İngiltere'de 8 Haziran'daki erken genel seçimin ardından parlamentodaki çoğunluğu kaybeden Muhafazakar Parti, Kuzey İrlanda'daki Demokratik Birlik Partisi ile azınlık hükümeti kurma konusunda anlaşma sağlamıştır. Varılan anlaşmaya göre Demokratik Birlik Partisi, Muhafazakar Parti tarafından kurulan azınlık hükümetine parlamento içerisinde destek olacak, karşılığında ise Kuzey İrlanda'ya 1 milyar Sterlinlik ek mali destek sağlanacaktır. Theresa May bu anlaşmanın ardından başbakanlık koltuğunu sağlama almış olsa da, parti içerisinde ve toplumda popülerliğini kaybetmeye başlayan bir lider haline gelmiştir. Bu durumun İngiliz siyasetine ve Brexit sürecine büyük etkileri olabileceği düşünülmektedir.

 

Partiler Arası Anlaşmanın Dinamikleri

 

Muhafazakarlar ve Demokratik Birlik Partisi arasındaki anlaşmanın temelde iki işlevi bulunmaktadır: Hükümetin Brexit stratejisinin parlamentoda bir engelle karşılaşmaması ve 'Hayırlı Cuma' anlaşmasıyla ortaya çıkan güç paylaşımının yeniden rayına oturtulması. Buna ek olarak hükümet programı incelendiğinde ekonomi ve güvenlik meselelerinin de önümüzdeki süreçte öncelikli konumda olacağı görülmektedir.

 

Sosyal konular olmak üzere diğer meselelerin karşılıklı istişare ile karara bağlanacak olması da anlaşmada önemli bir yer tutmaktadır. Demokratik Birlik Partisi'nin eşcinsel evlilikler ve kürtaj gibi meselelerde çok fazla tutucu olması göz önüne alınarak bu karar alınmış olabilir. Çünkü Demokratik Birlik Partisi sosyal meselelerde Muhafazakar Parti'yi manipule etmeye başlarsa, bu durumun iktidar partisi içindeki liberal görüşlü milletvekillerini olumsuz etkileyebileceği ve sonuç olarak hükümet içinde krizler yaşanabileceği düşünülmekteydi. Anlaşmanın sürüp sürmeyeceği iki partinin birbirleriyle sorunsuz bir şekilde geçinmelerine bağlıdır. Eğer partiler arasında ciddi sorunlar yaşanırsa, Birleşik Krallık iki sene sonra tekrar genel seçime gidebilir. Bu durum da Brexit istenen şekilde sonuçlanmadıysa Muhafazakar Parti iktidarının sonu getirebilir.

 

Anlaşmanın Ada Genelindeki Yankıları

 

Demokratik Birlik Partisi ve Muhafazakar Parti arasında varılan anlaşma sonucu Kuzey İrlanda'ya 1 Milyar Sterlinlik mali destek sağlanacak olması, başta ana muhalefetteki İşçi Partisi olmak üzere tüm çevrelerde kuşku yaratmıştır. İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Kuzey İrlanda'ya sağlanacak 1 milyar Sterlinlik desteğin tamamen Muhafazakarların iktidarını sürdürmek amaçlı olduğunu iddia etmiş ve kaynağın nereden geldiğinin de belli olmadığını belirtmiştir. Benzer bir şekilde, Galler'in hükümet lideri Carwyn Jones da anlaşmanın zayıf başbakanı görevde tutmak üzere varılmış 'rezil' bir sonuçtan ibaret olduğunu söylemiştir. İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, mali desteğin Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler'e eşitçe sağlanması gerektiğini hatırlatarak, Muhafazakarların iktidarda kalmak için en önemli prensipleri dahi ihlal ettiğini iddia etmiştir. Söz konusu anlaşma sonrası İskoçya'daki bağımsızlık taleplerinin artması beklense de Galler ve Kuzey İrlanda'da benzer bir meselenin sorun haline geleceği şimdilik düşünülmemektedir. Ancak Brexit konusunda AB ile iyi bir anlaşmaya varılamaması halinde İngiltere siyasi istikrarsızlık ve ekonomik kriz tehlikesiyle karşı karşıya kalacak, bu da adadaki uluslar arasındaki sorunları büyütecektir. 

 

Değerlendirme

 

İngiltere, kurulmakta olan yeni dünya düzeninde 'tek bir güç' haline getirilmeye çalışılan Avrupa Birliği ile yer almayı tercih etmemiştir. Kendi içindeki birliği koruyarak serbest ticaret anlaşmaları ve yeni güvenlik anlayışıyla başlı başına bir güç haline gelmeye çalışan İngilizler, azınlık hükümetinin serbest şekilde çalışamaması ve Brexit görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde bu hedeflerini gerçekleştirmekte gecikebilirler. Theresa May'e yönelik eleştirilerin Muhafazakar Parti ve ülke genelinde artmaya başladığı günümüzde Muhafazakarlar arasından yeni bir lider adayı çıkmaması halinde, bir zamanlar 'üzerinde güneş batmayan' Birleşik Krallık gelecekte İşçi Partisi iktidarına ve bağlantısızlık politikalarına yönlendirilebilir. Brexit için şimdiden başlayan takvim başarılıyla yönetilirse, İngiltere geçmişten gelen bağlarıyla yeni düzenin en önemli aktörlerinden biri olmaya devam edecektir.