki 14 Mart İttifakı seçimi kazanmıştır. Bu durum özellikle Hizbullah hareketini onun destekcisi olan İran ve Suriye’yi zora sokmuştur. http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Yazilar/Dosyalar/2009710_rapor_04tr.pdf

[xi] Syria, Iran urge Palestinians to settle differences, January 12, 2010, http://www.dailystar.com.lb/article.asp?edition_id=10&categ_id=2&article_id=110572

[xii]Syria, Iran call for regional cooperation, January 13, 2010,

 http://www.tehrantimes.com/Index_view.asp?code=212060

[xiii] Ahmedinejad: Suriye ziyareti İran-Suriye ilişkilerinin daha da güçlenmesine vesile olacak , IRNA.Tahran.27.02.2010, http://www2.irna.ir/tr/news/view/line-6/1002273937134233.htm

[xiv] Erdem Kaya, ABD-Suriye İlişkileri: Beklentiler & Muhtemel Gelişmeler, http://www.bilgesam.com/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=577:abd-suriye-likileri-beklentiler-a-muhtemel-gelimeler&catid=77:ortadogu-analizler&Itemid=150   

[xv] Celalettin Yavuz, Irak’taki “Özgür” Genel Seçimler ve Beklentiler, 07 Mart 2010, http://www.turksam.org/tr/a1940.html

[xvi] Age. xv