İran ile Birleşmiş Milletler (BM)  Güvenlik Konseyi’nin Daimi Üyesi olan 5 ülke ve Almanya’nın oluşturduğu koalisyon uzun ve sancılı müzakereler sonucunda karşılıklı mutabakat sağlayarak anlaşma imzalamışlardır. BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi ülkeler ; ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’dir.

 

Yapılan anlaşmanın sonucunda İran’ın nükleer enerjiyi barışcı amaçlarla kullanması ve bu konuda gerekli üretimi yapması hakkı İran’a tanınmıştır. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamında nükleer silaha sahip olmayan ülkelerin nükleer enerjiyi, tıbbi ve enerji kaynağı sağlanması amaçları ile kullanılmasını öngörmektedir. Ancak, nükleer silah üretimi ve bu konuda gösterilecek çabalar yasaklanmaktadır. İran bu anlaşmaya taraftır.

 

İran ile 5+1 arasında yapılan anlaşma bu kapsamda ele alındığında her iki taraf içinde kazançlı sonuç getiren bir mutabakat izlenimi vermektedir. Konuyu İran açısından ele aldığımızda üç ayrı konuda kazançlı çıktığını değerlendirebiliriz. İlki, 2006 yılında başlayan ve BM’in İran aleyhine 6 kararı ile oldukça sert bir çıkışla başlayan müzakerelerin ilk safhasında Başkan Bush İran’ın nükleer ile ilgili her türlü faaliyetine kayıtsız şartsız son vermesi şartı bu anlaşmada ortadan kalkmıştır. Bu İran’ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanması doğrultusundaki faaliyetlerini de önlemeye yönelik bir talep olarak ele alınmaktaydı. Başkan Obama’nın  bu safhada ortaya koyduğu yaklaşımda ise, İran’a barışçı amaçlarla kullanılacak nükleer program uygulama hakkı NPT gereği olarak kabul edilmiştir. Bu İran açısından bir başarı olarak ele alınmalıdır. Bu anlaşma ile İran nükleer tıp için gerekli % 3,5’un biraz üstünde zenginleştirme yapabilecektir. Diğer bir değişle, bir kısım nükleer tesisleri faaliyetini sürdürebilecek ve sınırlı zenginleştirme yapabilecektir. Diğeri ve en önemlisi ise, ülkeye karşı uygulanan ambargoların tedrici olarak kaldırılmasıdır. Bu İran ekonomisine ciddi bir tesir icra ederek, halk üzerindeki baskıları önemli bir ölçüde hafifletecektir. Bunun yanısıra, İran’ın batı ve özellikle ABD ile ilişkilerini düzeltmesi bölge siyaseti üzerinde İran’ın bir şekilde daha etkin olmasına neden olabilecektir. Etkilerini ilerideki gelişmelerle izleyebileceğimiz bu durumun Türkiye açısından hassasiyetle değerlendirilmesi öncelikli bir konu olarak görülmelidir.

 

ABD ve BM ve batı açısından bakıldığında ise, İran Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) denetimine girmeyi kabul etmiştir. Buna bağlı olarak, UAEA tarafından nükleer silah üretimine yönelik faaliyette bulunabileceği belirlenen bir kısım nükleer tesislerinin kapatılması veya faaliyetini başka alanlara dönüştürmeleri sağlanabilecektir. Anlaşıldığı kadarı ile bu anlaşma ile İran’ın nükleer silah yapmaya yönelik bütün faaliyet ve tesisleri kontrol altına alınmış ve gelecekte de bu kontroller sıkı bir şekilde sürdürülecektir.

 

Yapılan anlaşma ABD Başkanı Obama açısından ikinci dönemde kendisini tarihe başarı olarak yazdıracak bir sonuç getirmiştir. İran açısından bakıldığında ise, hem ambargonun kaldırılması sağlanırken, nükleer barışçı programın devamı sağlanması suretiyle İran halkı onurunu korumuştur. İran’ın ABD ile kopan ilişkilerini masa başına taşıması ise bir ayrı kazanç olarak görülmelidir. Globalizm açısından bakıldığında ise, Orta Doğu’da nükleer bir İran’ın varlığı önlenmiş veya en azından şu an için sınırlandırılmıştır.