Vergi kaçırma ve yolsuzluk suçları ile 25 Ekim 2003’te Sibirya’nın Novosibirsk şehrinde tutuklanan ve tutuklandığı günden beri hapiste olan Yukos Başkanı Mihail Hodorkovski’nin davası nihayet sonuçlanmıştır. Tarihe “Yukos davası” olarak geçen, iç ve dış dengelerin gözetilmesi sebebiyle bir türlü bitirilemeyen ve yaklaşık 12 aydır süren davanın gerekçeli kararının da yargıç tarafından okunması 12 gün sürmüştür. Uluslararası kamuoyunun en çok takip ettiği davalardan biri olan mahkeme sürecinde Rus oligarkı Mihail Hodorkovski, 9 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Mahkeme aynı davadan yargılanan Hodorkovski’nin şirketi MENATEP’in eski genel müdürü Platon Lebedev’e de 9 yıl hapis cezası vermiştir. Lebedev ayrıca 17 milyar Ruble para cezası ödemeye mahkum edilmiştir.

 

Rusya’da vergi kaçırma, para aklama ve yolsuzluk gibi suçlara verilen en ağır ceza olan 10 yılın Hodorkovski ve Lebedev için 9 yıl olması, Kremlin’in Hodorkovski davasındaki sert tutumunun bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Batı basını, asrın davasında Hodorkovski’nin haksız yere yargılandığını ve hukuka politika karıştırıldığını ileri sürerken Rusya Maliye Bakanı Aleksey Kudrin Batı'ya nisbet yaparmışçasına Rus petrol devi Yukos'un çöküşünün 'işletmeler için iyi bir ders olmasını umduğunu' söylemiştir. İşadamlarının artan siyasi gücüne karşı bayrak açmakla eleştirilen Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, hiç kimsenin hukukun üstünde yer alamayacağını ifade etmiştir.

 

Hodorkovski davasının neticelenmesinden sonra dava ile ilgili uluslararası tepkiler gelmeye başlamıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı kararın, Rus mahkemelerinin yargılanması ve adil yargılama konusunda 'ciddi endişeler' yarattığını açıklamıştır. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher 'Rusya zaten bir bedel ödedi, ancak hukukun üstünlüğü konusunda soru işaretleri oldukça bu bedeli ödemeye devam edecek' diye konuşmuştur. Avrupa devletlerinden ve AB Komisyonu’ndan da benzer tepkiler gelmiştir.

 

Rus iç politikasında giderek güçlenen ve demokrasiden geri dönüş pahasına da olsa iç politika dizginlerini tamamıyla eline alan ve ikinci dönem devlet başkanlığı süresinin dolacağı 2008 yılından sonra da anayasal  kısıtlamaya rağmen değişik formüller altında (muhtemelen birleşmiş Rusya Federasyonu-Beyaz Rusya Devlet Başkanı olarak) Rusya’yı yönetmeye devam edeceği anlaşılan Başkan Putin’in, Hodorkovski’yi seçimlerin yapılacağı 2008 yılından önce salıvermeye pek de niyeti olmadığı anlaşılmaktadır. Aslında Hodorkovski’nin şimdiye kadar tutuklu bulunduğu süre de gözönüne alındığında, 2012 yılında (devlet başkanlığı seçimlerinin yapılacağı yıl) serbest kalması gerekmektedir. Rusya’daki birçok analizcinin ortak kanısı, Mihail Hodorkovski’nin 2008 yılındaki devlet başkanlığı seçimlerinin hemen ertesinde şartlı salıverilmesi yönündedir. Ancak, bu duruma istisna teşkil edecek bir husus daha bulunmaktadır. Eski Sovyet coğrafyasında neredeyse gelenek haline gelen bir uygulamaya göre mahkumun devlet başkanına bütün suçları kabul ettiği ve pişman olduğuna dair bir mektubu yazması ve başkanın da mahkumu affedebilmesidir. Tutuklanmayı göze alarak mücadelesini hapis yatma pahasına sürdüren Hodorkovski’nin bu yönteme başvurma ihtimali zayıf görünmektedir.

 

Mihail Hodorkovski’nin zamanından önce hapisten çıkabileceği yönünde Rus analizciler ve politikacılar arasında neredeyse ortak bir kanı oluşmasına rağmen Rusya Başsavcılığı Resmi Sözcüsü Natalya Vişniyakova, Hodorkovski ve Lebedev’e karşı mahkumiyet sürelerini 30 yıla kadar uzatabilecek yeni davaların açılabileceği ihtimalinden bahsetmiştir.