Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Kiev’de yapılan toplantısından sonra Esenboğa Havalimanı’ndaki açıklamasına göre, 12 Aralık 2013 tarihinde Erivan’da yapılacak Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (KEİ) toplantısına Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbantyan’dan aldığı davet üzerine katılacağını belirtmiştir. Uzun zamandır hükümet yetkililerinin çeşitli vesilelerle gündeme taşıdığı “ikinci Ermeni açılımı” böylece somut bir şekilde dile getirilmiştir.

 

İkinci Açılımın Hazırlık Aşaması

 

Daha önce, 2009 yılında bir araya gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, iki ülke arasındaki futbol maçlarını Türkiye ve Ermenistan’da birlikte izlemiş, Türkiye ile Ermenistan arasında bir yakınlaşma sürecinin temelleri “futbol diplomasisi” ile atılmaya çalışılmıştır. Ardından iki ülke arasında İsviçre’de protokoller imzalanmış; ama protokoller Ermenistan Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmiş ve süreç tıkanmıştır. 2012 yılında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla siyasi olarak kısır bir döngüye giren süreç, siyasi alana çok fazla taşınmadan değişik alanlarda devam ettirilmiştir. Gül, Şikago’da yapılan NATO zirvesinin dönüşünde “Ermenistan açılımını tamamen ölmüş görmüyorum. Geniş ölçekte çalışma yapıyoruz. Görev verdiğimiz bazı sivil ve resmi örgütler var”[1] demiştir. Abdullah Gül, 2013 yılının Şubat ayındaki seçimleri kazanan Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ı tebrik eden üçüncü devlet adamı olmuştur. Bunun yanında Ermeniler için son derece önemli sayılan Akdamar Kilisesi’nin restore edilerek ibadete açılmasından sonra Nisan ayı içerisinde hayata geçmese de Erivan ile Van arasında direk uçak seferlerinin başlayacağı gündeme gelmiştir. Ardından Ekim ayında Davutoğlu’nun, İsviçre ziyaretinde Ermenistan ile ilişkilerin iyileştirilmesi ile alakalı söylemleri “ikinci açılıma” ilişkin ipuçlarını vermiştir. Davutoğlu’nun son ABD ziyaretinde de Ermenistan ile yakınlaşmaya ilişkin demeçlerinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinde gündem maddelerinden birisinin Kafkaslar olduğunun yine bu noktada belirtilmesi gerekmektedir.

 

Sıfır Sorunun Zayıf Halkası: “Ermenistan”

 

Ermenistan ile ilişkiler, Dışişleri Bakanlığı’nın bizzat kendi internet sitesindeki ifadelere göre, Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde hayata geçirilmeye çalışılan; ama birçok bakımdan çeşitli alanlarda başarısız sayılan “sıfır sorun” politikasının en “zayıf halkası” olarak tanımlanmaktadır. Dışişleri Bakanlığı “Harcadığımız önemli çabaya rağmen, Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerindeki bu çabalar zincirinde, Ermenistan’la ilişkilerin geliştirilmesi bir nevi zayıf halkayı oluşturmaktadır.”[2] sözleri Türk-Ermeni ilişkilerinin beklenildiği kadar iyi olmadığını göstermektedir.

 

Bu noktada belirtilmesi gereken hususlardan biri de Türkiye tarafından Dışişleri Bakanlığı seviyesinde 2009 yılında Ali Babacan tarafından Erivan’a KEİ Zirvesi için bir ziyaret gerçekleştirilmesidir. Bir başka deyişle, Davutoğlu’nun bu ziyareti ilk ziyaret değildir.

 

Kapının Açılmasında Kazanan Kim

 

Türkiye’de özellikle Kars-Ardahan-Iğdır gibi doğu illerinde ticaretin Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınır kapısının açılmasıyla ticaretin artacağı düşüncesi birçok kesim tarafından söz edilen bir husustur. Ne var ki, bu tartışmalara sadece Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi açısından bakılmamalıdır. Bölgedeki daha büyük sorunlardan birisi de ticaretin geliştirilmesinden ziyade şu anda da bölgede ticaretin güvenli bir şekilde nasıl devam ettirileceğidir. Odaklanılması gereken nokta, Doğu ve Güneydoğu illerindeki gümrük kapılarındaki kaçak geçişler ve ticaret yollarının terörden arındırılması ve güvenlik sorunlarının çözülmesidir. Bir diğer deyişle, Ermenistan ile kapının açılması demek, bölgeyi baştan aşağı yenileyecek ve ticaret hacmiyle ayağa kaldıracak bir gelişme olmayacaktır. Ermenistan ile Türkiye arasında açılacak kapı, eğer ülkeler arasındaki şartlar yerine getirilirse bölgenin istikrarına katkı yapacaktır. Bütün bunların yanında, Ermenistan’ın içerisinde bulunduğu ekonomik sorunlar göz ardı edilmemelidir. Azerbaycan ve Türkiye sınırlarından çıkış bulamayan Ermenistan sadece Gürcistan üzerinden dünyaya açılmaktadır. Türkiye sınırının açılması bu bağlamda Ermenistan’ı rahatlatacak gelişmelerden biri olacaktır. İki ülke arasındaki ilişkilere bakıldığı zaman, Iğdır’da bulunan Alican Kapısı’nın açılması Türkiye’den daha fazla Ermenistan’a fayda sağlayacak bir gelişmedir.

 

Kapının açılmasından avantaj elde edecek taraf, Türkiye’den çok Ermenistan olarak görülmektedir. Türkiye ise sekteye uğrayan ilk açılımdan sonra ikinci kez devreye girmiştir. Türkiye, Ermenistan ile diyalog sürecini başlatarak önümüzdeki 2015 sürecini zararsız atlatmak istemektedir. Bu nedenden ötürü, başlayacak olan diyalog sürecinde Ermenistan tarafından “2015” öncesinde Türkiye’nin bir tavizi olarak anlaşılması Türk tarafı açısından son derece sakıncalı olacaktır.

 

Türkiye’nin Dağlık Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan topraklarının işgal edilmesine karşı bir tepki olarak kapattığı, daha sonra Birleşmiş Milletler’in konuyla ilgili aldığı ve Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve çevresinde işgalci olarak bulunduğunu teyit ettiği kararlar son derece açıktır. Bazı kaynaklara göre, Ermenistan hükümeti, Azerbaycan ile arasında Dağlık Karabağ'daki iki rayondan çekilmeyi sözlü olarak kabul etmiştir.[3] Bazı kaynaklarda ise Ermenistan’ın 5 rayondan çekilebileceğini söylediği belirtilmiştir.[4] Dolayısıyla sürecin ne şekilde devam edeceği ile ilgili tam olarak bir çerçeve çizilmemiş ya da kamuoyuna net şekilde yansıtılmamıştır.

 

Yeni Sürecin Kilit Noktası: Algı Yönetimi

 

Güney Kafkasya’da uzun süreli ve sağlam bir istikrarın temellerinin atılması bakımından Azerbaycan ve Türkiye arasında ilk açılım sürecinde yaşanan sorunların bir kez daha yaşanmaması için sürecin özellikle Azerbaycan ve Türk dışişleri bakanlıkları arasında bir koordinasyon ve bilgi paylaşımıyla yürütülmesi gerekmektedir. Türkiye ve Azerbaycan’ın siyasi anlamda sorunu iyi yönetmesinin yanı sıra iki ülke kamuoyunun algı yönetimi konusunda son derece dikkatli davranması gerekmektedir.

 

Türkiye’de son dönemde, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarının göstermelik olduğu bazı kesimler tarafından dile getirilmektedir. Dolayısıyla, Ermenistan ile ilk açılım sürecinde Azerbaycan’a karşı olumsuz söylemlerin ikinci açılım sürecinde de devam edebileceği olasılığına karşı iki taraf da dikkatli olmalı ve bunlara meydan verilmemelidir. Çok iyi bilindiği gibi, Türkiye ve Azerbaycan arasında enerji alanındaki ilişkiler son derece önemlidir. Türkiye ile Kuzey Irak arasındaki enerji anlaşmasının gündeme geldiği şu günlerde Türkiye’deki Azerbaycan imajının kötülenerek, enerji alanında adresin Azerbaycan’dan ziyade Kuzey Irak olarak gösterilmesi muhtemeldir.

 

Global ölçekte, Ermeni diasporasının Türkiye’ye karşı hasmane tavrında Türkiye’nin çabalarına rağmen henüz değişiklik görülmemektedir. Buna ek olarak, yerel ölçekte de Türkiye’nin Ermenistan sınırına yakın illerinde Ermeniler tarafından Türklere büyük katliamların yapıldığı hala yaşlılar tarafından anlatılmaktadır. Dolayısıyla burada da istenemeyen olayların yaşanmaması adına adımlar son derece dikkatli atılmalı, söz konusu şehirlerdeki vatandaşların hassasiyeti geri plana atılmamalıdır.

 

Değerlendirme

 

Türkiye – Azerbaycan – Ermenistan üçgeninde etkili olacak en önemli ülkelerden ikisi Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’dir.  Rusya’nın bölgedeki ağırlığı bilinmektedir. Başbakan Erdoğan, Putin’e “Kafkaslar’a barışı beraber getirelim” diyerek işbirliği tavsiyesinde bulunmuştur. Rusya, Türkiye’nin bu teklifine soğuk bakmasa da bölgede ağırlığını kaybetmek istemeyecek ve özellikle Ermenistan’ı kendi politikaları ekseninde yönlendirebilecektir. Rusya, ayrıca Türkiye’nin bölgede sivrilmesini de fazla tercih etmeyecektir. ABD ise konuya müdahil olacak diğer bir ülkedir. 2015’te Ermenistan’ın ABD Senatosu’nda “soykırım” kararını çıkarmaya yönelik hazırlıkları ve Ermeni lobisinin çalışmaları bilinmektedir. Bunların yanı sıra, Dağlık Karabağ’da uluslararası toplumun tepkilerine rağmen yapılan seçimler sonrasında kurulan hükümet üyeleri de bu bağlamda ABD ziyaretleri düzenlemektedir. 5 Aralık tarihinde ABD Kongresinde Dağlık Karabağ Parlamentosu Başkanı Aşot Gulyan Kongre üyesi Bred Sherman ile buluşmuştur.[5] Ayrıca, süreçte Dağlık Karabağ’ın statüsünün ne şekilde belirleneceği gibi konular da üzerinde durulması gereken etmenlerden birisidir. Bütün bunlar, Türkiye ve Azerbaycan’ın Rusya ve ABD ile görüşmelerinde kapsamlı olarak ele alınmalı ve uzun vadede sonuç almak asıl hedef olmalıdır.

 

Uzun süredir ikincisi hazırlanan açılım Davutoğlu’nun ziyaretinden sonraki günlerde ana hatları muhtemelen tam olarak netleşecek süreçte hem üç ülke arasındaki ilişkiler hem de ülkelerin vatandaşlarının algısı son derece önemlidir. Azerbaycan ve Ermenistan sınırında zaman zaman çatışmalar yaşanmaktadır. Uluslararası alanda, Ermeni diasporasının Türkiye’yi kıskaç altına alma niyeti sonlanmamıştır. Türkiye – Azerbaycan – Ermenistan üçgenindeki ilişkilere bakıldığında gerginliklerin bitmediği ve geçmişte Ermenistan tarafından sekteye uğratılan bir sürecin olduğu unutulmadan ve acele edilmeden ilişkilerin normalleşme süreci yönlendirilmelidir.

 


[1] Gül: Ermeni Açılımı İçin Çalışılıyor, http://www.agos.com.tr/haber.php?seo=gul-ermeni-acilimi-icin-calisiliyor&haberid=1611, Erişim Tarihi: 8 Aralık 2013.

[2] Komşularla Sıfır Sorun Politikamız, http://www.mfa.gov.tr/komsularla-sifir-sorun-politikamiz.tr.mfa, Erişim Tarihi: 8 Aralık 2013

[3] Ermenistan'la İlişkilerde Sürpriz: Çekilme Başlıyor, http://www.sabah.com.tr/Gundem/2013/11/28/ermenistanla-iliskilerde-surpriz-cekilme-basliyor, Erişim Tarihi: 8 Aralık 2013.

[4] Turkey Asks For Swiss Mediation İn Armenia-Azerbaijan Conflict, http://www.todayszaman.com/news-331201-turkey-asks-for-swiss-mediation-in-armenia-azerbaijan-conflict.html, Erişm Tarihi: 8 Aralık 2013.

[5] Dağlık Karabağ Parlamentosu Başkanı ABD Kongre Üyesi İle Bir Araya Geldi, http://www.ermenihaber.am/?lang_id=1&news_=3&cur_news=1301, Erişim Tarihi: 8 Aralık 2013.