ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de gerçekleşen ikili zirvenin ardından düzenledikleri basın toplantısında, ilişkilerin yeni bir döneme girdiğini vurguladı. Trump, İsrail ile ilgili olarak “Başkan Putin de İsrail’e yardım ediyor. Her ikimiz de Binyamin Netanyahu ile konuştuk ve onlar da Suriye konusunda İsrail’in güvenliğini ilgilendiren belli şeyler yapmak istiyor” diye konuştu. Bunun yanında, Trump Rusya’nın 2016 ABD Başkanlık seçimlerine müdahale ettiği iddiaları konusunda Amerikan İstihbarat Servisi’ne (FBI) karşı Rusya’nın yanında yer aldı. Trump’ın Rusya’ya yönelik sorgulayıcı bir tavır takınmaması eleştiri konusu oldu. İki saat süren toplantı sonrası Trump, “Soğuk Savaş sırasında bile ABD ve Rusya güçlü bir diyaloğu korumayı başardı” dedi ve ekledi: “İlişkilerimiz daha önce hiç şimdiki kadar kötü olmadı. Ama bu durum yaklaşık dört saat önce değişti. Gerçekten böyle olduğuna inanıyorum.”

 

Trump ile Putin arasındaki ilk zirve toplantısında yeni diyalog ve işbirliği çağrıları yapıldı. Basın toplantısına, Putin’in Trump’a top hediye etmesi de damgasını vurdu. Trump’a Suriye’yle ilgili topun artık Rusya tarafında olduğu hatırlatıldı. Helsinki’de gerçekleştirilen Trump – Putin Zirvesi’ni TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, TRT Radyo Haber’de Elif Yeriğ, Erhan Yardımcı, Fatih Dağdelen ve Bahadır Şerif Onaran’ın hazırladığı Radyo Ajandası programında değerlendirdi.

 

A. Gencehan Babiş’in değerlendirmelerinden öne çıkan başlıklar şöyle….

 

“Trump Yönetimi, Rusya’yı İran ve Çin’in Yanına İtmek İstemiyor”

 

Trump ve Putin’in görüşmesine baktığımız zaman ana konulardan birinin, İran olarak öne çıktığını görüyoruz. Aslında bu görüşme bu konudaki ilk görüşme değil. Bir hafta öncesine gittiğimiz zaman Netanyahu ve Putin arası bir görüşme gerçekleştirildi ve görüşme sonrası yapılan açıklamalarda bölgede İran’ın geri çekilmesiyle alakalı sinyallerin ön plana çıktığını görmüştük. Halihazırdaki duruma baktığımız zaman, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) özellikle Suriye’de İran’ı artık biraz daha geri çekebilmek adına, İran’ın orada en önemli müttefiklerinden biri olan Rusya’yla arasını bundan sonra çok fazla açmamaya çalışacak. Bunun ilk göstergelerine burada şahit olduk. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, aslında “Trump Doktrini” olarak literatüre girmeye başlayan ve “ticaret savaşları” olarak da son dönemde tartışılan konuya ekseninde incelediğimizde ve bunlar ABD’nin artık ek vergiler koyması ve Çin’in yükselişinin ciddi şekilde hissedilir hale gelmesi ile değerlendirildiğinde Amerika Birleşik Devletleri’nin artık iyiden iyiye rahatsız olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla ABD, bir aslında Çin’in yanından Rusya’yı tam olarak çekemese de bu noktaya büyük desteğini kanalize etmesinin önünde bir set kurmaya çalışıyor. Dolayısıyla aslında bu görüşmenin iki tane önemli noktası var; birisi Çin birisi İran. Ekonomik olarak Çin ve Orta Doğu’da İran göz önüne alındığında Trump yönetiminin Rusya’yla bir yakınlaşma içerisine girebileceğini ve Rusya’yı bu ülkelerin politikalarına fazla angaje etmeme gibi bir stratejisinin olduğunu düşünüyorum.

 

“Trump’ın Açıklamalarından NATO ve ABD İçerisinde Rahatsızlık Var”

 

Donald Trump’ın görüşme sonrasında açıklamaları ışığında tepkilere bakıldığında özellikle ABD içerisinde ve ABD’nin belirleyici olduğu en önemli uluslararası kuruluşlarından biri olan NATO’ya Trump’ın ilerleyen günlerde çok ciddi sıkıntılar yaşayacağının aslında ilk belirtilerini de aldık. Trump birinci tehdit olarak Rusya’yı görmüyor. Rusya’yı bunun böyle olduğu seçim propagandası döneminde de belliydi. Hatta Hillary Clinton ile Trump arasındaki bir tartışmada Clinton, Donald Trump’ı “Putin’in kuklası” olarak suçlamıştı. Halihazırdaki durumda NATO içerisinde Rusya’dan gelen tehdit algısından ötürü bir rahatsızlık var ve özellikle seçimlerle ilgili açıklamalarından dolayı ABD içerisinde şu an Donald Trump bazı kesimlerce vatan haini olarak suçlanıyor. İlerleyen süreçte Trump’ın bunu özellikle iç politikada engellemek için “Amerika Birleşik Devletleri, Amerika Birleşik Devletleri’dir ve Rusya da Rusya’dır” diyerek Rusya’yla ilişkileri gerebilecek bazı adımlar atabileceğini ihtimaller dahilinde olduğunu söylemek gerekir.

 

“Maria Butina’nın Tutuklanması FBI’ın Trump’ın Açıklamalarına Bir Cevabı”

 

Seçimlerle ilgili olarak, Donald Trump açıkça “Rusya’nın 2016’daki Amerikan seçimlerinde herhangi bir dahli yok. Ben kendim çıktım ve Hillary Clinton’u yendim” dedi. Hemen sonrasında ABD’de kanımca bununla alakalı olan ilginç bir gelişme oldu. ABD’de bireysel silahlanmanın çok üst seviyelerde olduğunu ve bunun ülke gündeminde önemli madde olduğunu ve ayrıca silahlanma ile ilgili National Rifle Association gibi derneklerin lobicilik noktasında çok kayda değer faaliyetleri olduğu noktasını göz önünde bulundurduğumuz da bu işlerle çok fazla ilgilenen Maria Butina isimli bir 29 yaşındaki bir Rus genç, Trump’ın tam da bu açıklamasından sonra FBI tarafından tutuklandı. Tutuklanma nedeni de Rusya lehine Amerika Birleşik Devletleri içerisinde ajanlık faaliyetleri yürütmesiydi ve detaylı olarak da yazışmalar verilen karar çerçevesinde kamuoyu ile paylaşıldı. Dolayısıyla bu görüşme belki Trump ve Putin yönetimi açısından çok olumlu bir havada gerçekleşti ama bu işin diğer katmanlarına indiğinizde büyük rahatsızlıklar olduğunu görüyoruz. Donald Trump’ın kuruluşlarla bazı noktalarda çekiştiğini görüyorduk. Aslında seçimlerle ilgili açıklamasından sonra Maria Butina isimli Rus gencin tutuklanması bir bakıma söz konusu çekişmenin ve aradaki bu restleşmenin öne çıktığı yeni bir süreç olarak da okunabilir. FBI, bir bakıma Trump’ın Rusya’ya yakın açıklamalarını frenledi.

 

“Helsinki’den Hareketle Suriye’de ABD – Rusya Arasında Daha İşler Bir Mekanizmanın Hayata Geçebileceğini Düşünebiliriz”

 

“Helsinki” deyince o 1975’te Soğuk Savaş’ın yumuşam döneminde önemli bir etken olan “Helsinki Nihai Senedi” aklımıza geliyor.  1975’den sonra 2018’de iki taraf arası tekrar bir yumuşama dönemi mi acaba hayata geçecek noktasında bazı görüşler var. Ne var ki, iki taraf açısından değerlendirdiğimizde çok önemli çıktıları ve ilişkileri baştan başa dizayn eden büyük bir sonucu olan toplantıdan ziyade iki taraf arasında bir yakınlaşma iradesi olarak görülebilir. Bu da ilerleyen süreçte nasıl devam ettirilebileceğiyle alakalı bazı soru işaretleri olduğunu da görüyoruz. İlişkilere kökünden tesir edecek bir sonucu bulunmuyor. Ama Suriye noktasında tarafların tabiri caizse savaştan bıktığını da göz önüne alarak ilerleyen süreçte Suriye için bir istişare mekanizmasının aha işler hale geleceğini bu zirveden hareketle düşünebiliriz.