İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad 20 Mayıs çarşamba günü orta menzilli bir füze denemesi yaptıklarını açıklamıştır. Yapılan testin ABD Başkanı Barak Obama’nın İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu ile yaptığı görüşmenin hemen arkasından olması özel bir anlam taşımaktadır. Çünkü Obama ve Netenyahu, İran’ın nükleer çalışmalarının durdurulmasının önemi hakkında görüşmüşlerdir.

 

Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, yurtiçi gezileri kapsamında gittiği Semnan eyaletinde halka hitaben yaptığı konuşmada, “çok etkili özelliklere sahip yeni bir uzun menzilli füzenin başarıyla denendiğini” söylerken, ABD kaynakları da söz konusu denemenin başarıyla gerçekleştiğini doğrulamıştır.

 

Yetkililerin ifadesine göre, denemesi yapılan füze geçen sene başarı ile test edilen füzenin yeni versiyonu olup tahmini menzili 2000 km. (1200 mil) olan Sajjil-2 balistik füzesidir. Bu füzenin daha gelişmiş seyrüsefer sistemi ve sensörlere sahip olduğu belirtilmektedir. Bundan da önemlisi, aynı menzilde olan ancak sıvı yakıt kullanan Şahap-3 balistik füzesinin aksine Sajjil-2 balistik füzesi iki kademeli olup, katı yakıt kullanmaktadır. Bu teknoloji ile hem füzenin menzilini daha fazla arttırma, hem de kısa bir ikaz süresi içinde hedefe yönlendirme ve ateşleme yetkinliğine ulaşıldığı değerlendirmesi yapılabilir. İki kademeli teknoloji ve yakıt kullanımı kıtalararası balistik füze teknolojisi için önemli adımlardır.

 

ABD Savunma Bakanlığı, 1000-2750 km menzile sahip füzeleri orta menzilli balistik füze olarak kabul etmektedir. 5500 km. den daha uzun menzilli füzeler ise, kıtalararası balistik füze olarak kabul edilmekte ve ABD’nin ana kıtasını tehdit ettiğinden dolayı bu ülke tarafından “kabus” olarak algılanmaktadır. 300-400 km. menzilli füzeler uçuş yolu boyunca atmosferden uzaya çıkarlar ve tekrar atmosfere girmek suretiyle hedeflerine ulaşırlar. Atmosfer içinde hareket eden 100 km. menzilli bir füze hedefe saatte 740 mil hızla ulaşırken, 1000 km. menzilli bir füzenin hızı uzaydan atmosfere girişte saniyede 3 km. hızdan, 1 km. hıza kadar düşer. Bu da oldukça sert bir çarpma etkisi yarattığından, başlığın ve füze gövdesinin parçalanmasına neden olur. Bu nedenle, başlığın ve füze gövdesinin bu giriş-çıkışlara ve sürtünmeye dayanıklı olması, özel teknoloji bilgisi gerektirmektedir. Anlaşılan o ki İran bu problemin üstesinden gelmiştir. Bu sorunların halledilmesi, menzili uzatma çalışmalarının muhtemelen çok zaman almayacağı anlamına gelmektedir.

 

Bununla beraber diğer en önemli unsur balistik füzelerin taşıyacakları savaş başlığıdır. Füze menzili ne kadar uzun olursa olsun eğer etkin bir savaş başlığı yok ise, bir şey ifade etmemektedir. Savaş başlığı teknolojisi ise her ülkenin sahip olamadığı bir yetenektir. Nükleer, kimyasal veya biyolojik silahların, uygun menzile ulaştıracak ve hedefte yeterli veya arzu edilen etkiyi yaratacak şekilde savaş başlığına yerleştirilmesi ise oldukça zor bir işlemdir. Bu teknolojiye sahip ve İran’a gerekli desteği verebilecek ülkeler; Rusya, Çin ve Kuzey Kore olarak değerlendirilebilir. Eğer bu ülkeler anılan teknoloji konusunda teknik yardımı sağlarlarsa, İran gelecek on yıllar içinde nükleer başlık geliştirerek, ciddi bir güç haline gelebilecektir. Her ne kadar İran, nükleer teknoloji konusunda barışçı amaçlarla araştırmalar yaptığını iddia ediyorsa da, New York’ta bulunan Eastwest Enstitüsü’nün ABD ve Rus uzmanları tarafından hazırlanmış İran raporunda, İran’ın 1 ila 3 yıl arasında basit bir nükleer cihaz üretebileceği, 6 ila 8 yıl arasında balistik füzeler için nükleer başlık geliştirebileceği değerlendirilmektedir[1]. Yine aynı raporda, İran’ın kıtalararası gelişmiş bir füze geliştirmesinin en az 10 ila 15 yıl alacağı belirtilmiştir.

 

Bilindiği gibi -BM Güvenlik Konseyi 1737 sayılı kararı- BM Güvenlik Konseyi, İran’ın nükleer ve füze programlarını destekleyecek hassas teknolojileri geliştirmesine sınırlandırma getirilmesi konusunda kararlılığını ifade ederek, balistik füzelerde dahil olmak üzere, nükleer silah atma vasıtalarının geliştirilmesine yönelik özel nitelikli malzemelerin ve diğer yardımların İran’a sağlanması konusunda devletlere yasak getirmiştir. Ancak, bu karara rağmen İran’ın Kuzey Kore ve Çin’den yardım aldığı düşünülmektedir.

 

Teknik olarak baktığımız zaman, nükleer teknoloji konusunda çalışan İran’ın bunu atma vasıtası olan uzun menzilli balistik füze konusunda da çalışması ve gelişme kaydetmesi, birbirine paralel planlama mantığı ile son derece hesaplı bir faaliyet olarak görülmektedir. Bu faaliyetin birde uluslararası arenada İran’ın artan gücü konusunda yansıması vardır ki, bu da son derece önemli bir konudur. Her ne kadar İsrail’in, “Bu deneme bizim için bir değişik anlam taşımamaktadır. Zaten, İran geçmiş yıllarda 1500 km.lik füze denemesi yapmıştı ve biz de bu menzil içindeydik, 2000 km.lik menzilde de bu durum değişmemiştir” demesine rağmen, katı yakıta geçilmesi ve seyrüsefer sistemlerindeki gelişme ve bütün bunların yanı sıra nükleer teknoloji çalışmaları, muhtemelen İsrail için ciddi bir endişe kaynağı olmaktadır.

 

Bu test ile Ahmedinejad seçim öncesi kendisini destekleyen genç nüfusa; İran’ın yüksek teknolojiye sahip tek Müslüman ülke olduğu (Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri örnek göstererek), bölgesinde süper güce kafa tutacak bir konuma geleceği, dünya çapında ve bölgede prestij/güç sahibi bir ülke olarak söz sahibi olacağı mesajını vermektedir. ABD ise, İran konusunda kesin bir tavır belirlemek için, 12 Haziran’da yapılacak seçim sonucunu beklemektedir. Verilen desteğe bakıldığında muhtemelen seçimin galibi yine -eskisi kadar sert bir tavır içinde olmayan- Ahmedinejad olacağına göre, ABD ve İsrail’in -Dışişleri Bakanı Hilary Clinton’un açıklamış olduğu Smart Power (Akıllı Güç) yaklaşımına göre- İran’a daha derin uluslararası yaptırımlar uygulanması konusunda nasıl bir strateji belirleyeceği, ileriki dönemin önemli gündem maddesi olarak öne çıkmaktadır. Eğer, İran bu tavrında ısrar ederse ufukta Ortadoğu’da yine ateş ve kan görülmektedir.

 

Dipnotlar

 

[1] Eastwest Instituite,“Groundbreakıng U.S..-Russıa joınt threat assessment on Iran”, 19 May 2009, Newyork