Lübnan Başbakanı Saad el Hariri'nin 4 Kasım'da Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'daki gizemli istifası sonrası Lübnan – Suudi Arabistan ve İran arasında Hariri bilmecesi devam ediyor. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hariri'nin istifasını henüz resmen kabul etmedi. Lübnanlı yetkililer 47 yaşındaki Hariri’nin, Suudi Arabistan'da kendi rızası dışında tutulduğunu iddia etti. Cumhurbaşkanı Avn'ın bu iddiası üzerine Hariri, sosyal medyadan yaptığı açıklamada çok iyi olduğunu vurgulayarak Lübnan'a döneceğini belirtti. Hariri, istifa açıklamasına kendisine karşı bir suikast düzenlenmesi riski bulunduğunu gerekçe olarak göstermişti.

 

Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ofisinden yapılan açıklamada Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin Macron’un davetini kabul ettiği açıklandı. Açıklamada Hariri’nin önümüzdeki günlerde Paris'e beklendiği belirtildi.

 

Son olarak tartışmalara Saad El Hariri’nin ağabeyi de katıldı. Associated Press'e (AP)  gönderilen açıklamasında, Hariri ailesinin 51 yaşındaki büyük oğlu Baha el Hariri, kardeşinin istifasını desteklediğini belirterek, İran ve Lübnan Hizbullah'ını ülkeyi ele geçirmeye çalışmakla suçladı. Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler kuran Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri, Beyrut’ta Suriye istihbaratının rol oynadığı iddia edilen yaklaşık bir tonluk bombalı bir saldırı sonucu 2005 yılında hayatını kaybetmişti. Daha sonra 2010 yılında Saad Hariri bir açıklamasında babası Refik Hariri'ye düzenlenen suikast konusunda Suriye'yi suçlamakla hata ettiğini söylemişti.

 

Lübnan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki Hariri bilmecesini Yrd. Doç. Dr. Bora Bayraktar, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Orta Doğu’da Suudi Arabistan ve İran arasında ciddi bir rekabet ortaya çıktı; gerek Yemen, gerek Irak, Suriye… En önemli çatışma noktalarından biri de İran olarak görülüyor. Suriye savaşında sona yaklaşılınca Lübnan’daki durumun önemi biraz daha ortaya çıkmış oldu. Burada güney batıda Hizbullah’ın giderek etkinliğini artırması, son 6 yıl içerisinde hep kapasitesini yükseltmesi ve özellikle İsrail burada bir tehdit ortaya koyması burada önemli bir meseledir. İran’ın da Hizbullah üzerinden etkisini Doğu Akdeniz’e iletiyor olması da Suudi Arabistan tarafından önemli bir sorun olarak görülmektedir. Şu anda hem Hürmüz Boğazı’nda hem de Yemen’de Bab el-Mendeb’de Suudi Arabistan’ın uluslararası ticareti İran’ın denetimi altına girmektedir. Tam olarak girmese de İran buralarda sekte vurabilecek bir kapasite elde etmiştir. Son çıkış noktası Doğu Akdeniz ve burada da Hizbullah üzerinden bir etki olacağını tahmin ediyorum.

 

"Hariri'yi Kullanarak Lübnan'a İsrail ile Müdahale Hazırlığı…"

 

Hariri’yi kullanarak Lübnan’daki durumu değiştirme çabası görülmektedir. Hariri şu anda istifa etti mi, ettirildi mi, gözaltında mı, bunlar çok ciddi soru işaretleridir. İstifası sırasında yaptığı açıklamada İran’ı hedef göstermesi bunun bir Suudi Arabistan projesi olduğunu ortaya koymaktadır. Hariri meselesi üzerinde Suudi Arabistan, İsrail ile Lübnan’a müdahale hazırlığında olduğuna yönelik bir hava var.

 

"Veliaht Prens Üzerinden Suudi Arabistan'ın Kodlarıyla Oynanıyor"

 

Suudi Arabistan’da ciddi bir yönetim değişikliği gerçekleşti. Veliaht Prens Salman üzerinden ülkenin kodlarıyla şu anda oynanmaktadır. Suudi Arabistan’ın siyasi ve ekonomik bazı sıkıntıları bulunmaktadır. Bilindiği üzere, Suudi Arabistan petrole bağımlılıktan kurtulmaya çalışmaktadır. Veliaht Prensin ortaya koyduğu bir 2030 vizyonu ve ekonomik olarak liberalleşme çabaları bulunmaktadır. Burada eski yöneticiler engel gibi görünüyor. Aynı zamanda İsrail’in projeleri açısından bölgedeki denklemin içerisinde Suudi Arabistan’ı Amerika Birleşik Devletleri – İsrail çizgisine sokabilmek için de bir çaba söz konusudur. Bunları Veliaht Prens üzerinden gerçekleştirmektedirler. Burada adeta bir darbe yaşanmaktadır. Bu, Suudi Arabistan’ı daha çok bu eksene sokacaktır. Lübnan meselesi ile ilişkilendirdiğimizde Hariri eğer geri dönerse ben siyasi çözüm olacağını çok düşünmüyorum; çünkü karar verilmiş durumdadır. Bu krizin daha devam edeceği kanaatindeyim.