Son birkaç yıldır giderek artan kıpırdanmalar var teknolojistler arasında. Öyle gazetelerde falan da pek yer almıyor bu kıpırdanmalar. Dünyanın en kaliteli eğitimini almış ve insan hayatını doğrudan etkileyen çözümler geliştiren teknolojistler gidişattan rahatsız, hem de çok rahatsızlar. Bu grup dünyanın en büyük şirketlerinde çalışan mühendislerden, ürün müdürlerinden, veri bilimcilerinden oluşuyor. Geçen hafta bu köşede yazdığımız gibi veri hırsızlığından ve şirketlerin bu konuda aksiyon almamalarından veya alamayışlarından rahatsızlar.

 

Dünyayı daha iyi bir yere dönüştürmek ve teknolojide kendi geleceklerini inşa etmek için yola çıkmış birçok kişi artık bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkında. Bu kişiler Google, Facebook, Amazon veya Uber gibi teknoloji devlerinin çalışanları çoğunlukla. Şirketlerinin uyguladığı politikaların etik olmadığını ve almaları gereken önlemleri alamadığını düşünüyorlar. Rahatsızlıklar cinsel istismardan, yapay zekanın etik kullanımı konusuna kadar geniş bir yelpazede.

 

2000’li yıllarda Amerika’da IBM’de yazılım mühendisi olarak çalıştığım dönemde IBM ve diğer tüm teknoloji şirketleri bu konuların konuşulmadığı, insanların işlerine odaklandığı yapılardı. Ancak o dönemde teknoloji bugün olduğu gibi tüketiciye doğrudan dokunmuyordu. Sosyal medya kavramı yaşamın parçası değildi. Veriler böylesine fütursuzca ele geçirilmeye çalışılmıyordu. O dönemde bizler diğer şirketlerin teknoloji ihtiyaçlarını çözmeye odaklanmıştık. Benim odaklandığım konu diğer yazılımcılar için ürünler geliştirmek ve bu ürünleri değişik pazarlarda kullanılabilir kılmaktı.

 

Bugün 20’li ve 30’lu yaşlarda olan teknolojistler sosyal medya ve tüketiciye yönelik diğer teknolojilerin sonucu olarak ortaya çıkan veri okyanusunda büyüdüler. 2000’li yılların başındaki teknoloji paradigması ile bugünün paradigması çok farklı. Bugün 20’li ve 30’lu yaşlarda olan birçok teknolojist ürettikleri teknoloji çözümlerinin tüketiciye nasıl zarar verdiğini birbirini takip eden skandalların da katkısı ile artık çok iyi biliyor.

 

Tüketicinin nasıl safça ve bilgisizce teknoloji şirketlerine verilerini teslim ettiğini görüyoruz. En yakın örneği geçen hafta gündemde olan #10YearChallenge konusu. İnsanlar şu andaki ve 2009 yılındaki resimlerini yan yana koyup paylaşıyordu. Bir anda milyonlarca insan resimlerini paylaşmaya başladı Facebook’a ait platformlarda. Facebook’un şu anda üzerinde çalıştığı yapay zekâ algoritmalarının veri ihtiyacı kısmen de olsa kolaylıkla bu #10YearChallenge ile karşılandı. Instagram’da resimlerini bu şekilde paylaşanların yüzde kaçı bu konuyu böyle değerlendirmiştir? Belli ki, bireysel olarak kendini sürekli gündemde tutma gibi bir istek var insanlarda ve Facebook gibi platformlar bunu son derece akıllı bir şekilde kendi projeleri için akıllıca kullanıyor.

 

Bu büyük teknoloji şirketlerinin kampüslerinde bedava masajlar, ünlü şeflerden yemekler gibi geleneksel ofis ortamında olmayan olanaklar söz konusudur. Yani çalışanlar olabildiğince şımartıldı yıllardır ama görünen o ki, tüm bu veri skandallarına sessiz kalamayan ve vicdanının sesini dinleyenlerin sayısı giderek artıyor.

 

Bu grup sadece genç teknolojistlerden de oluşmuyor. IBM’in ilk yazılımcılarından Greenbaum adındaki teknolojist de bu grubun liderlerinden. Bu grup liderlerinden bazıları son derece net bir şekilde kendilerini ifade ediyor.

 

“Biz bir araya gelip teknoloji devlerine karşı savaşmak istiyoruz. Bu şirketler insanlık tarihinin en acımasız şirketleri”

 

Bu grup ocak ayı sonunda büyük bir gösteri ile Amazon’un New York şehrinde açmayı planladığı ikinci şirket merkezi için New York eyaletinden sağladığı 3 milyar dolarlık avantajı, Manhattan’ın neredeyse iflas etmekte olan metro sistemini düzeltmek için kullanmasını talep edecek. Bu grubun bir web sitesi ve sosyal kanalları var. Kendilerine “Tech Workers Coalition” diyorlar.

 

“Bu kapitalist düzende böyle bir grubun sesi ne kadar çıkar, yarın bir gün vazgeçerler” diye düşünmeyin. Blok zinciri teknolojileri de aynı şekilde hisseden mühendislerin yıllar süren çalışmaları sonunda ortaya çıktı. Büyük teknoloji devlerine karşı bireysel veri ve özgürlüklerin korunması sadece bugünün endişesi değil. Tüketici hala savunmasız halde. Bırakın bu reformlar alttan gelsin…

 

(Bu yazı 22 Ocak 2018 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.)