Batı ve İran Arasındaki Müzakerelerin Getirdikleri

 

Ekim 2009’da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Daimi Temsilcileri ve Almanya’nın da dahil olduğu müzakere heyeti ile İran arasında yapılan görüşmelerde nihayet bir uzlaşma sağlandığı ifade edilmektedir. Viyana’da yapılan toplantıya ABD, Rusya, Fransa, UAEA ve İran katılmıştır. Yapılan mutabakata göre hazırlanan taslak metinde[1], İran Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın (UAEA) önerisi üzerine yüzde 5 olarak zenginleştirmiş olduğu uranyumu yüzde yirmi oranında zenginleştirilmesini sağlamak için Rusya’ya, metal yakıt çubukları haline getirilmesini sağlamak için Fransa’ya gönderilmesi öngörülmektedir[2]. Bu suretle nükleer reaktörde yakıt formasyonuna sokulan zenginleştirilmiş maddenin silah yapımı için kullanılması imkanı ortadan kalkacaktır. Çünkü yakıt haline getirilen metal çubukların nükleer silah üretiminde kullanılamadığı belirtilmektedir. Halen İran’ın elinde 1500 kg[3] kadar nükleer madde bulunduğu değerlendirilmektedir ve İran’ın bu yakıtı kendi reaktörlerinde yüzde yirmi oranının üstünde zenginleştirilmesine dair yeteneğinin olduğu bilinmektedir[4].Mutabakat metninin 22 Ekim 2009 Cuma gününe kadar Tahran ve Washington tarafından onaylanmasında mutabık kalınmıştır. Batı tarafından onaylanan metin İran tarafından incelenmek üzere bir hafta daha süre talebiyle onaylanması ertelenmiştir.

 

Yapılan mutabakatın içeriğini özetlersek, İran elinde bulunan alçak zenginleştirilmiş 1500 kg kadar uranyumun 1200 kg.nı bu yıl sonuna kadar zenginleştirilmek üzere Rusya’ya gönderecek ve bunlar Rusya tarafından nükleer tıp alanında kullanılmaya yararlı yüzde yirmi oranında zenginleştirilerek, İran’a iade edilecektir. 

 

Uzlaşmaz tavır takınan İran’ın uyumlu bir şekilde müzakerelerde belirli bir yumuşama gösterdiği söylenebilir. İran stoklarındaki maddenin büyük bir kısmının bu şekilde işlenerek kendisine verilmesi ile en azından şimdilik nükleer silah programını uygulamaya koyamayacaktır. Diğer bir değişle program İran’ın anlaşmayı bozması kararını vermesine kadar olan zaman süresi için ertelenmiş olacaktır. Çünkü nükleer silah için ilave olarak daha fazla ham madde işlemesi gerekecektir. İran’ın bu teşebbüsü ise rahatlıkla UAEA tarafından takip edilebilecektir.

 

ABD önceki Başkanı Bush tarafından dikkate alınmayan bu sorunlara karşılıklı müzakereler ile çözüm bulma yöntemi ile İran ve ABD açısından ayrı ayrı yorumlara neden olacak sonuçlar doğurmaktadır.

 

Yapılan Yeni Teklif İran açısından ne İfade Etmektedir

 

İran yukarıda da belirtildiği gibi yapılan teklife şüpheci bir yaklaşım sergilemektedir. Yıllar boyu emek harcayarak, belirli oranda zenginleştirdiği uranyumu toptan yurt dışına göndermesinin ve bunun geri iade edilmemesinin sonuçlarını değerlendirmek durumunda kalmaktadır. Bu batıya olan güven eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Uygun yakıtı barışçı amaçlarla kullanmak üzere doğrudan satın alma teklifinde bulunmaktadır.

 

İran barışçı amaçlarla nükleer enerjiyi kullanmaya hakkı olduğunu ifade ederek, nükleer yakıtın enerji sağlanmasında kullanılmak üzere zenginleştirildiğini iddia etmektedir. Bu hal tarzı ile yakıt çubuklarının Rusya tarafından işlenerek İran’a verilmesi seçeneği bir nevi İran’ın sınanması anlamına gelmektedir. İran bu seçeneği onaylamaz ise, uluslar arası kamuoyunun gözünde güvenilirliğini tamamen yitirecek ve her türlü yaptırıma açık bir konuma gelecektir. Nitekim şimdiden batı tarafından İran’ın ayak direttiğine dair yorumlar yapılmaya başlanmıştır. Diğer bir ifade ile, İran’ın asıl hedefinin nükleer silah üretmek için gerekli programı yürütmek olduğu kanıtlanmış olacaktır. Rusya ve Çin’in İran’ı korumaya yönelik tavırlarında muhtemelen menfi yönde değişiklikler olacaktır.

 

İran eğer bu teklifi onaylarsa, barışçı nükleer programını yürütme imkanı bulacaktır. Buna ilave olarak güvenilirlik notu da yükselecektir. En önemlisi, batı ve İsrail tarafından (her ne kadar İsrail İran’ın tavrının oyalama taktiği olduğunuzda ısrar etse de) açık potansiyel tehdit olarak algılanması ortadan kalkacaktır. Buna karşılık, İran elindeki uranyumun önemli bir miktarını yurt dışına çıkartacaktır. Batının muhtelif bahanelerle bu yakıtı geri göndermemesi durumunda yılların emeği heba olacaktır. Diğer taraftan, 1500 kg uranyumun 1200 kg.nın metal yakıt çubukları haline getirilmesi de yine, nükleer silah programının geliştirilmesine büyük bir engel getirmiş olacaktır. Buna karşılık batı ile ve özellikle ABD ile ilişkilerinde ciddi bir gelişme sağlanabilecektir.

 

Bununla beraber, evvelce edinmiş olduğu tecrübelere binaen, nükleer silah için zenginleştirmenin nasıl yapılacağına dair teknolojik alt yapıyı elde etmiş olması, İran’a her an yeniden silah programını uygulaması için yeteneği sağlamaktadır[5]. Belki de gerekli şekilde zenginleştirilmiş, nükleer silah yapımına uygun miktardaki madde bir yerlerde gizli olarak muhafaza edilmektedir. Nitekim Kum kentinde inşa edilmekte olan tesislerin son derece korumalı ve dağın içine gömülü olduğu ifade edilmektedir[6]. Yapılan bu anlaşmaya göre İran’ın Rusya eline teslim edilmesi, İran’ın Rusya’ya olan bağımlılığını daha da arttıracaktır. Bunun yanı sıra İsrail’in iddia ettiği gibi Rus bilim adamları İran için nükleer harp başlığı üretimine çalışıyorlarsa, kuzuyu kurda teslim etmek gibi bir açmaza girilmiş olacaktır.

 

Teklifin ABD ve Batı tarafından Önemi

 

Konuyu ABD ve batı bakış açısıyla incelersek aşağıdaki değerlendirmeleri yapabiliriz; İran’ın ortaya konulan taslak teklifi onaylaması durumunda; ABD Başkanı Obama’nın yönetime geldiği süreç içinde uygulamaya koymuş olduğu, uluslar arası sorunların müzakereler yoluyla çözülmesine yönelik “Akıllı Güç-Smart Power” stratejisinin İran gibi zor bir tarafa başarı ile uygulanmasının hazzını yaşayacaktır. Buna paralel olarak, İran’a karşı sert güç kullanılmasına yönelik özellikle, Rusya ve Çin’in ikna edilmesini zorunlu kılan, uzun ve zor bir süreç seçeneği ortadan kalkacaktır. İsrail’in şüpheleri nedeniyle İran’a askeri müdahale etme konusunda ısrarına neden olacak sebep de ortadan kalkmış olacaktır. ABD’nin, Rusya ve Çin ile İran’a yaptırımlar konusunda çatışması durumu en azından şimdilik önlenecektir. ABD bir taraftan Afganistan, diğer taraftan Irak gibi önemli iki konu ile uğraşırken İran’ın yarattığı baş ağrısını mümkün olan en hafif biçimde çözüme kavuşturma olanağını elde etmiş olacaktır. Bunun yanı sıra Fransa, Almanya gibi batı ülkeleri tepkili oldukları İran’a karşı sert tedbirlerin alınması yönündeki isteksizlikleri sorunsuz biçimde çözülmüş olacaktır.

 

İran taslağı onaylamaz ise, ABD ve batı İran’ın nihai hedefinin nükleer silah üretmek olduğuna ikna olarak, bunu önlemek için askeri güç kullanımına kadar giden her türlü yaptırımı uygulama seçeneğini ele alacaktır. Muhtemelen bu konuda Rusya ve Çin’de ikna edilecektir. İsrail ise görüşlerinde haklı olduğunu iddia ederek, ABD’ne askeri müdahale için baskısını arttıracaktır. BM olaya dahil edilerek İran uluslar arası arenada tamamen yalnız bir duruma düşebilecektir.

 

Yapılan Müzakerelerin Yansımaları

 

Görülen o ki, İran elindeki az zenginleştirilmiş uranyumu dışarıya çıkartma konusunda isteksizdir. Bunun yerine alternatif çözümler aramaktadır. Ancak, İran’ın karşı teklif olarak ileri sürdüğü, tıbbi amaçlarla kullanılmak üzere gerekli nükleer yakıtı doğrudan satınalma teklifinin altında nasıl bir değerlendirme yattığını düşünmek gerekmektedir.

 

İran UAEA’nın bu teklifine açık bir şekilde karşı çıkmasa bile, elindeki mevcut zenginleştirilmiş uranyumu ülke dışına çıkartılması durumunda bunun batı tarafından geri verilmeyeceği endişesini taşımaktadır. Bu nedenle, elindeki uranyumu yurt dışına çıkartmak yerine, yüzde yirmi oranında zenginleştirilmiş maddeyi ilave olarak doğrudan satın almanın daha uygun olduğunu değerlendirmektedir. Yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyumu satın alma önerilerinin, iyi niyetlerini göstermesi ve İran halkının güvenini kazanması açısından müzakereci ülkeler için bir fırsat olduğunu kaydeden İran yönetiminin bu talebi, batı tarafından “olumlu olmayan bir yaklaşım” olarak değerlendirilme eğilimi içindedir[7] Batı açısından bakıldığında İran’ın bu teklifi yapılan müzakerelerin özüne ters düşmektedir. Çünkü amaç İran’ın elinde mevcut nükleer maddeleri uygun bir şekilde işleyerek, sadece barışçı amaçlarla kullanılacak hale getirilmesidir. Bu suretle İran elindeki uranyumu silah yapımına yönelik olarak zenginleştirme imkânından mahrum kalacaktır. Eğer elindeki az zenginleştirilmiş uranyumu muhafaza ederken, yurt dışından tıbbi amaçlar için kullanılmak için gerekli yakıtı doğrudan satın alma yolu benimsenirse, İran’ın elinde nükleer programı uygulamaya yönelik uranyum muhafaza edilmiş olacaktır. Dolayısıyla, İran’ın nükleer programı kontrol altında tutulamayacak demektir. Dolayısıyla, İran ile ABD, Fransa ve Rusya’nın Viyana’da başlatmış olduğu müzakerelerde ulaşılan sonuç İran’ın nükleer programının durdurulması çabaları açısından sıfır hasıla getirmiş olacaktır.

 

Dipnotlar

 

[1] IAEA Draft Agreement Circulated at Nuclear Fuel Talks, Staff Report, 21 October 2009,

[2] Iran hints at rival proposal as deadline looms, 23 Oct. 2009,  http://www.france24.com/en/20091023-iran-vienna-nuclear-deal-un-enrichment-rival-proposal

[3] Jay Deshmukh, “Iran to seek guaranteed supply of nuclear fuel at Vienna”, Sunday, October 18

[4] West trying to trick Iran in nuclear deal, Larijani, Tehran , 25 Oct 2009, Times,http://www.tehrantimes.com/index_View.asp?code=206305

[5] İsrail ordu istihbaratı komutanı Tümgeneral Amos Yadlin, İran'ın nükleer silah yapabilecek hale geldiğini söyledi. Yadlin bugün yapılan kabine toplantısında, İran'ın nükleer silah yapmak için gerekli "teknolojik eşiği" aştığını belirtti.

Toplantıya katılanlara göre, Tümgeneral Yadlin, bunun İran'ın şu anda nükleer bombaya sahip olduğu anlamına gelmediğini, ancak bomba yapmak için gerekli uzmanlık ve malzemeye sahip olduğu anlamına geldiğini söyledi. Kabine oturumuna katılanlar, toplantı kapalı olduğu için adlarının kullanılmasını istemediler. ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Mike Mullen da, aybaşında CNN'de katıldığı bir programda, "İran'ın nükleer silah için yeteri malzemeye sahip olup olmadığına" ilişkin bir soruya, Tahran'ın atom bombası yapacağından "neredeyse emin oldukları" yanıtını vermişti. Zaman, 08.03.2009

[6] David E. Sanger, “Iran Deal Would Slow Making of Nuclear Bombs”, The Newyork Times.

[7] Iran misses atomic deal deadline, Oct 24, 2009,

http://english.aljazeera.net/news/europe/2009/10/20091023164850288798.html